1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Karaca Ahmet...

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve Çirkin Kral tarafından 5 Ekim 2006 başlatılmıştır.

  1. Çirkin Kral

    Çirkin Kral Forum Tutkunu

    Katılım:
    4 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.948
    Beğenileri:
    23
    Ödül Puanları:
    1.880
    Meslek:
    Gümrükçü
    Yer:
    istanbul
    Banka:
    62 ÇTL
    Deryada sonsuzluğu fikir etmeye ne zahmet !
    Al sana derya gibi sonsuz Karacaahmet !
    Göbeğinde yalancı şehrin, sahici belde;
    Ona sor, gidenlerden kalan şey neymiş elde ?
    Mezar, mezar, zıtların kenetlendiği nokta;
    Mezar, mezar, varlığa yol veren geçit, yokta...
    Onda sırların sırrı: Bulmak için kaybetmek.
    Parmakların saydığı ne varsa hep tüketmek.
    Varmak o iklime ki, uğramaz ihtiyarlık;
    Ebedi gençliğin taht kurduğu yer, mezarlık.
    Ebedi gençlik ölüm, desem kimse inanmaz;
    Taş ihtiyarlar, servi çürür, ölüm yıpranmaz.
    Karacaahmet bana neler söylüyor, neler !
    Diyor ki, viran olmaz tek bucak, viraneler,
    Zaman deli gömleği, Onu yırtan da ölüm;
    Ölümde yekpare ân, ne kesiklik, ne bölüm..
    Hep olmadan hiç olmaz, hiçin ötesinde hep;
    Bu mu dersin, taşlarda donmuş sükûta sebep ?
    Kavuklu, baş örtülü, fesli, baş açık taşlar;
    Taşlara yaslanmış da küflü kemikten başlar,
    Kum dolu gözleriyle süzüyor insanları;
    Süzüyor, sahi diye toprağa basanları.
    Onlar ki, her nefeste habersiz öldüğünden,
    Gülüp oynamaktalar, gelir gibi düğünden.
    Onlar ki, sıfırlarda rakamları bulmuşlar;
    Fikirden kurtularak, ölümden kurtulmuşlar.
    Söyle Karacaahmet, bu ne acıklı talih !
    Taşlarına kapanmış, ağlıyor koca tarih !
     

Sayfayı Paylaş