1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kendini tanımak, kendini tanıtmak!

Konusu 'Kariyer' forumundadır ve e-PaCk tarafından 5 Nisan 2009 başlatılmıştır.

  1. e-PaCk

    e-PaCk Forum Gururu

    Katılım:
    12 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.481
    Beğenileri:
    44
    Ödül Puanları:
    1.880
    Banka:
    331 ÇTL
    Eleman seçme ve işe alma görüşmeleri yapan insan kaynakları yöneticilerinin çok yaygın karşılaştıkları bir durum vardır. Adaya “kendinizden bahseder misiniz? Siz nasıl bir insansınız?” tarzında bir soru sorduklarında genellikle aldıkları cevap, “vallahi ne desem bilmem ki…, yani nasıl söylesem…, arkadaşlarım benim çok (sevecen, çalışkan, dürüst, özverili, ekip çalışmasına yatkın vs. ) olduğumu söylerler” şeklinde bir cevap alırlar.

    Bu durum, adayın kendisi hakkında tarafsız olamayacağı ve bu nedenle inandırıcılığının zayıf kalacağı endişesi ile fazla konuşmak istemediğini düşündürebilir. Kendisi hakkında konuşmamak alçak gönüllülük olarak da algılanabilir. Ancak, gerçekte durum, çoğu kez adayın kendisini iyi tanımamasından ve doğru bir şekilde tanıtacak ifade yeteneğine sahip olmamasından kaynaklanır.

    Günümüzde, kendi özelliklerini, üstün ve zayıf yönlerini, genel eğilimlerini, temel tercihlerini, yaşamına yön veren inanç ve değerleri tam ve doğru olarak bilmeyen çok sayıda genç insan -ne yazık ki- iddialı bir şekilde iş aramaktadır. İş ve meslek seçmek ve bir kariyer yapmak isteyen insanların her şeyden önce kendilerini tanıması gerekir. Bu belki kolay bir süreç değildir. Ancak, iş yaşamında başarılı olmak, sağlıklı ve sürekli iş ilişkileri kurmak, genel anlamda huzurlu ve güvenli bir hayat yaşamak açısından son derece önemlidir.

    Kendisini iyi tanımadığı için özelliklerini, yeteneklerini, değerlerini ikna edici bir şekilde ortaya koyacak cümleleri kuramayan, uygun sıfatları bulamayan insanlar çoğu kez olduklarından daha az değerli görülürler. Bu nedenle de hak ettikleri ve gerçekten etkili olacakları iş fırsatlarını kaçırırlar. Diğer taraftan, kendilerini gerçekte olduklarından daha farklı ve üstün gören ve gösteren ve bu konuda oldukça başarılı olan insanlar da vardır. Kendilerini olduklarından farklı gösterme çabalarında başarılı olmalarının temel bir nedeni buna kendilerinin de inanmalarıdır. Diğer bir ifadeyle, bu insanlar da kendilerini doğru tanımamakta, zayıf yönlerini görmemekte, üstün yönlerini ise abartmaktadırlar.

    İş mülakatlarından sonra çoğu yöneticinin beklentilerinin gerçekleşmediğini görmesi ve hayal kırıklığı yaşaması, kendisini iyi ifade edemeyen değerli adayları kaçırmasından ve buna karşın kendisini olduğundan daha değerli olarak pazarlayan adaylara inanması ve daha sonra aldatıldığını düşünmesinden kaynaklanmaktadır. Kendi değerlerinin farkında olmayan, bunları anlatamayan ve bu nedenle iyi iş fırsatlarını kaçıran çok sayıda adayın yanı sıra kendisini olduğundan farklı göstererek işe alınan adaylara da sıkça rastlanmaktadır. Bu insanlardan sahip olduklarını söyledikleri yeteneklerini kullanmaları istendiğinde, ya da kendilerini kanıtlamaları gerektiğini hissettiklerinde çeşitli bahaneler / senaryolar uydurulmaktadır. Çok sıkıştırıldıklarında da bu insanlar ya işten ayrılmakta ya da işten çıkarılmaktadırlar.

    Bir insanın kendini tanıması, tarafsız bir şekilde değerlendirmesi ve bunu açık bir şekilde ifade etmeyi öğrenmesi çoğu zaman kolay ve hızlı olmayan bir süreçtir. Bazı durumlarda da cesaret gerektirir. Bazen, bir insanın kendisine bile açık ve dürüst olması kolay değildir. Gerçeklerle yüzleşmek, eksik ve zayıf yönlerini kabul etmek, gerçekte ne olduğunu ve ne olmadığını yüksek sesle dile getirmek cesaret isteyebilir. Ancak, uzun dönemli beklentiler, sağlıklı ve sürekli ilişkiler söz konusu olduğunda yapılması gereken budur.

    Bir insanın kendini tanıması için en az dört konuda tam ve doğru bilgi sahibi olması gerekir. Bunlar; bilgileri, becerileri, istekleri ve inançları ile ilgili bilgilerdir.

    Bir insan, her şeyden önce, ne bildiğini (ve ne bilmediğini) bilmelidir. Eğitimle ya da yaşayarak öğrendiklerinin neler olduğunun gerçek anlamda farkında olmalıdır. Diğer bir ifadeye, yüzeysel olarak değil, gerçekten anladığı, özümlediği ve uyguladığı bilgileri bilmelidir. Yapabildiklerini (ve yapamadıklarını) bilmelidir. Doğuştan ya da sonradan kazandığı yeteneklerle, deneyerek geliştirdiği becerilerle neler yapabileceğinin farkında olmalıdır. İsteklerini ve ihtiyaçlarını bilmelidir. İşinde ve özel yaşamında neyin peşinde olduğunun, hangi ihtiyaçları karşılandığında heves ve heyecan duyduğunu doğru belirlemelidir. İnançlarını ve değerlerini bilmelidir. Yaşamını yönlendiren, kararlarının ve uygulamalarının temelinde yatan inançların ve temel değerlerin neler olduğunun farkında olmalıdır. Bunları doğru tanımlayan, açık ve dürüst bir şekilde ifade eden, karşısındakine anlatırken doğru sözcükleri seçerek kendi değerini azaltmayan ya da abartmayan bir kişi işinde ve sosyal ilişkilerinde çok daha başarılı, mutlu, huzurlu ve güvenli olacaktır.

    İsmet Barutcugil
     

Sayfayı Paylaş