1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Karabük Antik Kentleri (Karadeniz Bölgesi)

Konusu 'Turizm Rehberi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 28 Nisan 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Karabük Antik Kentleri (Karadeniz Bölgesi)

    Dadybra (Safranbolu) Antik Kenti

    [​IMG]Safranbolu tarihçesinin erken dönemleri hakkında bilgi bulunmamaktadır. Ancak kasaba yakınında bulunan tümülüsler, buradaki yerleşmenin İlkçağa kadar uzandığını kanıtlamaktadır.

    Homeros’un İlyada destanında Paplagonya olarak geçmektedir. Yörede sırası ile Hititler, Frigler, Lidyalılar, Persler, Helenistik Krallıklar (Pondlar), Romalılar, Selçuklular, egemenlik kurmuşlardır. Safranbolu’nun belgelere dayanan bilinen ilk tarihi Bizans Döneminde başlamaktadır (395-1453). Bizans Döneminde Safranbolu Dadybra (Dadibra), Arap akınları karşısında bir müstahkem kale olarak (Akratia) kurulmuş ve önem kazanmıştır.

    1196 tarihinde Selçuklular zamanında kentin adı Zalifre olmuştur. Beylikler döneminde ve Osmanlıların ilk zamanlarında kentin adı Borglu ve Borlu şeklini almıştır. 16 yüzyıl Osmanlı Tapu ve Tahrir defterinden izlenebileceği gibi Borlu, yöreye yerleşen Taraklı Aşiretinden dolayı Taraklıborlu olmuştur. Taraklıborlu adından sonra Safranbolu için Osmanlılar Döneminde kullanılan diğer adlar, 18 yüzyıl ortalarında Zağfiran-ı Borlu, 19.yüzyıl ikinci yarısında kısa bir süre için Zağfiran-ı Benderli 19.yüzyılın son çeyreğinden itibaren Zağfiranbolu, son olarak ta Zafranbolu ve Safranbolu biçimine dönüşmüştür.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 15 Mayıs 2016
  2. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Hadrianopolis Antik Kenti

    Hadrianopolis Antik kenti Karabük ili, Eskipazar ilçesine 3 km. uzaklıkta olup, antik kent ile ilgili kalıntılar, özellikle mahzenler, merdivenler, hamam kalıntıları ve suyolları bulunmaktadır.

    Hadrianopolis antik kentinin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, Roma İmparatoru Hadrianus tarafından kurulduğu söylenmektedir. Kentin çevresinde bulunan sikkelerde imparatorun isminin yazılmış oluşu da bu iddianın kesin olabileceğini göstermiştir. Bununla beraber kentin Romalılardan daha önce kurulduğu ve Roma döneminde onarılarak kullanıldığı sanılmaktadır.

    Bithynia Krallığı M.Ö. I.yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun hâkimiyetine girmiştir. Romalılar zamanında Bithynia bölgesinde Çankırı’da Germanikopolis, Çerkeş’te Antinopolis ve Eskipazarda da Hadrianopolis isimli kentler kurulmuştur. Paphlagonia Krallığı döneminde bir Pazar yeri olan Eskipazar’ın 3 km. uzağındaki Hadrianapolis kenti Roma İmparatoru Hadrianus döneminde önemli bir yerleşim yeri olmuş ve bu döneme ait kalıntılar günümüze kadar ulaşabilmiştir. Çevrede bulunan sikkelerden kentin adına para basıldığı da öğrenilmektedir.

    Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesiyle birlikte (M.S.395) yöre, Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) egemenliğine girmiş, bu durum 1085 yılına kadar sürmüştür. Bu dönemde Hadrianopolis diye anılan Eskipazar dinsel açıdan büyük önem kazanarak piskoposluk olmuş ve Honarias Eyaletine bağlı olarak yönetilmiştir.

    Hadrianoupolis kent merkezi, Eskipazar İlçe merkezinin 3 km batısındaki Budaklar Köyü ve bu köye bağlı Hacı Ahmetler, Çaylı ve Eleler Mahalleleri sınırları içerisinde, bugünkü Eskipazar-Mengen Karayoluna paralel olarak uzanan yerdedir. Bu alanda 2005 yılında yapılan arkeolojik yüzey araştırmalarında 14 adet dağınık kamu ve diğer tür yapılar tespit edilmiştir. Bu kamu yapıları arasında Hamam A yapısı, ikinci bir hamam yapısı, A ve B olarak adlandırılan iki kilise yapısı, bir savunma yapısı, tiyatro olduğu sanılan bir yapı, bir kemerli yapı ve kubbeli bir yapı gibi anıtsal binalar bulunmaktadır. Bu binalardan 2006 yılında ikisinde, 2007 yılında ise beşinde arkeolojik kazı çalışmaları yapılmıştır. Eylül 2007’de Karabük Bölge Koruma Kurulu tarafından Hadrianoupolis kentinin yayılmış olduğu alan 1. Derece Arkeolojik Sit olarak tescillenmiş ve koruma altına alınmıştır.

