1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kanlı Koca Oğlu Kan Turali

Konusu 'Mitoloji' forumundadır ve jeriko tarafından 24 Şubat 2009 başlatılmıştır.

  1. jeriko

    jeriko Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    4 Kasım 2008
    Mesajlar:
    5.268
    Beğenileri:
    49
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    657
    Yer:
    Anadolu (bu kadar ayrıntı iyi)
    Banka:
    314 ÇTL
    Oğuz zamanında Kanglı Koca derlerdi bir gürbüz er var idi. Yetişmiş bir yiğit oğlu var idi, adına Kan Turalı derlerdi.

    Kanglı Koca der: Dostlar, babam öldü ben kaldım, yerim yurdunu tuttum, yarınki gün ben Öleceğim oğlum kalacak, bundan daha iyisi yoktur ki gözüm görürken oğul gel seni evlendireyim dedi. Oğlan der: Baba mademki beni evlendireyim diyorsun, bana layık kız nasıl olur?

    Kan Turalı der: Baba ben yerimden kalkmadan o kalkmış olmalı, ben kara koç atıma binmeden o binmiş olmalı, ben kanlı kafir eline varmadan o varmış bana baş getirmiş olmalı dedi. Kanglı Koca der: Oğul sen kız istemezmişsin, bir yiğit bahadır istermişsin, onun arkasında yiyesin içesin hoş geçesin.

    Der: Evet canım baba öyle isterim, ya varasın bir cici bici türkmen kızını alasın, birdenbire kayayım üzerine düşeyim, karnı yırtılsın dedi. Kanglı Koca der: Oğul kız görmek senden, mal rızk vermek benden dedi. Böyle diyince yiğitler ejderhası Kan Turalı yerinden kalktı. Kırk yiğidini yanına aldı.

    İç Oğuzu gördü, kız bulamadı. Çekildi geri döndü, evlerine geldi. Babası der: Oğul kız buldun mu? Kan Turalı der: Yıkılsın Oğuz elleri, bana yarar kız bulamadım baba dedi. Babası der: Hey oğul kız dileyip varan böyle varmaz. Kan Turalı der: Ya nasıl varır baba dedi. Kanglı Koca der: Oğul sabah varıp öğlen gelmek olmaz, öğlen varıp akşam gelmek olmaz, oğul sen mala dört elle sarıl, yığ, ben sana kız aramağa gideyim dedi. Kanglı Koca sevine kıvana kalktı. Ak sakallı çok yaşlı ihtiyarları yanına aldı.

    Iç Oğuza girdi, kız bulamadı. Dolandı Dış Oğuza girdi, bulamadı. Dolandı Tırabuzana geldi. Meğer Tırabuzan tekürünün44 bir fevkalade güzel dilber kızı var idi. Sağına soluna iki çift yay çekerdi. Attığı ok yere düşmezdi. O kızın üç canavar kalınlığı kaftanlığı var idi. Kim o üç canavarı bastırsa yense öldürse kızımı ona veririm diye vad eylemişti. Bastıramasa başını keserdi. Böylelikle otuz iki kafir beyinin oğlunun başı burç bedeninde kesilip asılmıştı. O üç canavarın biri kükremiş aslan idi, biri kara boğa idi, biri de kara erkek deve idi. Bunların her birisi bir ejderha idi. Bu otuz iki baş ki burçta asılmıştı, kükremiş aslan ile kara erkek devenin yüzünü görmemişlerdi, ancak boğa boynuzunda helak olmuşlardı.

    Kanglı Koca bu başları ve bu canavarları gördü, başında olan bit ayağına toplandı46.Der. Varayım oğluma doğru haber vereyim, hüneri var isa gelsin alsın, yoksa evdeki kıza razı olsun dedi. At ayağı çabuk ozan dili çevik olur. Kanglı Koca giderek geldi Oğuza çıktı. Kan Turalıya haber oldu, baban geldi dediler. Kırk yiğit ile babasına karşı vardı. Elini öptü. der: Canım baba bana yarar kız buldun mu? Der: Buldum oğul hünerin var ise dedi. Kan Turalı der: Altın akçe mi ister, katır deve mi ister?

    Babası der: Oğul hüner gerek hüner dedi. Kan Turalı der: Baba yelesi kara cins atıma eyer vurayım, kanlı kafir eline akın edeyim, baş keseyim, kan dökeyim, kafire kan kusturayım, kul hizmetçi getireyim, hüner göstereyim. Kanlı Koca der: Hay canım oğul hüner dediğim o değil. O kız için üç canavar beslemişler. Kim ki o üç canavarı bastırır, o kızı ona verirler. Bastırıp öldürmese onun başını keserler burca asarlar. Kan Turalı der: Baba bu sözü sen bana dememeliydin, mademki dedin, elbette varmalıyım, başıma kakınç, yüzüme dokunç olmasın, kadın ana bey baba esen kalın dedi.

    Kanglı Koca der: Gördün mü ben bana nettim, oğlana korkunç haberler vereyim, belki gitmez döner dedi. Kanglı Koca burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :

    Der:

    Oğul senin varacağın yerin
    Dolamaç dolamaç yolları olur
    Atlı batıp çıkamaz onun balçığı olur
    Alaca yılan sökemez onun ormanı olur
    Gök ile boy ölçüşen onun kalesi olur
    Göz Kakarak gönül alan onun güzeli olur
    Hay demeden baş getiren celladı olur
    Sırtında kalkan oynar yayası olur
    Yaman yerlere yeltendin geri dön
    Ak sakallı babanı ihtiyarcık olmuş ananı ağlatma

    dedi. Kan Turalı kızdı, der:

    Ne söylüyorsun ne diyorsun canım baba
    Bu kadar işten korkan yiğit mi olur
    Alp ere korku vermek ayıp olur
    Dolamaç dolamaç yollarını
    Kadir kor ise geceleyin at sürüp geçeyim
    Atlı batıp çıkamaz onun balçığına kumlar döşeyeyim
    Alaca yılan sökemez ormanını
    Çakmak çakıp ateşe vereyim
    Gök ile boy ölçüşen kalelerini
    Kadir kor ise yapayım yıkayım
    Göz kakarak gönül alan güzelinin boynunu öpeyim
    Sırtında kalkan oynar yayasının
    Kadir kor ise başını keseyim
    Ya varayım ya varmayayım
    Ya geleyim ya gelmeyeyim
    Ya kara erkek devenin göğsü altında kalayım
    Ya boğanın boynuzuna ilişeyim
    Ya kükremiş aslanın pençesinde didileyim
    Ya varayım ya varmayayım
    Ya geleyim ya gelmeyeyim
    Yine görünceye kadar bey baba hatun ona esen kalın

    dedi. Gördüler ki namus için durmuyor, dediler: Oğul uğurun açık olsun, sağ esen varıp gelesin dediler. Babasının anasının ellerini öptü.

    Kırk yiğidini yanına aldı. Yedi gün yedi gece at koşturdular. Kafirin hudut boyuna eriştiler, çadır diktiler. Koşucu atını koşturup Kan Turalı gürzünü göğe atıyor, inip yere düşmeden kavrıyor, tutuyor,

    Hey kırk eşim kırk arkadaşım
    Yüğrük olsa yarışsam
    Hak Taala inayet eylese
    Üç canavarı öldürsem
    Güzeller sultanı sarı elbiseli Selcen Hatunu alsam
    Babamın anamın evine dönsem
    Hey kırk eşim kırk arkadaşım
    Kırkınıza kurban olsun benim başım

    diye söylüyordu.

    Bunlar bu sözde iken meğer hanım teküre haber vardı. Oğuzdan Kan Turalı derler bir yiğit var imiş, kızını istemeğe geliyor dediler. Kafirler yedi ağaç yer karşı geldiler, neye geldiniz yiğit beyler dediler. Karşılıklı vermeğe almağa geldik dediler. İzzet hürmet eylediler. Ak çadır diktiler, alaca halı düşediler, ak koyun kestiler, yedi yıllık al şarap içirdiler. Alıp bunları teküre getirdiler.

    Tekür taht üzerinde oturmuştu. Yüz kafir gizlice giyimini giyinmişti. Yedi kat meydanı dolandı geldi. Meğer kız meydanda bir köşk yaptırmıştı. Bütün yanında olan kızlar al giymişlerde kendisi sarı giymişti, yukarıdan temaşa ediyordu. Kan Turalı geldi, kara şaykalı teküre selam verdi. Tekür selam aldı. Alaca halı döşediler. oturdu. Tekür der: Yiğit nereden geliyorsun? Kan Turalı yerinden kalkı verdi, sallana sallana yürüdü, ak alnını açtı, ak bileklerini sıvadı, dedi ki:

    Karşı yatan kara dağını aşmağa gelmişim
    Akıntılı suyunu geçmeğe gelmişim
    Dar eteğine geniş koltuğuna sığınmağa gelmişim
    Tanrı buyruğu ile Peygamber kavli ile
    Kızını almağa gelmişim

    dedi. Tekür der: Bu yiğidin sözü hızlı, eğer elinde hüneri var ise. Tekür der: Bu yiğidi anadan doğma soyundurun.

    Soyundurdular. Kan Turalı altınlı ince keten bezini beline sardı. Kan Turalıyı alıp meydana getirdiler. Kan Turalı cemal ve kemal sahibi idi. Oğuzda dört yiğit yüz örtüsü ile gezerdi. Biri Kan Turalı, biri Kara Çöğür ve oğlu Kırk Kınak ve boz aygırlı Beyrek. Kan Turalı yüz örtüsünü sıyırdı açtı. Kız köşkten bakıyordu, eli ayağı gevşedi, kedisi miyavladı, avsıl53 olmuş dana gibi ağzının suyu aktı. Yanındaki kızlara der: Hak Taala babamın gönlüne merhamet lütfetse de başlık kesip beni o yiğide verse, bunun gibi yiğit yazık olur ki canavarlar elinde helak olsun dedi.

    Bu sırada demir zincirle boğayı getirdiler. Boğa dizini çöktü, boynuzu ile mermer taşı yuğurdu peynir gibi ditti. Kafirler der: Şimdi yiğidi atar, yıkar, yere serer, delik deşik eder. yıkılsın Oğuz etleri, kırk yiğit bir bey oğlu ile bir kızdan Ötürü ölmek ne oluyor dediler. Bunu işitince kırk yiğit ağlaştılar. Kan Turalı sağına baktı kırk yiğidini ağlar gördü, soluna baktı öyle gördü/Der: Hey kırk eşim kırk arkadaşım, niye ağlıyorsunuz, kolca kopuzumu getirin övün beni dedi. Burada kırk yiğit Kan Turalıyı övmüşler, görelim hanımnasıl övmüşler:

    Der:

    Sultanım Kan Turalı
    Kalkarak yerinden doğrulmadın mi
    Yelesi kara cins atına binmedin mi
    Arku Beli Ala Dağı
    Anlayarak kuşlayarak aşmadın mı
    Babanın ak otağının eşiğinde
    Hizmetçiler inek sağar görmedin mi
    Boğa boğa dedikleri
    Kara inek buzağısı değil midir
    Alp yiğitler hasmından kaygılanır mı olur
    San elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar
    Kime baksa aşk ile ateşe yakar
    Kan Turalı sarı elbiseli kız aşkına bir hu

    dedi.

