1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Karadeniz Bölgesi

Konusu 'Türkiye Coğrafyası' forumundadır ve Suskun tarafından 25 Ekim 2009 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Karadeniz Bölgesi

    Bölge adını komşu olduğu Karadeniz’den almıştır. Bölgenin tümü doğal ekonomik ve beşeri özellikler bakımından benzer özellikler gösterir. Ancak yer şekilleri iklim tarım yerleşme ve ekonomik etkinliklere bağlı olarak 3 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Batı Orta ve Doğu Karadeniz’dir.

    [​IMG]

    Yer şekilleri

    Dağlar : Batı Karadeniz’de birbirine paralel 3 sıra halinde uzanan dağlar Orta Karadeniz’de kıyıdan uzaklaşıp tek sıra halinde uzanır. Ortalama yükselti azalmıştır. Doğu Karadeniz’de ise dağlar iki sıra halinde uzanır. Bölgenin en yüksek dağları bu bölümdedir. Dağ sıraları arasında batı-doğu yönlü uzanan çöküntü ovaları ile Çoruh-Kelkit Gökırmak ve Devres vadiler yer alır.

    Ovalar : Bölgenin en geniş kıyı ovaları Çarşamba ve Bafra delta ovalarıdır. İç kesimlerde Suluova Taşova Turhal Merzifon Tosya Boyabat gibi çöküntü ovaları yer alır. Bu çöküntü ovaları Türkiye’nin en aktif deprem bölgeleridir.


    Akarsular ve Göller

    Akarsular : Yenice Bartın Kızılırmak Yeşilırmak ve Çoruh bölgenin önemli akarsularıdır. Yatak eğimleri fazla rejimleri düzensiz akarsulardır. Kar erimelerine bağlı olarak ilkbahar aylarında akım yüksektir.

    Göller : Bölgede buzul gölleri ve heyelan set gölleri fazladır. Özellikle Doğu Karadeniz Dağları’nda buzul etkisiyle oluşmuş buzul gölleri yaygındır. Sera (Uzungöl) Tortum Borabay Abant ve Yedigöller başlıca heyelan set gölleridir. Ayrıca bölgede çok sayıda baraj gölü bulunmaktadır.

    İklim : Bölgenin kıyı şeridinde her mevsim yağışlı yazları serin kışları ılık geçen Karadeniz iklimi etkilidir. Bu iklimi etkileri Orta Karadeniz’de yer şekillerine bağlı olarak iç kesimlere kadar ulaşır. Batı ve Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde iklim karasallaşır yağış miktarı azalır.

    [​IMG]

    Doğal Bitki Örtüsü

    İklim koşullarının orman yetişmesine uygun olduğu Karadeniz Bölgesi’nde özellikle denize dönük dağ yamaçlarında sık orman örtüsü görülür. Ormanlar deniz seviyesinden başlar ve 2200 metrelere kadar ulaşır.

    Nüfus ve Yerleşme
    Bölge nüfus sayısı bakımından 3. sırada yer alır. Nüfusun büyük bölümü Doğu Karadeniz kıyıları Orta Karadeniz’deki ovalar ve Batı Karadeniz’de Zonguldak Yöresi’nde toplanmıştır. Bölgede iklimin nemli olması ve tarımsal koşullar kırsal nüfusun fazlalığına yol açmıştır. Arazinin engebeli olması su kaynaklarının bolluğu dağınık yerleşmeyi yaygınlaştırmıştır. Konut tipi olarak ahşap evler yaygındır.


    İller
    [​IMG]
    Amasya Artvin Bartın Bayburt Bolu Çorum Giresun Gümüşhane Karabük Kastamonu Ordu Rize Samsun Sinop Tokat Trabzon Zonguldak.


    Ekonomik Özellikler

    Tarım


    Bölge ikliminin nemli olması kıyıda yaz mevsiminin yağışlı geçmesi buğday arpa gibi tahıl tarımını engellemiştir. Bol neme gereksinim duyan tarım ürünlerini yaygınlaştırmıştır. Tarım arazileri parçalı ve dar olup genellikle eğimli arazilerdir. Bu durum tarımda makine kullanımını engellemiştir. Doğu Karadeniz kıyılarında bahçe tarımı yaygındır.


    Tarım Ürünleri

    Mısır : Kıyı kesiminde buğdayın yerini almıştır. Halkın temel besin maddesidir. Bölge mısır üretiminde 1. sırada yer alır. Ancak üretilen mısırın tümü bölge içinde tüketildiğinden ticari değeri yoktur.

    Tütün : Karadeniz Bölgesi üretimde Ege Bölgesi’nden sonra 2. sırada yer alır. Bafra Ovası (Samsun) en yoğun ekim yapılan alandır. Ayrıca Tokat Amasya Düzce Ovası (Bolu) ve Rize Yöresi’nde yetiştirilir.

    Fındık : Kış ılıklığına gereksinim duyan fındık Karadeniz iklimine en uyumlu üründür. Türkiye üretiminin %84’ü Karadeniz Bölgesi tarafından karşılanır. Bütün Karadeniz kıyılarında yer yer iç kesimlerde yetişmesine karşın en yoğun olarak Ordu ve Giresun’da üretilir.

    Çay : Muson iklimine uyumlu bir tarım ürünüdür. Bol nem ve kış ılıklığına gereksinim duyar. Trabzon – Rize arasında Doğu Karadeniz kıyılarında denize dönük yamaçlarda yetiştirilir. Ülke üretiminin tamamını Karadeniz Bölgesi karşılar.

    Pirinç : Bol suya gereksinim duyar. Akarsu vadi tabanlarında ekimi yapılır. Tosya Boyabat Çarşamba ovaları başlıca ekim alanlarıdır.

    Şekerpancarı : Bol yağışlı olan Doğu Karadeniz kıyıları dışında tüm bölgede yetişme koşulları vardır. Ekim alanları Kastamonu Çorum Tokat Amasya illerinde geniştir.

    Keten-kenevir : Nemli iklim bitkisi olan keten Batı Karadeniz Bölümü’nde Kastamonu ve Sinop’ta yetiştirilir. Kenevir ise uyuşturucu özelliği nedeniyle devlet kontrolünde üretilir.

    Meyve : Amasya’da elma Kastamonu’da erik Rize’de turunçgiller Orta Karadeniz’de üzüm Batı Karadeniz’de kestane tarımı yaygındır.


    Hayvancılık

    Gür otlaklar ve nemli iklimi büyükbaş hayvancılığı yaygınlaştırmıştır.
    Batı ve Orta Karadeniz iç kesimlerinde tiftik keçisi yetiştirilir.
    Balıkçılık önemli geçim kaynağıdır.
    Bolu Yöre’sinde arıcılık ve kümes hayvancılığı yaygındır.


    Ormancılık

    Ormanların geniş yer kaplaması ormancılığı önemli bir geçim kaynağına dönüştürmüştür. Batı ve Doğu Karadeniz’de kereste tomruk parke ve kağıt fabrikaları bulunur.


    Madenler ve Enerji Kaynakları

    Madenler : Doğu Karadeniz’de Artvin ve Murgul (Göktaş) Batı Karadeniz’de Kastamonu – Küre’de bakır çıkartılır. Bölgede çıkarılan bakır Samsun bakır fabrikasında işlenir.

    Enerji Kaynakları : Zonguldak havzasında taşkömürü çıkartılır. Türkiye üretiminin tamamını burası karşılar. Demir-çelik endüstrisinde enerji kaynağı olarak kullanılır. Taşkömürü tozundan Çatalağzı termik santralinde elektrik üretilir. Bolu Çorum Amasya ve Havza’da linyit yatakları işletilmektedir.

    Enerji Üretim Tesisleri : Kızılırmak üzerinde Altınkaya Yeşilırmak üzerinde Almus Hasan ve Suat Uğurlu hidroelektrik santralleri kuruludur. Hopa’da petrolle çalışan termik santral yer alır.


    Endüstri

    Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :


    UYARI : Endüstri Batı Karadeniz Bölümü’nde gelişmiştir. Zonguldak Havzası Türkiye’nin ağır sanayi bölgesidir.

    Şeker : Kastamonu Turhal (Tokat) Suluova (Amasya) Çorum Çarşamba (Samsun)

    Çay : Rize ve çevresi

    Demir – çelik : Ereğli (Zonguldak) ve Karabük

    Kağıt : Çaycuma (Zonguldak) Taşköprü (Zonguldak) Aksu (Giresun)

    Kereste : Bolu Düzce Bartın Ayancık

    Ulaşım
    Yer şekilleri nedeniyle Orta Karadeniz Bölümü dışında bölgede ulaşım zordur. Samsun ve Zonguldak dışında demiryolu ile ard bölgesine bağlı olan liman yoktur. Samsun ve Trabzon bölgenin gelişmiş liman kentleridir. Trabzon Limanı Zigana ve Kop geçitleri ile bölge içine ve oradan da komşu ülkelere bağlanmıştır.

    Turizm
    Bölgede gerek tarihi kalıntılar gerekse doğal güzellikler turizm için önemli potansiyel oluşturmaktadır. Bölge iklimi deniz turizminin gelişmesini engellemiştir. Batı Karadeniz’de Amasya ve Sinop’ta deniz turizmi gelişmeye başlamıştır. Özellikle Kaçkar Dağları’ndaki buzul gölleri değişik bitki türleri bölgenin deniz turizmindeki açığını kapatacak derecede ilgi görmektedir. Bolu Aladağlar ve Abant çevresi kış sporlarının yapıldığı önemli merkezlerdir.

    Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
    Karadeniz Bölgesi ekonomik gelişmişlik açısından 5. sırada yer alır. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.

    Çay
    Fındık
    Kenevir
    Pirinç
    Mısır
    Tütün
    Deniz ürünleri
    Taşkömürü
    Bakır
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Doğu Karadeniz’i görmeyenlere anlatması zordur oraların yeşilini... Doğa her vadide, her sırtta sanki başka tür boyalar kullanmış gibidir. Gözleriniz inişli çıkışlı tepelerin renk paletine dalıp gitmişken; uzakta, ağaçların arasından sürmeli gözlerle sizi izleyen evleri fark edersiniz birden. İçinde kıpır kıpır Doğu Karadeniz insanının yaşadığı; kültürüyle biçimlendirdiği; elleriyle örüp yükselttiği; ahşapla, taşla var ettiği evleri...

    KAPALI ‘KÜLTÜR HAVZALARI
    Doğu Karadeniz köyleri, sahile paralel sıradağlardan denize uzanan vadi yamaçlarına yerleşmiştir. Köylerde düzlük sayılabilecek alanlar bulmak oldukça zordur. İnsanlar her eylemleri için yokuş inmek ya da çıkmak zorunda kalır.Eğer yaşadığınız yerden deniz görünmüyorsa; ağaçlar, tepeler ve dağlar arasında gözünüzü dinlendirecek küçük bir yatay çizgi bile bulamazsınız. Bir vadi tabanından akan ırmağı izleyen yol, o vadideki tüm köylerin ortak yoludur. Yollar, ancak sahilde birleşir. Bu yüzden belli bir vadi çevresinde yaşayan insanların hemen bitişik vadilerde yaşayanlarla ilişkileri yok gibidir. Yani vadiler, kapalı birer ‘kültür havzaları’dır. Doğu Karadeniz’deki evler, köy sınırları içinde öylesine dağılmıştır ki, genellikle merkez denilebilecek bir alan, bir meydancık oluşamamıştır. Peki evler birbirine niçin bu kadar uzak Doğu Karadeniz’de? İnsanların birbirinden uzak durmak istemesi değil elbette bunun nedeni. Tek sebep, arazinin engebeli oluşu. O nedenle, arazi üzerinde ev kurulan uygun yerler, komşuya yakın olma kaygısı düşünülmeden sahiplenilmiştir. Bu yalıtılmış ve yalnız yaşama şeklinin, Karadenizli’nin hırçın, mücadeleci ve bağımsız kişilik yapısının oluşumuna zemin hazırladığı da kabul gören bir gerçek. Böylesi bir kişilik, komşularından yardım almaksızın, sorunlarını kendi başına çözebilme yetisi de kazandırmıştır onlara... İnsanlar çevrelerinden derledikleri yapı malzemeleri ve öğrendikleri tekniklerle evlerini bölgenin koşullarına uyumlu inşa etmeyi başarmışlardır.

    Evlerin mekân düzenleri de gündelik yaşantının tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde çözülmüştür.