    Erken Bizans A Kilisesi

    [​IMG]2003 yılında Karadeniz Ereğlisi Müzesi Müdürlüğü tarafından yapılan kurtarma kazılarında ortaya çıkarılan ve Erken Bizans B Kilisesi olarak adlandırılan kent merkezindeki kilise dışında, Hadrianoupolis’de ikinci bir kilise kalıntısı 2005 yılı yüzey araştırmalar sırasında kent surlarının dışında tespit edilen ve Erken Bizans A Kilisesi olarak adlandırılan yapıdır.

    Burası Hadrianoupolisin Bizans devri surlarının yaklaşık 2.5 km doğusunda, Göksu Deresi vadisinin hemen 500 m kuzeyinde bulunan ve Yerebatan ismi verilen bir tepe yükseltisinin zirvesindedir. Bina plansal ve boyutsal olarak (20.28 x 15.84 m) Erken Bizans B kilisesine olağanüstü benzemekte, yine onun gibi üç nefli bir basilikal plan içermektedir. Bu kilisenin tabanı mozaiklerle süslenmiştir. Bu mozaik zemin büyük olasılıkla Paphlagonia’ya dışarıdan gelen ustalar tarafından yapılmıştır. Bu ustaların geldikleri yeri tam olarak belirtmek zor olsa da (Kuzey Afrika), Erken Bizans B Kilisesi’nin tabanında 2003 yılında bulunan mozaiklerin Edessalı ustalar tarafından yapıldıkları sanılmaktadır.

    Erken Bizans B Kilisesi

    [​IMG]2003 yılında Karadeniz Ereğli Müzesi Müdürlüğü tarafından kurtarma kazıları sırasında açığa çıkarılan ve Hadrianoupolis yerleşiminin merkezi olarak nitelenen Erken Bizans A Kilisesi’nin 4 km batısında, topografik olarak Göksu Çayı’nın 500 kuzeyindeki bir etekte bulunmaktadır. 2006 yılındaki incelemeler, bu bölgede başka dinsel yapıların da var olduğunu göstermektedir.

    Bu kilisenin de tabanında eşsiz mozaikler bulunmakta olup, kilisenin naosunda bemanın hemen önündeki ana sahnede İncil nehirleri Geon, Phison, Tigris ve Euphrates belgelenmiştir.

    Her iki kilisede ve hamamda bulunan Geç Roma-Erken Bizans mozaikleri Hadrianoupolis’in bu konuda bir hayli zengin bir kent olduğunu ve gelecekte bu dönem mozaik corpus’unu daha yakından anlamak için yeni veriler sağlayacağı izlenimini verir.

    Hamam A

    [​IMG]2005 yılındaki yüzey araştırmaları sırasında bulunan ve Hamam A olarak adlandırılan, kent merkezindeki anıtsal yapıda 1 Eylül 2006 tarihine kadar devam eden kazılarda 13 ana mekan ortaya çıkarılmıştır. Binaya ait kalıntılar Bizans devri dini yapıların yoğunlaştığı ve Erken Bizans B Kilisesinin de bulunduğu mevkinin yaklaşık 350 m güneybatısında olup, güneyindeki Göksu Deresine bir set oluşturacak şekilde oldukça dik doğal bir teras üzerinde inşa edilmiştir.

    Hamamın inşası büyük olasılıkla İ.S. 5. yüzyılda gerçekleşmiş olmalıdır. Hamamın hypocaust sistemi Geç Roma hamamlarını hatırlatmaktadır. Hamam İ.S. 7.yüzyıl sonuna kadar kullanımda olduğu sanılmaktadır. Kazılar sırasında ele geçen 7 adet sikkeden bir kısmı hamamın İ.S. 8.yüzyılın başlarında terk edildiğini düşündürmektedir. Binanın içinde gün ışığına çıkan en çarpıcı arkeolojik öğe ise 10 no.lu mekânda bulunan geometrik bezemeli mozaikli bir zemindir. Bu mozaik binanın İ.S. 5. yüzyılda yapıldığına açıklık getirmektedir. 2007 yılındaki kazılarda bu mekânın bir kısmında zemin mozaiğinin devamı bulunmuştur.

    Hamam B

    [​IMG]Hacıahmetler Mahallesinin doğu girişinin yaklaşık 50 m doğusunda, Eskipazar-Hacıahmetler yolunun hemen güneyindeki bu yapı oldukça büyük anıtsal bir yapıdır. 2007 yılında başlayan kazılarda yapının henüz 9 mekânı ortaya çıkarılabilmiştir. Bu mekânlar en az iki ana kanada oturtulmuş olup, Hamam A gibi yine doğal bir teras üzerine yerleştirilmişlerdir. Yapının 10 m kuzeybatısında modern asfaltın hemen kuzeyinde sekizgen planlı, mozaik zeminli, apsidal bir yapı ortaya çıkarılmıştır.

    Hamam B ile bu yapının arasındaki ilişki henüz aydınlatılmamıştır. Her iki kompleksin de tabanı geometrik motifli mozaiklerle süslenmiştir. 2008 yılında buradaki kazılar devam edecektir.

    Geç Roma Villası

    [​IMG]İ.S. 5. yüzyılın sonunda yapıldığı sanılan Geç Roma villası, Erken Bizans B Kilisesi’nin yaklaşık 150 m doğusunda bir düzlük üzerinde yerleştirilmiştir.

    2007 yılında kazısına başlanan bu alanda geniş avlu içine yerleştirilmiş olan en az 10 mekândan oluşan bir villa ortaya çıkarılmıştır.

    Villanın 2 nolu mekânının tabanında ev sahibi ve eşinin portreleri resmedilmiştir.

    Mekânlardan ikisinin duvarlarında ise freskolar bulunmaktadır. Bu alanın kazısına 2008 yılında da devam edilecektir.

    Theatron

    2007 yılında kazı çalışmalarına başlanan theatron, Hacıahmetler Mahallesinin doğu girişinin yaklaşık 50 m kuzeydoğusunda, doğal bir kaya yüzeyindedir. Oturma sıralarından ibaret bu yapının kazısı 2008 yılında devam edecektir.

    Roma Anıtsal Kaya Mezarı

    Kentin Roma döneminden kalma en önemli yapısı anıtsal mezar yapısıdır. Hamam A yapısının hemen 10 m kadar güneyinde, dik bir terasın içine oyulan bu kaya mezarı, 3 adet klineye sahiptir ve giriş kısmı vurgulanmıştır.

    Roma Kuzeybatı Kaya Mezarı

    2007 yılında kazı çalışmaları yapılan bu mezar, tiyatro olduğu düşünülen kayalık bir sırta oyulmuş yapının 5 kadar güneyinde yine kayalık bir yüzeye oyulmuştur. Kentte çok sayıda yer alan kaya mezarlarından biridir.

    Anıtsal Kültik Niş

    Anıtsal kültik niş kentin nekropol alanında, Çay Mahallesinin yaklaşık 2 km doğusunda ve Göksu’nun kuzeyinde, bir kaya üzerine oyulmuştur. Bu kaya nişi 238 cm yükseklikte, 142 cm genişliktedir ve 28 cm genişlikteki iki adet sütunun üzerine yerleştirilmiş yarım daire şeklindeki alınlıktan oluşur. Nişin her iki yanı da düzeltilmiş ve niş tam ortaya çekilmiştir. Nişin hem üstünde, hem de altında ikişer, üçer basamak bulunmaktadır. Bu basamaklar nişin kaya yüzeyine oyulması ve nişin içine bir röliği yerleştirmek içindir.

    Nişte iki adet Korinth düzeninde başlık ve üç adet akroter şematize olarak verilmiştir. Yüzey toprağından yaklaşık 1 m yükseklikte bulunan bu nişin bir mezar anıtı ya da ostothek koyma anıtı olmadığını, Phrygia, Galatia örneklerinde olduğu gibi bir kutsal açık hava tapınım yeri olduğunu ve bu niş içine bazı dinsel törenler için bir rölik konulduğunu düşünüyoruz. Bu şekli ile Paphlagonia bölgesinde başka örneklerine rastlanan bu niş Phrygia bölgesinde çok yaygın olan dinsel bir açık hava tapınma öğesinin Güneybatı Paphlagonia bölgesinde de varolduğunun göstergesidir. Bu nişi tarihlemek elimizdeki verilerle çok zorsa da, bölgedeki birkaç örnek ile yapılan tipolojik analoji ile niş büyük olasılıkla İ.S. 2.-3. yüzyıla aittir. Bu niş ile ilgili olarak bir başka ilginç durum da nişin nekropol alanında mezarlarla aynı bölgede bulunmasıdır. Ayrıca çoktan unutulmuş bir Phryg dinsel geleneğinin güney Paphlagonia bölgesinde İ.S. 2.-3. yüzyılda hala var olması da ilginç bir durumdur.

    Hadrianopolis'teki Diğer Yapılar

    Hadrianoupolis kentinde daha birçok kalıntılar keşfedilmiş olup, anıtsal bir kemerli yapı, sur kalıntıları, mozaik zeminli yapılar, bir savunma yapısı, geniş bir mezarlık alanı ile bazı kült alanlarından oluşmaktadır.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 15 Mayıs 2016
  3. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Phylomoneia (Eflani) Antik Kenti

    Phylomoneia, İlk ve Ortaçağda önemli bir ticaret limanı olan Amastris’in İç Anadolu ile bağlantısını sağlayan yol üzerinde bir savunma kalesi olarak kurulmuştur. Kaleyi kuranın, Bithynia Kralı Nikomedes veya Onun oğlu Phylomenes olduğu ve bundan dolayı kente Phylomeneia (Phylomenes Yurdu) dendiği sanılmaktadır.
    Bugün, bu antik kentten günümüze herhangi bir kalıntı ulaşamamıştır.
     

Sayfayı Paylaş