1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kaygı nedir? Kaygı bozuklukları

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 11 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL
    [​IMG]

    Kaygı bozuklukları olan çocuklar ve ergenler yoğun korku, endişe veya tedirginlik hali içerisinde olurlar. Bu durum uzun bir süre sürebilir ve yaşamlarını önemli ölçüde etkileyebilir.


    Erken tedavi edilmezse, kaygı bozuklukları birçok soruna yol açabilir:

    • okul devamsızlığında artış veya okulu bitirememe

    • yaşıtlarıyla sağlıklı ilişki kuramama

    • özgüven eksikliği

    • alkol veya uyuşturucu kullanımı

    • çalışma koşullarına uyum sağlamakta zorlanma

    • yetişkinlikte kaygı bozukluğu

    Çocukları ve ergenleri etkileyen birçok farklı kaygı bozuklukları görülmektedir. Bazı bozukluklar ve belirtileri şöyle:

    Genel kaygı bozukluğu: Çocuklarda ve ergenlerde görülen genel kaygı bozukluğu, günlük yaşama ilişkin gerçek dışı yoğun endişe haliyle kendini gösterir. Bu kişiler akademik performansları, spor faaliyetleri, hatta randevularına zamanında gitme gibi konularda müthiş endişe duyarlar. Bu genç insanlar kendileriyle aşırı ilgilidirler, gergindirler ve güven duymaya son derece ihtiyaç duymaktadırlar. Herhangi bir fiziksel nedeni olmaksızın karın ağrısı ve diğer birçok rahatsızlıktan yakınabilirler.

    Ayrılık kaygısı bozukluğu: Ayrılık kaygısı bozukluğu çeken çocuklar için okula veya kampa gitmek üzere anne babalarından ayrılmak, bir arkadaşlarının evinde kalmak veya yalnız kalmak çok zordur. Genellikle anne babalarına "yapışırlar" ve uykuya dalmakta güçlük yaşarlar. Ayrılık kaygısı bozukluğu depresyon, mutsuzluk, kendini soyutlama veya aile bireylerinden birinin ölebileceği korkusu ile birlikte seyredebilir. 25 çocuktan birinde görülen bir kaygı bozukluğu türüdür.

    Fobiler: Fobileri olan çocuklar ve gençler, bir takım durumlar veya objeler karşısında gerçekdışı ve aşırı korku duyarlar. Fobilerin birçoğunun özel isimleri vardır ve bu kaygı bozukluğu genellikle hayvanlar, fırtınalar, su, yükseklik veya kapalı alanlarda kalamama gibi durumlarla ilişkilendirilebilir. Eleştirilebilecekleri veya başkaları tarafından acımasızca yargılanabilecekleri düşüncesi sosyal fobileri olan çocuklar ve ergenler için dehşet vericidir. Fobileri olan genç insanlar korktukları durumlardan veya objelerden kaçınmaya çalışacaklardır, dolayısıyla bu durum yaşamlarına büyük ölçüde kısıtlamalar getirecektir.

    Panik Bozukluğu: Çocuklarda ve ergenlerde görülen, nedensiz bir şekilde tekrarlanan "panik ataklar" panik bozukluğu belirtileridir. Panik ataklar, çarpıntı, terleme, baş dönmesi, mide bulantısı, aniden ölecekmiş hissine kapılma gibi şikâyetler eşliğinde görülen yoğun korku durumlarıdır. Bir kere panik atak geçirmiş olan kişiler için bu durum o kadar ürkütücüdür ki, sürekli yeni bir atak geçirme korkusuyla yaşarlar. Bu nedenle okula gitmek veya ailelerinden ayrı kalmak istemeyebilirler.

    Obsesif kompülsif bozukluk: Obsesif kompülsif bozukluk (OKB) yaşayan çocuklar ve ergenler tekrarlanan düşüncelerin ve davranışların esiri olurlar. Bu düşüncelerin veya davranışların çok anlamsız ve çok rahatsız edici olduğunun farkına varsalar bile böyle bir zinciri kırmak gerçekten çok zordur. Tekrarlan el yıkamalar, saymalar veya eşyaları tekrar tekrar düzenleme gibi durumlar kompülsif bozukluklardan sadece bazılarıdır. (Sağlık ve Sosyal Hizmetler Kurumu raporuna göre, ABD'de 100 ergenden ikisinde OKB görülmektedir.)

    Travma sonrası stres bozukluğu: Çocuklarda ve ergenlerde yaşadıkları çok stresli bir olaydan sonra travma sonrası stres bozukluğu gelişebilir. Örneğin, cinsel tacize uğramak, şiddet görmek veya şiddete tanık olmak, bombalama veya doğal afetler gibi felaketler yaşamak birer travma sayılabilir. Travma sonrası stres bozukluğu çeken genç insanlar maruz kaldıkları olayı hafızalarında, düşüncelerinde tekrar tekrar yaşarlar. Bunun sonucunda, yaşadıkları travmayla ilişkilendirilebilecek her türlü şeyden kaçınmaya çalışırlar. Ani bir uyarı karşısında aşırı tepki gösterebilirler veya uyuma zorluğu çekebilirler.

