1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Karadeniz Şivesi ve Tarihi Gelişim Süreci

Konusu 'İl İl Türkiye' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 13 Nisan 2013 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL
    Dil, bir milletin kültürünün en büyük ve en önemli temelidir. Edebiyat, düşünceler, fikirler dille doğar ve büyür. Kısaca milleti millet yapan ana unsur dildir.
    Günümüz Türkiyesinde 300-500 sene önce konuşulan farklı dillerin hiç biri unutulmamıştır ve her dil canlılığını devam ettirmektedir. Yöremizde ise farklı dilin konuşulduğunu bilen ve duyan olmamıştır. Bir dilin erimesi veya kaybolması için çok uzun yıllara dayanan sürekli eğitimle yol alınarak mümkün olabilir. Kapalı toplumlarda ise dil yok edilemez.


    Yöremiz insanları 1950 yılından sonra dış dünyaya açılmaya başlamışlardır. Önceden olabilecek farklı dilin unutulması ise, bizim gibi kapalı ve dar bölgelerde mümkün değildir. Dolayısıyla geçmişimizden bizlere aktarılan dil, günümüzde konuştuğumuz dil olduğu şüphe götürmez kesin bir gerçektir. Ama farklı dillerden de etkilendiği doğrudur ve bu durum çok doğaldır. Çünkü Türkler gibi tarih boyunca hareket halinde olan bir milletin, başka milletlerden kelimeler alması veya kelimeler vermesi en normal hadisedir. Bu nedenle dilimizde yabancı kelimeler vardır ve olması da çok tabiidir. En saf ve arı dilin konuşulduğu toplumu, Dünyaya hiç açılmamış en ilkel kavimlerde bulmak mümkün olur.

    Orhun abidelerinde; ayyuçi (danışman), bizde ayaçi (elçi,arabulucu), ança (onca), ani (oni), barim (Varim:mal, mülk), batur, bile, elet, kiçig (kiçi), nelük, tikmek, yat ve artuk ( fazlalık ) kelimesi değişmemiştir.
    Yulduz, hark, köç, konşi, savmak ( yaranın iyileşmesi ), yukli, okinmek, şişek, sinauç ve andıra kalsın ( ander kalsın ) kelimeleri Orta Asya TürkçeSinden günümüze kadar gelen kelimelerdir.

    Agna ( ağnamak ) . açuk, aşkana (aşhana), arttiruu(arturum) , asur ( ansr ), bert-mek ( kertmek ), bitlemek, çepiş ( çepiç ), eksuk, eşik ( ışık ), etmek ( ekmek ), evet-leme ( acele etmek ), kizle (gizle), arkuk ( arsuz), koyka (soyka), koşni (konşi), yasıladı: kinayeli söz (yansılamak), kagut (kavruk-benzer malzemeyle yapılan yemek çeşidi), kuru ev ( içinde eşya olmayan ev), uma kelge kut gelir (konukla beraber kutluluk uğurluk gelir) bizde misafir elli rızıkla gelir birini yer kırkdokuzu kalır, yenik (yenlik), arkalanmak (sahiplenmek), koşmak (türkü dizmek), tiken, tiktur, nelük, söğüş (soğuş), yulduz gibi kelimeler de Divanü Lügat-it Türkte günümüz Türkçesinde ölmüş ama bizde yaşayan kelime ve deyimlerdir. Ayrıca ökinmek, aşlamak,... gibi kelimeler yazılışları aynı anlamları farklı olan çok kelime vardır.

    Yine Türklüğün altın kitabı Divanü Lügat-it Türkte olan fiillerin yapısı, yöremizdeki Türkçeyle tamamıyla örtüşmektedir. Bizde di li geçmiş zaman kullanılır. Kaşgarlı Mahmutun bu ölümsüz eserinde de yapılan incelemede farklı geçmiş zaman bulamadık. Ayrıca geçmiş zamanın tamamına yakın fiilleri bizde -di- ye dönüşür. Örnek: Okudi, gördi, kaçdi... Yine aynı eserde bütün fiiller -dı veya di ekiyle bitmektedir.



