1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kedi Bakımı ve Önemli Noktalar

Konusu 'Hayvanlar' forumundadır ve imposibel tarafından 19 Şubat 2009 başlatılmıştır.

  1. imposibel

    imposibel Usta

    Katılım:
    14 Aralık 2008
    Mesajlar:
    588
    Beğenileri:
    10
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    1 ÇTL
    Yetim bir yavru edindiyseniz ve

    ona gereğince bakıyorsanız

    yaşam adına iyi bir şeyler

    yapmışsınız demektir..



    Çok az sayıda da olsa şanslı olanlar kendilerini büyütecek, koruyacak bir yuva bulurlar. Ama sınav daha bitmemiştir. Yavru kediye bakmak, bir bebeğe bakmaktan farksızdır.

    Bir çok risk ve tehlike henüz bavulunu toplayıp gitmemiştir.



    Yetim bir yavru kediye nasıl bakılır?

    Öncelikle telaşlanmayın. Telaşlanmanız doğal da olsa bu işin üstesinden geleceğinize inanmalısınız ve tabii ki çaba da göstermelisiniz.



    Yavru kediler normalde annelerinden 5 ya da 6 haftalıkken alınabilirler. Seçme şansınız olmayabilir. Yani daha küçük bir yetimle karşı karşıya olabilirsiniz. Neler yapmanız ve neler yapmamanız gerektiğini sırasıyla anlatacağız.

    SICAKLIK

    Öncelikle yavru bir kedi sıcak tutulmalıdır. Tüyleri henüz yeni çıkmıştır ve kendini ısıtacak kadar tüyü ve yağı yoktur. Sıcak tutmak için en ideal çözüm bir kedi evi ya da bir kutudur. Kedi evinin içine 3-4 saat ara ile havluya sarılmış sıcak su torbası konulmalıdır. (Eğer mevsim yeterince sıcaksa da gece onlar için soğuk sayılabilir.) Sıcak su torbasının yaydığı ısının kaybolmaması için kedi evinin/kutunun üzeri bir battaniye ile kapatılmalıdır. Bazı kedi dostları ısıtıcı lamba da kullanmaktadır. Ama ısıtıcı lamba konusunda dikkatli olunmalıdır. Hem ışıktan dolayı rahatsız edicidir hem de yanma, yakma tehlikesi bulunmaktadır.



    BESLEMEK

    Sizin ilginize ve sizin vereceğiniz besine öylesine ihtiyacı vardır ki, onu besleme görevine usanmadan devam etmelisiniz. Bu fedakarlık gerektirecektir. Her bebek öyle değil mi?

    Yetim yavrunun artık bir annesi olmadığına göre onun ihtiyaç duyduğu besleyici anne sütünü bulmak size kalıyor. Veterinerlerde ve eczanelerde yavru kediler için özel yapılmış anne sütü (toz şeklinde) satılmaktadır. Bunun yerine normal pastörize süt kullanmak doğru değildir. Çünkü anne sütünde sadece besleyici maddeler değil yavru kedileri hastalıklardan koruyan antibiyotikler de bulunmaktadır. Pastörize sütler anne sütü kadar hem besleyici değil hem de antibiyotik koruma içermezler. Şayet hazır bir anne sütü bulamıyorsanız mecburen pastörize süt kullanacaksınız. Ama pastörize sütü de besleyici hale getirmelisiniz. 100 gram süte 2 yumurta sarısı, 1 kesme şeker ve 1 çay kaşığı margarin yağı katabilirsiniz. Eğer hazır anne sütü kullanacaksınız, kullanım tarifinde zaten nasıl yapılacağı anlatılmaktadır. Genellikle su ile karıştırılarak hazırlanmaktadır.



    Sütü nasıl vereceksiniz? Bir kedi biberonuna ihtiyacınız var. Kediler için özel biberonlar eczanelerde bulunmaktadır. Eğer kedi biberonu bulamıyorsanız iğnesi çıkarılmış bir şırınga da bu işi görebilir. Hazırladığınız mamanın taze olmasına, beklememiş olmasına dikkat etmelisiniz. (Bazı şanslı yetim kediler süt anne bulabilmektedirler. Ama bu oldukça zor bir seçenektir. Hem yavrunun hem de süt annenin birbirlerini kabul etmeleri gerekir.) Kesinlikle süt ısıtılmadan verilmemelidir. Sütün ısısı 30-35 derecede olmalıdır. Hatırlamıyor olabilirsiniz ama anne sütü vücut sıcaklığındadır. Sütün ısısını emzirmeden önce mutlaka kontrol edin. Biberonun ucundan elinizin üzerine (içine değil) bir kaç damla damlatarak ısıyı rahatlıkla kontrol edebilirsiniz. Biberon içindeki sütü ısıtmakta sıcak su dolu bir kupadan yararlanabilirsiniz. Kupayı sıcak su ile doldurup biberonu içine koyun ve ısınına kadar bekleyin.



    Yavru kediler bir haftalıkken 2 saatte bir, 2 haftalıkken 4 saatte bir ve 3 haftadan sonra 6 saatte bir emzirilmelidirler.



    NAZİK OLMAK

    Yavru kediyi tutarken incitmemelisiniz. Henüz kemikleri yeni oluşmakta ve kıkırdakları son derece hassastır. Onu incitmeden iki elinizle tutmalısınız. Bir elinizle sırtından tutarken bir elinizle de alttan desteklemelisiniz. Mama verirken de aynı şekilde kibar ve sabırlı olmalısınız. Biberon ya da şırınga yardımıyla emzirilirken başı 45 derece yukarıya açı yapacak şekilde tutulmalıdır. Bir eli ile başını ve vücudunu kaplamalı bir elinizle de memeyi kibarca ağzına almasını sağlamalısınız. Şırınga veya biberonu fazlaca pompalamayın. Onun ağır ağır içmesini sağlamalısınız. Süt yeterince pompalanmıyorsa size belli edecektir. Doyduğunda ağzının kenarlarında kabarcıklar oluşacak ve elleri ile de emziği itmeye çalışarak size işaret verecektir. Sütünü içtikten sonra onu omzunuza yatırıp sırtına çok ama çok hafif şekilde vurun. Bu onun gazını çıkarmasında yardımcı olacaktır. Yavru kedilere fazla süt içermeye çalışmamalısınız. Zira aşırı süt onların ishal olmasına sebep olabilir.



    İZOLASYON

    Yeni doğmuş yavru bir bebek (annesi ile olsa bile) 7 gün boyunca dış yaşamdan tamamen izole tutulmalıdır. Henüz mikroplara karşı tamamıyla korumasızdır. Yetim yavru kedi 3 aylık olana dek diğer hayvanlardan (evinizde özellikle başka bir pet bulunuyorsa) uzakta koruma altına alınmalıdır. Diğer hayvanlar hem zarar verebilir hem de yeni doğmuş yavruya kolaylıkla hastalık bulaştırabilirler. Yavru kediyi koyduğunuz kedi evi ya da kutuyu kuru bir yerde tutmalısınız. Ne yazık ki yavru kediye yardım etmek adına bodrum, banyo gibi rutubetin ve soğuğun bolca olduğu mekanlar tercih edilmektedir. Hem nem hem de soğuk yavru kedinin sağlığını ciddi bir şekilde kötüleştirir. Ayrıca, onu keskin kokularının olduğu ortamlardan uzak tutun. Ciğerleri yaşamla henüz yeni tanıştı. Parfüm, boya, sigara kokusu onu derinden etkiler.



