1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kendi Küçük Vazifesi Büyük

Konusu 'Hayvanlar' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 22 Haziran 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Kendi Küçük Vazifesi Büyük

    [​IMG]

    Bitkilerin nesillerini devam ettirebilmeleri ya tohumları vasıtasıyla (generatif üreme) veya çelik, yumru ve sürgün gibi çeşitli aksamlarının kullanılmasıyla (vejetatif üreme) gerçekleştirilir. İnsanoğlu tabiatta cereyan ettirilen bu çoğalma şekillerini görmekte; fakat bunların gerçekleşmesi esnasında, ne tür hâdiselerin aksamadan yürütüldüğünü çoğu zaman fark edememekte veya hiç düşünmemektedir. İnsanların büyük çoğunluğu, bir tohumun veya bitkinin nasıl meydana getirildiğine maalesef dikkat etmemekte, bu eşsiz hâdisedeki hikmet ve gâyeden tefekkür tabloları çıkarma gayretine girmemektedir. Hâlbuki kâinatta yaratılmış olan her şey gibi tohumlar da Rabb'imizin büyüklüğünü gösteren muhteşem varlıklardır. "Şimdi ekmekte olduğunuzu (tohum) gördünüz mü? Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar kalırdınız." (Vakıa Sûresi, 63–65)

    Tohumlara, onları diğer cisimlerden ayıran çok önemli hususiyetler verilmiştir. Tohumlar; ait oldukları bitkinin dallarına, yapraklarına, bu yaprakların sayısına, şekline; kabuğunun rengine, incelik ve kalınlığına; besin ve su taşıyan borularının genişliğine, sayısına; meyve verip vermeyeceğine, verecekse bu meyvelerin tatlarına, kokularına, şekillerine, renklerine dâir her türlü bilgiyle donatılmıştır. Hattâ normal gelişme esnasında çevreden kaynaklanan menfî bir tesir karşısında bir bitkinin nasıl davranacağına dâir bilgiler de programına dercedilmiştir. Meselâ, iklim şartlarının uygun olması durumunda normal gelişmesine devam eden bitkilerin fizyolojik programlarına, bilhassa düşük yağış ve yüksek sıcaklık gibi uygun olmayan şartlarda kısa bir sürede tohum oluşturma yoluna giderek nesillerini muhafaza etmeye yönelmeleri bile kaydedilmiştir. "Taneyi ve çekirdeği yaratan şüphesiz Allah'tır. O, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. İşte Allah budur. Öyleyse nasıl oluyor da çevriliyorsunuz?" (En'am Sûresi, 95)

    Mükemmel bilgilerle donatılmış olan tohumlardan bir bitkinin meydana gelme sürecini incelediğimizde; tohumun, kendine verilen ilâhî emir doğrultusunda uygun ortam şartları yaratıldığında önce çimlendiğini, sonra bu çimde gövde ve yaprak teşkil edildiğini, emredilen zamanda da çiçek meydana geldiğini görürüz. Meyve ve tohum oluşturmakla vazifelendirilmiş çiçekler, ya kendi polenleriyle (kendine tozlaşan) veya aynı türe ait başka bir bitkinin çiçeğinde bulunan polenlerle (yabancı tozlaşan) son derece düzenli bir sistemle buluşturulmaktadır. Kendine tozlaşan bitkilerde çiçek yaprakları ya açılmaz veya polenlerin olgunlaşmasından sonra açılır. Bazı bitkilerin erkeklik ve dişilik organları, bitkinin diğer bazı kısımları tarafından gizlenecek şekilde olduğundan, başka bir polen buraya kolay kolay giremez; dolayısıyla bitki kendine emredilene uyarak, sadece kendi çiçek tozlarıyla tozlaşabilir.

    Yabancı tozlaşan bitkiler de, kendilerine hayat veren Yaratıcı'nın belirlediği kurallara uygun olarak hareket eder ve -kendi çiçek tozuna değil- aynı türe ait başka bir bitkiden gelecek çiçek tozuna ihtiyaç duyar. Polenin taşınması, ya rüzgâr ve su (yağmur) vasıtasıyla veya çiçekleri ziyaret eden böcekler yardımıyla gerçekleşir.

    Rüzgâr ve yağmur ile tozlaşan birçok bitkide çiçekler gösterişsizdir; fakat çok sayıda polen üretecek şekilde yaratılmıştır. Rüzgâr veya yağmur sularıyla etrafa dağılan polenlerin birçoğu görünüşte harap olsa bile, bunlar toprağın organik bakımdan zenginleşmesine; içlerinden en az biri de, bir çiçeğin tozlaşmasına vesile olur. Rabb'imiz böceklerle tozlaşan bitkilerin çiçeklerini, böcekleri cezbetmeleri için değişik renk ve şekillerle donatmıştır. Nispeten daha az polene sahip bu çiçeklerin polenleri, tozlaşma esnasında, bu iş için hususi bacak, kanat ve antene sahip kılınmış arı gibi böcekler vasıtasıyla onlara vahyedildiği (Nahl/68–69) şekilde taşınmaktadır. Bu tozlaşmayı sağlayan böceklere ve onların yavrularına, mükâfat olarak balözü denen nektar ve polen ihsan edilmektedir.