    KİMİ TAŞ, KİMİ AHŞAP
    Erozyonun bitkisel toprak tabakasını incelttiği bölgede, ekime elverişli arazi neredeyse, ev de oradadır. Evin konumuna etki eden bir başka neden ise, köyün değişik yerlerine dağılmış su kaynaklarıdır. Doğu Karadeniz’de yapı gelenekleri ile plan tipleri, bölge içinde farklı şekillerde çıkar karşımıza. Bu durum, sahil boyunca da değişim gösterir. Örneğin en doğuda Artvin’in Şavşat ilçesinde evler tümüyle ahşaptır. Yusufeli’nde yan ve arka duvarlar taşa dönüşür. İlin sahil kesiminde ‘göz dolma’ tekniğiyle yapılmış duvarlar başlar. Rize sahilinde yaygın olan dolma tekniği, içerilere girip yükselince yerini yine ahşaba bırakır. Trabzon’a girer girmez de göz dolma tekniğinin dörtgen kutucuklardan oluşan görünümü üçgenlere, yani ‘muskalı dolma’ stiline dönüşür. Trabzon’un orman varlığı zayıf olan Araklı, Düzköy vadilerinde, az da olsa tüm cepheleri taş duvarlı evler vardır. Sahilde Gürcistan sınırından Trabzon yakınlarına kadar rastlanılan ahşap dış duvarlar, bu noktadan sonra Ordu’ya kadar yinelenmeyecektir.

    Evlerdeki iç bölme duvarları ise tüm bölgede sadece ahşap malzemeden yapılmıştır. Çatılar sahil boyunda kiremit; yüksek köylerdeyse ince tahta dilmeler (hartama, bedevra) ile örtülüdür.

    İŞLEVSELLİK VE ESTETİK BİR ARADA
    Şimdi sıra, bir Doğu Karadeniz evinin planında... Sırtını arkada toprağa dayamış, ön cephesi vadiye bakan Karadeniz evinin toprağa gömülü kısmı, süt hayvanlarının barındığı ahır bölümüdür. Bu katın üzeri de ev sahiplerinin yaşama alanıdır. Kıvrak zekâlarıyla ünlü Karadenizliler, yatak odalarını ahır bölümünün üstüne inşa ederler. Soğuk kış gecelerinde, süt hayvanlarının yaydığı ısıdan yararlanabilmek için... Zemin katta, evin yamaca yaslanmış bölümünde döşeme olarak toprak zeminden yararlanılmıştır. Burası tüm gündüz eylemlerinin geçtiği ‘aşhane’ bölümüdür.. Ortada açık ateş yanar. Burası, yemeğin piştiği ve yendiği, misafirin ağırlandığı yerdir. Dışarıdan gelebilecek her türlü tehlikeye karşı korunmak için bu bölümde pencere yoktur.Bu yüzden karanlık bir mekândır; ışık ancak kapıdan girebilir.

    Evin vadiye bakan diğer yarısına yatak odaları yerleştirilmiştir. Trabzon’un batısında kalan köylerde yatak odalarının kapısı aşhaneye açılırken; doğu yörelerde, önce bir koridora, sonra yatak odalarına geçilir. Böylelikle konukların yatak odalarını görmesi engellenir. Rize ve Artvin sahil köylerindeyse, koridor büyük bir salona dönüştürülerek ‘hayat’ adını almıştır. Burası vadiyi panoramik şekilde görebilen aydınlık bir mekândır. Kışın evlere kapanıldığında, ancak burada geçirilebilir sıkıcı günler. Hayat bölümü sobayla ısıtıldığından, yatak odaları da sıcaklıktan yararlanır.

    Doğu Karadeniz evinde gündüz ve gece eylemleri zemin katta düzenlenmiştir. Ev işleri yanında sebze, çay, fındık, tütün işleriyle uğraşan, yakacak sağlayan, hayvanları doyurma çabasında olan insanlar, sürekli hareket halindedir. Doğal olarak bir üst kat, bu uğraşıların yorgunluğunu, yükünü artıracaktır. Merdivenle çıkılan üst kat geleneğiyalnızca Rize’nin Ardeşen ve Çamlıhemşin köylerinde görülebilir. Burası yatak odalarının olduğu bölümdür. Bu yüzden evin yaşam alanı bir hayli büyümüştür.

    ÇAMLIHEMŞİN KONAKLARI BİR BAŞKA GÜZEL
    Büyük ev denilince, Çamlıhemşin’in konaklarından söz etmemek olmaz. İlçenin merkez köylerinde 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında yapılmış büyük, ihtişamlı ve sağlam görünüşlü evler göz kamaştırıyor. Bakmayın siz onların gösterişli olmalarına... Öyle ağa evi, yönetici evi falan değiller. Rusya içlerinde Moskova, Rostov ve St. Petersburg gibi kentlerde çalışarak kazandıkları altınları binaya dönüştüren sıradan insanlardır bu konakların sahipleri. Sayıları 30-40 kadar olan Çamlıhemşin konaklarının kapı kolu, pencere demiri ve renkli cam gibi aksesuvarları Rusya’dan getirilmiştir. Benzer konaklar, Trabzon’un Sürmene ve Of ilçesi sahil köylerinde de az sayıda görülebilir. En ünlüleri, Sürmene’nin 4 km doğusunda, hemen yol üstünde ‘Memiş Ağa’ konağıdır. Sahibi de ‘gerçek’ bir ağadır... Ne yazık ki, bir dönem yaşama kültürünün bu güzel örnekleri artık yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Ekonomik gerekçelerle köylerinden, kasabalarından ayrılan insanların evleri sahipsiz kaldığı anda yok olma süreci de başladı.
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Karadeniz Bölgesi'ndeki Göller

    Alaca Barajı
    Almus Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Alpu Barajı
    Altınkaya Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Ataköy Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Atasu Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Belpınar Barajı
    Beyler Barajı
    Bezirgan Barajı
    Borçka Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Boztepe Barajı, Tokat
    Çakmak Barajı, Samsun
    Çatak Barajı
    Çorum Barajı
    Demirözü Barajı
    Derbent Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Deriner Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Derinöz Barajı
    Dodurga Barajı
    Erfelek Barajı
    Germeçtepe Barajı
    Gölköy Barajı
    Gülüç Barajı
    Güzelce Barajı
    Hasan Uğurlu Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Hasanlar Barajıdır
    Hatap Barajı
    Karaçomak Barajı
    Karadere Barajı
    Kızılcapınar Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Kirazlıköprü Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Koçhisar Barajı
    Koruluk Barajı
    Kozlu Barajı
    Köprübaşı Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Köse Barajı
    Kulaksızlar Barajı
    Kürtün Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Muratlı Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Obruk Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Ondokuzmayıs Barajı
    Saraydüzü Barajı
    Sarayözü Barajı
    Suat Uğurlu Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Topçam Barajı ve Hidroelektrik Santrali, Ordu
    Tortum Barajı
    Torul Barajı ve Hidroelektrik Santrali
    Uluköy Barajı
    Vezirköprü Barajı
    Yedikır Barajı
    Yenihayat Barajı


    Karadeniz Bölgesi'ndeki Akarsular

    KIZILIRMAK

    Adını akarsu yatağının tabanında bulunan, 3. zaman ortalarında çökelmiş Kırmızı renkteki kumlu-killi tortudan alır. Sivas’ ın Zara ilçesinin doğusundaki Kızıl ve Dumanlı Dağları’ ndan kaynaklanır. Batıya doğru akarak İmranlı ve Zara önünden geçer. Hafik yönünde güneybatıya yönelir. Sivas’ ın 2 km. güneyinde soldan Tecer Suyu’ nu, sağdan Kanlıırmak’ ı alır. Daha sonra güneybatıya doğru akışını sürdüren Kızılırmak, Kaseri’ nin 30 km. güneyinden geçer ve soldan Karasu’ yu alır. Avanos önünde en güney noktasına varan ırmak, doğrultu değiştirir; önce batıya, Gülşehir önünde de kuzeye yönelir. Kırşehir’ in 17 km. güneyinden geçip kuzeye doğru akar. Bu bölgedeki darboğazlarda ırmak üzerinde iki büyük baraj kuruludur: Hirfanlı ve Kesikköprü barajlarından sonra güney-kuzey doğrultusunda Kalecik önlerinde kuzeydoğuya akar. Çankırı’ nın güneydoğusunda, soldan Acısu ile, sağdan en uzun kolu olan Delice ırmakla bileşir. Kuzey Anadolu dağları arasından geçip Tosya Ovası’ ndan gelen Devrek Çayı’ nı aldıktan sonra set bir kıvrımla kuzeydoğuya döner ve Gökırmak’ la birleşir. Hemen sonra keskin bir dirsekle önce güneydoğu, sonra kuzeydoğu doğrultusunda bir yaya çizen ırmak ormanlık dar boğazlardan geçer. Bafra önünde büyük bir delta ovası oluşturur ve tek bir kol halinde Bafra Burnu’ ndan Karadeniz’ e dökülür. Akışı oldukça düzensiz olan ve havza alanı 78 180 km2’, uzunluğu 1335 km.’ yi bulan Kızılırmak’ ın suları yazın alçalarak Ağustos’ ta en düşük düzeye iner. Şubat ayından sonra sürekli yükselen su düzeyi Nisan ayında en yüksek noktasına ulaşır.

    YEŞİLIRMAK
    Sivas’ ta Kösedağ’ ın 2801 m. Yükseltili batı yamaçlarından kaynaklanan Tozanlı (Yeşilırmak), Tokat Dağları’ ndan doğan Çekerek ve Gümüşhane’ den doğan Kelkit Irmağı’ nın birleşmesi ile oluşur. Havzası 36114 km2’ dir. Tozanlı Çayı, Sivas ve Tokat illerinde aktıktan sonra, bir süre Tokat-Amasya il sınırını çizer. Önce Çekerek sonra Kelkit Irmağı ile birleşir. Samsun topraklarına girmeden önce Canik Dağları’ nda küçük ovalar ve darboğazların yer aldığı ormanlık bir bölgeden geçer. Buradan sonra Çarşamba Ovası’ na ulaşır ve Samsun il sınırları içinde kuzeye doğru akarak geniş bir delta oluşturur. Irmak, Çarşamba ilçesini ikiye bölerek ovanın kuzeydoğu ucundaki Civa Burnu’ ndan Karadeniz’ e dökülür. Irmağın kıyıda oluşturduğu alüvyon deltasının alanı yaklaşık 1000km2’ dir. Yeşilırmak havzası kuzeyde Karadeniz ve Çoruh, güneyde Fırat ve Kızılırmak, batıda Kzılırmak havzaları ile çevriliridir. Düzensiz akış, zaman zaman taşkınlara ve tarım alanlarının zarar görmesine yol açar. Havzada genellikle tütün ve şekerpancarı tarımı yapılır. Orta Yeşilırmak havzasında 3 büyük vadi vardır. Bu vadiler Karadeniz’ e doğru gidildikçe genişler ve Yeşilırmak Platosu’ nun oluşturur. Platonun doğu ve güneyi yüksek dağlarla çevrilidir. Yeşilırmak’ ın uzunluğu 519 km.’ dir.

    SAKARYA IRMAĞI
    Afyonkarahisar’ ın kuzeydoğusunda Emirdağ ve Beydağların eteklerinde küçük dereler ve Sakaryabaşı pınarı denen gür akışlı kaynak bölgesinden doğar. Önce kuzeye doğru akarak İç Anadolu Bölgesi’ ne girdikten sonra asıl vadisine iner ve doğuya doğru ilerlemeye başlar. Arayit Dağı’ nı güney ve doğudan çevreleyerek kuzeye döner. Bu akış yönünde sol taraftan en uzun kolu Porsuk, sağ taraftan Ankara ve Kırmir çaylarını alan Sakarya, Sündiken Dağları’ nı doğu ve kuzeyden çevreleyerek batıya döner. Batıya dönme yerinde kurulan Sarıyar Baraj’ ı, gerisinde 48 km2’lik bir yapay göl oluştururken göl alanının az ilerisinde daha küçük ölçekli Gökçekaya baraj gölü başlar. Bilecik yakınlarında kuzeye döner. Bu yönde sağdan Göynük, soldan Göksu’ yu alıp Geyve Boğazı’ na girer. Buradan Adapazarı ovasına açılan ırmak, Sapanca Gölü’ nün fazla suyunu da alarak Karadenize’ e dökülür. Özellikle ilkbaharda çok bol su taşıyan Sakarya ırmağının 58 000 km2’ lik bir su toplama alanı 824 km.’ lik uzunluğu vardır.

