1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kaybolan Meslek...Kalaycılık

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 18 Nisan 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Basmacı, Celep, Nalbur, Nalbant, Hallaç, Mestçi, Sayıcı, Rençber, Sepetçi, Fesçi, Zerzevatçı, Çömlekçi, Değirmenci, Kolancı, Urgancı, Bacacı, Bileyci, Semerci, Kalaycı gibi günümüz gençlerinin adını sanını bilmediği yüzlerce meslek, zanaat bugün unutulmaya, kaybolmaya başlamıştır. Günümüzde bu meslekler birkaç kişi sayesinde devam etmektedir. Babalarımız işçi, çiftçi, mühendis, doktor, avukat, eczacı, savcı veya öğretmen olabilir; ama dedelerimizi veya büyük dedelerimizi araştırırsak bu büyüklerimizden en azından birkaçının zanaatkâr olduğunu göreceğiz. Belki demirci, belki kalaycı, belki marangoz, belki nalbant, belki de çarıkçı… İşte bu meslekler, büyüklerimizden dinlediğimiz birer hatıra olarak kalmaya, bir bir yok olmaya başlamıştır.
    Yaşadığımız çağda nereden nereye geldiğimizi, yeni nesillerin geçmişini daha iyi anlamaları açısından ilginç bulduğumuz, artık evlerimizde antika olarak sakladığımız, kullanılmayan eşyaları üreten mesleklerin artık yapılmadığını görüyoruz. Bu meslekler arasında kalaycılık mesleğinin nasıl değişime uğradığını, nasıl adım adım yok olma sürecine girdiğini, yapmış olduğumuz araştırmamız ile ortaya koyacağız.



    KALAYCILIĞIN TARİHÇESİ

    Kalaycılığın Türk kültürünün bir parçası olduğu kaynaklarda anlatılmaktadır. Eski Türkler, bütün ihtiyaçlarını el becerileri ile karşılayarak hayatlarını devam ettirmekte idi. Kalaycılık da bu becerilerden biriydi. Türkler aşlarını kalaylı kaplarda pişirmeye özen göstermişler, yoğurtlarını kalaylı kaplarda mayalamışlar, düğün yemeklerini kalaylı leğenlerde ve kazanlarda pişirmişlerdir.



    Bronz elde etmek için gerekli olan kalay, maden kullanımının başladığı ilk çağlardan beri çok aranılan bir madde idi. Bu nedenle Çassiterıdess Adaları’ndan Yakın Doğu’ya kadar uzanan yoğun bir kalay ticareti başladı.

    Klasik çağda, bakır ya da pirinç eşyalar kalayla kaplanırdı. Orta çağda gümüş eşyalarının biçimlerini kopya eden kalay kaplar kullanılırdı. Ayrıca tartı aletlerinin yapımında da kalaydan yararlanılırdı. XVI. yy.da kuyumcular üretecekleri yapıtların kalaydan örneklerini yaparlardı.



    Kalaycılar loncalar halinde örgütlenirdi. Bu loncalar, her parçanın yaratıcısını belirlemek amacıyla ayar damgasının kullanımını düzenlerlerdi. Loncaların ortadan kalmasıyla beraber kalaycılık örgütlü bir meslek olmaktan çıkarak usta-çırak ilişkisiyle gelişip öğrenilen bir meslek oldu. Ancak görüştüğümüz ustalar da buna dikkat çekerek, ihtiyaçların değişmesiyle beraber çırak bulmakta sıkıntı yaşadıklarını ve kalaycı ustalarının artık yetişmediğini belirtiler.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Kalay Yapımında Kullanılan Malzemeler

    -Kalay: Dövülebilir, sünek bir metaldir. Kolayca tel veya levha haline getirilebilen bu metal, kalaycılıkta ısıtılarak kullanılır.

    -Nişadır: Amonyak tuzu olarak bilinen amonyum klorür bileşiği… Metalin yüzeyinde hasıl olmuş oksit tabakasını kaldırdığından metal, lehime müsait hale gelir. Beyaz toz halindedir.

    -Kalaycı pamuğu: Steril pamuktan farklı olarak rulo şeklinde ve avuç içerisinde kolay hareket ettirilebilen bir pamuktur.-Kıskaç: Kalay yapılacak nesnenin tutulduğu bir çeşit maşa.

    -Körük: Ateşin harlanması için kullanılan genellikle manda derisinden yapılmış hava üfleyen bir malzeme.


    Kalaycılık 3 temel üzerine kuruludur. Bunlar: Tavlanması, temizlenmesi ve kalaylanmasıdır. Kalaycılığın nasıl yapıldığının anlaşılması amacıyla bu işlemleri kısaca açıklayalım.

    Tavlamak: Kalaylanacak kaplarda aranan en önemli özellik karıncalanmadan oluşan berelerin, çürümelerin olmaması, kaplar ne kadar temiz olursa o kadar kolay ve temiz işçilik çıkarmaktadır.

    Daha önce kalaylanmış malzemeler körük ve kömür yardımıyla yakılarak orta sıcaklıkla üzerindeki yağ ve zamanla kullanmadan oluşan atıkların yakılmasına kalaycılık dilinde “Tavlama” denilir. Hiç kalaylanmayan kaplara kızıl kap denir ve bunlar tavlanmazlar.

    Temizleme: Tavlanan materyaller tuz ruhu ile sıvanarak kalaylanacak olan kısımlar ince kumlarla el ve ayak yardımı ile güzelce silinir. Kalaylanacak zemin kalay almasını engelleyecek tüm dış etkenlerden arındırılır. Ezik büzük olan yerler ise çekiç, tokmak gibi özel aletlerle düzeltilir.

    Kalaylama: Kalaylama ise yine körükte ısı ile tavına getirilen kapların sıcaklıktan dolayı çubuk halinde bulunan kalayın sürülmesi ile kolay şekilde kaygan hale gelmesidir. Kalayın kalaycı pamuğu ve nişadır yardımı ile zemine düzenli şekilde dağıtılması işlemine kalaylama denir. Bugünkü anlayacağımız anlamda kalay bir nevi kaplama malzemesidir.

    hazırlayanlar
    Şirin YAĞMUR -Esmahan UYSAL
     
  2. Kayıtsız Üye

    Kayıtsız Üye Ziyaretçi

    benim kaybolan mesleklerle ilgili çok önemli bir ödevim vardı. yazınızı gerçekten çok faysalı buldum. teşekkür ederim
     

Sayfayı Paylaş