    BAKIM ve TEMİZLİK

    Kedi evi / kutu her gün düzenli temizlenmelidir. Ayrıca emzirirken kullanılan bez, havlu gibi şeyler de temiz kullanılmalıdır. Aynı şekilde biberon da düzenli temizlenmelidir. Kedi evini ve biberonu temizlerken deterjan ya da çamaşır suyu kullanmayınız. Sabun daha doğru bir temizleyicidir. Sabunun da iyice su altında arınmasını sağlamalısınız.



    Emzirmeden önce ellerinizi iyice yıkamayı unutmayın. Emzirdikten önce veya sonra onun tuvaletini yapmasına yardımcı olmalısınız. Bunun en kolay yolu bir gazete kağıdı yaymak, yavru kediyi tutarak üzerine almaktır. Ilık ıslak bir mendil yardımıyla jenital organlarını yavaş yavaş silin. Bu ona annesinin tuvalet temizliğini hatırlatacaktır. Anne kediler çocuklarını dilleri ile temizler ve tuvalet yapmalarına yardımcı olurlar. Temizlik bittikten sonra ılık ıslak ve sabunlu bir bezle onu kibarca silin. Sonra sabunsuz ılık ıslak bir bezle silin ve sonra da kurulayın. Ovalamayın, ovuşturmayın. Benzeri bir temizliği emzirmeden sonra da yapmalısınız. Kulak içlerini de temizlemeyi unutmayın ve sakın bizlerin kullandığı kulak temizleme çubuklarını kullanmayın. Temizlik işinde abartıya kaçmayın. Bu temizliği yaparken modern yaşamın kolaylıklarından yararlanabilirsiniz. Piyasada satılan bebek temizlik mendilleri (alkolsüz olmalı) ve havlu kağıtlar işinizi oldukça kolaylaştıracaktır.



    Yavru kedinizin kedi kumu ile tanışması için en az dört haftalık olması gerekir. Kedi kumu havuzu erişebileceği yükseklikte olmalıdır ve kum sıkça değiştirilmeli, kirli kalmasına izin verilmemelidir.



    TEHLİKELER

    Yetim yavru bebeği bekleyen en önemli tehlikelerin başında susuz kalması (dehidrasyon) gelir. Dehidrasyon yavru bebekler için öldürücüdür ve hemen müdahale edilmeyi gerektirir. Anneleri olan yavru bebeklerden biri ayrı düşmüşse ve anne bu bebeği almakta isteksizse dehidrasyon tehlikesi söz konusudur. Dehidrasyon çok hızlı bir şekilde bebeği etkiler ve vücut ısısı hızla düşer. Dehidrasyona uğrayan bir yavru bebeğe veteriner hekimce deri altından sıvı zerk edilmesi gerekir.



    Parazitler de bir diğer tehlike kaynağıdır. Dış parazit temizliği mecbur kalınmadıkça 3-4 haftalık olmadan yapılmamalıdır. Şayet sprey şeklindeki anti-paraziter ilaçlardan kullanılırsa, kullanımdan sonra yavru kedi bir bez üzerine alınıp parazitlerin 20-25 dakika boyunca ölmeleri beklenmeli ve daha sonra yavru kedinin tüyleri ılık-ıslak sabunlu bezle silinmelidir. Sonra da ılık-ıslak bezle durulanıp kurulanmalıdır.



    Yavru kedilerin idrar ve dışkıları da kontrol edilmelidir. Normal renginden farklı idrar ya da dışkı sağlık sorunlarının belirtisidir ve veteriner hekime danışmayı gerektirir. Sağlıklı dışkı kahverengi renktedir. Siyah, kanlı, beyaz, sümüksü dışkı sağlık sorunu olduğunun işaretidir. Aynı şekilde berrak ve çok hafif sarı idrar da sağlıklıdır. Sarı, kırmızı, pelteli idrar da tehlikeli bir sorunu size haber verir.



    BÜYÜME

    Yavru bebekler doğduklarında 100 ile 200 gram arasındadırlar ve günde ortalama 14-15 gram alırlar, haftada ise 175-200 gram kadar büyürler.

    7 ile 10 gün arasında gözleri açılır. Gözler dört haftalık olana dek koyu laciverttir. Asıl göz rengi 3 aylık olduğunda belli olur.

    Yavru kediler, 4-6 hafta arasında sütten kesilirler ve yavaş yavaş yarı katı yarı sulu mamalara geçilebilir. Evde hazırlayacağınız yarı sulu yarı katı mamalar ya da hazır yaş mamalar kullanılabilir. 3 aylık olduğunda artık rahatlıkla kuru mama yiyebilir hale gelirler.

    2 haftalıkken yavru kedilerin kulakları dikilmeye başlar. 2 aylık olduklarında tam şeklini alır.

    3 haftalıkken yürümeye, 4 haftalıkken ise oynamaya başlarlar.



    SAĞLIK BAKIMI

    Yetim yavru kediyi mümkün olduğunca sık aralıklarla kontrol etmelisiniz. Yanlış bir şeyler olmadığından emin olmalısınız. Bu arada aşılama için de 6 haftalık olmasını beklemelisiniz. Aşılama konusunda sitenin "Aşı Takvimi" sayfasında detaylı bilgiler bulabilirisiniz.



    Yavru kedinize zaman ayırmalı ve onun sosyalleşmesine yardımcı olmalısınız. Onun oyun arkadaşı olduğunuzu da unutmamalısınız. Aynı zamanda onu sevmeyi de unutmayınız.

    Sizin sevginize de en az beslenme kadar ihtiyaç duymaktadır.



    Yetim bir yavru edindiyseniz ve ona gereğince bakıyorsanız yaşam adına iyi bir şeyler yapmışsınız demektir.

    Alıntı.

     
  2. imposibel

    imposibel Usta

    Katılım:
    14 Aralık 2008
    Mesajlar:
    588
    Beğenileri:
    10
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    1 ÇTL
    Kedilerde Üreme

    Dişinin kızgınlık ya da dönem olarak da adlandırılan bu ilk östrusu hayvanın ırkına va mevsime bağlı olarak değişkenlik gösterir. Yavru kedilerin çoğu ilk kızgınlıklarını 2.3-2.5 kg vücut ağırlığına ulaştıklarında gösterirler ve bu yaklaşık 7. ay civarında görülmektedir fakat bazı olgularda cinsel olgunluk 3 ay gibi kısa bir zamanda görülmekte ve İran kedileri gibi bazı uzun tüylü safkanlarda 12-18 aya kadar puberta görülmemektedir. Dişide pubertanın başlamasını hayvanın yaşından çok onun hangi mevsimde doğduğu etkilemektedir. Ekim Aralık ayları arasında doğan dişiler birkaç ay sonra başlayacak çiftleşme mevsiminde kadar seksüel olgunluklarını gösterememekte ve 12-16 aylık olduklarında ilk östruslarını göstermektedirler. Reproduktif aktivitenin 14 yaşına kadar devam ettiği belirtilse de 20 yaşındaki kedilerde bile gebelik olgularıyla karşılaşıldığı bildirilmiştir. Yaşın artmasıyla yavru büyüklüklerinde ve yavru sayısında yıla bağlı olarak azalmalar görülmektedir.

    ÜREME MEVSİMİ

    Üreme mevsimi, coğrafi duruma, yıl içindeki döneme ve bu dönemin uzunluğuna bağlı olarak değişiklikler göstermektedir. Kuzey yarım kürede üreme mevsimi Ocak ayının geç dönemlerinde başlar ve gün ışığının azaldığı Ağustos-Eylül aylarında son bulur. Bu bölgelerde Kasım-Aralık aylarına kadar sürdüğü de bildirilmiştir. Bu dönemi bir dahaki üreme mevsimine kadar anöstrus evresi izler.Bununla birlikte, kedilere özgü bir şekilde üreme mevsimi kedinin ırkına, çevre faktörlerine veya hayvanın psikolojik durumuna göre değişkenlik göstermektedir. Bazı olgularda evde beslenen ve yapay ışığa maruz kalan kedilerde poliöstrik aktivitenin tüm yıl boyunca sürdüğü görülmektedir. Kısa tüylü kedilerde özellikle Siyam kedilerinde bu özellik uzun tüylü ırklara göre daha çok görülmektedir. Gebelikten sonraki ilk östrus yavruların sütten kesilmesini izleyen 8 gün sonra görülmekte ve bu da doğumdan sonraki 8. haftaya karşılık gelmektedir. Emzirmeyen dişilerde bu aralık 1 haftadan emzirenlerde 21 haftaya kadar değişiklik göstermektedir.

    ÖSTRUS (KIZGINLIK) SİKLUSU

    Dişi kediler poliöstrik hayvanlardır ve ovulasyon mekanizması indüklenmeyle gerçekleşir. Bir başka deyişle, çiftleşme gerçekleşmemişse ne ovulasyon ne de corpus luteum formasyonu gerçekleşir. Siklusun süresi, eğer çiftleşme olmazsa, bunu ovulasyonun izlememesine, gebeliğin gerçekleşmemesine ve gebeliği ve doğumu izleyen laktasyonun olmamasına bağlı olarak değişir.

    Pro-östrus

    Bu period 1-3 günde sonlanır ve genellikle artan sinirlilik, sık işeme ve sonunda erkek kediler gibi idrar püskürtme gibi olaylarla karakterizedir. Köpeklerde olduğu gibi belirgin vulvar ödem ve kanlı akıntı yoktur.

    Östrus

    Östrus süresi mevsime ve ovulasyonun şekillenip şekillenmediğine göre değişmektedir. İlkbahar aylarında östrus süresi artış gösterse de (5-14 gün/siklus), diğer mevsimlerde bu süre kısalır (1-6 gün/siklus). Ovulasyon gösteren kedilerde östrus periyodu ortalama 5.7 gün sürmekte ve östrus belirtileri çiftleşmeyi izleyen 24-48. saatlerde azalmaktadır, eğer ovulasyon gerçekleşmemişse 8 günlük süre normal kabul edilmektedir. Östrus sırasında dişinin davranışları değişmekte, vokalizasyon artmakta, lordosis pozisyonunu almakta ve kuyruk çiftleşmeye uygun bir şekilde bir tarafa yatmaktadır. Dorsal pelvik bölge hafifçe okşanacak olursa perineal bölgede spasmodik kontraksiyonlar görülmektedie. Anoreksi ve idrar püskürtme sıklıkla görülmektedir.

    Ovulasyon (Yumurtlama)

    Bazı kedilerde tek bir çiftleşme uyarısı ovulasyonun meydana gelmesine neden olabilir. Bunun yanında çoğu kedide ovulasyonun meydana gelebilmesi için tekrarlayan çiftleşme uyarıları gerekmektedir.

    Metöstrus(Kızgınlık sonrası dönem)

    Çiftleşmeyen kedilerde metöstrus'un süresi ortalama 21 (14-28) gündür. Bunun yanında steril veya yalancı çiftleşme uyarıları sonucunda meydana gelen yalancı gebelik ortalama 35 gün sürer (30-73 gün).

    Anöstrus

    Seksüel açıdan sakin olarak karakterize olan bu evrede ovaryumlar küçüktür ve follikül çapları 0.5 mm boyundadır.



    GEBELİK

    Gebelik süresi ortalama 63-66 gündür (52-71 gün).

    GEBELIK TANISI

    Gebeliğin saptanması abdominal palpasyonla, ultrasonografik veya radyografik yöntemlerle veya laparoskopiyle yapılır. Tanı Metodları Abdominal Palpasyon Gebeliğin geç dönemlerinde abdominal duvar yolu ile yavrular da palpe edilebilir. Ultrasonografi Ultrasonografik muayenede Doppler prensibine göre 30.günde fötal kalp veya uterus arterinde, navel arterindeki pulsasyona bakılarak tanıya gidilir. Radyografi Bu yöntem 17. gün gibi erken bir dönemde uterus boğumlarının saptanması esasına dayanılarak yapılır.

    BESLENME

    3.5 kg ağırlığındaki gebe kedilerin günlük enerji ihtiyacı 1465 kJ'dür (350 kcal). Laktasyonda olan 2.5 kg'lık kedi ise 2510 kJ (600 kcal) enerjiye ihtiyaç duyar. Gebelik ve laktasyon sırasında kısıtlanmış maternal protein alımı yavrularda stresli durumlarda artan heyecana ve annenin yavruya bağlanmasında gecikmelere neden olmaktadır. Hayvan sahiplerinin gebeliğinin son 3 haftasında bulunan kedilerine sık sık ve az miktarda yiyecek vermeleri, aksi takdirde bir anda fazla miktarda verilen yiyeceğin uterusa basınç yapacağı bildirilmelidir.

    DOĞUM ve YENIDOĞAN YAVRULAR DOĞUM

    45X30X25 cm ebatlarındaki doğum bölümü, rahat bir ortama doğumdan hemen önce yerleştirilmelidir. Gebeliğinin 9. haftasından itibaren dişinin aktivitesi düşer ve doğumunu yapmak için sakin ve sessiz bir yer arar. Kedi, huzursuzdur ve sıklıkla en uygun oturma pozisyonunu sağlamak için yer değiştirir. Bazı kedilerde rektal ısı düşebilir, iştah azalabilir veya kaybolur, fakat bazı dişiler doğum yapıncaya kadar ve hatta doğumun sonuna kadar yemek yiyebilirler. Yavruların doğumları arasında geçen süre 5 dakika ile 1 saat arasında değişmektedir. Sıkla iki yavru birbirini takip ederek doğar ve 10-90 dakikalık bir süreninin ardından diğer doğum gerçekleşir.

    YAVRULAR

    Yavru Sayısı Yavru büyüklüğü, ırk, yavru sayısı, beslenme durumu ve annenin sağlığı gibi birçok faktörden etkilenmektedir.Yavru sayısı ölçümünde oran 1 ile 8 arasında değişmekte ve ortalama 4 olarak kabul edilmektedir. Doğan ilk yavrunun diğerlerine göre relatif olarak küçük olması karakteristiktir ve yavru büyüklüğü 4. yavruya kadar büyür. Daha sonra 7. yavruya kadar bir düşüş saptanır. En fazla canlı yavru doğumu 14 olarak izlenmiş, bununla birlikte 15 yavru yapan bir diğer kedide bunların 11'i yaşayabilmiştir. Siyam kedilerinde yavru büyüklüğü relatif olarak büyüktür fakat yavru ağırlıkları ise relatif olarak daha küçüktür. Ortalama 6 yavrulu bir doğumda yavru ağırlıkları ortalama 100 gr.'dır. Yenidoğan Yavrular Doğum anında yavrular sağırdır ve göz kapakları kapalıdır. Koku ve tad alma duyuları çok iyi gelişmiştir. Doğumdan sonraki 24-48 saat içerisinde dişi, yavru larının yanında durur ve yavrular her üç saatte bir 2-3 ml süt emerler. Yavrularda göz kapakları yaşamlarının 2. haftasında açılır. Iki haftalık yavru her öğünde 5-7 ml süt emer ve dişi yavrularını birkaç saat kadar yalnız bırakır. Her emme periyodundan sonra anne yavrularının perineal bölgelerini ürinasyon ve defekasyonu uyarmak için yalar ve idrar ve feçeslerini yerler. Yavrular 3 haftalık olduğunda aktiftir ve ürinasyon ve defekasyonlarını kontrol etmeye başlarlar. Dört haftalık yavrular dışarıdan verilen bazı et, kuru mama, bebek maması gibi gıdaları alabilirler. Sütten kesilme genellikle 6.-7. haftalarda görülür fakat bazı durumlarda daha uzun süren laktasyonlar da gözlenebilir. Dişi tekrar gebe kalsa bile yavrunun emmesine müsaade edebilir. 8-9 aylık yavruların bir sonraki yavrularla birlikte emdiği gözlemlenmiştir. Yeni doğan yavruların ağırlıları 110-120 gr'dır ve ilk haftada bu iki misli olur. Üçüncü haftada ağırlık 300-350 gr., 6-7. haftada 700-800 gr.'dır. Anne Sütü Anne sütünün kompozisyonu laktasyon periyodu süresince değişkenlik gösterir. Doğum Sonrası Gün 1-10 11-60 Yağ (%) 3.7 1.2 3.3 1.3 Protein (%) 6.5 0.9 8.7 1.2 Laktoz (%) 3.6 0.3 4.0 0.3 Laktasyonun ilk 9 haftasında laktoz seviyesi devamlı aynıdır. Bunun yanında yağ ve protein içeriğinde belirgin değişiklikler vardır. Protein içeriği % 6.5'den % 10'un üzerine çıkar. Yağ içeriği laktasyonun ilk 4 haftasında düşer ve daha sonra yükselerek laktasyonun 8. haftasında başlangıç seviyesine döner.


