1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kimdir Bu Deli Halit Paşa.

Konusu 'Kurtuluş Savaşımız ve Kahramanları' forumundadır ve ahhsen tarafından 1 Şubat 2009 başlatılmıştır.

  1. ahhsen

    ahhsen Üye

    Katılım:
    28 Ocak 2009
    Mesajlar:
    11
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    20
    Banka:
    0 ÇTL
    Dersimli’yi nasıl kuzu yaptı?

    Halit Paşayakın tarihimizin en etkili ve en fırtınalı isimlerinden biri. Kurtuluş Savaşı’nın ileri gelen kumandanları arasında yer aldı. Ama ne var ki bize unutturuldu.

    Akser bir babanın oğlu olarak 1883’te Beşiktaş’ta dünyaya geldi. 1900’de Harbiye’ye intisap etti. Sakin çalışkan bir öğrenci idi.

    1903’te mülazım-ı sani (teğmen) olarak orduya katılan Genç Halit askerlik hayatının Yemen’de geçen dönemi hariç hiçbir rütbede normal terfi etmedi. “Cesaret ve başarısı” hep basamakları hızlı çıkmasını sağladı.

    İtalyanlar’ın aniden Trablusgarb’ı (Libya) işgal etmesiyle İttihad Terakki hükümetinin eli kolu bağlanmış oldu. İstanbul hükümetinin Trablusgarb’a doğrudan müdahale etme imkanı yoktu.

    Bunun üzerine bir avuç kahraman subay Mısır üzerinden Trablusgarb’a geçti. Enver (Paşa) Mustafa Kemal Eşref (Kuşçubaşı) Ali (Çetinkaya) bunlar arasında idi. Harekatın sorumluları Enver ve Mustafa Kemal Yemen cephesinin başarılı subayı Halit Bey’i de yanlarına aldı.

    Kısa sürede Beni Taaf kabilesinin bir ferdi gibi hareket etmeye başlayan Halit Bey kabilenin erkeklerini birer gerilla savaşçısı haline dönüştürdü.

    ALİ BEY (ÇETİNKAYA) İLE YILDIZI BARIŞMADI

    Halit Bey’in sağ kanadında bulunan Ali (Çetinkaya) ile yıldızı bir türlü barışmıyordu. Kendisi bir bedevi gibi davranıyor ve yöre halkının gönlünü fethediyor Ali Bey ise halka zulmediyor ve Türk subaylardan soğutuyordu.

    İki zabit (subay) arasındaki ihtilaf Derne cephesi komutanı Mutafa Kemal’e oradan da Enver Bey’e intikal etti. Kafasında saç olmadığı için o dönemden itibaren “Kel Ali” diye bilinen Ali Bey oradan alındı ve başka bir yere gönderildi.

    Ardından Balkan Savaşı çıkınca yeni görev yeri Nazım Paşa’nın maiyeti oldu. Harb-i Umumi (Birinci Dünya Savaşı) patlayınca Osmanlı-Rus savaşında düşmana bırakılan “Elviye-i Selase” (üç liva üç kent) denilen Kars Aardahan ve Sarıkamış’ı anavatana katmak görevini üstlendi.

    Bu başarısının ardından Halit Bey Enver Paşa’nın bizzat talebi ile Rus birliklerinin sızmasını önlemek amacıyla Çoruh cephesine gönderildi.

    DERSİM KOMUTANLIĞI HERKESE DERS OLDU

    Halit Bey’in kendini gösterdiği en önemli yerlerden birisi ise 14 ay görev yaptığı Dersim cephesi (Tunceli) kumandanlığı oldu.

    1915’in Mayıs ayında görevine başlayan Halit Bey’in burada çok zorlanacağı bekleniyordu. Zor tabiat şartları ve asi yapılı insanlarla nasıl başedeceği merak ediliyordu. Asker içinde Halit Bey’in 3 aydan kısa bir süre önce bölgeden ayrılmak zorunda kalacağına inananlar çoğunlukta idi.
    Beklenenlerin tersi oldu. Halit Bey kendini kısa zamanda bölge insanına sevdirdi. İnsanlarla yakın dostluk kurdu ve Koçgiri aşiretinin ünlü reisini kendine yardımcı seçti.

    Aşiret reisi Seyit Rıza ile birlikte Birinci Dünya Savaşı’nın en önemli milis kuvvetlerini oluşturdu.

    Dersimliler Halit Bey’in öncülüğünde inanılmazı başardı. Başkumandanlık emri beklenmeden süvari (atlı) birlikler oluşturuldu.

    Halit Bey Birinci Dünya Savaşı’nın kaybedilmekte olduğuna hiç bakmadı. Oluşturduğu süvari birlikleriyle harekete geçti ve Erzincan Mamahatun ve Erzurum’u düşman işgalinden kurtardı.

    “HALİT PAŞA OLSA İDİ İSYAN OLMAZDI”

    Onun görev yaptığı dönemde itaatkar ve devletine bağlı olan yöre insanı İstiklal Savaşı’nın en kritik günlerinde isyan etti. 5 yılda ne değişmişti? Halit Paşa’nın bir sözünü iki etmeyen Dersimli 5 yıl içinde isyan noktasına taşınmıştı.

    Daha sonraları Dersim Jandarma Komutanı olarakgörev yapan ve aynı zamanda Halit Bey’in de yakın dostu olan Hamdi Bey hatıralarını paylaşırken bu sorunun cevabını net veriyor. (Cemal Kutay’ın Sisli Tarihimiz kitabından):

    “- Halit Bey çapında bir kumandan Dersim’de kalmış olsa idi ne ayaklanma ne isyan olurdu. Dersim halkı ayaklanmaya zorlanmıştır. Buna ait vesikamız vardır.”

    Halit Bey’in kahramanlıkları burada bitmiyor. Başkumandanlık Kafkaslar’a bir birlik gönderilmesi gerektiğinde rütbesi kaymakam olan Halit Bey’i hatırladı. Burada bir zafere imza atan Halit Bey Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasıyla birlikte Ardahan Kars ve Sarıkamış’ı tahliye ederek Erzurum Tortum’a çekildi.

    “BİZİM DELİ HALİT’İN İŞİ”

    Kurtuluş Savaşı’nı Atatürk’ün Samsun’a çıkışından önce Erzurum’da başlatan 15. Kolordu Kumandanı Kazım Karabekir’in aklına ilk Halit Bey’in ismi geldi. Ardahan’ı yeniden kurtarmak yine Halit Bey’e nasip oldu. Artık Miralay (albay) olan Halit Bey Kurtuluş Savaşı’nın en kritik
    döneminde Mustafa Kemal’in talebi üzerine Kocaeli Grubu kumandanlığına tayin edildi.

    Sakarya savaşının en kanlı günlerinde neferleriyle birlikte cephenin en önünde savaşan Albay Halit başından ve kolundan yaralandı. İyileşip yeniden birliklerine komuta etti. Başkumandan Mustafa Kemal en kritik görevlerden birini Albay Halit’e verdi.

    Düşmanın Gemlik Mudanya Bandırma sahil şeridinden kaçmasını engellemek amacıyla çevirme görevini üstlendi. Albay Halit kumandasındaki birlikler Gemlik’ten başlayarak Bandırma’ya kadar olan sahil şeridinde düşmana tek kaçış noktası bırakmadı.

    Belirlendiği gibi düşmana bir tek Kemalpaşa-İzmir bandının açık kaldığını Fahrettin Paşa’dan öğrenen Mustafa Kemal Paşa gururla gülerek “Bu mutlaka bizim Deli Halit’in işidir” dedi.

    Böylece düşmanın bu bölgeden silinip yok edilmesi sağlandı.

    Zaferin ardından Albay Halit gösterdiği bu üstün başarılar nedeniyle Paşa rütbesine yükseltildi. Halit Paşa Mirliva (tümgeneral) olduğunda henüz 39 yaşında idi.

    Halit Paşa muharebe meydanlarında ikisi ağır olmak üzere 9 kez yaralandı. Sakarya muharebesinde beyninin yanına saplanan kurşunu hayatı boyunca taşıdı.
     

Sayfayı Paylaş