1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Katil Öldürmeseydi, Maktül Yine Ölür müydü?

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 26 Ekim 2009 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Katil Öldürmeseydi, Maktül Yine Ölür müydü?

    Kader konusunda merak edilen bir soru da; bir cinayet hadisesinde, eğer katil öldürmeyecek olsaydı, maktulün yaşayıp yaşamayacağı meselesidir
    Acaba katil öldürmeseydi, maktul başka bir sebepten dolayı yine ölecek miydi? Yoksa yaşamaya devam mı edecekti?
    Sorumuzun cevabına geçmeden önce, cevapta kullanacağımız "sebep" ve "netice" kavramlarının manasını öğrenelim;
    Bir cinayette katil sebeptir Zira bu hadise onun müdahalesi ile vukua gelmiştir Maktul yani öldürülen kişi ise neticedir Zira katilin fiilinden o etkilenmiştir Demek sebep dediğimizde katili, netice dediğimizde ise; maktulu anlayacağız
    Şimdi geldik sorumuzun cevabına: Cenab-ı Hak bu alemde, her neticeyi bir sebebe bağlamıştır
    Mesela, bir çocuk neticedir Sebep ise; anne ve babasıdır Cenab-ı Hak, o çocuğun yaratılmasını, o anne ve babadan takdir etmiştir Buna; "Kaderin sebep ile neticeye aynı anda taalluku" denilir

    Bu sırrı bilmeyen bir kısım insanlar, sebep ile netice için ayrı birer kader olduğunu zannettiklerinden, yani anne-baba ile çocuğu ayrı ayrı nazara aldıklarından dolayı, bunun neticesi olarak; "madem ki, onun kaderinde dünyaya gelmek yazılmıştır, anne-baba olmasa da dünyaya gelecektir" gibi yanlış bir hükme ulaşmışlardır
    Diğer bir kısım ise, sebeplere, hakiki tesir verdiklerinden, "anne babası olmasaydı, O çocuk dünyaya gelmezdi" demişlerdir

    Halbuki bu konudaki en doğru söz şudur: "Kader, sebep ile neticeye bir baktığından, sebebin yokluğu farzedildiğinde, netice için söylenebilecek bir söz yoktur
    Yani eğer anne-babası olmasaydı, çocuk dünyaya gelir miydi? Sorusuna Ehl-i sünnet alimleri: "ne olacağı bizce meçhuldür, bu konuda bir fikir yürütülemez" şeklinde cevap vermektedirler Zira ortada bir gerçek vardır ki, o da; çocuğun, anne babasından meydana gelmiş olmasıdır Anne babanın yokluğu farzedildiğinde, çocuğun dünyaya gelip gelmeyeceğine ne ile hüküm edilecektir Dolayısıyla, Cenab-ı Hakkın, o çocuğu başka bir anne-babadan gönderip, göndermeyeceği hakkında bir tahmin yürütülemez
    Yada, birisi Erzurum'dan, diğeri İstanbul'dan gelen iki kişinin Ankara'da buluştuklarını farzedelim


    Bunlardan birisi şöyle dese: "buraya gelmeseydik, görüşemezdik", diğeri ise şöyle dese: "Kaderde görüşmemiz yazılmış, buraya gelmeseydik yine görüşürdük" Bu sözlerden ikisi de yanlıştır Çünkü Cenab-ı hakkın ilmi ve kader yazısı, malum olan onların buluşmalarına tabidir Eğer malum olan; bu iki kişinin Ankara'ya gitmeleri, yok farzedildiğinde, başka bir yerde buluşup, buluşmayacakları konusunda hiçbir şey söylenemez
    Şimdi geldik sorumuza; Acaba katil öldürmeseydi, maktul yine ölecek miydi? Yoksa yaşayacak mıydı?
    Böyle bir sorunun sorulabilmesi için; Allahın sebep ile neticeyi aynı anda ezeli ilmi ile bilmemesini farzetmek gerekir Yani Allah, katilin falan şahsı öldüreceğini ezeli ilmi ile bilemedi ve maktule bir ömür takdir etti, daha sonra katil, maktulü daha takdir edilen ecelin sonuna ulaşmadan yakaladı ve öldürdü Sanki onu öldürmeseydi, o daha yaşayacaktı Bu ise mümkün değildir
    Zira Allah'ın ezeli ilmi, sebep ile neticeyi aynı anda kuşatır Allah ezelde, katilin falan şahsı öldüreceğini bildiği için, falan şahsa o kadar bir ömür tayin etmiştir Eğer katil o kişiyi öldürmeyecek olsaydı, belki Allah o kişiyi, o saatte başka bir sebepten öldürebilirdi yada ona daha fazla bir ömür takdir edebilirdi


    Demek sorumuzun altında, Allah'ın ezeli ilminin katil ve maktule aynı anda taallukunun düşünülememesi, sanki Allah'ın maktule ömür takdir ederken, katilinden habersiz olması gibi bir hezeyan yatmaktadır
    Demek ki bu sorunun altında yatan cehalet: İlmin maluma tabi olması kaidesi ile, Allah'ın ezeliyet sıfatını bilmemektir Eğer ilahi takdirin sebep ile neticeyi aynı anda nazara alarak yazıldığı bilinseydi, bu soru sorulmazdı
    Şimdi bu soruya verilecek tek cevabı bir kere daha tekrar ederek bu meseleyi tamamlayalım:
    Allah'ın ezeli ilmi, sebep olan katili ve netice olan maktulu aynı anda kuşatmıştır
    Allah katilin, iradesini kullanarak maktulü öldüreceğini bildiği için, maktule o kadar bir ömür takdir etmiştir
    Eğer katil öldürmeyecek olsaydı, maktule ne olacağı sadece Allah'ın bilebileceği bir iştir
    Sebep yok sayıldığında neticenin ne olacağı hakkında sükut lazımdır

     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    "Kader, sebep ile neticeye bir baktığından, sebebin yokluğu farzedildiğinde, netice için söylenebilecek bir söz yoktur "
     

Sayfayı Paylaş