1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kekeleyen çocuğu sabırla dinleyin!

Konusu 'Anne - Çocuk Sağlığı' forumundadır ve MeRciMeK tarafından 18 Ocak 2010 başlatılmıştır.

  1. MeRciMeK
    Masum

    MeRciMeK V.I.P V.I.P

    Katılım:
    20 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    9.071
    Beğenileri:
    1.871
    Ödül Puanları:
    7.230
    Banka:
    427 ÇTL
    Çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilen kekemelik, iyileşmemesi durumunda çocukların sosyal ilişkilerinin bozulmasına hatta akademik kariyerlerinde başarısızlıklara dahi yol açabiliyor.

    Kekemelik, iletişimi olumsuz etkileyen bir konuşma bozukluğu. Çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilen kekemelik, iyileşmemesi durumunda çocukların sosyal ilişkilerinin bozulmasına hatta akademik kariyerlerinde başarısızlıklara dahi yol açabiliyor. Uzmanlar, kekemelik sorunu yaşayan çocuğun sabırla ve dikkatle dinlenmesinin iyileşme için ilk adım olduğunu belirtiyor. Peki kekemelik nasıl ortaya çıkıyor, tedavi yöntemleri ve anne babalara düşen görevler neler? Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Psikiyatri Uzmanı Dr. Zafer Atasoy, çocuklarda görülen kekemelik ve tedavi yöntemler hakkında bilgi verdi.

    Konuşma iletişim kurmak, duygu ve düşüncelerimizi aktarmak için kullandığımız etkili araçlarımızın başında geliyor. Konuşmanın bozulduğu her durumda iletişimimiz de kurulması aksıyor. Özürlü konuşma, aile içi ve dışında büyük güçlüklere yol açıyor, çok çeşitli uyum sorunları ortaya çıkabiliyor. Sorunlar özellikle eğitim alanında yaşanan olası sıkıntılara kaynaklık ediyor.

    Kekeleme iletişimin bozulmasına yol açtığında sıkıntı ve gerginlik yaratıyor. Alay edilme, konuşmadan dolayı dikkat çekme çocuk için dayanılmaz bir gerginlik doğuruyor. Bu tür bir durum sonunda da başta akademik olmak üzere birçok sosyal etkinlikten uzaklaşan çocuk zarar görebiliyor. Bu etkilenmenin sonuçlarını önceden kestirmek her zaman mümkün olmuyor.

    Kekemelik, sözel anlatımın akıcılığının istemsiz olarak kesilmesiyle ortaya çıkıyor. Genellikle ses ya da hecelerin tekrarı, uzatılması, duraksaması ya da sesin tamamen durması şeklinde ortaya çıkıyor. Bu özelliğinden dolayı kekemelik “Akıcı Konuşma Bozukluğu” olarak da adlandırılabiliyor. Göz kırpma, yüz buruşturma, dil ve dudak titremeleri, başın ani atma hareketleri ve nefes alma düzensizlikleri görülüyor. Telefon konuşması, topluluğa konuşma, takdim yapma, kendi ismini söyleme, otorite figürlerine karşı konuşma, iş görüşmesi ve resmi sunumlarda artarak ortaya çıkabiliyor.

    Kekelemesi olan çocukların, olmayanlara göre daha fazla davranışsal ve duygusal sorun yaşadıklarını tespit edildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Zafer Atasoy şunları söyledi:

    “Kekelemede ailesel yatkınlıktan söz ediyoruz ancak bu değerlendirme genetik bir geçiş anlamını içermiyor. Kekeleme nedeni ile ilgili yapılan çalışmalarda kekelemesi olan ve olamayan çocuklar ve ailelerinin özellikleri arasında belirgin fark görülmedi. Ancak kekelemesi olan çocukların olmayanlara göre daha fazla davranışsal ve duygusal sorun yaşadıkları tespit edildi. Bu artış kekelemenin nedeni olabileceği gibi sonucu da olabilir. Diğer yandan kekelemesi olan çocukların ailelerinin bir kısmında titizlik, düzen, mükemmeliyetçilik gibi özelliklerin yanı sıra baskıcı, aşırı koruyucu oldukları da bildiriliyor. Kekeme çocuklarda çekingenlik, korkma, titizlik, sıkıntılı olma kişilik özellikleri olarak ön planda. Kekelemenin başlaması sıklıkla ani oluyor. Köpek kovalaması, şahit olunan kavga gibi örseleyici ve yoğun duygusal bir durum sonrasında kekemeliğin ortaya çıkması klinikte sık görülen bir durum. “

    Kekeleme ortaya çıktıktan sonra büyük oranda çocuğun gelişim süreci içinde kendiliğinden sönüyor. Konuşma bozukluğunun dönemleri de bulunmuyor. Ancak sönmemiş ya da tedavi edilmemiş ve uzamış kekelemeden ileri dönem olarak söz edilebiliyor.

    Kekemeliğin tedavisi için ne zaman bir uzmana başvurmalı?

    Diğer tüm sağlık sorunlarında olduğu gibi tedaviye ne kadar erken başlanırsa, başarı şansı da o denli artıyor. Anadolu Sağlık Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Zafer Atasoy kekemeliğin tedavi süreci ile ilgili şu bilgileri verdi:

    “Öncelikle çocuğun bozulmuş olan konuşmasını düzeltmek için zorlanmaması gerekiyor. Bunun için konuşması kesilmemeli uyarılarak düzgün konuşması istenmemeli. Çocuk düzgün konuşmak ister ancak başaramadığı için huzursuzluk duyar. Yapılacak uyarılar çocuğu daha büyük gerginlik ve sıkıntı içine sokabilir. Böyle bir uyarı çocuğun kekelemesini artırmaktan başka bir işe yaramaz. Sabırla, düzeltmeden, ağzından kelime çalmadan, onun yerine konuşmadan dinlemek tedavi için ön koşuldur. Benzer bir tutumla karşılaşan ve kekelemesine karşın ilişkisini sürdüren çocuk kendisini rahat hissedeceği için konuşması da rahatlar. Kekeleyen çocuğun duygusal olarak rahat bir durum içinde olmadığının unutulmaması gerekiyor.”

    Kekelemesi olan çocuk için anne babanın öncelikle, bu durumun büyük oranda kalıcı olmadığını bilmesi önem taşıyor. Durumu abartılı bir tepki ile karşılamamak ve sükûneti korumak gerekiyor. Çocuğun bilerek yapmadığı, kendisinin bu kekelemeden dolayı acı çektiği göz önünde tutulmalı. Bu tabloyu ortaya çıkaran etken olarak gördükleri, çocukları için taşınması zor duygusal durum(lar) varsa bunu ortadan kaldırma ya da daha kolay taşınabilir hale getirmek ana baba görevi olarak kabul edilmeli.

    2 -6 yaş grubundaki çocukların yüzde 5’inde kekeleme görülüyor. Kekemeliğe en sık rastlanan yaş grubu ise 3 – 4 yaş arası. Kekelemesi olan çocukların yaklaşık yüzde 80’i ergenlik öncesinde belirtilerinden kurtuluyor, bu grup içinde olan kekelemeyi “fizyolojik” olarak adlandırmak mümkün. Kekemelik toplumda yüzde 1 oranında görülüyor. Erkek çocuklarda kekemelik, kız çocuklara göre iki misli fazla karşımıza çıkıyor. Bu oran erişkinlik döneminde artarak 5 misline yükseliyor. Ailesel sıklık oranı yüzde 50 civarında bulunuyor.
     

Sayfayı Paylaş