    ÇORUH IRMAĞI
    Mescit dağ kütlesinin batı yamaçlarından doğup, önce güneybatı yönünde akar. Bayburt yakınlarında kuzeye doğru yönelir. Hart Ovası’ nda Pulur Suyu’ nu aldıktan sonra, birden doğuya döner; Çoruh dağları arasında daralıp genişleyen oluk biçimindeki vadiden akarak kuzeydoğuya yönelir. Oltu Çayı’ nın Tortum Suyu’ nu, Artvin yakınlarında Berta-Şavşat Suyu’ nu aldıktan sonra kuzeybatıya döner ve Muratlı yakınlarında Gürcistan’ a geçer. Kimi kesimler ulaşıma elverişli ırmağın Türkiye sınırları içerisindeki uzunluğu 450 km. dolayındadır.
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Karadeniz Bölgesinin Nüfusu ve Yüzölçümü

    Gerçek alanı olan 122.121 km² ile Türkiye topraklarının %18’ini kaplar. Alan bakımından 3. büyüklükteki bölgemizdir. Bölge Doğu-Batı doğrultusunda 1400 km, Kuzey-Güney doğrultusunda 100-200 km ile bir şeride benzer.Karadeniz güzellikle doludur.

    Bölge sınırları içinde dört ulusal park alanı yer almaktadır. Bunlar Trabzon ilindeki Maçka Altındere Milli Parkı, Kastamonu ili ile Çankırı ili sınırları içerisinde yer alan Ilgaz Dağı Milli Parkı, Bolu ilinin Zonguldak iline komşu olduğu kesimde kurulan Yedigöller Milli Parkı ve büyük bir bölümü Rize ili Çamlıhemşin ilçesi, küçük bir bölümü de Artvin ili Yusufeli ilçesi sınırları içinde kalan Kaçkar Dağları Milli Parkı'dır. 51.500 hektarlık bir alanı kaplayan Kaçkar Dağları 1994 yılında milli park ilan edilmiştir. Türkiye'deki 33 Milli Park alanından birisi olan Hatila Vadisi Milli Park sahası, merkez ilçe sınırları içerisinde, Hatila Vadisi'ndeki Hatila Deresi ve birçok yan derelerini içerir. Karagöl Sahara Milli Parkı, Türkiye'deki 33 Milli Park alanından birisidir ve Artvin'in Şavşat ilçesi sınırları içerisinde yer almakta olup iki ayrı sahadan oluşur: Bunlar Karagöl ve Sahara Yaylası'dır.
     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Karadeniz bölgesine has gelenekler

    Yöre halkı büyük şehirlere göçe başladığından beri eski gelenekleri az da olsa terk etme yolunu tutmuştur. Ancak büyük çoğunluk eski, göreneklerine bağlıdır. Bu gelenek ve görenekler çoğunlukla eski söylentilere dayanır.

    Her yıl Mart ayının 14' ünde yılbaşı tutulur. O sabah erkenden kalkılır, deniz veya akarsudan su alarak eve gelinir ve sağ ayak ile eşikten geçilerek eve girilir. Su evin dört bir tarafına serpilir. Eğer hayvanlar varsa onların üzerine de serpilir. O gün kimse evine uğursuz gelir diye misafir kabul etmez, ancak ayağı denenmiş birisi varsa o eve çağrılır. Gelen kişi sağ ayağını içeriye atar yeni yılınız hayırlı olsun martınızı bozuyorum der o gece evde ısırgan veya paça pişirilir içine yeşil boncuk atılır. Bunları yerken boncuk kimin ağzına gelirse o yıl bu şahıs ekine başlar, aile içerisinde bol rızıklı kabul edilir. Yine Mart'ın 14 ünde gün tutulur. Mart'ın 14'ü, Mart 15'i , Nisan 16'sı, Mayıs v.b. aylar olarak adlandırılır. O günlerdeki havanın durumuna göre o ayların nasıl geçeceği hakkında fikir yürütülür.

    6 Mayıs'ta hıdrellez tutulur. Bu gün Hızır ve İlyas Aleyhissamların bir araya geldiğine ve artık kış ayının bitip güzel günlerin geleceğine inanılır. Yine akşamdan 3-5 genç kızlar niyet tutarak bir gül ağacının dibine yüzüklerini gömerler. Sabahleyin mani okuyarak onları çıkarırlar. Söylenen maninin manasına göre talihlerini denerler.

    Mayıs Yedisi (Aksu Şenlikleri)

    Her yıl Mayıs ayının 7'sinde (Miladi 20 Mayıs) kutlanır. 1977 yılına kadar "MAYIS YEDİSİ" adıyla sürdürülen törenler bu tarihten sonra "AKSU ŞENLİKLERİ" adını almıştır. Daha sonra 1992 yılı başında alınan yeni bir kararla daha geniş kitlelerle sosyal ve kültürel ilişkilerin sağlanması ve sürdürülmesi amaçlanarak adının "ULUSLARARASI KARADENİZ AKSU FESTİVALİ" olması kabul edilmiştir. Her yıl 20 Mayıs günü Giresun'un doğusunda bulunan Aksu Deresinin deniz ile birleştiği yerde insanlar toplanırlar. Özellikle hastalar, dertliler, çocuğu olmayanlar, dilekleri olanlar Aksu Deresinin kıyısına giderler bir dilek dileyip yedi çift bir tek taşı suya atarlar. Aksu mahallinde yapılan bu törenler üç ana bölümden oluşur.

    1-SACAYAKTAN GEÇME GELENEĞİ: Soyun sürdürülmesi kültürüne dayanır. Çocuğu olmayanlar dilekte bulunarak üç kez sacayaktan geçerler. Üç kutsal sayılan bir rakamdır. Sacayak ana rahminin simgesidir.

    2-DERE TAŞLAMA GELENEĞİ: İlkbahar , doğanın hayat bulduğu mevsimdir. Doğanın getirdiği yaşama zevkiyle insanlar da bütün kötülüklerden arınmak gereğini duyarlar. Aksu Deresinin denize döküldüğü yerde toplanan insanlar "Derdim Belam Denize" diyerek yedi çift bir tek taş atarlar. Yedi kutsallığı olan bir rakamdır. Tek taş, dileğin yerini bulması için atılan sonuncu taştır.

    3-ADANIN ETRAFINI DOLAŞMA GELENEĞİ: Soyun sürdürülmesi inancıyla yapılan sacayaktan geçme geleneği Ada'nın etrafının dolaşılmasıyla tamamlanır. Ada turu Hamza Taşı'nın önünde başlar. Yine Hamza Taşı'nın önünde son bulur. Törenin amacı; soyun sürdürülmesi, belaların denize atılması, döllenmenin bu mevsimde başlaması ve toprağın bereketlenmesi.


