1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kanatlar çırpılsın bayraklar asılsın...

Konusu 'Beşiktaş' forumundadır ve BeReNN tarafından 24 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    [​IMG]


    Beşiktaş Taraftar Grubu Çarşı, resmi internet sitesinden bir yazı yayımladı.

    Yayımlanan yazı şu şekilde:

    KANATLAR ÇIRPILSIN BAYRAKLAR ASILSIN…

    Biz, tribüne ayaklarıyla girip kalbiyle çıkanlarız.
    Biz, ‘insana yakın düşmeyen hiçbir şeyin futbola yakın düşmeyeceğine” inananlardanız.

    Biz, futbol çimleri dışında kirlenmenin ‘güzel' olmadığına inanlardanız.

    Biz, zümrüt yeşili üzerinde zıplayan ayak topunun ceplerden, cepkenlerden dolaşıp ayak yoluna düşmesine karşıyız.

    Bizler BJK'nın yol arkadaşlarıyız; sadece siyahın (gecenin) sadece beyazın (gündüzün) yandaşları değiliz; her kavram zıddıyla kaimdir; bizler, diyalektiğe inanıyoruz; değişime, dönüşüme ve insana tabii.

    Futbolun, başkalarının heyecanlarına, sevinçlerine, hüzünlerine saygı göstermek anlamını barındırdığını da pekâlâ biliyoruz.

    Biz, futbol topunun şen kahkahalar içinden kopartılarak tecime elverişli bir arsaya yuvarlanmasına, körpe gençlerin duygularının ve ceplerinin okşanarak hedefe açık bir hale getirilmesine karşıyız.

    Biz, sadece yaşayanların ölenlerin gözlerini kapadığına inanmıyoruz; Ölenlerin (Mehmet Şamil, Fuat Balkan, Ahmet Fetgeri Aşeni, Şeref Bey, Baba Hakkı ve daha nice Beşiktaş Şehitleri) de yaşayanların gözlerini açtığına inanıyoruz.

    En küçük hacimli bir gölge altında durmaktansa kupayı teslim etmeyi uygun bulduk. Ödün vermeden ödül almaktan daha büyük bir kupa olabilir mi?

    Bir vakitler, “ mektepler olmasaydı, maarifi ne güzel idare ederdim” diyen maarif vekili gibi, “takımlar olmasaydı futbolu ne güzel idare ederdim” çaresizliğiyle bakan TFF ‘yi cesur, sağduyulu ve kararlı olmaya çağırıyoruz.

    Biz varsak futbol var, şampiyonluk, kupa var. Biz yoksak bütün bunlar yok! Kaale almayacaksan bilgisayarındaki animasyonla yaşarsın!

    Biz, ne olursan ol, yeter ki bizden ol ve gel de demiyoruz.; ‘ne olduğunu, nereye ait olduğunu bil ve gelmek istiyorsan gel' diyoruz!

    Bizler, yeşil sahaların önsözü olan taraftarların, birkaç kişinin eliyle, bir ‘anlatım bozukluğu olarak' cümlemizin ortasında tökezleyip utanmasını istemeyiz.

    Biz gül yordamız, ateş hırsızları söylencesi'yiz, biz fena halde kendimizden fazlayız.

    Bizler, devletin ‘derinliğini' belli hayatlarla, serüvenlerle iyi- kötü ölçtük, bu yüzden “ trübünlerin yan tarafı derindur/ bugün de böyle geçti/ yarun Allah kerimdur” diyemiyoruz…demeyeceğiz. Günü kurtarmak isteyenlerle aramızda duran ‘beyaz' boşluğu alkışlarla doldurmak istemiyoruz. En güzel alkış sesi kartalların kanat çırpmasıdır; kanat çırpıyoruz.

    Biz kendi çocuklarımıza, sevgililerimize, akrabalarımıza şike yapmamak için Çarşı'dayız.

    Hem suya hem sabuna dokunmakta gayret ediyoruz; yeşil sahalar dışında kirlenmenin güzel olduğuna inanmıyoruz.

    Sorunun, ‘cevap'tan elzem olduğunu bilenleriz. Biz, velveleyi sevmiyoruz, gürültü yapmayı sevmiyoruz; biz, gürül gürül konuşmayı seviyoruz.

    Biz, nice pazar günleri, arastadan geçip Çarşı'da karar kılanlardanız.

