1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kendi kavmi olmayan, yabancı bir kavme gönderilen peygamberler...

Konusu 'Bütün Peygamberler' forumundadır ve Suskun tarafından 19 Aralık 2009 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    - Hz. Musa, Hz. Harun, Mısır kralı Firavun ve onun adamlarına gönderilmiştir. Bu kavim, kıptîdir, Hz. Musa ise, İsrail oğullarındandır.

    - Kur’an’da; "her kavme kendi içinden peygamber çıkardık" manasına gelen bir ayet yoktur.

    Benzer ayetlerin meali şöyledir:

    - “Biz her ümmete bir peygamber gönderdik”(Nahl, 16/36).

    - “Biz her peygamberi kendi kavminin lisanıyla gönderdik”(İbrahim,14/4).

    - “Hiçbir ümmet yoktur ki, ona bir uyarıcı/peygamber gelmiş olmasın”(Fatır, 35/24).

    Kur’an’da “kavim” kavramı, topluluk anlamında da kullanılmaktadır

    Genel anlamıyla Ümmet, çoğu aynı kökten gelen, önceki kuşaklardan devralınan özelliklerin yahut ortak menfaat ve idealilerin veya din, zaman, vatan gibi faktörlerin bir araya getirdiği geniş insan topluluğunu ifade eder. Çoğulu ümemdir. Dinî anlamda, bir peygambere inanıp onun yolundan giden cemaate, ilâhî dinlere mensup kavimler topluluğuna ümmet denir. Muhammed ümmeti, İslâm ümmeti, Hıristiyan ümmeti gibi. Bu ayette ilk anlamda kullanıldığı anlaşılmaktadır. (bk. Bakara2/128,134,21İ; Hûd 11/118-119)

    Allah her millete, geniş insan topluluğuna bir elçi göndermiştir; bunun da gayesi sadece âyetteki öz ifadesiyle "Allah'a kulluk edip sahte tanrılardan uzak durmak"tır. (bk. Mâide 5/60) Çünkü dinîn özü ve peygamberler gönderilmesinin ana gayesi tevhiddir; Allah'ın birliği ilkesini zedeleyecek her türlü inanç, düşünce ve davranıştan titizlikle kaçınmaktır.

    Allah'ın peygamberler gönderdiği milletlerden kimi, peygamberlerinin kendilerine duyurduğu ilâhî hakikatler karşısında iyi niyetli ve ön yargısız tutumları sayesinde Allah'ın hidayetine mazhar olmuş; kimi de -bir kısım Mekke putperestlerinin yaptıkları gibi- daha baştan peygamber ve vahiy karşısında sergiledikleri inkarcı, inatçı ve uzlaşmaz tutumları yüzünden yanlış yolda kalmışlardır. (Kur’an Yolu, III/353)
     

Sayfayı Paylaş