    Karadeniz şiirleri

    ADI DENİZ OLMALI

    Bana bir masal anlat ,
    İçinde sevgi olan,
    Barış olan,
    Kardeşlik ve dostluk olan ,
    bir masal anlat bana
    içinde sen olan ,
    engin denizleri , aşılmaz yolları,
    dağları,taşları,
    özgürce uçan kuşları anlat bana …
    bana denizleri anlat ,
    yosunlu,ucu bucağı belli olmayan,
    dalgalı,asi hırçın denizleri anlat bana,
    . . .
    bir çocuğum olursa şayet ;
    ADI: DENİZ olmalı
    Karadeniz gibi hırçın
    Ege kadar durgun
    Ve okyanus kadar engin olmalı …
    Bana bir masal anlat,
    Denize anlatayım
    Bana içinde her şey olan ,
    Ama en önemlisi de
    İçinde ,
    Sevgi,dostluk,ve barış olan bir masal anlat

    GARİP HAMSİ

    Ben bir garip hamsiyim da
    Düştüm dalgalarına da
    Düştüm dalgalarına
    Karadeniz zalim olma
    Ayırma beni yardan da
    Beni yardan ayırma

    Ben bir garip uşağımda
    Düştüm karasevdaya
    Ayırdılar sevdiğimden
    Kızıyorum dünyaya da
    Kızıyorum dünyaya

    gözlerime bakanlarda
    Garip diyor halime
    Ateş düştü yüreğime
    Aktım Karadeniz´e

    Ben bir garip hamsiyim da
    Düştüm dalgalarına da
    Düştüm dalgalarına
    Karadeniz zalim olma
    Ayırma beni yardan da
    Beni yardan ayırma

    Fırtına bora deniz
    Dalgası deli deniz
    Gözleri karadeniz
    Yol ver döneyim

    MERHABA KARADENİZLİM

    Akçakoca, Sarp arası,
    Cennet gibi manzarası,
    Karadeniz’dir burası..
    Kor yüreklim al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    İnsanları heyecanlı,
    Örf adeti anlı, şanlı,
    Uşakları delikanlı.
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Yalan, dolan, hile bilmez;
    Kırılır ama bükülmez;
    Yok olur ama, küçülmez!
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Varım derse geri durmaz,
    Üç kağıt’a kafa yormaz,
    Vurursa arkadan vurmaz.
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Hangi İl’ine gitseniz,
    Hangi köyünü görseniz,
    Yeşil doğa, mavi deniz..
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Uğrasanız hangi koya,
    Kumsalları oya, oya,
    Huzur verir doya, doya..
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Gürcü, Çerkez, Abaza, Laz,
    Davul, tulum.. kemençe, saz,
    Her birinde bir başka haz..
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Kurucaşile takası,
    Ehli-sanat harikası,
    Gemi inşa fabrikası,
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Kastamonu pastırması,
    Amasya’nın al elması,
    Hele de Suluova’sı..
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Adım, adım Anadolu,
    Eriği bol İnebolu,
    Kurtuluşun, kutlu yolu.
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Bozkurt, Türkeli, Helaldı,
    İnce Burun’a az kaldı..
    Sis düdüğü yine çaldı.
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!


    Zonguldak da kara elmas,
    Elmas’tan da çok daha has;
    Bartın halkı kadirşinas..
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Sinop da mola verelim,
    Hamsaros ‘u bir görelim,
    Hem de denize girelim.
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Samsun da tütün tellenir,
    Rize de çay’ım demlenir,
    Ordu fındıkla şenlenir..
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Trabzon tarih belde,
    Sümela’ya gitme gel de,
    Buluşalım Uzungöl de!
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Giresun’un kirazları,
    Artvin’in Gürcü Kızları,
    Bal döküyor ağızları..
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Tokat’ın bahçe bağları,
    Vakfıkebir’in yağları,
    Bayburt’un karlı dağları..
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!


    Şanı yüce Gümüşhane,
    Kanuni’den kutlu hane,
    Elma, armut’u şahane..
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Ardeşen de çıkar Anzer,
    Hilkât iksir’ine benzer,
    Peteğinden şifa süzer..
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizli

    Hamsi’sini göremedim,
    Bir palamut yiyemedim,
    Lüfer bolmuş diyemedim..
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Bu nasıl ekmek parası,
    Hiç hoş değil manzarası,
    Tirolcular yüz karası..
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    Bulancak, Yorma, Araklı,
    Çayeli, Pazar, Fındıklı,
    Arhavi, Hopa, Muratlı..
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    YAŞ der; gücenme hemşerim,
    Methine yetmez şiirim,
    Ben Sinop’lu bir şairim.
    Kor yüreklim, al benizlim;
    Merhaba Karadenizlim!

    KARADENİZ EREĞLİM

    benim dogdugum toprak
    ömür sürdügüm yerim
    acilir yaprak yaprak
    karadeniz ereglim

    günesin sarisi burda
    denizin mavisi burda
    yem etmez seni kurda
    karadeniz ereglim

    bir tarih yasar her yerinde
    asiklari dolasir sahilinde
    huzur var gecesinde gündüzünde
    karadeniz ereglim

    benim bütün servetim sensin
    gurbet ellerdeki hasretimsin
    uzakda olsan memleketimsin
    karadeniz ereglim

    KARADENİZE BENZİYORUM

    Hey gidi Karadeniz
    Seni kendime benzetiyorum biliyormusun
    Hani yağmurların varya
    Üzerinde hiç eksik olmayan
    İşte o yağmurları gözyaşlarıma benzetiyorum
    Dinmek bilmeyen yaşlarımda hergün boğuluyorum
    Hani yağmur yağdıktan sonra üzerinde hiç yıldız olmazya
    İşte o gözükmeyen yıldızlarıda olmayan umutlarıma benzetiyorum
    Bekliyorum senin gibi
    Herşeyi zamana bırakmış
    Umutlarımın yaniden doğmasını,
    Gözyaşlarımın dinmesini bekliyorum
    Anlasana senin gibi düşünüyorum Karadeniz
    Senin gibi zamanın herşeye ilaç olacağını düşünüyorum
    İşte bu yüzden seni kendime benzetiyorum
    İşte bu yüzden...