    Araçı (ayaçi), asaat (nasaat), aşkana (aşhane), arttırıl (arturum), aykirmak, balança (palanci), bayagıda (bayağıdan), beynamaz, çalma (sulak), çaynek (çaynik), çırpı (çirpi), çimçıla (çumbula), ğiybat (ğeybet), içkerki (içerki), irisk (risk) mal-mülk, ileeş (eliş), kaşka, karıp (kerip), kayçan (kaçan), kelep, kerevet (kevret), kekeç (kekez), keyi,kırma,kışılda (hışılda), kiçi, koruk, kuyka (soyka), maal (meel), maala (meele),maana, meder (medar),mışık (pisik),mürt (murt), naalat (nalet), öğöy (ğoy), paçka,saa, sağa, söğüş, şişik, tiken kelimelerini Kırgızcada bulabildiğimiz günümüz Türkçesinde ölü veya farklı kelimelerin yöremizde yaşayanlarıdır.

    Sıh, dalda (sığınılan yer), og (ön) gibi kelimeler Kerküt Ağzında da vardır. Uşak, çaput, kuplu (kupli), kelimeleri ile canavar (kurt) ağzı bağlamak geleneği İran Caferi Türklerinde yaşatılmaktadır.

    Haçan, ceer, şişek, dartmak (sağa-sola yalpalamak), uşak, eeri, kopil (kopel), maale, maana (bahane), obur, helbet, nesoy, sora, maasus, manca, zaare, penir, koliva, ilan gibi çok kelimeler; Ortodoks mezhebine inanan Gagauz Türklerinin dilinde aynı anlamları taşıyan ortak kelimelerdir.

    Ağnamağ (ağnamak), aha (ahan), ağırayak, andıra (ander), Aşlamağ (aşlamak), ayiltmak, becit, Çeten (çiten), çisek (çise), dadli, deymek (deemek), ecep (acep), eyi, eniş, fent, ferik, fürset, ğeybet, helbet, herislik, hers, heşi (haşili), hezel (ğezel), hor (hov), hırlı, idara (idar), ilkin, işgil, itirmek, kalım (kalınlık), kelef (kelep), kem (ot ip), külfet (aile), küldan (kühan), lalliğ (laluk), lobya (lobiya), meşe (orman), nahir, nene, oha, otarmak, sancmak (arı ısırması), pişik (pisik), söyüş (soğuş), zığıldamak (zırlamak), zibil gibi kelimeler Azeri Türklerince aynı anlamda kullanılan ortak kelimelerin bazılarıdır.

    Kalıng (kalınlık), yukli, tein, kiçi, yarma (odun), kizlen, kindi.... Kıpçakçada bulduğumuz bazı kelimelerdir.
    Sora, acaip, şeer, raat, saan, nere, şait, cail, çeyiz souğ, çira, avci, çiban, israr, irak, islak, hanci,doli, havli, kuzi, dort, obir, oyle, duşman, hayde, yokari, furun, müfti, üti, yukli, süri, nerden, heppisi, dad, ejnebi, gibi çok fazla sayıda kelimelerde ses düşmesi veya harf değişmesi, Kosava Raptişta Türkçesinde bulunmaktadır. Bu benzerlikler, yöremizdeki ağızla tamamen örtüşmektedir.
    Emice, gorbekor (korbakor), yalağuz, sebi, uşak, manca, v.s. kelimeler de Ahiska Türklerinin dilinde bulabildiğimiz kelimeden sadece birkaçıdır. Ayrıca Ahiska dilinde fiil çekimi yöremizdeki şiveye çok yakındır.

    Aytmak (ayıltmak), efzel (efsel), vilka: çatal (virka), güman, encam, ilan, kiçik (kiçi), küldan (külhan), peçke (peşko), hiğıldak (hırtlak), ğiybet (ğeybet), ğazel (ğezel),kuti, ötgen (öteyin), yeşik (yaşuk), yulduz, erinmek, şapalak (şaplak), sençmak (sancmak), felen, felanci, furset, çaynek (çaynik),...Özbekçede kullanılan bazı kelimelerdir.

    1501 de Tebrizden kaçan Akkoyunluların bir kısmı Trabzon-Rize arasına yerleştirildiler. Bunlar -yi- ve -Ge- yi Ce biçiminde söylerler.Güneyce beldemizde de -g- sesi yerine -c- ve -ç- sesleri karışımı bir ses alır. Yöremizde genelde -t- ile -d- sesleri yer değiştirir.

    Alıntı
     

Sayfayı Paylaş