1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kibir Nedir?

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve yaren* tarafından 17 Eylül 2011 başlatılmıştır.

  1. yaren*
    Neşeli

    yaren* Herşey olması gerektiği gibi ;) Özel üye

    Katılım:
    24 Haziran 2011
    Mesajlar:
    8.204
    Beğenileri:
    108
    Ödül Puanları:
    4.480
    Yer:
    Kimseye ihtiyacım yok ben kendime bile fazlayım...
    Banka:
    416 ÇTL
    Allahü Teâlâ, insanoğluna çeşit çeşit ve pek çok nimetler vermiştir. İnsan, bu nimetlerin hakiki sahibim unuttuğu zaman gaflete düşer; mal; ve servetin, güç ve kuvvetin kendisine ait olduğunu sanır da büyüklük taslamaya başlar. Hava verilmiş balon gibi, benlik duygusu kabarır, artık kendinden, başka bir kimsenin ne fikrini beğenir ne de yaptığından hoşlanır. Tamamen hakikatin ifadesi olsa da, başkasının sözü ile hareket etmez; dinin hakikatlerini bile başkasının ağzından duysa kabul etmez. Kendisini, akılda dahî; kuvvette, rüstem ve servette üstün görür. Netice itibariyle bu duygu, insanı inkâr fırtınasına kaptırır ve kendi öz nefsine taptırır.

    iblis, büyüklük taslaması yüzünden, kendinin ateşten, Âdeıaıin topraktan yaratıldığını iddia edip Allah'ın emrine karşı gelmedi mi?
    Fir'avn, kibir yüzünden, Tanrılık dâvasına kalkıp «Ben sizin en yüce Rabbinizim» diyerek kavmini kendisine taptırmış ve bu yüzden Allah'ın kahrına uğramıştı.
    Nemrud, kibre kapılıp, ülûhiyet iddiasına kalkıştı. Onun kafasındaki tanrılık sevdasını Cenab-ı Hak bir sivri sineğe parçalattı.
    Bizden evvel yaşamış, kimi yel ve kimi sel ile helak olmuş, kimi yere geçmiş kavimlerin batış sebeplerini Kur'ân~ı Kerim şöyle açıklamaktadır: «Onlar, yer yüzünde büyüklük taslamîşlardı» (1).

    Halbuki insan, vicdan aynasının karşısına geçip bir kendine bir de âlemlere baktığı zaman ibretle görecektir ki, kâinatın yanında kendi varlığı pek küçük ve bir nokta kadar silik kalır. Dünya ve dünyadan daha büyük semavî ecramın milyarlarcasınm gezip dolaştığı bu kâinat içinde insanın varlığı ne olabilir?
    Diğer insanlara kıyasla bizim üstün bir tarafımız yoktur. Onlar-la hilkatte bir eş, hakikatte kardeşiz; hep Hazret-i Âdemin ve Haz-refc-i Havva'nın çocuklarıyız. Yaratılıştaki değerler bakımından aynı seviyede bulunan insanlar arasında mal, servet, güç ve kuvvet iftihar vesilesi olamaz.
    Güçlü kuvvetliyim arkam var deme,
    insanı sırtüstü yere seren var î ,
    Insan, aslî maddesini düşünecek olursa karşısına bir yığın çamur, çıkar. Balçıkla iftihar, akıllı kimsenin yapacağı bir iş midir? Fakat aklın da yanılması ve dalâletleri vardır. Aklın sapkınlığı, hevâ ve heveslerin peşine takılmasıdır.
     

Sayfayı Paylaş