1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kıbrıs’ta Rum-Yunan Vahşetini Unuttuk mu?

Konusu 'Dünya Soykırım Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 29 Aralık 2009 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Batının Kıbrıs Saptırması:

    Batı, güttüğü salt kendi çıkarlarına dayalı çarpık politika gereği, Kıbrıs sorununu hep 1974 Barış Harekatı ile başlatır. Hukukla ve adaletle değil, sadece güçle desteklenen bu temel saptırmanın iki amacı vardır. Birincisi, uluslararası antlaşmalara rağmen, Türkiye’yi/Türk ordusunu Kıbrıs’ta “işgalci”(!) gösterme gayretkeşliğidir. İkincisi ise; 1960 yılında ortaklaşa kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin temeli olan anayasayı rafa kaldıran Makarios’un Türkleri yönetimden tamamen dışladıktan sonra, 1963-1974 döneminde, adanın yalnızca %3’üne (üstelik birbirlerinden kopuk şekilde) hapsedilmiş olan Türklere karşı Rum-Yunan ikilisinin yaptığı katliamları unutturulmaktır. Geçen sürede içimizdeki malum çevreler de Ankara’yı ve Türk kamuoyunu bu yönde etkilemeye çalışmışlar ve ne yazık ki önemli mesafeler de almışlardır...

    Kıbrıs’ta 1963-1974 Neler Yaşandı?
    Bu dönemde Türklere karşı işlenen isanlık suçları konusunda çok sayıda yayın mevcuttur. Burada, bunlardan yalnızca tipik bir kesit şeklinde; bir TV programında üretilen senaryo bağlamında, çok yerinde bir hatırlatma olarak dile getirilen, yabancı görgü tanıklarının katliam haberlerini sizlerle paylaşmak istiyoruz: Türkiye’nin önde gelen bölge gazetelerinden olan ve Trabzon’da çıkan Karadeniz Gazetesi’nin 27 Ocak 2009 tarihli sayısında, değerli araştırmacı ve başyazar Sn. Osman Diyadin’in “GERÇEK YÜZLERİNE BAKSINLAR!” başlıklı yazısından, ülkelere göre sıraladığımız bu tüyler ürpertici haberler şöyledir:

    “...’Yavuz hırsız ev sahibini bastırır’ diye bir söz vardır ya; aynen öyle! ... Olgaç’ın senaryosu ile harekete geçmeye çalışanlara dünya gözüyle kendi katliamlarının gerçek yüzlerini tanıklarıyla anlatmak gerekmez mi? Bakın, o günlerden Türk basınında değil, dünya basınında yayınlanmış tanıklarıyla bazı Rum katliamlarını gözlerinin içine soka soka ortaya koyalım:

    · 23.07.1974, UPI Ajansı muhabiri (ABD):
    "Rum askerleri etrafa ateş saçıyordu. Bir eve girdim, Rumlar bir Türk kadınına tecavüz ediyorlardı. Gözlerimi kapadım, kaçtım."


    · 24.07.1974, UPİ Ajansı Kıbrıs Muhabiri (ABD:
    "Yunanlılar, Limasol'da birçok kadın ve çocuğu öldürdü. Yol üstünde 20 çocuk cesedi gördüm. Yunanlı askerler evlerine girip kadın öldürmek için akbabalar gibi beklemektedirler."


    · 30.07.1974 Washington Post Gazetesi Muhabiri (ABD)
    "Larnaka yakınındaki Alaminos köyünde yaşları 25 - 55 olan 14 Türk öldürülmüş ve cesetleri buldozerlerle bir çukura doldurulmuştur. Limasol yakınında küçük bir Türk köyüne Rumlar'ın yaptığı bir baskın sonucu 200 kişiden 36'sı öldürülmüştür. Rumlar, Türk Kuvvetleri gelinceye kadar tüm Türklerin öldürülmesi için emir aldıklarını söylemektedirler.”


    · 29.01.1974, CBS Televizyonu Muhabiri (ABD)
    "Lefkoşa'da bir çöplükte 88 Kıbrıslı Türk'ün cesedi bulundu. Bu Türklerin tümü Rum ve Yunanlılarca kurşunla delik deşik edilerek öldürülmüş ve öldürülmeden önce tellere bağlanmış. Cesetlerden kiminin başı gövdeden koparılmış."


    · 01.08.1974, David Lancashinge, AP Ajansı Muhabiri (ABD)
    “Muratağa köyü dışında 20'den fazla Kıbrıslı Türk erkek, kadın ve çocuğun bulunduğu toplu bir mezar açılmıştır. Bu, Kıbrıs'taki harbin bitiminden bu yana tesbit edilen sivillere karşı yapılmış en büyük mezalimlerden biridir."

    · 30.07.1974, Almanya'nın Sesi Radyosu:
    "İnsanlık aklı, Yunanlıların Kıbrıs'ta yaptığı bu cellatlığı asla kabul edemez. Türk evlerine giren Yunan-Rum Milli Muhafızları, kadın ve çocuklar üzerine mermi yağdırıyor, büyükleri boğazlıyor ve yakaladıkları Türk kadınlarının hepsinin ırzına geçiyorlardı..."


    · 30.07.1974, Almanya'nın Sesi Radyosu:
    "İnsan aklı Rum katliamını anlayamaz. Mağusa Bölgesinin etrafındaki köylerde Rum Milli Muhafız askerleri akıl almaz şekilde vahşilik örnekleri gösterisi yaptılar. Türk köylerine girerek, merhametsizce kadın ve çocukları kurşun yağmuruna tuttular. Bir Türk'ün boğazını kestiler."