    Çarşı, davrandıktan, hamle yaptıktan sonra düşünmez; düşündüğü için davranır, tavır alır. Hayat memat (ölüm) meselelerini futbola kurban etmez; gerekiyorsa futbolu hayata kurban eder.

    çArşı

    Haber Kaynağı : Forzabeşiktaş
     
  2. eFSaNe_KaRTaL

    eFSaNe_KaRTaL | çArŞı | Özel üye

    Katılım:
    12 Şubat 2008
    Mesajlar:
    5.040
    Beğenileri:
    41
    Ödül Puanları:
    4.480
    Yer:
    Yaşanıp da bitenden daha acıdır yaşanmadan bitenle
    Banka:
    44 ÇTL
    Dünya da tek..Kim ne derse desin..!!
     
  3. CeBuR
    Keyifli

    CeBuR [maximum hokeli] Özel üye

    Katılım:
    1 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    2.183
    Beğenileri:
    74
    Ödül Puanları:
    2.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    657/1
    Yer:
    artvin
    Banka:
    280 ÇTL
    [​IMG]
    Beşiktaş Tarihi
    1902 sonbaharında Beşiktaş Serencebey Mahallesi'nde o zamanın Medine Muhafızı olan Osman Paşa'nın konağının bahçesinde, başta Osman Paşa'nın oğulları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket ile mahellenin gençlerinden Ahmet Fetgeri, Mehmet Ali Fetgeri, Nazımnazif, Cemil Feti ve Şevket Bey'ler olmak üzere 22 kişilik grup haftanın bazı günlerinde toplanıp jimnastik hareketleri yapmaktaydılar. Barfiks, paralel, güreş, halter, aletli ve aletsiz jimnastik, ilgilendikleri ilk spor branşlarıydı. O sıralarda siyasi hareketler dolayısıyla her türlü toplanmadan ürkerek hafiyeler dolaştıran 2. Abdülhamit'in adamları Serencebey'deki bu toplanmaları haber alınca, spor yapan gençler bir baskınla karakola götürüldü. Bu sporcu gençlerin bir kısmının saray erkanına yakın olması, ayrıca o dönemlerde kötü gözle bakılan futbol oynamadıkları ve sadece beden hareketleri yaptıklarını belirtmeleriyle gergin durum yumuşadı. Hatta saray çevresinden Şeyhzade Abdülhalim bu sporcuları destekledi ve sık sık antrenmanları seyretmeye başladı.

    Ünlü boksör ve güreşçi Kenan Bey de antrenmanlara gelerek güreş ve boks hareketleri göstermeye başladı. 1903 Mart'ında ise özel bir izinle Bereket Jimnastik Kulübü kuruldu. 1908'de Meşrutiyet'in ilanıyla sportif hareketler biraz daha serbestlik kazandı. 31 Mart 1909'daki siyasi olaylardan sonra Edirne'de bulunan Fuat Balkan ve Mazhar Kazancı, Hareket Ordusu ile İstanbul'a geldi. Siyasi olaylar yatıştıktan sonra iyi bir eskrim hocası olan Fuat Balkan ile başta güreş ve halter sporlarını yapan Mazhar Kazancı, Serencebey'de jimnastik yapan gençleri bularak birlikte spor yapma fikrini kabul ettirdi. Fuat Balkan, Ihlamur'daki evinin altındaki yeri kulüp merkezi yaptı ve Bereket Jimnastik Kulübü'nün adı Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirildi. Böylece jimnastik, güreş, boks, eskrim ve atletizmin ön planda tutulduğu güçlü bir spor kulübü meydana geldi. Fuat Bey'in arkadaşları Refik ve Şerafettin Bey'ler de iyi birer eskrimciydi.

    Bu arada Beyoğlu Mutasarrıfı Muhittin Bey'in teşvikiyle Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü 13 Ocak 1910 tarihinde tescil edilen ilk Türk spor kulübü oldu.

