1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kapana Kısılmış Gibi Hissetmek,Klostrofobi

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve Papatya tarafından 8 Nisan 2013 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.256
    Beğenileri:
    5.753
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    4.890 ÇTL


    Terleme, titreme, nefes darlığı, yeterince hava alamadığını zannetme, bayılacakmış gibi olma, baş dönmesi, bulantı, uyuşma... Bunlar klostrofobinin belirtileri... Bu belirtiler birkaç defa yaşandıktan sonra kişi artık kapalı yerlerden kaçar, asansöre, uçağa binemez, sinemaya gidemez hâle gelir.

    Asansör, uçak, tren, gemi kamarası gibi küçük ve kapalı yerlerde kapana kısılmış ve boğulacak gibi hissediyorsanız muhtemelen klostorofobiniz var. Kapalı yerde kalma korkunuz günlük yaşamınızı etkiliyorsa, örneğin artık hiç asansöre binemiyor, sinemaya gidemiyorsanız doktora başvurmanız şart. Maltepe Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Peykan Gökalp anlattı.

    Klostrofobi nedir?

    Kapalı yerlerde bulunmakla ilgili mantıklı olmayan, orantısız korkuya klostrofobi diyoruz.Klostrofobisi olanlar genellikle kendilerini asansör, uçak, tren, gemi kamarası gibi nispeten küçük ve kapalı yerlerde rahatsız hissederler. Mekan geniş olsa bile kapıları kapalı, pencereleri dar ve az sayıda olan kalabalık yerlerde de korku duyarlar.

    Belirtileri neler?


    Az önce belirttiğimiz ortamlarda kişi kendini kapana kısılmış gibi hisseder. Sanki duvarlar üstüne geliyormuş gibidir. En sık rastlanan yakınma ise bu ortamlarda boğulacak gibi olma duygusudur. Bedende de bazı değişiklikler görülür. Örneğin çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, yeterince hava alamadığını hissetme, bayılacakmış gibi olma, baş dönmesi, bulantı, ellerde, kollarda, bazen bacaklarda karıncalanma-uyuşma ortaya çıkabilir.
    Korku birkaç defa yaşandıktan sonra kişi kapalı yerlerden uzak durur. Yani artık asansöre, uçağa binilmez, kapalı odalara, sinema gibi ortamlara girilmez. Eğer kişi kapalı bir oda veya salona girmek zorundaysa, ilk iş olarak çıkış kapılarını, pencereleri kontrol eder, kapıya yakın oturur. Eğer mümkünse kapıların kapatılmasını engeller.
    Hastaların ortak özellikleri neler?
    Klostrofobisi olanlar genellikle gergin, kaygı seviyesi yüksek, yaşamlarını korktukları duruma göre ayarlayan kişilerdir.

    Kapalı yer korkusu ne sıklıkta görülür?

    Toplumdaki kişilerin yüzde 7 -10’unda hafiften şiddetliye kadar farklı derecelerde kapalı yer korkusu görülüyor. Ancak şiddetli klostrofobi nüfusun yüzde 2’sinde ortaya çıkıyor. Yani 100 kişiden 2’si hiçbir şekilde kapalı bir mekana giremiyor. Bazı insanlarda kapalı yer korkusu bazen MR (emar) denilen görüntüleme tekniği sırasında ortaya çıkıyor. MR çektiren en az 10 kişiden birinde ilk defa klostrofobiye dayalı panik atak görülebiliyor. Hatta bazen tetkik tamamlanamıyor.

    Klostrofobinin nedenleri neler?

    Aslında tek bir nedeni yok. Çocukluk veya ergenlik döneminde yaşanmış korkutucu bir olay, örneğin cezalandırma amacıyla küçük bir odaya kilitlenmek klostrofobiye sebep olabilir. Bazen bir filmde hatta rüyada görülen tutsaklıktan etkilenme söz konusu olabilir. Klostrofobikler aile bireylerinden de etkilenebilir. Çok kaygılı, evhamlı ya da panik atak yaşayan, korkularını kontrol altına alamayan bir ana-baba çocuğunun da fobik olmasına zemin hazırlayabilir.

    Bazen mizaç özelliklerine bağlı olarak çok küçük yaştan itibaren çocukların davranışlarında tutukluk görülür. Bu çocuklarda annesine yapışma, yeni durumlara uyum göstermekte zorlanma ve kolayca heyecanlanma görülebilir. İşte bu çocuklarda daha sonra klostrofobi veya diğer fobiler ortaya çıkabilir.

    Genellikle hangi yaşlarda ortaya çıkar?

    Başlangıç çocukluk veya ergenlik döneminde olabildiği gibi erişkin yaşta da olabilir. Kapalı yer korkusu agorafobi, travma sonrası stres, panik atak gibi başka bir anksiyete bozukluğu olanlarda aynı zamanda ortaya çıkabilir.

