1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kesik Çayır Biçilirmi Türkü Hikayesi

Konusu 'Türkü/Hikayeleri' forumundadır ve Suskun tarafından 7 Kasım 2009 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Kesik Çayır Biçilirmi Türkü Hikayesi

    Meram bağları Meram çayırları tanıktır böylesi yiğit her anaya kısmet olmaz. İnadına mertti inadına yiğit inadına yağızdı.

    Konya'nın valisi o yıl Meram'da otururdu hep. Meram o zamanlar da en saygıdeğer yeriydi şehrin Mevlevi dedeleri Meram'daydı çelebiler hepten Meram'daydı. Ve Vali paşanın yâveri genç yâveri Meram'dan çok az inerdi Konya'ya. Bütün oralar bu genç adamı o da bütün oraları tanırdı iyi tanırdı.

    Yâver fesini sola doğru devirdi. Güz demiydi. Serindi ama o yanıyordu. Korkmuyordu. Oysa Kocamış bir gece yollara düşmüştü "Dutlu"dan Meram'a doğru akşam namazından sonra. Korkmuyordu.

    "Sırtıma sepken yağıyor."
    "Yanuben yorgun gelirim."

    demiş elin oğlu zamanında. Yâver işte bu hâl idi. Konya severdi bu delikanlıyı; O da Konya'yı. Ama Konya'dan daha çok sevdiği bir şey bir kişi bir hatun kişi vardı. Meram'a ilk zamanlar sık gelirdi. Aslı Konaya'lı değildi.

    Sevdiceği bir Mevlevî çelebisinin kızıydı. Düşünün Allah etmesin dile düşerlerse ötesi yoktu bu işin. Allah etmesin dile düşerlerse Musalla mezarlığında selviler hüzzam makamından bir şarkıyla başlayıverirlerdi. Allah etmesin gençti. Konya'nın delikanlısı zaten pek hayır okumuyordu adının üstüne. Allah etmesin. Ama yine de kotkmuyordu işte.

    Sevdiceği bir Mevlevî çelebisinin kızıydı. Gelirken- giderken bir şeyler olmuştu. Bir şeyler olmuştu çünkü. Loraslarından kalkan ebabil kuşları kanatlarında "Günaydınlar" getirdilerdi bir gün. Ebabil kuşlarının gözleri kahverengiydi sol ellerinin üstünde bir "Ben" vardı ebabil kuşlarının.

    Bu gece onunla buluşacaktı. İlk buluşmaları değildi bu şüphesiz. Ama Meram'ın o ördekbaşı ve şili çayırları o "incecik" çayırları tanık olsun ki en mutlusuna gidiyordu buluşmalarının.

    Yâver fesini sol yana devirdi ve bıyıklarını burdu. Eli-ayağı yanıyor gibiydi. Kerpiç duvarı aşmıya çalıştı. Ceketi tozlandı aldırmadı hemen şöyle silkiverdi eliyle ince çayırlar ayağına dolaştılar aldırmadı.

    Çelebi kızı Zerdalinin altına vardı. Gözleri apaydınlıktı kahverengiydi.
    Yâver yanına gelince oturuverirdi çayırların üstüne. Yâver o cesaretsiz elleriyle çelebi kızın elini tutacak oldu edemedi. Oturdu.

    Konya pul pul dirildi gözbebeklerine. Yalnız Konya değil dünyalar onundu. Anasını hatırladı bir zaman sonra memleketini hatırladı sonra kalkıp gitmek istedi niye istedi bilmem gidemedi.Oturdu.

    Derken efendim sekiz iklimden ipil ipil bir batı rüzgarının seranadı başladı. Kız konuşuyordu. Çelebi kızı. Derken efendim Dere tarafından bir bülbülü vurdular ne hacetti kız konuşuyordu yâver öldü öldü dirildi.

    Konuştular. Kızın elleri yâverin ellerinde serindi. Uzun uzun konuştular. Aşktı bu dost. Sevgiydi. Ne Konya vardı önlerinde ne zerdali ağaçları Ne Meram ne paşa ne çayırlar ve ne de sekiz taraflarından sekiz kara binayla onları gözetleyen sekiz Konya uşağı.

    Derken efendim yâver "Haydi hoşçakalasız" diyecekti diyemedi. Derken efendim sekiz karabina sekiz kurşun kuştu yâverin suratına. Derken efendim yâver "gidem" dedi gidemedi. Önce sallandı sağ ayağının üzerinde üç kez. Sonra sa yanına devrildi. Kıpırdayamadı bile. Sekiz Konya delikanlısı için sanki bir şey olmamıştı. Dere yöresine doğru "Konyalı" yı çağıraraktan yürüdüler.

    Sabah yakındı. Çelebi kızı ölü sevgilinin üstüne eğildi. Öylece kaldı.
    Gün ışığında ölü yâveri ve çelebi kızını "incecik" çayırların üstünde buldular.
    Paşa vali paşa yâverin anasına yanık künyesini gönderdi yarıntesi günü.

    "İnce çayır biçilir mi
    Sular ayaz içilir mi
    Bana yardan vaz geç derler
    Yâr tat'lolur geçilir mi"

    Sonra arkasından mezar taşı olsun garibin diye bu türküyü yakıverdiler. "İnce çayır biçilir mi?" Biçtiler bile.

    "Aman ben yandım paşam ben yandım
    Ellerin köyünde vuruldum kaldım."




    Kesik Çayır Biçilir Mi
    Soğuk Sular İçilir Mi
    Bana Yardan Geçti Derler
    Seven Yardan Geçilir Mi

    Aman Desinler Desinler
    Şeker Yesinler
    Şu Kız Şu Oğlana
    Yanmış Desinler

    Ankara'nın Tren Yolu
    Gahi Eğri Gahi Doğru
    Canım Benim Anadolu
    Gideyim Mi Senden Gayrı

    Aman Ben Yandım
    Yandım Yandım Yandım
    Ellerin Memleketinde
    Eylendim Kaldım
     

Sayfayı Paylaş