    TRABZON ŞEHRİNE

    Eşsiz diyarın benzersiz şehrisin
    Trabzon.
    Denizin kıyısındasın,
    Ayrı bir güzelliktesin
    Trabzonum.
    Yaylalarıyla kaplandığı,
    Yüreklerde şahlandığı,
    Gönüllere taht kurduğu
    Güzelliktesin Trabzon.
    Eşsizsin, benzersizsin,
    Geçmişiyle mazidesin
    Ey güzel memleket diyarı,
    Ey güzel şehir
    Trabzon, Trabzonum.
    Sümele manastırın barınağı,
    Tarihin, güzelliklerin, yaylaların durağı
    Özlemim, diyarım,
    Ey güzel Karadenizin incisi,
    Eşsiz, benzersiz gönüllerin şehri
    Trabzon, Trabzonum.
     
  6. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Karadeniz Bölgesine ait bazı yerel şive(ağız) örnekleri;

    A

    Abrul: Nisan
    Accuk: Azıcık
    Ahaca: İşte burada
    Alamuk: Yağmurdan sonra güneşin bulutların arasından tesirli bir şekilde vurması
    Anlak: Meydan
    Azuk: Yiyecek


    B
    Bacca: bahçaBahçe, fındık bahçesi
    Bayak: Az önce, demin
    Bece: Bu gece
    Bezene: Bezelye
    Bıldır: Geçen sene
    Bibi: Büyük hala
    Böğün: Bugün
    Bulaşuk: İspiyoncu

    C
    Cıbıldak: Çıplak
    Cıdık: Tuzak
    Cıftır: gibiÇok hızlı bir şekilde
    Cılga: İnce su yolu
    Cımbış: Komik, şaka

    Ç
    Çakır Gözlü1) Renkli gözlü 2) Ela gözlü
    Çileklik Çalı çileği. Yaprağından çorba yapılır
    Çömen:Otluk
    Çöten: Darı anbarı
    Çömez:Ufak çocuk
    Çükelik,Çükelük: Çökelek
    Çürük Ayı: Temmuz ayı. Ağustos ve Temmuz çürüklük ayları olarak bilinir.

    D
    Da: Anlamı güçlendiren ek
    Dadduk: Sevimli, tatlı
    Değermen: Değirmen
    Depebızdık: Takla
    Düşün: Mola, ara

    E
    Ebeguşağa: Gökkuşağı
    Elguvan: Mor renkli bir çiçek, ergüvan
    Encamı: Topu topu
    Ey: Bir seslenme edası
    Ey vermek: Seslenmek, çağıran kişiye cevap vermek
    Eyhe: Sana göre hava hoş
    Eylenmek: Oyalanmak

    F
    Fene: Çok
    Fer: Derman, hal, kuvvet
    Fırfıkıç: Ağzına kadar dolu
    Fırtana: Fırtına

    G
    Gaccuk: Kadar
    Galemlik: Bacanın üstüne, kuşların yuva yaptığı bölüm, bir nevi baca kapağı
    Gelçek: Merdiven
    Guytak: Çukur, kuytu
    Güman: Umut
    Güni: Güney
    Güzine: Bir tür soba


    Ğ
    Ğeçi, Geçi: Pis kötü şey, kötü insan, domuz

    H
    Ha: Anlamda kesinliği artıran bir nevi önek
    Haböle,Haşöle Haole: Böyle, şöyle, öyle
    Haccak: Güzel
    Haçan: 1) Madem 2) Ne zaman
    Haçan ki: Ne zaman ki
    Halik: Küçük taş
    Halpıtmak: Yoğurt yemek
    Happak: Sade yoğurt
    Henki: Yaşlı, ihtiyar
    Henkimek: İhtiyarlamak
    Heysin: Hasan adının yöresel söylenişi

    I
    ImıkIlık: ne sıcak ne de soğuk

    İ
    İçlik: Gömlek
    İleki gün,Lekigün: Önceki gün

    K
    Katuk: Ayran
    Kemçük: Biçimsiz, çukurca
    Kiraz Ayı: Haziran ayı

    L
    Löç: Çok ıslak, suya doymuş
    Lülemek: Bir şeyin ucunu yontmak

    M
    Mabeyin: Oda
    Mandalin: Mandalina
    Mundar: Pis
    Mühkem: Sağlam

    N
    Nene: Nine, babaanne ve anneanne


    O
    Oslama: Boşuna
    Oyrak: Çukur arazi

    Ö
    Öğürsemek,Örsemek: İneğin boğa istemesi

    P
    Paçka: Küçük ev, serentiye benzer yapı
    Palak: Ayı yavrusu
    Palan: İnce minder


    R
    Rafan gitmek: Çok hızlı ilerlemek

    S
    Sağrak: Yağ saklama kabı
    Sahan: Bakır kap, tabak
    imelek: Uyuşuk
    Süflü: Pasaklı


    Ş
    Şavgu: Şevki adının yöresel söylenişi
    Şişek: Genç erkek koyun

    T
    Ta: Daha
    Tırmıt: Mantar
    Tili: Yemek seçen
    Tüğüm: Düğüm

    U
    Ula: Bir hayret ve sesleniş nidası
    Uşak: Erkek evlat
    Uy: bir hayret nidası

    Ü
    Üzüm Ayı: Ekim Ayı

    V
    Vire: Daima, devamlı


    Y

    Yal: İnek yemeği
    Yane: Ne sandın?
    Yarmaça: Yarılmış odun
    Yayuk1) Ayran 2): İçinde bu ayranın yapıldığı tahtadan ve uzunca eşya
    Yesir: Ebelemece türü bir oyun
     