    Kapalı yer korkusu olan biri ne zaman doktora başvurmalı?

    Günlük yaşamda bir bozulma varsa mutlaka bir ruh sağlığı kurumuna veya ruh sağlığı uzmanına başvurmak gerekir. Kaçınmalar kişinin hayatını kısıtlıyorsa; kişi iş yerinde, sosyal yaşamda istediği şeyleri yapamıyorsa, ya da ancak alkol ve reçetesiz rahatlatıcılarla yapabiliyorsa doktora gitmeli. Kapalı yer korkusunun tedavisi nasıl yapılıyor? Tedaviye başlamadan önce ‘Korku nasıl başladı?’, ‘Korku hangi durumlarda artıp, azalıyor?’, ‘Belirtilerin şiddeti, sıklığı nedir?’, ‘Hastada kaçınma ne düzeydedir?’ gibi sorulara yanıt ararız. Daha sonra tedavi aşamasına geçeriz. Kapalı yerde kalma korkusu genellikle psikoterapi yöntemiyle tedavi edilir.

    Psikoterapide korkuyu yenmek için dereceli alıştırmalar, fobik durumla aniden yüz yüze bırakma, düşüncelerin irdelenmesi ve kaygı yaratan düşüncelerle mücadele eden yeni düşünceler üretilmesi gibi yöntemler kullanılır. Yardımcı yöntem olarak nefes, gevşeme egzersizden yararlanılır.

    Nefes çalışması, yavaş ve derin şekilde nefes alıp verme esasına dayanır. Gevşeme tekniklerinde ise vücuttaki bazı ana kas grupları önce yavaş yavaş kasılır daha sonra gevşetilir. Yardımcı yöntemlerden biri de, korkulan durumu hayali olarak yaşama ve onunla başa çıkmadır. Eğer klostrofobi ciddi bir yeti kaybı yaratmışsa, ek olarak depresyon ve başka bir anksiyete bozukluğu varsa ilaçlar devreye girer. İlaç tedavisinde antidepresanlar ve gerekirse bazı sakinleştiricilerden yararlanılır.

    Tedavi ne kadar sürüyor?

    Eğer başka bir ruhsal sorun yoksa bazen tek seans bile yeterli olabilir. Ancak terapiler çoğunlukla bir veya birkaç ay sürüyor. İlaç tedavisi ise genellikle altı ay -bir yıl kadar devam etmeli. Bazı durumlarda bu süre daha uzun olabilir.

    Tek başına psikoterapiyle fobilerin tedavisi mümkün mü?

    Eğer şiddetli yeti kaybı ve ek anksiyete bozukluğu, depresyon veya alkol kullanımı yoksa mümkün. Hatta sayıları gittikçe artan kitaplar, broşürler ve internet ortamındaki bilgiler yararlı olabilir.

    İlaç ve psikoterapiye yanıt vermeyen hastalar nasıl tedavi ediliyor?

    Bugün elimizde farklı psikoterapiler, sanal tedavi imkanları var. Bu yöntemleri birlikte kullanarak, kişiye özel düzenlemeler yaparak o bireydeki yeti kaybını minimuma indirmek mümkün.

    Fobiyle mücadele etmek için kişinin kendi kendine yapabileceği şeyler var mı?

    Günümüzde sağlık ve ruh sağlığı konusunda birçok kaynak var. Ama bu kaynakların bilinçli seçimi önemli. Bu bakımdan yine bir ruh sağlığı kurumuna veya ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurmak, onun rehberliğinde kendine yardım kaynaklarını seçmek uygun olabilir. Ayrıca kaçınmak yerine korktuğu durumların üstüne derece derece gitmeye gayret etmek yararlı olacaktır.

    Örnek vaka 44 yaşında bir kadın...

    Baş ağrılarının sık ve şiddetli hale gelmesi nedeniyle gittiği doktor baş ve boyun MR’ını gerekli görmüş. Gittiği görüntüleme merkezinde MR çekilmeye başladıktan birkaç dakika sonra nefes alamama, çarpıntı, panik duygusu ve boğulma korkusu nedeniyle çekim tamamlanamamış. Daha sonra sakinleştirici bir ilaç verilerek çekim yapılabilmiş.
    Bu günden sonra kapalı ve ışık almayan yerlere girememeye başlamış. Asansör, sinema, kalabalık taşıt araçlarında duramıyor, perdeleri kapalı bir odada kalamıyor. Boğulma ve kapana kısılmışlık hisleri nedeniyle rahat edemeyeceğini düşündüğü ortamlara girmiyor, çok seçici davranıyor. Gitmeye zorunlu olduğu kapalı bir ortamda yaşadığı panik nedeniyle acil servise başvurduktan sonra psikiyatri bölümüne sevk ediliyor. Klostrofobi tanısı konuluyor.

    ÖZGÜR GÖKMEN
     

Sayfayı Paylaş