    · 26.07.1974, Die Welt Gazetesi Muhabiri (Alm.)
    "Limasol'da Rum Muhafız Gücü askerleri bir köpek sürüsü gibi Türk köylerine baskınlar düzenleyerek, katliam yapmışlardır."


    · 24.07.1974, Aligis (Rum), Almanya'nın Sesi Radyosu:
    "Limasol'dayım, bir okula sığınmış 14 Türk vardı. Rum Ulusal Muhafızları okulu kuşattılar ve Türkler teslim olunca hepsini kurşunlayıp öldürdüler."


    · 24.07.1974, Kurt Lariken, Die Welt Gazetesi Muhabiri (Alm.)
    "Rum ulusal birlikleri Türk köy ve kasabalarda kadın, çoluk, çocuk bütün sivil halkı gaddarca öldürüyorlardı."


    · 24.07.1974, France Soir Gazetesi Muhabiri (Fransız)
    "Son derece utandırıcı olayları kendi gözlerimle gördüm. Rumlar Türk camilerini yaktılar ve Mağusa civarındaki köylerde bulunan Türk evlerini ateşe verdiler. Silahı ve savunması olmayan Türk köyleri Rum çapulcular tarafından yaratılmış vahşet havası içinde yaşamaktadırlar. Ellerinde bazukaları olan Rumlar, Türk köylerinde büyük kargaşıklıklara sebep olmaktadırlar. Rumlar'ın bu hareketleri insanlık namına utanç vericidir."


    · 11.02.1974, Bernard Nicolas, AFP Ajansı Muhabiri (Fransız)
    "Atlılar köyünde bir çukura doldurulmuş, Rumlarca katledilen Türklere ait cesetler çıkarılmıştır.”


    · 30.09.1974, Jhon Akass, The Sun Gazetesi Muhabiri (İngiliz)
    "Muratağa köyünün Türk sakinleri 16 Ağustos'ta katledilmişlerdir. Bunlar Türk taarruzunun ikinci gününde komşu köylerdeki üniformasız Rumlar tarafından öldürülmüşlerdir. Cesetlerin sadece l metre gibi az bir derinlikte kalabildiği bu ölüm çukurları kendilerine kazdırılırken öldürülmüşlerdir. Bu olsa olsa bir alçaklık olabilir.”


    · 01.08.1974 Bugh Dixion, Kıbrıs'taki Birleşik Krallık Vatandaşları Derneği Başkanı, Evening Standart Gazetesi (İngiliz)
    "Kıbrıs savaşında Türk'e bir bardak su veren seksen yaşındaki bir İngiliz kadını Garturede Loigh, Rum Ulusal muhafızı kasıtlı olarak hunharca öldürüldü."


    · 03.09.1974 İngiliz Sun Gazetesi Muhabiri (İngiliz)
    "Muratağa faciasını gördüm. Bu çeşit vahşiyane hareketlerin yorumlaması çok değişik oluyor. Ancak, Muratağa'da vahşice bir cinayetin işlendiğinden başka ne söylenebilir? Rumlar ile Yunanlıların yaptıkları bir alçaklıktır."


    · Ekim 1974 Lars Harkanson, BM Barış Gücü Kıbrıs Temsilcisi:
    “Rumların yaptığı Atlılar köyü Katliamı: ömrüm boyunca böyle bir facia, böyle bir barbarlıkla karşılaşmadım. Bütün dünya bu vahşeti Barış Gücü'nün ağzından öğrenmiş olacaktır."


    · 25.07.1974 Hans Janitscher, Sabah Gazetesi, Dünya'daki Sosyal Demokrat Partilerin bir merkezi kuruluşu olan Sosyalist Enternasyonal Örgütü Genel Sekreteri:
    "Yunan tarafları Nikos Sampson'un emrindeki muhafız gücü son hafta içinde iki bini aşkın Makarios taraftarı Kıbrıslı Rum'u darbe sırasındaki çarpışmalarda ve darbeden sonra idam ederek öldürdü."


    · 11.02.1974 Cunnar Hilson Expressen Gazetesi Muhabiri:
    "Muratağa, Yunan askerleri ile Kıbrıslı Rumların geçen Ağustos'ta 83 Türk erkek, kadın ve çocuğu öldürdükleri katliam köyünde bugün sadece 15 kişi yaşıyor. Muratağa'da kalan 15 kişi için artık hayat yok."

    Ve daha nice haber... İşte bunlar sadece bazı Rum katliamları. Bir tiyatro sanatçısının hayali senaryosu üzerinden Türkiye’ye bugün saldırmayı marifet sayanların gerçek senaryoları dünya gözüyle işte bunlar. Asıl aynaya bakması gerekenler Rumların ta kendileridir!”


    Sonuç:
    Sn. Osman Diyadin’e, Rum-Yunan ikilisinin Türklere karşı işlenmiş Kıbrıs’taki insanlık suçlarına ilişkin bu çok yerinde hatırlatması için candan teşekkürler... (Bilindiği gibi bu vahşet dönemi, 24 Aralık 1963’teki Kanlı Noel’le başlamıştı.) Ancak devlet ve millet olarak yalnızca hatırlamakla mı yetinmeliyiz?..


    KAYNAK: Talat SARAL
    Emekli Maliye Bakanlığı Müsteşarı
     

Sayfayı Paylaş