1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kardelen

Konusu 'Çocuk Masalları' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 28 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.183
    Beğenileri:
    4.780
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    377 ÇTL
    KARDELEN

    Baharın müjdecisidir çiçekler. Gül, menekşe, papatya, manolya, begonya, yasemin, orkide, nilüfer ve daha niceleri, hem renkleri ve kokularıyla hem de şekilleriyle insana bir ferahlık verirler. Polenlerindeki şifası ve balın oluşması için sağladıkları katkıdan dolayı ayrıca bir önem taşırlar.

    Kardelen, kış ile ilkbahar arasına sıkışmış kısa bir zaman diliminde yaşayan, diğer çiçeklerle aynı ortamı bir türlü paylaşamayan tek çiçektir.

    Çiçekler, kırlarda, bahçelerde hatta kamelyalardaki saksılarda yaşarlardı. Aralarında koyu ve coşkulu bir muhabbet günün ilk ışığıyla başlar gün batışına kadar sürerdi.

    Bugüne kadar ne kardelen başka bir çiçek görmüş ne de diğer çiçeklerden kardeleni gören olmuştu. Hep insanların ve diğer canlıların konuşmalarından anlamışlardı birbirlerinin varlığını. Onun için baharın ilk çiçek muhabbetlerinin konusu kardelen üzerine olurdu.

    Baharın ilk günlerinde çiçekleri yine bir kardelen muhabbeti sardı. Her yıl olduğu gibi kardeleni gören var mı, yok mu merak konusu oldu.

    Çiçek meclislerinin başkanı olan gül:

    "Arkadaşlar, bu yıl kardeleni göreniniz oldu mu?" diye sordu.

    Bütün çiçekler, "hayır" der gibi başlarını salladılar. Anlaşılan o yıl da gören olmamıştı kardeleni. Nasıl bir çiçekti merak ediyorlardı. Menekşe alımlı ve küçümseyen bir tavırla;

    "Hımm, göremediğimize göre, var olduğundan bile emin değilim. Hem belki varsa bile çirkinliği yüzünden utancından ortalığa çıkamıyordur." deyince çiçeklerin bir kısmı menekşeye katıldıklarını ifade ettiler.

    Manolya:

    "Ay, doğru diyorsun! Ben kardeleni merak bile etmiyorum. Hem o da kim oluyormuş, her şeyimizle biz gönüllere ferahlık veriyoruz. Ayrıca canlılar için şifa kaynağı bizleriz. Onun adının meclisimizde geçmesi bile doğru değil." deyince, başkan olarak meclisteki arkadaşlarına sitemini belirten gül:

    "Yanılıyorsunuz arkadaşlar, kardeleni görmemiş olabiliriz. Hatta bu mecliste hiç bulunmamış olabilir. Şunu unutmayalım ki o da bizler gibi çiçek olarak yaratılmış bir kardeşimiz ve farklı dönemde yaşamak onun seçimi değil. Haksızlık etmeyelim lütfen." dedi.

    Çiçeklerin bu muhabbetine, zaman zaman çiçek tozu toplayan arılar da kulak misafiri oluyordu. Hatta bazen işlerini bırakıp bu muhabbete katıldıkları bile olurdu.

    Koca bir yaz mevsimi, kardelen dedikodularıyla gelip geçti. Kışa girerken sonbaharda bitkilerde olduğu gibi, çiçeklerin de bir sonraki ilkbaharda yeniden uyanmak üzere uyuma vakitleri gelmişti. Bütün çiçekler, bir sonraki baharda buluşabilme dilekleriyle vedalaşıp, birer birer solup kuruyarak uyudular.

    Çiçeklerin çoğalması ve sağlıklı yaşamasında önemli rolleri olan arılar da, durum daha farklıydı. Çiçek dostu arılar, kış mevsiminde kovanlarına çekiliyordu. Zamanlarının çoğunu çalışarak geçirdikleri için dinlenmek onlarında hakkıydı. Kış boyunca kovanda eğlenceler düzenleniyordu.

    Kış çıkmak üzereydi ki, kovanların birinde küçük bir arı iyiden iyiye hastalandı. Hemen kovan doktorunu çağırdılar. Hastayı muayene eden doktor, durumun ciddiyetini fark etti ve derin bir düşünceye daldı. Durumu merak eden anne arı üzgün bir hâlde:

    "Doktor, yavrumun nesi var?" diye sordu.