    Alıntı.
     
  3. imposibel

    imposibel Usta

    Katılım:
    14 Aralık 2008
    Mesajlar:
    588
    Beğenileri:
    10
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    1 ÇTL
    Kısırlaştırma operasyonundan yani "Ovariohysterectomie" den sonra kedilerde herhangi bir davranış değişikliği gözlenmemiştir. Vücuttaki östrojen ya da testesteron varlığındaki azalma nedeniyle cinsel aktiviteye ayrılan enerji artık vücutta birikeceği için ve hareketlilik azalacağı için kediniz obeziteye yatkın olabilir. Harcanan enerji miktarındaki azalmayla doğru orantılı olarak alınan enerji (gıda) miktarında da azalma yapmalısınız ki şişmanlama ile karşı karşıya kalmayınız. Aşırı yağlanma ve kilo alma ile bağlantılı olarak bir çok rahatsızlık söz konusu olabilir. En sık karşımıza çıkan rahatsızlıklar; idrar yolları (FUS ve kristaller) ve metabolik rahatsızlıklardır. Bu hastalıkların kısırlaştırmayla birebir bağlantısı yoktur, obezite ile bağlantısı vardır.


    Kısırlaştırma operasyonunun engellenebilir bu dezavantajlarının yanısıra yadsınamaz avantajları vardır.


    - İlk kızgınlıktan önce yapılan kısırlaştırma operasyonlarının kanser riskini azalttığı ispatlanmıştır. Uterus kanseri, meme tümörleri, uterus yangısı (pyometra), prostat kanseri, prostat hiperplasisi..vb kısırlaştırma sonucu riski en aza indirilen hastalıklardır. Kısırlaştırma ile meme kanserlerinden ve "PYOMETRA" adı verilen rahmin enfeksiyonundan korunma sağlanır ki her iki durumda dişi bir köpek ve kedi için öldürücü olabilir. Erkek köpeklerin kısırlaştırılması ise prostat ve testiküler hastalıkların ve kanserin riskini azaltır.


    - Erkek kedilerin kısırlaştırma sonrası daha az agresif olduğu da bildirilmiştir.


    - Erkek kediler daha az kavga ederler. Sonuçta kavga ile yakalanabileceği bir çok hastalıktan da korunmuş olurlar (KUDUZ, Kedi AIDS'i ve LÖSEMİSİ (FeLV-FIV) gibi)


    Alıntı.
     

Sayfayı Paylaş