1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kalpler Ancak,ALLahın Zikri ile,Mutmain olur !

Konusu 'KURAN-I KERİM' forumundadır ve sorumsuz tarafından 1 Nisan 2009 başlatılmıştır.

  1. sorumsuz

    sorumsuz Forum Onuru

    Katılım:
    11 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    3.211
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    2.880
    Meslek:
    ...
    Yer:
    bileyim?
    Banka:
    164 ÇTL

    Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
    "Kalpler ancak Allah'ın zikriyle mutmain olur." (Ra’d; 28)
    İmam Şârâni kuddise sırruh şöyle diyor:
    "Kişinin Allah-u Zülcelal'e karşı ihlaslı olabilmesi için yapması gereken dört şey vardır:
    1- Dili Allah'ın zikriyle meşgul olmalı.
    2- Kalbi Allah-u Zülcelal'i müşahede etmeli.
    3- Nefsinin günaha sevk eden arzularına uymamalı.
    4- Yediği lokma helal olmalı.
    Bunlarla insanın zahiri âzâları temizlenir, halis olur. Ayrıca, kişi nefsini çok perişan etmeyecek. Ona yemek de yedirecek ama heva ve hevesine uymayacak. Tamamıyla nefsini öldürecek şekilde davranmamalı, çünkü nefis, Allah-u Zülcelal'in emanetidir.
    İnsanın dilinden Allah'ın zikri gidip, günahlara meyilli konuşmalar olursa, kalbindeki nifaktan dolayıdır. Kalbin Allah katındaki ecir ve sevabı almadığındandır.
    Böyle olduğu zaman, insan Allah-u Zülcelal'e karşı tevbe etmeli, o hatalardan ve sonuçlarından, Allah-u Zülcelal'e sığınmalıdır. Çünkü, insana yardımcı olarak Allah-u Zülcelal kafi gelir.
    Mesela; namazdaki tekbir imamla beraber olmalı. Tekbirin imamla beraber alınması, İslam dininde çok kıymetlidir. Eğer insan ona kıymet vermezse, Allah-u Zülcelal'in rızasını tam hakkıyla taleb etmediğinin bir işaretidir.
    Çünkü, her vakitte bir taat vardır. O vaktin taatinin kıymetini bilmeli ve tehir etmemeli. Eğer tehir ederse, olabilir ki Allah-u Zülcelal başka ibadetleri de ona nasip etmez. Onun için insan Allah-u Zülcelal'in insanlara tayin ettiği sevapların zamanını bilmeli ve fırsatı kaçırmamalıdır. Umulur ki, onları kaçırmadığı zaman ve fırsatını değerlendirdiği zaman, Allah-u Zülcelal ona daha güzel ibadetleri nasip eder.
    İmam Şârâni kuddise sırruh şöyle tavsiyede bulunuyor:
    "Allah dostlarının hakkında gıybetle konuşmayın. Çünkü gıybet eden insan, gıybetini yaptığı insanın etini yemiş gibi oluyor. Allah dostlarının gıybetini yapmak, zehirli et yemek gibidir. O, zehir olarak vücuduna girdiğinde, bütün maneviyatı, imanı gidebilir.”
    Gıybet, küçük bir şeymiş gibi görünüyor ama Allah-u Zülcelal'in yanında çok kötüdür.
    Ve yine size şu tavsiyede bulunuyorum, sözlerinizin kendisine ulaşamayacağı bir kişinin gıybetini yapmayın, ona o gıybet ulaşmadığı zaman korkun, çünkü daha tehlikelidir.
    Çünkü, Allah-u Zülcelal gıybeti yapılan kişinin hakkını veriyor bizzat savunuyor. Ona sahip çıkıyor.
    Kişi önceden işlemiş olduğu günahlarından dolayı, sanki af olunmayacak gibi bir umutsuzluğa girmesin, çünkü Allah-u Zülcelal'in öyle dostları var ki, önce günah işlemişler, sonra tevbe edip Allah'a dönmüşler ve ihya olmuşlardır.
    Onlar ilk önce Allah yolunda değildiler. Sonra Allah-u Zülcelal'e döndüler ve Allah-u Zülcelal de onları ihya etti ve büyük zatlar olarak dünyada onları seçti. İbrahim b. Ethem gibi, Fudayl b. İyaz ve Bişr-i Hafi gibi evliyalar, önceleri Allah yolunda olmadıkları halde, tevbe ettiler ve bu tevbelerinin üzerine Allah-u Zülcelal de onları dost olarak seçti.
    Allah dostları şöyle buyurmuşlar:
    "Kişi gaflet ile dünyayı dolduracak ibadet yapmaktansa, bir lahza kalbi ile huzurlu olarak "la ilahe illallah" dese, bu bir lahza ( bir an) onun için daha hayırlıdır."
    Ve bir insan, kalbini Allah'a çevirdikten sonra, tekrar şehvet ile dünyaya kalbini çevirse, hicap ile, perde ile azaplanır. Yani Allah-u Zülcelal'in nuru ile arasına perde iner. Seyda Muhammed Konyevi 'ks'
     

Sayfayı Paylaş