    Doktor:

    "Şey, nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum, biraz imkânsız gibi ama hastanın iyileşmesi için taze çiçek tozu yani polen gerekiyor. Bu zamanda nereden nasıl buluruz bilemem." deyince, arılardan birisi baharda çiçeklerden duyduğunu hatırlayarak:

    "Beni dinleyin. Çiçekler konuşurken duymuştum. Yılın bu zamanlarında yalnız yaşayan bir çiçek olduğunu, adının da kardelen olduğunu söylüyorlardı. Anne arı kovandan çıkmama izin verirse, belki onu bulabilirim." dedi.

    Daha önce yılın bu zamanlarında kovan dışına hiç çıkılmadı. Ne kardeleni bilen ne de dışarı çıkmaya cesaret eden vardı. Bu cesur arının isteği anne arı'nın olumlu karar vermesini sağladı. Hazırlıklar yapıldıktan sonra görevli arı, kovandan çıktı.

    Hava, üşütecek kadar serindi. Saatlerce yapılan arama uçuşu, sonunda düşleri gerçeğe dönüştürdü. Dağın güney yamacında kısmen erimiş karlar vardı. Karı erimiş toprakta kısa boylu bembeyaz bir güzellik saçıyordu kardelen. Cesur arı, bu küçük ve şirin çiçeğe yaklaşarak önce üzerine konabilmesi için izin istedi. İzni aldıktan sonra nazik bir şekilde üzerine kondu ve:

    "Şey, benim adım cesur arı. Ben, senin baharda yaşayan çiçek kardeşlerinin dostuyum. Küçük bir arı kardeşimiz hastalandı. Acil olarak taze polene ihtiyacımız var. Birazcık polen verebilir misin?"

    Kardelen, merakla dinledikten sonra poleni vermeyi kabul etti. Yalnız bir şartı vardı. Arıdan hep merak ettiği ve baharda açan çiçek kardeşlerine çokça selâm götürmesini istedi.

    Cesur:

    "Çok teşekkür ederim. Bu iyiliğini unutmayacağım. Selâmını da götürmeye söz veriyorum." dedi.

    Cesur arı, ihtiyacı olan poleni aldıktan sonra hemen kovana döndü. Kardelenin vermiş olduğu polenler küçük arıya iyi geldi. Kovandaki bütün arılar mutluluk şarkıları söyledi.

    Havalar iyice ısındı dışarıda toprak hareketlenmeye başladı. Çiçekler, birer birer yeniden uyandılar. Ortalığı saran güzel kokular, kovanlardaki arıları da harekete geçirdi. Cesur Arı, ilk olarak kardelene verdiği sözü yerine getirmek istiyordu.

    Kovandan çıkar çıkmaz, çiçeklere doğru yöneldi. Geçen yıllarda olduğu gibi çiçeklerin ilk sohbet konusu yine kardelendi. Konuşulanlar ise kardelenin duyduğunda çok üzüleceği şeylerdi. Çiçeklere yaklaşan cesur arı, bu duydukları karşısında;

    "Kuzum sizin işiniz gücünüz yok mu? Hem siz kardelen hakkında ne biliyorsunuz ki?" diyerek sert çıkıştı.

    Daha sonra başından geçenleri bir bir anlattı. Çiçekler pür dikkat Cesur’u dinledi. Arada bir merakla, onun nasıl bir çiçek olduğunu sordular. Cesur ise onlara her şeyiyle kardeleni anlattı. En önemlisi ise onlara kucaklar dolusu selâmlar gönderdiğini söylediği andı. Bazı çiçekler bu güne kadar söylediklerinden pişmanlık duyarcasına boyunlarını büktüler. Gül başkan:

    "Gördünüz mü arkadaşlar bu güne kadar hep kötü düşündüğümüz kardelen kardeşimiz, olmadığımız bir zamanda bizleri en güzel şekilde temsil etmiştir. Onunla gurur duyuyorum. Ayrıca selâmı için teşekkür ediyor ve kucak dolusu selâmlar gönderiyorum." dedi.

    Gül başkanın bu güzel övgülerine diğer çiçekler de katıldı. Bizim cesur arı ise mevsimler değiştikçe, kardelen ile diğer çiçekler arasında kucaklar dolusu sevgi ve selamları getirip götüren bir çiçek dostu oldu.
     

Sayfayı Paylaş