1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kel Kör Ve Alatenli

Konusu 'Kıssadan Hisse' forumundadır ve cırcırböcee tarafından 15 Kasım 2006 başlatılmıştır.

  1. cırcırböcee

    cırcırböcee V.I.P V.I.P

    Katılım:
    13 Haziran 2006
    Mesajlar:
    3.525
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    2.880
    Banka:
    335 ÇTL
    BENÎ İSRAİL’DEN ÜÇ kişi vardı: biri alatenli, biri kel, biri de kör. Allah bunları imtihan etmek istedi. Bu maksatla onlara (insan suretinde) bir melek gönderdi.

    Melek önce alatenliye geldi. Ve:

    "En çok neyi seversin?" dedi.

    Adam:

    "Güzel bir renk, güzel bir cild, insanları benden tiksindiren hâlin gitmesini!" dedi.

    Melek onu meshetti. Derken çirkinliği gitti; güzel bir renk, güzel bir cild sahibi oldu.

    Melek ona tekrar sordu:

    "Hangi mala kavuşmayı seversin?"

    "Deveye!" dedi, adam. Anında ona on aylık hamile bir deve verildi.

    Melek:

    "Allah bunları sana mübarek kılsın!" deyip (kayboldu) ve kelin yanına geldi.

    "En ziyade istediğin şey nedir?" dedi.

    Adam:

    "Güzel bir saç ve halkı ikrah ettiren şu hâlin benden gitmesi!" dedi.

    Melek, keli elleriyle meshetti, adamın keli gitti. Kendisine güzel bir saç verildi.

    Melek tekrar:

    "En çok hangi malı seversin?" diye sordu.

    Adam:

    "Sığırı!" dedi ve hemen kendisine hamile bir inek verildi.

    Melek:

    "Allah bu sığırı sana mübarek kılsın!" diye dua etti ve körün yanına gitti. Ona da:

    "En çok neyi seversin?" diye sordu.

    Adam:

    "Allah’ın bana gözümü vermesini ve insanları görmeyi!" dedi.

    Melek onu meshetti ve Allah da gözlerini anında iade etti.

    Melek ona da:

    "En çok hangi malı seversin?" diye sordu. Adam:

    "Koyun!" dedi. Derhal doğurgan bir koyun verildi.

    Derken sığır ve deve yavruladılar, koyun da kuzuladı. Çok geçmeden birinin bir vadi dolusu develeri, diğerinin bir vadi dolusu sığırları, öbürünün de bir vadi dolusu koyunları oldu.

    Sonra melek, alatenliye, onun eski hâli ve heyetine bürünmüş halde (alatenli bir adam kılığında) geldi ve:

    "Ben fakir bir kimseyim, yola devam imkânlarım kesildi. Şu anda Allah ve senden başka yardım edecek kimse yok! Sana şu güzel rengi, şu güzel cildi ve malı veren Allah aşkına bana bir deve vermeni talep ediyorum! Tâ ki onunla yoluma devam edebileyim!" dedi.

    Adam:

    "(Olmaz öyle şey, onda nicelerinin) hakları var!" dedi ve yardım talebini reddetti.

    Melek de:

    "Sanki seni tanıyor gibiyim! Sen alatenli, herkesin ikrah ettiği, fakir birisi değil miydin? Allah sana (sıhhat ve mal) verdi" dedi.

    Ama adam:

    "(Çok konuştun!) Ben bu malı büyüklerimden tevârüs ettim!" diyerek onu tersledi.

    Melek de:

    "Eğer yalancı isen Allah seni eski hâline çevirsin!" dedi ve onu bırakarak kelin yanına geldi. Buna da onun eski hâlinde, (yani) kel birisi olarak göründü. Ona da öbürüne söylediklerini söyleyerek yardım talep etti. Bu da önceki gibi talebi reddetti.

    Melek buna da:

    "Eğer yalancıysan Allah seni eski hâline çevirsin!" deyip, köre uğradı. Buna da onun eski hâli heyeti üzere (yani bir kör olarak) göründü.

    Ona da:

    "Ben fakir bir adamım, yolcuyum, yola devam etme imkânım kalmadı. Bugün, evvel Allah, sonra senden başka bana yardım edecek yok! Sana gözünü iade eden Allah aşkına senden bir koyun istiyorum; tâ ki yolculuğuma devam edebileyim!" dedi.

    Kör adam cevaben:

    "Ben kör idim. Allah gözümü iade etti. Fakirdim, (mal verip) zengin etti" dedi. "İstediğini al, istediğini bırak! Vallahi, bugün Allah adına her ne alırsan, sana zorluk çıkarmayacağım!"

    Melek de:

    "Malın hep senin olsun! Sizler imtihan olundunuz. Senden memnun kalındı, ama diğer iki arkadaşına gadap edildi" (dedi ve gözden kayboldu).

     

Sayfayı Paylaş