    Bre boğanızı koyu verin gelsin dedi. Boğanın zincirini aldılar, salı verdiler. Boynuzu elmas mızrak gibi. Kan Turalının üzerine hücum etti. Kan Turalı adı güzel Muhammede salavat getirdi, boğanın olnına öyle bir yumruk vurdu ki boğayı kıçı üzerine çökertti. Alnına yumruğunu dayadı, sürdü meydanın başına çıkardı. Çok uğraştılar. Ne boğa yener, ne Kan Turzalı yener. Küt küt boğa solumağa başladı. Ağzı köpüklendi. Kan Turalı der: Bu dünyayı erenler akıl ile bulmuşlardır, bunun önünden sıçrayayım, ne hünerim var ise ardından göstereyim dedi. Adı güzel Muhammede salavat getirdi, boğanın önünden savuldu. Boğa boynuzu üzerine dikildi. Kuyruğundan üç kere kaJdırıp yere attı. Kemikleri hurdahaş oldu. Bastı boğazladı. Bıçak çıkatıp derişini yüzdü. Etini meydanda bırakarak derisini Tekürün önüne getirip der: Yarın sabah kızını bana veresin dedi. Tekür der: Bre kızı verin. şehirden sürün, çıksın gitsin dedi. Tekürün kardeşi oğlu var idi, der: Canavarların sultanı aslandır, onunla da oyun göstersin, kızı ondan sonra verelim dedi.

    Vardılar aslanı çıkardılar, meydana getirdiler. Aslan haykırdı, meydanda ne kadar at var ise kan kaşandı. Yiğitleri der: Boğadan kurtuldu, aslandan nasıl kurtulsun dediler, ağlaştılar. Kan Turalı yiğitlerini ağlar gördü, der: Bre alca kopuzumu ele alın beni övün, sarı elbiseli kız aşkına bir aslandan döneyim mi dedi. Arkadaşları burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

    Der:

    Sultanım Kan Turalı
    Akça sazlar içinde san deriler görüp taylar basan
    Avın damarını delerek kanım emen
    Kara çelik öz kılıçtan dönmeyen
    Ak kirişli katı yaydan korkmayan
    Ak tüylü delici oktan çekinmeyen
    Canavarlar sultanı kükremiş aslan kıran54
    Alaca köpek yavrusuna kendisini dalatır mı
    Alp yiğitler savaş günü hasmından kaygılanır mı

    dediler.

    San elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar
    Kime baksa aşk ile ateşe yakar
    San elbiseli kız aşkınaa bir hu

    dedi.

    Kan Turolı, bre katır aslanını koyu ver gelsin dedi. Kara çelik öz kılıcım yok ki kapıştığı zaman iki biçeydim, sana sığındım cömertler cömerdi gani Tanrı, medet dedi. Aslanı koyu verdiler, sürdü geldi. Kan Turalı bir çoban keçesini eline doladı, aslanın pençesine sunu verdi. Adı güzel Muhammede salavat getirdi, aslanın alnını gözetip öyle bir yumruk vurdu ki, yumruk çenesine dokundu ufattı. Ensesinden tuttu belini yüzdü, sonra kaldırıp yere vurdu, hurdahaş oldu. Tekürün önüne geldi, dedi: Dost, kızını bana ver dedi. Tekür der: Kızı getirin verin, bu yiğidi gözüm gördü gönlüm sevdi, ister dursun ister gitsin dedi. Yine kardeşi oğlu der: Canavarların başı devedir, onunla da oyununu oynasın dedi, ondan sonra kızı verelim dedi.

    Tanrıdan inayet olunca beyin paşanın himmeti Kan Turalının oldu. Tekür devenin ağzını yedi yerden bağlayın dedi. Hasut kafirler bağladılar, yularını sıyırıp salı verdiler. Kan Turalı fırlar devenin koltuğundan girer, fırlar çıkar. Sarhoş yiğit hem iki canavarla savaşmıştı, kaydı düştü. Altı cellat ensesine geldiler, yalın kılıç tuttular. Burada arkadaşlar söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :

    Kalkarak Kan Turalı yerinden doğruluverdin
    Yelesi kara cins atına sıçrayıp bindin
    Ela gözlü yiğitlerini yanına aldın
    Arku Beli Ala Dağı geceleyin aştın
    Akıntılı güzel suyunu geceleyin geçtin
    Kanlı kafir eline geceleyin girdin
    Kara- boğa geldiğinde hurdahaş eyledin
    Kükremiş aslan geldiğinde belini büktün
    Kara erkek deve geldiğinde niye geçtin^
    Kara kara dağlardan haber aşar
    Kanlı kanlı sulardan haber geçer
    Kudretli Oğuz eline haber varır
    Kanglı Koca oğlu .Kan Turalı netmiş derler
    Kara boğa geldiğinde kıpırdatmamış
    Kükremiş aslan geldiğinde belini bükmüş
    Kara erkek deve geldiğinde niye geçmiş derler
    Büyük küçük kalmaz söz eder
    Yaşlı kadın erkek dedikodu eder
    Ak sakallı baban dertli olur
    îhtiyarcık olmuş anan kan yaş döker
    Hanım kalkarak yerinden doğrulmazsan
    Altı cellat ensende yalın kılıç tutar
    Birdenbire güzel basını keser
    Aşağıdan yukarı bakmaz mısın
    Karşına alaca kaz geldi şahinini atmaz mısın
    Sarı elbiseli Selcen Hatun işaret eder görmez misin
    Seni deve burnundan perişan olur dediler bilmez misin
    Son elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar
    Kime baksa aşk ile ateşe yakar
    Sarı elbiseli kız aşkına bir hu

    dedi. Kan Turalı ayağa kalktı. Der: Bre ben bu devenin burnuna yapışınca o kız sözü île yapıştı derler, yarın Oğuz eline haber varır, deve elinde kalmıştı kız kurtardı derler, bre kolca kopuzumu çalın övün beni, yaradan kadir Tanrıya sığındım, bir erkek deveden döneyim mi, inşallah bunun da başını keseyim, dedi.

