1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kasım Sabahı Kış Soğuğu

Konusu 'DeNeMeLeR' forumundadır ve dderya tarafından 10 Aralık 2015 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.298
    Beğenileri:
    7.486
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    224 ÇTL
    Herkes layığıyla yaşarmış dediler
    İşte ben buna tebessüm ederim


    Birkaç yıl önceydi, doğum günümdü. Ama üzgün günlerdi benim için, heyecanlanacak bir psikolojide değildim. Yorulmuştum, hayatın her döneminde insanlar yorar bizi ya zaten.
    Lacivert rengi trençkotumu giymiş, en sevdiğim atkımı takmış bir halde henüz ağlamış nemli gözlerle sabah çıkmıştım evden. Hissettiğim tek şey yorgunluk ve hüzünlü bir huzurdu. Taktım kulaklıkları, Zeynep Dizdar'ın Su akar yolunu bulur şarkısını dinleyerek sakin sakin yürümeye başladım.
    Zaman geçiyordu, bir doğum günü daha... Üşüye üşüye, ama ağlamadan yürüyordum.
    Okuldan çıktıktan sonra yine art arda aynı şarkıyı dinleyerek Kordon'dan Konak'a yürüdüm, hava yine puslu, yağmurluydu. Soğuk soğuk esiyordu. İçimde bir an umutlar yeşeriyor, sonra sönüyordu...

    Konaktaki kütüphanede oyalanıp kitaplarımı aldıktan sonra (biraz olsun huzur bulmuştum o ahşap raflarda ve kütüphanenin hoş kasvetinde) yine epey yürüdüm, o en sevdiğim kitapçıya girdim, bakındım, yeni çıkanları inceledim durdum. Sonunda iki tane ayraç aldım, elinde kahve tutan atkılı bir kedi resmi vardı birinde, diğeri de çikolata resimli bir şeydi.

    Ve yine yürümeye devam ettim, arada yağmur çişeliyordu. Kalabalık sokağa manzarası bulunan kafeye girdim, yiyecek bir şeyler sipariş ettikten sonra uzun uzun oturdum, 2 kahve 2 çay içtim. Uzun uzun seyrettim sokağı, insanları, ıslak asfaltı. Hava yavaş yavaş kararıyordu. İyice karanlık olduğunda kalktım, gündüzün huzursuzluğu iyice azalmıştı. Tek başıma vakit geçirmek ne iyi gelmişti... Hala değişmedim, yine aynı ritüelleri uygulayıp duruyorum. Birkaç yıl öncesiyle kıyaslarsak huzurum çok daha sık bozuluyor, ama yine de benim iç dünyam tek damla değişikliğe uğramadı.
     
    alemdar, KıRMıZı, kAşİf ve diğer 2 kişi bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş