1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kimse Aramıyorsa

Konusu 'Aşk' forumundadır ve SiyahkaLem tarafından 16 Temmuz 2014 başlatılmıştır.

  1. SiyahkaLem

    SiyahkaLem Üye

    Katılım:
    16 Temmuz 2014
    Mesajlar:
    80
    Beğenileri:
    70
    Ödül Puanları:
    380
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    0 ÇTL
    bir fotoğraf çekersin
    geride bırakıp tüm anıları
    arar bulur gibi geçmiş hataları
    o fotoğrafta ölümsüzleşen
    her şey belki bir avuç toprak

    şimdi bir mağazada
    bir market reyonunda
    bir barkod, bir adres
    kaybolmayacak asla
    bekliyor okunmasını bir sela

    bayım, uzanmadan önce ne istersiniz?
    üstünüzdekileri alalım isterseniz?
    fazla uzatmadan, yormadan
    insanlarla yatarken birlikte
    henüz tanışmadan yan yana
    popüler bir mezarlığın içinde

    kimdir peşinden gittiğimiz?
    çok izlenen, share’i çok, reyting’i çok
    insanlar bizden daha mı yakındır ölüme?
    daha mı çoktur, varlığa batmış
    saysan bitmez samanlıkta iğne

    kimse daha çok soru çözerek
    mezarını genişletemez
    tanıyarak daha çok bakan
    çekerek şımarık özçekim
    zuhurat bir lokmadır
    zip’lenmiş teslimiyetin

    bilir seçerken acil çıkışları
    önce kendi maskelerini takar
    susarak gevezelik yapan
    aynı cool ağaçtan tasarlanmış,
    ama budaklı

    zavallı muhabirler yazarken uyuşmuş
    basın açıklamalarının sığ sularında avlanmaktan
    birbirlerini satmaktan ticareten kârlı
    ve güvenilir müstakbel kamu yararcıları
    galaların kokteyllerin kürdanlı tepsilerinde
    bayatlayan köfteler, suşiler gibi anbean
    mail’de unutulmuş bir cv, bir proje olup
    eve döndüğünde kendi proje olup
    yayından kalkan sehven

    her “zamanda yolculuk”
    bir saflık anına götürür seni
    hatırlayıp seslerini bir bir
    bizim “insan” dediğimiz
    sevdikleriyle sarılmalı
    sarılmak aspirindir
    kanı sulandıran, birbirinde eriyen

    insan kendine ettiklerine bi dur demeli
    bilmez ki yarın kim olacak
    peşine düşen avcı, kuduracak
    istemeden iz sürüp
    ele verdiği, kendi virdidir belki
    çektiği belgesel diye
    aslında teslimiyettir
    başına aldığı örtü

    insan başına aldığı yaradan ölmez belki
    ama kalbine düşen şüphedir onu öldüren
    siyah bir nokta olup çoğala çoğala
    yaşamak denen ağaca tutunmuş uyuyan bir koala

    yürürken ıslak takiyelerle düşülen
    zamandır, yarım kalan bir put devrilirken
    depozito isteyen temsilî bir ev sahibi
    ne zaman tükenir belli olmayan bir balık türü
    akvaryumda yan yatmış bir minibüs, dumanlar içinde
    tavada tanışır durmadan yeni cızırtılarla
    iştahlı, aksanlı, havalı, süzüm süzüm cümlelerle
    aranan istanbul türkçesinin frekansı
    o frekansı boş ver
    gönül dili her yerde çeker

    arama motoruna ismini yazıp aratan insandır
    dünyanın en dipsiz kuyusu
    facebook görsellerinden de
    çıkamaz hiçbir Yusuf
    yıllar geçse de bildikleri insanın
    nar olup düşse, kırılsa şifresi
    dağılsa binbir niyet
    ezilip ağızlarda bıraktığı
    lal olsa acısı, dindir nasihattir
    geriye kalan diller âciz unutulmuş linkler
    buna ne söylenir?

    dokuzdan hat al müdüriyet katından,
    asansörler bilir
    şiir, asansörde kalanların zihnidir
    gerçeğin yüzü, az önce takılmadan maskeler
    sürüklenir bavullar gibi saçından kariyerler
    martılar, oteller, lobiler, otel insancıkları
    ziyan edilen küllükte fikir izmaritleri

    yürüyen merdivenlerde, döner kapılarda karşılaşmalar
    kafelerde, salonlarda, saraylarda
    her karşılaşma yeterince unutmadığın bir efendidir
    minare pabuçlu ayakların parlak cilasında
    benzersiz kravatların danışman zekâsında
    her kravat bir meydan okumadır kurban olmaya
    ve terk ettiği bir yusuf vardır
    koşulan heveslerin dibinde patlayan
    firavun tokatlayan
    kendi piramidine sponsor arayan
    bir kovanın akmış rimelleri
    tutunduğun ip çoktan klonlanmış
    düşmektesin bu yüzden ateş bu yüzden soğuk
    uzatılan sözler var bakiyesi yetersiz
    post’ta unutulmuş eski bir dost

    çuhada acemi bir ıstaka
    güya, rüya tabirinde uzman reklam stokçusu
    oğulları değil yakub’un
    o yusuf’un içinde bir kurt
    bünyamin bile değil
    cam kenarında bir ofis bitkisi
    bizzat unutulmuş bir şifre gibi
    ellerini kemiren farelerin izniyle
    düşer zindanlara yusuf on üç bölümde

    yusuf rüya ülkesinin başakları arasında
    koca bir sığır sürüsüne
    çobanlık etme sevdasında
    her otoparkçı eski bir çobandır
    bakın yüzlerine tanır sizi
    tarumar edilmiş ekinler
    ve suçlanıp altına dönüşmeyen
    safran rengi hayvanları bırakır başıboş
    çökmüş oturmuş bir iftira ağacının dibinde
    her nimete muhtaç bir musa gibi
    allah söz verdi sana kullan diye bir asa gibi

    oysa şimdi gün batarken
    koklar yüzüne sürüp gömleğini
    nafile açılmaz yakub’un gözleri,
    inmez dağdan musa, konuşmaz harun
    dağılıp gözden yitinceye dek
    taşlar susar kuyuda
    kervan geçip gider
    içinde bir yusuf
    belki de kaybolmamışsındır​
     

Sayfayı Paylaş