1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kedi, Gelincik ve Yavru Tavşan

Konusu 'Çocuk Masalları' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 28 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.181
    Beğenileri:
    4.777
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    374 ÇTL
    KEDİ, GELİNCİK VE YAVRU TAVŞAN

    Yavru tavşanındı bu saray.
    Bir sabah bayan gelincik
    zaptetti onu hemencecik.
    Vay kurnaz, vay!
    Ev sahibi evde bulunmadığından
    kolay oldu bu iş pek kolay.
    O gün şafakla çıkıp gitmişti tavşan.
    Kırlar kekik kokuyordu, mis gibi kekik.
    Bizimki yiyip içip mahzenine döndüğü zaman
    gelincik pencereye dayamıştı burnunu.
    Tavşan orda görünce onu:
    "- Hey, bayan, dedi, çıkınız hemen
    baba yadigarı evimden.
    Yoksa haber yollarım bütün farelere ben.
    Cevap verdi sivri burunlu türedi: "-Toprak onu ilk ele geçirenindir," dedi.
    Savaşılmaya değerdi doğrusu ya,
    Tavşanın bile sürünerek girdiği yuva.
    "-Ne tuhaf iş, dedi gelincik, ne tuhaf iş.
    Burası bir krallık olsa bile,
    Tapusunu şuna, buna,
    hatta bana değil de filanca oğlu falanca
    tavşana kim vermiş?"
    Falanca tavşan söz açtı geleneklerden:
    "- Ben, dedi, ben,
    kanun kuvvetiyle sahibim bu yere.
    Burası babadan oğula kalır kanuna göre.
    Böylelikle filandan kaldı falana falandan da kaldı bana.
    Sanki 'ele ilk geçirmek' kanunu daha mı iyi?"
    Gelincik dedi ki:
    "-Uzatmayalım hikayeyi.
    Davamızı halletsin, gidip görelim de Samur'u."
    Keşiş gibi inzivada yaşayan bir kediydi bu.
    Yüzü de gülerdi her zaman.
    Evliya gibi bir şey, yağlı, tüylü, şişman.
    Karışık işleri halletmekte de uzman.
    Teklifi kabul etti tavşan.
    İşte ikisi de kürklü beyin karşısındadır.
    "-Yaklaşın çocuklarım, yaklaşın, dedi Samur, Artık ihtiyarladık da
    sağır oldum biraz sağır."
    Yaklaştı ikisi de çekinmeden.
    Bizim sofu babalık da tam vaktinde doğruldu, attı iki pençesini hemen davacıları yutup aralarını buldu.
    İşte çok defa böyle hakemlik eder küçüklere büyükler.


    Yazar: Jean de La Fontaine
     

Sayfayı Paylaş