    Arılar; tozlaşmayı sağlayan böcekler içerisinde en önemli gruptur. Arı dendiğinde, birçok insanın aklına bal arısı gelir; fakat yaban arıları da insanların hizmetine sunulmuştur. Arılar insanlara sundukları ürünlerin yanında, üretime olan katkılarıyla da vazgeçilmez canlılardır.

    Arılar ziyaret ettikleri çiçeklerden emdikleri nektarı 'bal midesinde' depo ederler ve sonra da bu nektarı bal olarak peteğe boşaltırlar. Arılara polen toplama görevi veren Yaratıcı, bunun için de onlara özel bacaklar ihsan etmiştir. Arıların arka bacakları diğer bütün böceklerden farklıdır. Geniş olan bu bacakların üzerinde karşılıklı olarak dizilen uzun kıllar âdeta bir sepet vazifesi görür.

    Dünya genelinde insan gıdasının % 90'ını karşılayan 82 bitki türünün 63'ü (% 77), arılar tarafından tozlanır; arılar olmadan bu bitkilerin tohum bağlaması hemen hemen imkânsızdır. Meselâ elma, armut, şeftali, kayısı, vişne, kiraz, kavun, karpuz ve kabak gibi doğrudan insan gıdası olarak kullanılan bitkilerde; ayçiçeği, aspir, kolza, pamuk, şekerpancarı gibi endüstri ve yonca, korunga, çayır üçgülü, aküçgül, fiğ gibi yem bitkilerinde tohum oluşumu için mutlaka arılara ihtiyaç duyulmaktadır. Dünya genelinde her yıl arı tozlaşmasıyla elde edilen ürün, o yıl üretilen balın değeri ile mukayese edilmeyecek kadar fazladır. O hâlde arılar, bal yapmaktan çok daha önemli bir vazife yerine getirmektedir. Arılar bütün bunların yanı sıra, bu bitkileri gıda ve barınak olarak kullanan değişik gruplara mensup binlerce hayvanın hayatlarını sürdürmelerine de imkân hazırlamaktadır. Burada zihinlere, ister istemez, Einstein'ın arıların ekosistemden yok olmaları ile kıyamet arasında kurduğu irtibat düşmektedir.

    Erozyonun önlenmesi gibi, özellikle ülkemiz için hayatî önem arz eden bir vazifeyi yerine getirmek de, arılara verilen görevlerdendir. Erozyon problemi olan sahalarda Asteraceae, Boraginaceae, Brassicaceae, Campanulaceae, Compositae ve Fabaceae gibi arıların tozlaşmasına ihtiyaç duyan bitkiler yaygın olarak bulunmaktadır. Benzer şekilde hayvan besleme ve tabiî dengeyi koruma açısından oldukça önemli olan yem bitkileri de tozlaşma için böceklere ihtiyaç duymaktadır. Yonca vb. bitkilerde çiçek organlarının üstü zarlarla kaplı yaratılmıştır, bu bitkilerde polenin dışarıya çıkabilmesi için söz konusu zarların arılar tarafından yırtılması gerekmektedir.

    Arılar, sevk-i ilâhiyle, gün boyu aynı tür bitkilerden nektar ve polen alırlar. Etrafta daha fazla nektar ve polen ihtiva eden başka bitkiler olsa da, arıların ilk ziyaret ettiği bitki türünün dışındakilere uğramaması, gün boyu aynı bitkinin çiçeklerinden nektar ve polen toplaması, onların bu işi rastgele yapmadıklarını gösterir.

    Netice olarak; kâinattaki diğer birçok canlı gibi arılar da, Âlemlerin Rabbi'nin belirlediği kurallar çerçevesinde insanoğluna hizmet etmektedir. Fakat kâinatın mânâsını ve canlıların yaratılış hikmetlerini araştırmadan yapılan faaliyetler, gelişigüzel sanayileşmenin bir neticesi olarak gittikçe artan hava kirliliği ve dikkatsizce kullanılan kimyevî maddeler arıların sayısını günden güne azaltmaktadır. İnsanoğlunun çıkardığı yangınlar ve savaşlar bir tarafa, sadece arıların yok olmasına sebep olan uygulamaları dahi insanlığın yok olmasına sebep olabilir. Çünkü arıların yok olması durumunda, insanlık kendisine ve çeşitli hayvanlara rızık olan bitkilerin yok olması, erozyon ve çölleşme gibi birçok felaket ile yüz yüze gelecektir.

    Kaynak: sizinti.com.tr
     

Sayfayı Paylaş