    Semtin gençlerinin bu spor kulübüne ilgisi büyüdü ve spor yapan üyelerin sayısı bir anda 150'ye yükseldi. Kulübün merkezi de Ihlamur'dan Akaretler'de 49 numaralı binaya taşındı. Bir süre sonra bu bina da küçük gelince yine Akaretler'de 84 numaralı binaya geçildi. Bu binanın arkasındaki bahçe de bir spor sahası haline getirildi.
    BEŞİKTAŞ'IN RENKLERİ VE ARMASI

    Beşiktaş'ın ilk arması bugünkünün aynısı, ancak eski Türkçe harflerleydi. Dikey şeklinde üç kırmızı, iki beyaz çubuğun üstünde "BJK" harfleri, ortada yukarı bakan Türk bayrağı, altında da kuruluş yılı Rumi takvimle 1319 olarak (yani 1319+584=1903) olarak açıkça belirtilmekteydi. Kırmızı-Beyaz olan renkler Balkan Savaşı'nın kaybedilmesinden sonra tekrar Balkan topraklarının Türkiye'ye katılacağı tarihe kadar olmak üzere Siyah-Beyaz'a çevrildi.

    BEŞİKTAŞ VE FUTBOL

    Kulübün faaliyetlerini hızlandırdığı ilk dönemde futbol gölgede kalmışsa da 1910'ların sonundan itibaren kulüpteki atlet ve jimnastikçiler futbola daha fazla ilgi duyup kendi aralarında maçlar yapmaya başladılar. O yıllarda gençliğin ilgisi futbola kaymak üzereydi ve Beşiktaş Kulübü'nün az ilerisinde Valideçeşme ve Basiret gibi iki güçlü futbol takımı kurulmuştu. 1911 Ağustos'unda Valideçeşme futbol takımının başkanı ve kurucusu olan Ahmet Şerafettin (Şeref Bey) futbolcularıyla Beşiktaş Kulübü'ne katıldı. Bir müddet sonra Basiret Kulübü de Beşiktaş'a katıldı. Böylece futbol Beşiktaş'ta bir anda 1 numaralı spor olmaya başladı. Ancak Balkan Savaşı'nın ardından Dünya Savaşı'nın da başlamasıyla Beşiktaş'ın sporcuları cephelere koştu ve spor faaliyetleri yok denecek duruma geldi.

    SAVAŞ YILLARI

    Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle sağ kalan sporcular semte ve kulübe dönmeye başladı. Futbol Şubesi'nin kurucusu Şeref Bey de Romanya cephesinden geri döndü. İstanbul'da düşman işgalinin olduğu yıllarda çeşitli sıkıntılar çekildi. Daha önce bir kilisenin binasına taşınan kulüp malzemelerinin bir kısmı Rumlar'ın elinde yağma olmaktan kurtarılıp Akaretler'de başka bir binaya nakledildi. Bir taraftan düşmanla yapılan Milli Mücadele'ye yardım edildi. Diğer taraftan da futbol takımı Şeref Bey tarafından tekrar güçlü hale getirildi.

    YENİ LİG KURULDU

    O tarihlerde cuma günleri oynanan İstanbul Ligi'nde Fenerbahçe, Galatasaray, Altınordu, Süleymaniye, İdman Yurdu gibi takımlar bulunuyordu. Beşiktaş 1920'lerin öncesinde iki ezeli rakibiyle karşılaşmamışsa da Süleymaniye ve İdman Yurdu'nu mağlup etmiş bir takımdı. 1919'da Beşiktaş ve diğer kulüplerin lige katılma isteği Lig Tertip Komitesi tarafından uzun bir süre bekletildikten sonra kabul edilmedi. Pazar günleri de azınlık takımları Pera, Araks, Maccabi, Stella, Strugglers'in yer aldığı Pazar Ligi maçları oynanıyordu. Şeref Bey, Beşiktaş gibi cuma ligine alınmak istemeyen takımların idarecileriyle Türk İdman Birliği Ligi adı altında bir lig kurdu. Çekilen kurada 10 takım A Grubu'nda Beşiktaş, Hilal, Kumkapı, Altınörs ve Türkgücü, B Grubu'nda da Darüşşafaka, Vefa, Üsküdar, Beylerbeyi ve Haliç şeklinde yer aldı.

    İLK YILDA İLK ŞAMPİYONLUK

    Grubunda bütün maçlarını kazanan Beşiktaş finalde diğer grubun birincisi Darüşşafaka ile karşı karşıya geldi. 23 Temmuz 1920'de oynanan bu maçı Siyah-Beyazlılar 2-1 kazanarak tarihlerindeki ilk şampiyonluğu elde ettiler.

    Derleyen: Mehmet Durupınar
     

Sayfayı Paylaş