    Kaygı bozuklukları ne sıklıkla görülür?

    Kaygı bozuklukları çocukluk ve ergenlik dönemlerinde en sık görülen zihinsel, duygusal ve davranışsal sorunlardandır. 9-17 yaşları arasındaki her 100 çocuk ve ergenden yaklaşık 13'ü kaygı bozukluğu türlerinden bazılarını yaşamaktadır. Kaygı bozuklukları erkeklerden çok kızlarda görülmektedir. Kaygı bozuklukları çeken çocukların ve ergenlerin yarısında ikinci bir kaygı bozukluğu veya depresyon gibi başka zihinsel veya davranışsal bozukluklar gözlemlenmiştir. Ayrıca, kaygı bozukluklarının tedavi gerektiren bedensel sağlık sorunlarıyla birlikte seyredebildiği de saptanmıştır.

    Kimler risk altındadır?

    Araştırmalar, bazı çocukluk ve ergenlik çağı kaygı bozukluklarında kişinin mizacının da rolü olabildiğini göstermektedir. Örneğin, alışık olmadıkları yeni ortamlarda çok utangaç ve içe kapanık davranışlar sergileyen çocuklarda kaygı bozukluğu gelişmesi riski yüksek olabilmektedir. Çocukların korkuları genellikle yaşla birlikte değiştiğinden, bu alanda yapılmakta olan araştırmalar oldukça kapsamlı ve karmaşıktır. Araştırmacılar, kaygı bozukluklarına işaret edebilecek göstergeleri erken fark etmek açısından çocukları özellikle 6-8 yaşları arasındaki dönemde iyi gözlemlemenin önemine dikkat çekiyorlar. Bu dönemde, çocuklar genellikle karanlıktan ve hayali yaratıklardan daha az korkmaya başlarlar, bu korkular yerini okulla ve sosyal ilişkilerle ilgili kaygılara bırakır.

    Yapılan çalışmalar, anne babalarında kaygı bozukluğu olan çocuklarda veya ergenlerde bir kaygı bozukluğu gelişmesinin daha olası olduğunu göstermektedir. Ancak, bu çalışmalar sonucu bozukluklara biyolojik ve çevresel nedenlerin (veya her iki nedenin birden) sebep olup olmadığı ispatlanabilmiş değildir. Kaygı bozukluklarının kalıtsal olup olmadığı konusunu netliğe kavuşturabilmek için daha fazla veri gerekmektedir.

    Kaygı bozuklukları çeken genç insanlara nasıl yardımcı olunabilir?

    Kaygı bozuklukları çeken çocuklar ve ergenler çeşitli tedavi ve hizmetlerden yararlanabilirler. Doğru bir teşhis sonrasında önerilebilecek tedavilerden bazıları şöyledir:

    • Bilişsel-davranışsal terapi (kişiye düşünce ve davranış şekillerini değiştirerek korkularıyla baş etmeyi öğretir)

    • Gevşeme teknikleri

    • Biofeedback (kişiye kalp hızı, kan basıncı, deri sıcaklığı ve kas gerginliği gibi otonom reaksiyonları nasıl kontrol edeceğini öğreten davranış eğitimi programı)

    • Aile terapisi

    • Anne baba eğitimi

    • İlaç tedavisi

    Bazı kaygı bozuklukları için bilişsel-davranışsal terapi etkili olurken, bazıları içinse ilaç tedavisi daha iyi sonuçlar verebilmektedir. Kaygı bozuklukları çeken kişilerin birçoğu da bu iki tedavi şeklinden birden yararlanmanın faydalarını görmektedir. Kaygı bozukluklarının çeşitli tipleri için hangi tedavi yöntemlerinin en iyi sonuçları vereceğini belirlemek amacıyla daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

    Anne babalar ne yapabilir?

    Çocuklarında tekrarlanan kaygı bozukluğu semptomlarını fark eden anne babalara önerilecek şeyler şunlardır:

    • Çocuğunuzun doktoru ile konuşun. Doktorunuz semptomların bir kaygı bozukluğundan mı yoksa başka herhangi bir sorundan mı kaynaklandığını anlamakta yardımcı olacak ve gerekirse sizi bir ruh sağlığı uzmanına (psikolağa/psikiyatriste) yönlendirecektir.

    • Daha önce çocuklar ve ergenlerle çalışmış, bilişsel-davranışsal terapi veya davranışsal terapi uygulamış ve kaygı bozuklukları için ilaç reçetesi vermiş olan bir psikiyatrist veya bir psikiyatristle işbirliği içinde çalışan bir psikolog arayın.

    • Kütüphanelerden veya başka güvenilir kaynaklardan doğru bilgiler edinmeye çalışın.

    • Tedavi ve hizmetler konusunda araştırmalar yapın, sorular sorun. • Çevrenizdeki diğer insanlarla konuşun.

    • Benzer sorunları olan aileleri bir araya getiren örgütlenmeler bulun.

    •Ruh sağlığı konusunda aldıkları hizmetlerden memnun olmayan anne babalar endişelerini uzmanlarla paylaşmalı, daha fazla bilgi almalı ve/veya başka kaynaklardan yardım aramalıdır.

    Çocukların ve ergenlerin ruh sağlığına ilişkin önemli mesajlar:

    •Her çocuğun ruh sağlığı önemlidir.

    • Birçok çocuğun ruh sağlığı sorunları vardır.

    • Bu sorunlar gerçektir, ıstıraplıdır ve çok ciddi olabilir.

    • Ruh sağlığı sorunları fark edilebilir ve tedavi edilebilir.

    •İlgili ailelerin ve çevrelerin birlikte çalışmaları sorunu çözmede yardımcı olabilir.
     
  2. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Kaygı nedir?

    Nedeni açık olmayan korku ya da giderilemeyen isteklerden doğan sıkıntı. Güvensizlikten doğan tedirgin edici duyguyu dilegetirir. Belli bir anlamda tasa ve kuşku deyimleriyle anlamdaştır. Hekimlik dilinde yürek darlığını doğuran bir sıkıntıyı dile getirir. Varoluşçuların (egzistansiyalistlerin) dilinde de bunalım, bunaltı, boğuntu gibi deyimlerle dile getirilir ve "varlığın özünü düşünmekten doğan metafizik tedirginlik" olarak tanımlanır. Bununla birlikte sıkıntı deyiminden farklı olarak Endişe (kuşku) deyimi "bir kötülük olasılığından korkma"yı dile getirir. Ruhbilimde korku terimi nedeni bilinen durumlarda kullanılır, kaygıysa nedeni bilinmeyen korkudur. Bizi korkutanın ne olduğunu biliriz, ama bizi kaygılandıran sorun açık seçik belli değildir.

    Profesör Clifford T. Morgan "Korku ile kaygı arasındaki fark, kişilik (personality) ve uyumu (adjustment) incelediğimizde önemle üzerinde duracağımız bir konu olacaktır. Kısaca, psikologlar korku terimini, korku nedenini bilindiği haller için kullanırlar, bizi korkutanın ne olduğunu biliriz. Diğer yanda kaygı sorunun ne olduğunu bilmeksizin duyduğumuz belli belirsiz (vague) bir korkudur.

    Kaygı nedenlerinden biri, korkutucu bir uyarıcıyla ilgili bilinçaltı anıdır. Korkunun öğrenildiği belirli durum çoğu kez kolaylıkla unutulabilir. Korkutucu durumla ilk çocukluk yıllarında olaylara ilişkin belleğin (memory) çok iyi olmadığı bir dönemde karşılaşmış olabiliriz. Bu durum daha ileri dönemlerde meydana gelmiş olsa bile üzerinde düşünmek istemediğimiz için korkutucu yaşantıyı reddetmiş olabiliriz. Yaşantıyı bilinçsiz olarak bastırmış (to repress) olabiliriz ve bunun psikolojik tedavinin (psychotherapy) uyguladığı deşme (probing) olmaksızın hatırlamamız mümkün olmayabilir.

    Yukarıdakilerin her birinin sonucu, gelişimi (development) unutulmuş, öğrenilmiş bir korkudur. Korkunun koşullandığı durumla her karşılaşışımızda nedenini bilmediğimiz huzursuzluk verici bir kaygı duyarız. Kaygının meydana geliş yollarından bir diğeri ise uyarıcı genellemesidir. Belirli bir duruma bir davranımda bulunmayı öğrendiğimizde, ilk duruma benzeyen bütün durumlara bir davranım öğrenmiş oluruz.

    Uyarıcı genellemesi biz farkında olmadan meydana gelebilir, hatta çoğunlukla da böyle olur. Sert bir babaya korku geliştiren çocuk, daha sonra diğer erkeklerle birlikteyken de huzursuzluk ve kaygı duyabilir; çocuk onları babasına benzetir ve belli belirsiz bir korku uyarıcı genellemesi yoluyla bu kişilere aktarılır (to transfer). Bir kişide çatışma hali, iki veya daha fazla gereksinimin (need) doyumu aynı anda sağlanamadığı zaman meydana gelir. Bu durum amaca yönelik davranımların önlenmesi veya yavaşlatılmasını, yani kişinin engellenmesini içerir. Engellenme veya engellenme korkusu kaygıya neden olur. Özellikle karmaşık toplumlarda bireyler çok sayıda çatışma durumu içinde kalabilirler.
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Engellenme veya engellenme korkusu kaygıya neden olur.

    O zaman 'ben gidebilirmiyim 'yerine 'ben gidiyorum' diyeceksin .:)
     

Sayfayı Paylaş