  7. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Karadeniz bölgesinin kıyafetleri
    Yüzyıllar boyunca Anadolu’nun Ünye’den Hopa’ya kadar uzanan Karadeniz yalısı halkının gemicilik ile geçinenleri ile yalı boyu gerisindeki dağlı köylülerin kendilerine has bir kılık ve kıyafeti ola gelmişti; baştan ayağa kapkara gayetle tipik bir giyim kuşam olup “Laz Kıyafeti” diye anılagelmiştir. XVI. Ve XVII. Yüzyıllarda korsan ve dağ haydudu kılığı iken giderek o yalının bütün gemicileri ile dağ köylülerinin sırtında görülmüştür. Başa, üstlüğe bağlanmayan müstakil kara bir kukuleta geçirilir; “Başlık”, “Kara Puşu” veya “Kukula” isimleri ile anılır; bu kukuletanın gayetle uzun iki ucu, kukuletanın üstünden sarık gibi dolanarak uzun kulaklı bir düğümle bağlanır; o düğüm kulakları kukuletaya, başlığa kendine has bir manzara verir. Sırta, gömlek ve mintan üstüne bir kara cebken giyilir; bu cebkene “Yelek” de denilir; uzun kollu olup kolların üst kısmı dar, alt kısmı geniş, hatta bazan yırtmaçlı olup yenler bilek üstüne kolayca kıvrılır. Cebkenin göğsünde bazan sağlı sollu iki fişeklik-ceb yapılır. Kışın cebkenin altına ve mintanın üstüne omuzdan ilikli kara bir zıbın-yelek giyilir; cebkenin önü bu zıbın-yelek üstüne kavuşuk kapanır. Bacaklara “Zıbka” denilen kara bir potur giyilir, buna “Laz Poturu”, “Laz Donu” da denilir; Zıbka bir iç donu üstüne giyilir ve iç donu gibi bele uçkur ile bağlanır; kalçadan ayak bileğine kadar bacağa sımsıkı yapışır, fakat ağı körüklüdür; yüze yakın kırma ile yapılan bu körüklü ağ, zıbka giymiş kimsenin bacaklarına, tamamen çıplak bir insanın bacak hareketindeki mutlak serbestiliğini temin eder; zıbkalı bir gemici veya dağlı dilediği gibi koşar, zıplar, atlar, tırmanır. Bele karaya boyanmış hafif bir pamuk kuşak sarılır; kuşağın üstüne geniş bir meşin kemer bağlar; bu kemerin, gümüşden yapılmış yaprakcıklar, dilcikler halinde sarkıtılmış bir sıra süsü vardır. Hallice olanlar beş altı kolan halinde uzun bir gümüş saat kösteği takarlar; boyundan geçme bu uzun kösteğin ucundaki iri bir koyun saati kuşakda muhafaza edilir. Gemiciler yazın daima yalın ayak olurlarr, karaya çıkar iken ayaklarına Çapula denilen, kendilerine mahsus ayakkabılarını giyerler; kışın ayağa yün çorap giyilir. Dağlılar ise kış ve yaz ayaklarına “Salenk” giyerler, Salenk hem mest hem çizme, Çapula gibi bu yalı halkına mahsus bir ayakkabıdır. Başlık-Kukula, Zıbın-Yelek, Cebken-Yelek ve Zıbka kara çuhadan, bazan kalın ve yüzü parlak saten-bezden yapılır; ve hepsi yine kara şeridden zırhlarla süslenir.”


    Karadeniz oyunları

    Doğu Karadeniz koy ve köylerimizin serhada (sınır boyuna) kadar ki hayat durumları (ve müvazî - paralel sıradağların içerden elverdiği bucaklarda ki eşik şartlar) içinde oyunun arz ettiği çeşit ve fark bölgelenişleri dikkati çeker. Oyuncular elele tutuşmuş oldukları halde kollarını havaya kaldırırlar. Kemençeci ortada olup onun bir işaretiyle oyun başlar.

    Çoruh boyu ki Hopa ve yöresinde oyunlar karakterce farklı olurlar. Çoruh boyu derken Artvin Borçka Murgul Maradit Macahel ve Şavşat bölgesini kastediyoruz. Bu grup oyunlar daha ziyade Trabzon - Rize oyunlarını andırırlar. Figürleri daha belirgin biraz da karışıkçadır. Sonra Trabzon - Rize Horonları az çok benzeştikleri ve hiç değilse andırışlı karakter gösterdikleri halde Çoruh boyu oyunları kendi aralarında açık başkalıklar gösterirler.

    Bu bölgede tek bir milli giyim tespit edilemiyor. Trabzon - Rize kıyafetiyle Erzurum giyimi arası bir elbiseyle karşılaşıldığı gibi daha sonra benimsenmiş olması gereken (ki bunun böyle olduğu muhakkaktır da) külot pantolon ve belden kemerli dik yakalı göğüsleri cepli ve kenarları işlemeli gömlekten ibaret bir kıyafete de sık sık tesadüf edilir.

    A. Horonlar

    Deli Horon : Coşkun Çoruh
    Düz Horon : Durgun Çoruh
    Ermeni Barı : Ata Barı
    Orta Batum

    B. Tek Oyunlar:

    Sarı Çiçek
    Karabağ
    Uzundere
    Teşi

    Bugün Horonlar yukarda gösterildiği üzere çoğu zaman orijinal adlarıyla değil de karşılarında yazılı yeni nispetli sıfatlarıyla (adlarıyla) anılıyorlar.

    Hopa ve yöresini oyunlarının çalgısı çoğu zaman Tulum'dur.

    Orijinal kıyafet Trabzon - Rize dolaylarının eski mahalli giyimine benzer. Burada da zamanla ve geç yıllarda külot pantolon kemerli belinin etekleri pantolonun üstüne sarkan gömlekten ibaret bir giyimin benimsenildiği seyrek de olsa bir ara moda halinde görülmüştür.

    Oyunlarının karakteri Trabzon - Rize çeşitlerinin özelliğini taşırlar. Figürlerde de az çok andırışma vardır. Yalnız biraz daha yeknesaktırlar (tekdüze monotondurlar). Başlıcaları şunlardır: Rize Papil't Yüksek Hemşin Çarışka (Çar) Horonları.

    Sonuncusunun yani Çarışka (Çar Oyunu)nın çarlıkla ne al'kası olduğu bilinmiyor. Adına Türkiye'nin başka taraflarında rastlanmadığı gibi Ruslarca h'len oynanmadığı rejim gereğince açıktır. Her ne olursa olsun şimdiki karakteriyle mahalli zevke göre değişikliğe uğradığında hiç şüphe yoktur.


    Karadeniz bölgesinde tarımcılık

    Mısır
    Çeltik "Pirinç"
    Tütün
    Çay
    Ayçiçeği
    Fındık
    Patates
    Soğan ve Sarımsak
    Turunçgiller--->Portakal, mandalina, limon, greyfurt ve turunç
     
  8. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.427
    Beğenileri:
    7.354
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.771 ÇTL
    Karadeniz Bölgesindeki İller

    Bölgeye dahil 18 tane il vardır.
    [​IMG]


    1. Amasya
    2. Artvin
    3. Bartın
    4. Bayburt
    5. Bolu
    6. Çorum
    7. Düzce
    8. Giresun,
    9. Gümüşhane
    10. Karabük,
    11. Kastamonu
    12. Ordu
    13. Rize
    14. Samsun,
    15. Sinop
    16. Tokat,
    17. Trabzon
    18. Zonguldak
     

Sayfayı Paylaş