1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kazak Türklerinde Baba Ocağı

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 7 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]

    QARA ŞAÑIRAQ: Kazak Türklerinde Qara şañıraq adındaki “qara: kara” kelimesinin birçok anlamı vardır. Burada ulu (büyük), kutsal manalarını taşır. Şañıraq ise, Kazak Keçe Evinin portatif kubbesi ve bacasıdır. Dolayısıyla Qara şañıraq, Kutsal Ocak anlamına gelir.

    Bu ev miras olarak ailenin kence adı verilen baba yadigârı olarak ihtimam gösterilen en küçük erkek evladına kalır. Kence evlat, evli iken bile ebeveynlerinin yanında yaşar. Ana, babaya bakmakla yükümlü olduğundan dolayı çocukluktan itibaren evcimen olur. Anne ve baba öldükten sonra da evladiyelik eşyalar ona kalır. Buna da “Qara şañıraq iyesi” (baba ocağının sahibi) denir.

    Kenje evlat ana, baba öldükten sonra da birçok sorumluluklar taşıyarak babanın bıraktığı yerden aile prensiplerine uygun hayat tarzını devam ettirir. Kutsal ocağı koruyup aileye halel getirmez. Babanın sağlığında aile dostları, dünürler ve yarenler nasıl ki o evden eksik olmuyorsa sorumlu evlat tarafından aynı misafirperverlik devam ettirilir. Babanın saltanatını sürdürdüğü gibi kendini ifade edebilen bir nüfuza sahip olmalıdır.

    Diğer erkek evlatlar ise, evlenene kadar o evin nimetlerinden faydalanır ve evlendiklerinde ise, ayrı otağı kurarak komşu durumuna geçer. Fakat ayrı yaşadıklarında ana ile babaya hayır ve hizmetlerini eksik etmezler, vefasız kalmazlar. İlk çocuğa ise, tuñgış adı verilir ve “enşi bası” (ilk varis) olarak nitelendirilir. Büyük kardeşler evlendiklerinde kendine düşen enşi (evladiyelik) malını alıp ayrı ev kurar.

    Komşu olarak ayrı bir otağı kuracak evlatlara ana ve baba, akrabalarını davet ederek ayrı yaşamalarını ilan eden bir ziyafet hazırlar. Aile reisi bu davet esnasında evlatlarına düşen mal-mülkü ayırarak yeni ev kurar ve buna “enşi berüv ya da “enşi bölüv” denir. Bu merasim büyüklerin dualarıyla sonuçlanır. Enşi dediğimiz bir istihkak sayılır ve evladın kendine düşen mirasıdır. Bu mirasa “enşi mal” (evladiyelik) denir. Evlatlarına enşi veren babanın maddi durumu yoksa büyük kardeşlere ayrıca kurup verdiği sadece otağı evi enşi yerine geçer ve baba ocağına sahip olan küçük kardeşe düşen mal varlığına diğer ağabeyler göz dikmezler. Kızlar ise, yanında götürdüğü çeyizi ile yetinir. Bununla beraber çeyizi taşıyan vesaitler verilir. Bunlar önceden tahsis edilir ve bu belirlenen mallara bäsire adı verilir. Dolayısıyla erkek kardeşlerden farklı bir miras almamış sayılır.
    [​IMG]
    Bir de genel olarak Kazaklarda evin en büyük çocuğu ister kız, ister erkek olsun ataya evlatlık verilir ya da ata onu elinde büyüttüğünden dolayı öz babasına aga (ağabey) dediği olur. Babasıyla beraber atanın terbiyesinde yetişen bu evlat, öz kardeşlerinin yanında erkek ise amca; kız ise, hala gibidir. Bunlarda aynı hakka sahiptirler.

    Kuddüs Çolpan.​
     

Sayfayı Paylaş