1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kendi Kendine Sorular

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve TeBeSSüm tarafından 13 Ocak 2007 başlatılmıştır.

  1. TeBeSSüm

    TeBeSSüm Pamuk Prenses ツ Özel üye

    Katılım:
    19 Eylül 2006
    Mesajlar:
    2.221
    Beğenileri:
    1.208
    Ödül Puanları:
    4.830
    Cinsiyet:
    Bayan
    Banka:
    720 ÇTL
    Belki en büyük savaşları kendi içimizde yaşıyoruz, arzularımız
    korkularımızla çarpışıyor, özlemlerimiz kuşkularımızla vuruşuyor,
    hayallerimiz acı tecrübelerimizin bize kurduğu pusulara düşüyor,
    mutluluğa doğru coşkulu bir koşu tutturma isteği en olmadık anda
    kaçıp gidecek huzurun ihanetinden endişeleniyor.
    Özgürlüğe kendimizi bir boşluğa bırakır gibi bırakma dürtüsü, bizim
    özgürlüğümüzün bir başkasının esaretine yol açacağının tedirginliğiyle
    kuşatılmışken biz özgür olabilir miyiz sorusu büyüyor içimizde. Geçmişe
    olan borcumuz geleceği yaratma gücümüzü zayıflatıyor. Alışkanlıklarımız
    heyecanlarımızla boğuşuyor. Kendi kendimizle savaşıp, cevaplarını
    bilmediğimiz sorularla allak bullak oluyoruz. Bizim isteklerimiz
    başkasına acı verecekse, isteklerimizden vaz mı geçmeliyiz, vazgeçmenin
    bize çektireceği acı, sevdiğimiz birinin çekeceği acıdan daha mı az
    yaralar bizi?

    Sevdiklerimize olan borcumuz ne, peki kendimize olan borcumuz?

    Bu hayatı nasıl yaşamalıyız?

    Huzuru mu aramalıyız heyecanı mı?

    Yaptıklarımızdan pişman mı oluyoruz yoksa yapmadıklarımızdan mı,
    gelecekte hangisi takılır aklımıza?

    Bizim mutluluğumuzun yolu bir başkasının mutsuzluğundan geçiyorsa,
    değiştirmeli miyiz yolumuzu?

    İnsan en büyüksavaşı kendi içinde veriyor. Birbiriyle çelişen
    duygularımızla hırpalanıyoruz, kimsenin görmediği bir savaş alanı
    gibi içimiz, kendi ölülerimizle doluyor, duygularımızdanhangisi galip
    gelirse gelsin, patlayan duygularımızla birilerinin vurulacağını
    biliyoruz artık. İsteklerimizi, coşkularımızı, özlemlerimizi
    evcilleştirmeli miyiz, kendi kendimizin avcısı olup kafeslere mı
    kapatmalıyız ruhumuzu?

    Bilinmeyenin bizde yarattığı o çıldırtıcı merakın peşinden mi
    koşmalıyız yoksa bilinmeyenden saklı olana duyduğumuz korkuyla
    geri mi durmalıyız.
    Ne yapmalıyız, bu hayatı nasıl yaşamalıyız?

    Kendimizden başka bir dostumuzun, kendimizden başka bir ordumuzun
    olmadığı bir savaşta bölünen ruhumuzun hangi tarafının zaferi
    için uğraşmalıyız. Hangi tarafı tutarsak tutalım neticede yine de
    bir tarafımıza ihanet etmiş olmayacak mıyız, ihanetsiz yaratılamayacak
    bir geleceğin yükünü taşıyabilecek kadar güçlü müyüz?

    Kaçsak, gidecek yerimiz yok, kendi kendimize tutsağız, savaşsak
    vuracağımız başkalarıyla birlikte yine kendimiz olacağız.
    Ayaklanmış duygularımızın birbiriyle vuruştuğu bir savaş yaşıyoruz.
    Geçmişten geleceğe ancak savaşla geçebiliyor ruhumuz, geçmişi olanın
    geleceği savaşsız yaratılmıyor. Hem mutlu hem huzurlu, hem coşkulu hem
    korkusuz, hem arzulu hem kuşkusuz olamaz mıyız,geleceği başkalarının
    hayatlarına dokunmadan, onlarda acınacak yaralarla yaralanmadan
    yaratamaz mıyız?

    Nedir bu savaşın ardındaki sır, hangi buyu bizi bizimle vuruşturuyor,
    hangi korkunç kader geçmişimizi geleceğimizle çarpıştırıyor?

    Huzur bütün duygularımızı barış içinde tutmaksa eğer, hiç mi huzurlu
    olamayacağız, bir huzursuzluğa mı mahkumuz?

    En korkunç savaşı kendi içimizde yaşarken, ne yapmalıyız?

    Kim akıl verebilir bize? Kim bize yol gösterebilir?

    Savaşa savaşa, her savaşta bir parçamızı öldürerek mi yürüyeceğiz hayatın içinde?

    Her mutluluk bir acıdan mı süzülecek?

    Pusularla, ihanetlerle, saldırılarla, geri çekilmelerle, mütarekelerle,
    kaçışlarla, esaretlerle dolu bir savaşı yalnız başımıza yaşıyoruz, kim
    galip gelirse gelsin bir tarafımız hep yeniliyor.
    Yenilmeden galip gelemiyoruz.
    Her zafer bir yenilginin izini bırakıyor derinimizde.
    Zaferlerimiz kadar da yenilgilerimiz oluyor.
    Kendi kendimizle savaşarak yürüyoruz.
    Ve savaş, biz bittiğimizde bitiyor ancak.​
     

Sayfayı Paylaş