1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kerim Afşar Biyografisi

Konusu 'Yazar / Şair' forumundadır ve dderya tarafından 21 Aralık 2015 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.320
    Beğenileri:
    7.514
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    217 ÇTL
    Kerim Afşar'ın Yaşamöyküsü
    Kerim Afşar, 13 Ağustos 1930’da İstanbul Kadıköy’de doğdu.1941’de 2.Dünya Savaşı koşulları aileyi Gelibolu’ya göç etmeye zorladı. Ortaokulu Gelibolu’da bitiren Kerim Afşar, 1948’de Ankara Devlet Konservatuvarına girdi, 1953’te Tiyatro Yüksek Bölümünü bitirdi.

    27 Mayıs 1960 Devrimi sonrasında Atatürk’ün “Büyük Nutku”nun yeni Türkçeye çevrilerek gençlere ulaşmasını sağladı; 8.5 ay, her akşam radyolarının başındaki Türk halkına “Büyük Nutuk”la seslendi, unutanlara Atatürk’ü bir kez daha anımsattı.

    [​IMG]

    1952’de daha öğrenciyken Carl Eberth’in sahnelediği “Bir Yaz Dönüm Gecesi Rüyası” oyununda “Oberon” rolüyle başlayan sahne yaşamı, 100’e yakın oyunla 45 yıl perde kapatmadan sürdü. Romeo, Marpuccio, Hamlet, Monserra, Genç Osman, 3.Selim, Günden Geceye, Ay Herkese Gülümser, Buzcu Geliyor, Gergedan, Andorra, Kahvede Şenlik Var, Cadı Kazanı, Kaktüs Çiçeği, Küheylan, Tarla Kuşuydu Jüliet… gibi oyunlardaki rolleriyle tiyatro izleyicisinin belleğine ve yüreğine yerleşti; yüzlerce kez ayakta alkışlandı. Tiyatroya gidemeyenler de “Arkası Yarın”, “Mikrofonda Tiyatro”, “Radyo Tiyatrosu” gibi izlencelerle TRT radyolarından onun sesinden tiyatroyla buluştu.
    Türkân Şoray’la “Çalıkuşu”(1964), Ayhan Işık’la “Yılan Soyu”(1965), Yılmaz Güney’le “Arkadaş”ta (1974), Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Mine”(1982) filmlerinde ve Reşat Nuri’nin “Yaprak Dökümü” adlı romanından uyarlanan TV dizisindeki (1990) rolleriyle Türk sinemasına unutulmayacak karakterler kazandırdı.

    1980’de Peter Stein’ın çağrısına uyarak Berlin’e gitti, Schaubühne sahnesinde “Giden Tez Geri Dönmez”, “Keşanlı Ali Destanı”, “Kurban” oyunlarında rol aldı. 1982’de yurda dönüşünde Devlet Tiyatrosundan emekli oldu, çalışmalarını AST (Ankara Sanat Tiyatrosu) sahnesinde sürdürdü; burada Maksim Gorki’nin “Yaz Misafirleri”, Faruk Erem’in “Bir Ceza Avukatının Anıları”, Brecht’in “Galile’nin Yaşamı”…adlı oyunlarında oynadı. Devlet Tiyatrosunun çağrısıyla yuvaya dönen Kerim Afşar, Gorki’nin “Güneşin Çocukları”, David Hare’in “Göğe Açılan Pencere” oyunlarını sahneye koydu; “Gergedan” ve Nâzım Hikmet’in “Kurtuluş Savaşı Destanı” oyunlarında rol aldı. Sait Faik ve Orhan Veli’den yaptığı başarılı bir uyarlamayla ve “Yaşasın Edebiyat” adlı yapıtla yazınımızın iki ustasını ürünleriyle sahneye taşıdı; bu oyunla salonların ve koşulların elverişsiz oluşuna aldırmadan yurdun her köşesinde sahneye çıktı.

    İlk ödülünü 1987’de Dil Derneği’nden aldı, bu ödülü,

    2001’de Fonetik Derneği’nin,

    2001’de Antalya Portakal Film Festivali’nde “Yıldırım Önal Ödülü”,

    2002 Ankara Film Festivali, Sanat Çınarları Ödülü,

    2002 Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat Vakfı’nın 7.Tiyatro Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali Onur Ödülü izledi.

    Hastalığına aldırmadan, 2002 Ocağında yapılan “Adalet ve Demokrasi Haftası” etkinliklerinde son kez sahneye çıktı ve çok yakın arkadaşı Uğur Mumcu’yu canlandırdı.

    26 Eylül 2003’te, 71. Dil Bayramının kutlandığı gün, yaşamını yitirdi. Türkçeye, Dil Devrimine, Mustafa Kemal’e tutku ölçüsünde bağlıydı. Kerim Afşar’ın eşi Leyla Afşar ile Dil Derneği birlikte düzenledikleri ödülle, ustayı geleceğe taşıma kararı aldılar.

    Kerim Afşar, 14 Kasım 1988 gecesi, “Yaşasın Edebiyat” adlı oyununu Devlet Tiyatroları, Ankara Tiyatro Müdürlüğünün katkısıyla Orhan Veli’nin 38. ölüm yıldönümünde Dil Derneği için oynadı. Afşar, bu oyunla Ankaralı sanatseverlerin, bir yaşındaki Dil Derneği’ni yakından tanımasını, dernekle ilgilenmesini ve derneğe bağış yapılmasını sağladı.
     
    YoRuMSuZ ve bivatandaş bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş