1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Keşke Hep Çocuk Kalsaydım..

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve TeBeSSüm tarafından 9 Nisan 2007 başlatılmıştır.

  1. TeBeSSüm

    TeBeSSüm Pamuk Prenses ツ Özel üye

    Katılım:
    19 Eylül 2006
    Mesajlar:
    2.234
    Beğenileri:
    1.241
    Ödül Puanları:
    4.830
    Cinsiyet:
    Bayan
    Banka:
    847 ÇTL
    Daha küçük bir çocukken anlam veremiyordum Burcu´ nun annemin bana aldığı bebeklerin kolunu, bacağını koparmasına. Büyüdükçe anladım kıskançlık kavramının ne olduğunu.
    Emine teyzenin neden torunlarını değilde sürekli beni bakkala gönderdiğini ve "Allah senden razı olsun" sözünüde anlamamıştım. Aklım yetmeye başlayınca anladım yardım severliği, bunun bana kattığı haz duygusunu ve hayır duası almanın ne kadar güzel olduğunu.
    Babamın tuttuğu takımı tutuyordum. Bir gün çocuk saflığıyla komşumuz Meryem abla ile ilgili söylediğim sözün arkadaşımın tehditle "eğer bundan sonra beşiktaşlı olmazsan seni Meryem ablaya söyleyeceğim" sözünüde anlayamamış, mecburen kabul etmek zorunda kalmıştım. Büyüyünce anladım iki kere düşünüp bir kere konuşmanın ne kadar önemli olduğunu ve ağzımdan çıkan her sözün aleyhime olabileceğini.
    İlkokuldayken ders sonlarında masa örtülerini dolaplarımıza yerleştirirken, Erdemle göz göze geldiğimizde neden utandığımı ve heyecanlandığımıda anlamıyordum. Büyüdükçe anladım bunun aşk olduğunu ama her aşkın saf olmadığını.
    1 saatliğine ortadan kaybolup arkadaşlarımla parka oyun oynamaya gitmiştim. Eve döndüğümde annemin bana kızmasınada bir anlam verememiştim. Büyüyünce anladım annemin benim hayatımda ne kadar önemli olduğunu, beni koruyup kolladığını ve herhangi bir hareketimde onu ne kadar çok üzebileceğini ama üzmemem gerektiğini.
    Çocukken ağabeyimin hakkı olan çikolatayı neden benim yediğimide anlayamıyor, ona "annemle babam seni çöpten almışlar, sen evlatlıksın" dememe de bir anlam veremiyordum. Büyüyünce anladım bir ekmeği ortadan ikiye bölüp paylaşmanın ve kardeşliğin ne demek olduğunu.
    Çocukken okuduğum kitaplarıda ben tam anlamıyla kavrayamamışım. Büyüdükçe kavradım. Pinokya’ dan yalan söylemenin ne kadar kötü olduğunu, Külkedisi’ nden iyiliğin, alçak gönüllülüğün mükafatını er yada geç alacağımı, Heidi’ den pozitif olmayı öğrendim.
    Çok küçükken babaannemi kaybetmiştik. Beyaz bir örtüye sarılıp neden toprağa gömdüklerinide anlayamamıştım. Büyüdükçe anladım, hayatın çok kısa ama önemsiz olduğunu. Ne kadar yaşadığının değil, nasıl yaşadığının ve ahirete neler götürdüğünün önemli olduğunu.

    Ben artık çocuk değilim. Yaşadığım her şeye bir anlam katabiliyor ve ders çıkartabiliyorum ama...
    Gazetelerin baş sayfalarında okuduğum, ana haber bültenlerinde izlediğim,biz ermeniyiz,biz hrantız başlığı altında yazan yazıları, yolsuzluğu, hırsızlığı, arsızlığı, haksızlığı, çamura batmış hayatları ve onlara özenenenleri, ırz düşmanlarını, birbirlerinin karılarına ve kocalarına göz dikenleri gördükçe keşke diyorum keşke hep çocuk kalsaydım.

    --alıntı​
     

Sayfayı Paylaş