    Vay göz açıp gördüğüm
    Gönül verip sevdiğim
    Vay al duvağımın sahibi
    Vay alnımın başımın umudu
    Han Beyrek

    diye ağladı. Babasına anasına haber oldu, apalaca yurduna feryat figan girdi, ak çıkardılar, kara giydiler. Kudretli Oğuz Beyleri Beyrekten ümit kestiler.

    Yalancı oğlu Yaltacuk küçük düğününü yaptı büyük düğününe mühlet koydu.

    Beyreğin babası Pay Püre Bey de bezirganlarını çağırdı yanına getirdi, der: Bre bezirganlar varın, iklim iklim arayın. Beyreğin ölüsü dirisi haberini getirirsiniz belki der.

    Bezirganlar hazırlık gördüler. Gece gündüz demeyip yürüdüler. Birdenbire Parasarın Bayburt Hisarına geldiler. Meğer o gün kafirlerin mukaddes günleri idi. Her biri yemekte içmekte idi. Beyreği de getirip kopuz çaldırıyorlardı. Beyrek yüce çardaktan baktı bezirganları gördü. Bunları gördüğünde haberleşti, görelim hanım ne haberleşti:

    Der:

    Düz engin havadar yerden gelen kervancı
    Bey babamın kadın anamın hediyesi kervancı
    Ayağı uzun koç ata binen kervancı
    Ünümü anla sözümü dinle kemancı
    Ulaş oğlu Salur Kazanı sorar olsam sağ mı kervancı
    Kudretli Oğuz içinde Kıyan Selçük oğlu Deli Dündarı sorar
    olsam sağ mı kervancı
    Kara Göne oğlu Kara Budağı sorar olsam sağ mı kervancı
    Ak sakallı babamı
    Ak bürçekli anamı sorar olsam sağ mı kervancı
    Göz açıp da gördüğüm
    Gönül ile sevdiğim
    Pay Piçen kızı Banu Çiçek evde mi kervancı
    Yoksa kimseye vardı mı kervancı
    Söyle bana
    Kara başım kurban olsun kervancı sana

    dedi. Bezirganlar der:

    Sağ mısın esen misin canım Bamsı
    On altı yılın hasreti hanım bamsı
    Kudretli Oğuz içinde
    Kazan Beyi sorar olsan sağdır Bamsı
    Kıyan Selçuk oğlu Deli Dündarı sorar olsan sağdır Bamsı.
    Kara Göne oğlu Budağı sorar olsan sağdır Bamsı
    O beyler ak çıkardı kara giydi senin için Bamsı
    Ak sakallı babanı
    Ak bürçekli ananı sorar olsan sağdır Bamsı
    Ak çıkarıp kara giydiler senin için Bamsı
    Yedi kız kardeşini yedi yol ayırımında ağlar gördüm Bamsı
    Güz elması gibi al yanaklarını yırtar gördüm Bamsı
    Vardı gelmez kardeş diye feryad eder gördüm Bamsı
    Göz açıp da gördüğün
    Gönül verip sevdiğin
    Pay Piçen kızı Banu Çiçek
    Küçük düğününü yaptı büyük düğününe mühlet koydu
    Yalancı oğlu Yaltacuğa varır gördüm Han Beyrek
    Parasarın Bayburt Hisarından uçmağa bak
    Ap alaca gerdeğine gelmeğe bak
    Gelmez olsan Pay Piçen kızı Banu Çiçeği aldırdın belli bil

    dedi. Beyrek kalktı, ağlaya ağlaya kırk yiğidin yanına geldi. Kaba sarığı kaldırdı yere çaldı, der: Hey benim kırk arkadaşım, biliyor musunuz neler oldu? Yalancı oğlu Yaltacuk benim ölüm haberini iletmiş, penceresi altın otağına babamın figan girmiş, kaza benzer kızı gelini ak çıkarmış kara giymiş, göz açıp da gördüğüm, gönül verip sevdiğim Banu Çiçek Yalancı oğlu Yaltacuğa varır olmuş.

     
  2. jeriko

    jeriko Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    4 Kasım 2008
    Mesajlar:
    5.268
    Beğenileri:
    49
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    657
    Yer:
    Anadolu (bu kadar ayrıntı iyi)
    Banka:
    314 ÇTL
    Böyle diyince kırk yiğidi kaba sarıklarını kaldırdılar yere çaldılar, böğüre böğüre ağlaştılar, feryat figan kıldılar. Meğer kafir beyinin bir bekar kızı var idi. Her gün Seyreği görmeğe getirdi. O gün yine görmeğe geldi. Baktı gördü Beyrek müteessir olmuş. Kız der: Niçin müteessirsin hanım yiğit? Geldikçe seni şen görürdüm, gülerdin oynardın, şimdi noldun dedi. Beyrek der: Nasıl müteessir olmayayım? On altı yıldır ki babanın esiriyim, babaya anaya, akrabaya kardeşe hasretim ve hem bir kara gözlü yavuklum var idi. Yalancı oğlu Yaltacuk derler bir kişi var idi.

    Varmış yalan söylemiş, beni öldü demiş, ona varır olmuş dedi. Böyle söyleyince kız Beyreğe aşık olmuştu der: Eğer seni hisardan aşağı urgan ile sallandıracak olursam, babana anana sağlık ile varacak olursan beni burada gelip helallığa alır mısın dedi. Beyrek and içti: Kılıcıma doğranayım, okuma saplanayım, yer gibi kertmeyim, toprak gibi savrulayım. sağlık ile varacak olursam Oğuza gelip seni helallığa olmazsam dedi. Kız da urgan getirip Beyreği hisardan aşağı sallandırdı. Beyrek aşağı baktı kendisini yeryüzünde gördü. Allaha şükreyledi, yola düştü. Giderek kafirin at sürüsüne geldi. Bir at bulursam tutayım bineyim dedi. Baktı gördü kendisinin deniz tayı boz aygırı burada otlayıp duruyor.

    Boz aygır da Beyreği görüp tanıdı, iki ayağının üzerine kalktı kişnedi. Beyrek de övmüş, görelim hanım nasıl övmüş:

    Der :

    Açık açık meydana benzer senin alıncığın
    İki gece ışık saçan tasa benzer senin gözceğizin
    İbrişime benzer senin yeleciğin
    İki çift kardeşe benzer senin kulacığın
    Eri muradına yetiştirir senin arkacığın
    At demem sana kardeş derim kardeşimden daha iyi
    Başıma iş geldi arkadaş derim arkadaşımdan daha iyi

    dedi. At başını yukarı tuttu, bir kulağını kaldırdı Beyreye karşı geldi. Beyrek atın göğsünü kucakladı, iki gözünü öptü. Sıçradı bindi, hisarın kapısına geldi. Otuz dokuz arkadaşım emanet etti, görelim hanım nasıl emanet etti:

    Beyrek der:

    Bre pis dinli kafir
    Benim ağzıma söğüp duruyordun tahammül edemedim
    Kara domuz etinden yahni yedirdin tahammül edemedim
    Tanrı bana yol verdi gider oldum bre kafir
    Otuz dokuz yiğidimin emaneti bre kafir
    Birini eksik bulsam yerine on öldüreyim
    Onunu eksik bulsam yerine yüzünü Öldüreyim bre kafir
    Otuz dokuz yiğidimin emaneti bre kafir

    dedi. sonra tuttu yürüyü verdi. Kırk kişi kafirler atlandılar, ardına düştüler. Kovalayıp gittiler yetişemediler döndüler.

    Beyrek Oğuza geldi. Baktı gördü bir ozan gidiyor. Der: Bre ozan nereye gidiyorsun? Ozan der: Bey yiğit düğüne gidiyorum. Beyrek der: Düğün kimin? Yalancı oğlu Yaltacuğun dedi. Bre kimin nesini alıyor dedi. Ozan der: Han Beyreğin adaklısını alıyor dedi.

    Beyrek der: Bre ozan kopuzunu bana ver atımı sana vereyim, sakla, geleyim değerini getireyim alayım dedi. Ozan der: Avazım kısılmadan, sesim kalınlaşmadan bir attır elime geçti, götüreyim saklayayım dedi. Ozan kopuzu Beyreğe verdi. Beyrek kopuzu aldı, babasının yurduna yakın geldi. Baktı gördü ki bir kaç çobanlar yolun kenarını almışlar ağlıyorlar, hem durmayıp taş yığıyorlar. Beyrek der: Bre çobanlar, bir kişi yolda taş bulsa yabana atar, siz bu yolda bu taşı niçin yığıyorsunuz?

    Çobanlar der: Bre sen seni bilirsin, bizim halimizden haberin yok dediler. Bre ne haliniz vardır? Çobanlar der: Beyimizin bir oğlu var idi, on altı yıldır ki ölüsü dirisi haberini kimse bilmez. Yalancı oğlu Yaltacuk derler, ölüsü haberini getirdi, adaklısını ona verir oldular, gelir burdan geçer, vuralım onu, ona varmasın, eşine dengine varsın dediler.

    Beyrek der: Bre yüzünüz ak olsun, ağanızın ekmeği size helal olsun dedi. Oradan babasının yurduna geldi. Meğer evlerinin önünde bir büyük ağaç var idi. Dibinde bir güzel pınar var idi. Beyrek baktı gördü kim küçük kız kardeşi pınardan su almağa geliyor, kardeş Beyrek diye ağlıyor feryat ediyor, toyun düğünün kara oldu diye ağlıyor. Beyreğe müthiş ayrılık acısı çöktü, dayanmadı. boncuk boncuk gözünün yaşı akıp gitti. Çağırarak burada söyler, görelim hanım ne söyler:

    Beyrek der:

    Bre kız ne ağlıyorsun ne bağırıyorsun ağabey diye
    Yandı bağrım yakıldı içim
    Senin ağabeyin yok mu olmuştur
    Yüreğine kaynar yağlar mı dökülmüştür
    Kara bağrın mı sarsılmıştır
    Ağabey diye ne ağlıyorsun ne bağırıyorsun
    Yandı bağrım yakıldı içim
    Karşı yatan kara dağı sorar olsam yaylak kimin
    Soğuk soğuk sularını sorar olsam içme kimin
    Tavla tavla koç atları sorar olsam binek kimin
    Katar katar develeri sorar olsam yük taşıyıcı kimin
    Ağıllarda akça koyunu sorar olsam şölen kimin
    Karalı mavili otağı sorar olsam gölge kimin
    Ağız dilden kız işi haber bana
    Kara başım kurban olsun bugün sana

    dedi. Kız der:

    Çalma ozan söyleme ozan
    Yaslı ben kızın nesine gerek
    Karşı yatan kara dağı sorar olsan
    Ağabeyim Beyreğin yaylası idi
    Ağabeyim Beyrek gideli yaylayanım yok
    Soğuk soğuk sularını sorar olsan
    Ağabeyim Beyreğin içmesi idi
    Ağabeyim Beyrek gideli içenim yok
    Tavla tavla koç atları sorar olsan
    Ağabeyim Beyreğin bineği idi
    Ağabeyim Beyrek gideli binenim yok
    Katar katar develeri sorar olsan
    Ağabeyim Beyreğin yük taşıyıcısı idi
    Ağabeyim Beyrek gideli yükleyenim yok
    Ağıllarda akça koyunu sorar olsan
    Ağabeyim Beyreğin şöleniydi
    Ağabeyim Beyrek gideli şölenim yok
    Karalı mavili otağı sorar olsan
    Ağabeyim Beyreğindir
    Ağabeyim Beyrek gideli göçenim yok

    Yine kız der.

    Bre ozan
    Karşı yatan kara dağdan geldiğinde geçtiğinde
    Beyrek adlı bir yiğide rastlamadın mı
    Taşkın taşkın suları aşıp geldiğinde geçtiğinde
    Beyrek adlı bir yiğide rastlamadın mı
    Ağır adlı şehirlerden geldiğinde geçtiğinde
    Beyrek adlı bir yiğide rastlamadın mı
    Bre ozan gördün ise söyle bana
    Kara başım kurban olsun ozan sana

    dedi. Kız gene der:

    Karşı yatan kara dağım yıkılmıştır
    Ozan senin haberin yok
    Gölgeli koca ağacım kesilmiştir
    Ozan senin haberin yok
    Dünyalıkta bir kardeşim alınmıştır
    Ozan senin haberin yok
    Çalma ozan söyleme ozan
    Yaslı ben kızın nesine gerek ozan
    önünde düğün var düğüne varıp öt

    dedi. Seyrek bundan geçti, büyük kız kardeşlerinin yanına geldi. Baktı gördü kız kardeşleri karalı mavili oturuyorlar. Çağırıp Beyrek söyler, görelim hanım ne söyler:

    Der:

    Sabah sabah yerinden kalkan kızlar
    Ak otağı bırakıp kara otağa giren kızlar
    Ak çıkarıp kara giyen kızlar
    Bağır gibi katılaşan yoğurttan ne var
    Kara saç altında kül ekmeğinden ne var
    Deri yaygıda ekmekten ne var
    Üç gündür yoldan geldim doyuran beni
    Üç güne varmasın Allah sevindirsin sizi

    dedi. Kızlar vardılar yemek getirdiler, Beyreğin karnını doyurdular. Beyrek der: Ağabeyinizin başı ve gözü sadakası eski kaftanınız var ise giyeyim düğüne varayım, düğünde elime kaftan verirler, tekrar kaftanınızı geri vereyim dedi. Vardılar, Beyreğin kaftanı var imiş, buna verdiler. Aldı giydi, boyu boyura, beli beline, kolu koluna yakıştı. Büyük kız kardeşi bunu Beyreğe benzetti, kara süzme gözleri kan yaş doldu. Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :

    Kara sürme gözlerin fersizleşmeseydi
    Ağabeyim Beyrek diyeydim ozan sana
    Yüzünü kara saç örtmeseydi
    Ağabeyim Beyrek diyeydim ozan sana
    Sağlam sağlam bileklerin solmasaydı
    Ağabeyim Beyrek diyeydim ozan sana
    Sallana sallana yürüyüşünden
    Aslan gibi duruşundan
    Darda kalmış yiğidin arkası
    Zavallının biçarenin ümidi
    Bayındır Hanın güveyisi
    Yırtıcı kuşun yavrusu
    Türkistanın direği
    Amıt suyunun aslanı
    Karacuğun kaplanı
    Yağız al atın sahibi
    Han Uruzun babası
    Hanım Kazan
    Ünümü anla sözümü dinle
    Sabah sabah kalkmışsın
    Ak ormana girmişsin
    Ak kavağın budağından sallayarak geçmişsin
    Can yaycığını eğmişsin
    Okcağızını kurmuşsun
    Adını gelin odası koymuşsun
    Sağda oturan sağ beyler
    Sol kolda oturan sol beyler
    Eşikteki inançlılar
    Dipte oturan has beyler
    Kutlu olsun devletiniz

    dedi. Böyle söyleyince Kazan Bey der: Bre deli ozan benden ne dilersin, çadırlı otağ mı dilersin, kul hizmetçi mi dilersin, altın akçe mi dilersin, vereyim dedi. Beyrek der: Sultanım beni bıraksan da şölen yemeğinin yanına varsam, karnım açtır, doyursam dedi. Kazan der: Deli ozan devletini tepti, beyler bugünkü beyliğim bunun olsun, bırakın nereye giderse gitsin, neylerse eylesin dedi.

    Beyrek şölen yemeğinin üzerine geldi. Karnını doyurduktan sonra kazanları tepti, döktü, çevirdi. Yahninin kimini sağma, kimini soluna atar. Sağdan gideni sağ alır, soldan gideni sol alır. Haklıya hakkı değsin, haksıza yüzü karalığı değsin.

    Kazan Beye haber oldu, sultanım deli ozan hep yemeği döktü dediler, şimdi kadınların yanına varmak istiyor. Kazan der: Bre bırakın kadınların yanına da varsın dedi.

    Beyrek kalktı, kadınların yanına vardı Zurnacıları kovdu, davulcuları kovdu, kimini dövdü, kiminin başını yardı. Kadınların oturduğu otağa geldi, eşiğini uttu oturdu. Bunu gördü Kazan Beyin hatunu boyu uzun Burla kızdı, der: Bre kavat oğlu deli kavat, sana düşer mi teklifsizce benim üzerime gelesin dedi. Beyrek der: Hamın. Kazan Beyden bana buyruk oldu. bana kimse karışamaz dedi. Burla Hatun der: Bre madem ki Kazan Beyden buyruk olmuştur, bırakırı otursun dedi. Yine döndü Seyreğe der: Bre deli ozan peki maksadın nedir? Der: Hanım maksadım odur ki kocaya varan kız kalksın oynasın, ben kopuz çalayım dedi.

    Kısırca Yenge derler bir hatun var idi, ona dediler: Bre Kısırca Yenge kalk sen oyna. ne bilir deli ozan dediler. Kısırca Yenge kalktı, der: Bre deli ozan kocaya varan kız benim dedi. oynamağa başladı. Beyrek kopuz çaldı söyledi, görelim hanım ne söyledi :

    Der:

    And içmişim kısır kısrağa bindiğim yok
    Binip mukaddes savaşlara vardığım yok
    öküz ardında çobanlar sana bakar
    Boncuk boncuk gözlerinin yaşı akar
    Sen onların yanına var
    Muradını onlar verir belli bil
    Seninle benim işim yok
    Kocaya varan kız kalksın
    Kol sallayıp oynasın
    Ben kopuz çalayım

    dedi. Kısırca Yenge, vay bu zeval gelecek deli beni görmüş gibi söylüyor, dedi, vardı yerinde oturdu.

    Bu sefer Boğazca Fatma derler bir hatun var idi. kalk sen oyna dediler. Kızın kaftanını giydi, çal bre deli ozan, kocaya varan kız benim, oynayayım dedi. Deli ozan der:

    And içeyim bu sefer boğaz33 kısrağa bindiğim yok
    Binip mukaddes savaşlara vardığım yok
    Evinizin ardı derecik değil miydi
    Köpeğinizin adı Barak değil miydi
    Senin adın kırk oynaşlı Boğazca Fatma değil miydi
    Daha aybını açarım belli bil

    dedi.

    Seninle benim oyunum yok
    Var yerine otur
    Kocaya varan yerinden kalksın
    Ben kopuz çalayım
    Kol sallayıp oynasın

    dedi. Böyle söyleyince Boğazca Fatma der: Vay deli boğmaca çıkaracak olanca aybımızı kalktı, kalk kız, oynarsan oyna, oynamazsan cehennemde oyna, Beyrekten sonra başına bu hal geleceğini biliyorduk dedi. Burla Hatun der: Kız kalk oyna, elinden ne gelir dedi.

    Banu Çiçek kırmızı kaftanını giydi, ellerini yenine çekti gözükmesin diye, oyuna girdi, dedi. Bre deli ozan çal. kocaya varan kız benim, oynayayım dedi. Beyrek der:

    Ben bu yerden gideli deli olmuş
    Pek çok beyaz karlar yağmış dize çıkmış
    Han kızının evinde kut, halayık tükenmiş
    Maşrapa almış suya varmış
    Bileğinden on parmağını soğuk almış
    Kızıl altın getirin han kızına tırnak yontun
    Ayıplıca han kızı kocaya varmak ayıp olur

    dedi. Banu işitince Banu Çiçek kızdı: Bre deli ozan ben ayıplı mıyım ki, bana ayıp koşuyorsun dedi, gümüş gibi ak bileğini açtı, elini çıkardı. Beyreğin geçirdiği yüzük göründü. Beyrek yüzüğü tanıdı. Burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

    Beyrek gideli bam bam tepe başına çıktığım çok
    Kargı gibi kara saçımı yolduğum çok
    Güz elması gibi al yanağımı yırttığım çok
    Vardı gelmez bey yiğidim han yiğidim Beyrek diye ağladığım çok
    Seviştiğim Bamsı Beyrek sen değilsin
    Altın yüzük senin değildir
    Altın yüzükte çok nişan vardır
    Altın yüzüğü istiyorsan nişanını söyle

    dedi. Beyrek der:

    Sabah sabah hankızı yerimden kalkmadım mı
    Boz aygırın beline binmedim mi
    Senin evinin üzerine yabani geyik yıkmadım mı
    Sen beni yanına çağırmadın mı
    Seninle meydanda at koşturmadık mı
    Senin atını benim atım geçmedi mi
    Ok atınca ben senin okunu geride bırakmadım mı
    Güreşte ben seni yenmedim mi
    Üç öpüp bir ısırıp
    Altın yüzüğü parmağına geçirmedim mi
    Seviştiğin Bamsı Beyrek ben değil miyim

    dedi. Böyle diyince, kız tanıdı bildi ki Beyrektir, cübbesi ile çuhası ile Beyreğin ayağına kapandı. Beyreğe dadılar kaftan giydirip donattılar. Hemen kız sıçradı ata bindi. Beyreğin babasına anasına müjdeye koşturup gitti. Kız der:

    Halka halka kara dağın yıkılmıştı yüceldi ahir
    Kanlı kanlı suların çekilmişti çağladı ahir
    Koca ağacın kurumuştu yeşerdi ahir
    Yiğit atın ihtiyarlamıştı tay verdi ahir
    Kıvıl develerin ihtiyarlamıştı yavru verdi ahir
    Ak koyunun ihtiyarlamıştı kuzu verdi ahir
    On altı yıllık hasretin oğulun Beyrek geldi ahir
    Kayın baba kaynana müjde bana ne verirsiniz

    dedi. Beyreğin babası anası der:

    Dilin için öleyim gelinciğim
    Yoluna kurban olayım gelinciğim
    Yalan ise bu sözlerin gerçek olsun gelinciğim
    Sağ esen çıkıp gelse
    Karşı yatan kara dağlar sana yaylak olsun
    Soğuk soğuk suları sana içme olsun
    Kulum halayığım sana cariye olsun
    Yiğit atlarım sana binek olsun
    Katar katar develerim sana yük taşıyıcı olsun
    Ağıllarda akça koyunum sana şölen olsun
    Altın akçem sana harçlık olsun
    Penceresi altın otağım sana gölge olsun
    Kara başım kurban olsun sana gelinciğim

    dedi. Bu sırada beyler Beyreği getirdiler. Kazan Bey der: Müjde Pay Püre Bey oğlun geldi dedi. Pay Püre Bey der: Oğlum olduğunu şundan bileyim, serçe parmağını kanatsın, kanını mendile silsin, gözüme süreyim, açılacak olursa oğlum Beyrektir dedi. Zira ağlamaktan gözleri görmez olmuştu. Mendili gözüne sürünce Allah Taalanın kudreti ile gözü açıldı. Babası anası feryat ettiler. Beyreğin ayağına kapandılar. der:

    Penceresi altın otağımın kabzası oğul
    Kaza benzer kızımın gelinimin çiçeği oğul
    Görür gözümün aydını oğul
    Tutar belimin kuvveti oğul
    Kudretli Oğuz imrenileni canım oğul

    diyerek çok ağladı, Allahına şükürler eyledi.

    Yalancı oğlu Yaltacuk bunu işitti. Seyreğin Korkusundan kaçtı kendini Dana Sazına attı. Beyrek ardına düştü, kovalaya kovalaya saza düşürdü. Beyrek der: Bre ateş getirin. Getirdiler, sazı ateşe verdiler. Yaltacuk gördü ki yanıyor, sazdan çıktı Beyreğin ayağına kapandı, kılıcı altından geçti Beyrek de suçundan geçti. Kazan Bey der: Gel muradına eriş. Beyrek der: Arkadaşlarımı çıkarmayınca, hisarı almayınca murada erişmem dedi. Kazan Bey, Oğuz�una beni seven binsin dedi.

    Kudretli Oğuz beyleri atlandılar, Bayburt Hisarına dört nala yetiştiler. Kafirler de bunları karşıladılar.

    Kudretli Oğuz beyleri arı sudan abdest aldılar, ak alınlarını yere kodular, iki rekat namaz kıldılar. Adı güzel Muhammedi yad ettiler. Gümbür gümbür davullar dövüldü. Bir kıyamet savaş oldu, meydan dolu baş oldu. Şöklü Meliki böğürderek Kazan Bey attan yere düşürdü. Kara Tekürü Deli Dündar kılıçladı yere düşürdü. Kara Arslan Meliki Kara Budak yere düşürdü. Derelerde kafire kırgın girdi. Yedi kafir beyi kılıçtan geçti. Beyrek, Yigenek, Kazan Bey, Kara Budak. Deli Dündar, Kazan oğlu Uruz Bey bunlar kaleye yürüyüş ettiler. Beyrek otuz dokuz yiğidinin üzerine geldi, onları sağ ve esen gördü. Allaha şükreyledi. Kafirin kilisesini yıktılar, yerine mescit yaptılar. Keşişlerini öldürdüler. Ezan okuttular, aziz Tanrı adına hutbe okuttular. Kusun, alaca kanını, kumaşın temizini, kızın güzelini, dokuz katlı işlenmiş süsler elbise, cübbe hanlar hanı Bayındıra hisse çıkardılar. Pay Püre Beyin oğlancığı Beyrek, melikin kızını aldı, ak evine ak otağına geri döndü, düğüne başladı. Bu kırk yiğidin bir kaçına Han Kazan, bir kaçına Bayındır Han kızlar verdiler.

    Beyrek de yedi kız kardeşini yedi yiğide verdi. Kırk yerde otağ dikti. Otuz dokuz kız talihli talihine birer ok attı. Otuz dokuz yiğit okunun ardınca gitti. Kırk gün kırk gece toy düğün eylediler. Beyrek yiğitleri ile murat verdi, murat aldı. Dedem Korkut geldi, neşeli havalar çaldı, destan söyledi deyiş dedi. gazi erenler başına ne geldiğini söyledi, bu Oğuzname Beyreğin olsun dedi. Dua edeyim hanım: Yerli kara dağların yıkılmasın. Gölgeli koca ağacın kesilmesin. Ak sakallı babanın yeri cennet olsun. Ak bürçekli ananın yeri cennet olsun.

    Oğul ile kardeşten ayırmasın. Ahir vaktinde arı imandan ayırmasın. Amin amin diyenler Tanrının yüzünü görsün. Derlesin toplasın günahınızı adı güzel Muhammet Mustafanın yüzü suyuna bağışlasın hanım hey!


    Kaynak:www.turkceciler.com
     

Sayfayı Paylaş