1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kırım Kongo Hemorajik Ateş Hastalığı Tahlilleri

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve arz-ı hal tarafından 14 Temmuz 2012 başlatılmıştır.

  1. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    Kırım-Kongo Hemorajik Ateş’e keneler tarafından taşınan Nairovirüs isimli bir virus yol açar.Ateş, deri içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreder.Tedavide görülen gelişmelere rağmen ölüm oranı yüksektir. İnsanlarda başlıca ensefalitler, kısa süren ateşli hastalıklar, kanamalı ateşler, poliartrit ile ön plana çıkan sendromlar şeklinde görülür.
    Keneler otlaklar, çalılıklar ve kırsal alanlarda yaşayan küçük oval şekilli, 6-8 bacaklı, uçamayan, sıçrayamayan hayvanlardır. Hayvan ve insanların kanlarını emerek beslendiklerinden hastalıkları insanlara bulaştırabilirler.
    Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar ,Veterinerler ,Kasaplar ,Mezbaha çalışanları,Sağlık personeli ,Kamp ve piknik yapanlar, askerler ve korunmasız olarak yeşil alanlarda bulunanlar riskli kişilerdir.
    Kene tarafından ısırılma ile virüsün alınmasını takiben kuluçka süresi genellikle 1-3 gündür; bu süre 9 güne kadar çıkabilmektedir.Kene tarafından ısırılma sonrası , ateş, kırıklık , halsizlik ve baş ağrısı sıkça görülür.Ayrıca hastalığa bağlı kanama ve pıhtılaşma sisteminde m bozulmaya bağlı yüzde ve göğüste meydana gelen kırmızı döküntüler ve gözlerde kızarıklık,vücut ,kol ve bacaklarda morluk olabilir.İdrarda ve dışkıda kan görülmesi,burun kanaması gibi belirtiler de olabilir. Hastalığa bağlı ölüm karaciğer, böbrek ve akciğer yetmezlikleri nedeni ile olmaktadır.
    Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinin Tanısında Kullanılan Tahliller:
    Hemen hemen her hastada trombositopeni (Trombosit sayısının normalin altına inmesi) vardır. Lökopeni (Akyuvar sayısının normalin altına inmesi) de sıklıkla görülmekte, kanamaya bağlı olarak da anemi(kansızlık) görülebilmektedir. Karaciğer tutulumuna bağlı olarak karaciğer testlerinde yükselme(SGOT , SGPT) bilirübin değerinin yükselmesi ve Protrombin ve APTT testlerinde yükseklik görülebilir. Ayrıca LDH testi de yükselebilir.İleri vakalarda fibrinojen değeri düşer. Böbrek tutulumuna varsa üre ve kreatin değerlerinde yükselme olabilir.
    Hastalığın kesin tanısı; virüs kültürü, moleküler yöntemler (PCR ile virus RNA’sının gösterilmesi), serolojik yöntemler (antijen ve antikor aranması ) ile olur.
    Ülkemizde tanı Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi Başkanlığı Viroloji Laboratuvarında ELISA yöntemi ile IgM ve IgG antikorlarının aranması ve PCR ile virüs RNA’sının gösterilmesiyle tanı konmaktadır. Ayrıca Gülhane Askeri Tıp Akademisi Mikrobiyoloji laboratuarında da RT-PCR ile tanı konmaktadır.Kanda virüse karşı oluşan antikorların taranması tanı için en sık kullanılan yöntemdir. Bu göstergeler hastalığın başlangıcından sonra 6. günden itibaren belirlenebilir.
    Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinden Korunma
    Hastalığın bulaşmasında keneler önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle kene mücadelesi önemlidir fakat oldukça da zordur.Öncelikle kene görüldüğünde elle asla çıkarolmamalı mutlaka sağlık merkezlerine başvurulmalıdır.
    1.Özellikle havaların sıcak olduğu dönemlerde kenelerin bulunduğu alanlarda (çalı, çırpı ve ot bulunan alanlardan) uzak durulmalıdır.Bu alanlara çıplak ayak yada bacakları açıkta bırakacak giysiler ile gidilmemelidir.
    2. Bu alanlara zorunlu olarak gitmek durumunda olanlar lastik çizme giymeli ve pantolonlarının paçalarını çorap içine almalarıdır.
    3. Görevi nedeni ile risk grubunda yer alan kişiler(Sağlık elemanı,tarım elemanı,veteriner,kasap vb.) hayvan ve hasta insanların kan ve vücut sıvılarından korunmak için koruyucu eldiven, önlük, gözlük, maske v.b. giymelidir.
    4. Gerek insanları gerekse hayvanları kenelerden korumak için haşere kovucu ilaçlar kullanılabilir. (Bunlar sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir,piyasada kolaylıkla bulunabilmektedir)
    5. Diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, haşere ilacı (insektisit) ile uygulamanın uygun görüldüğü durumlarda çevre ilaçlanması yapılabilinir.
     
  2. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL

    1)Kene şüphesinde her hastaya mutlaka kan sayımı yani hemogram testi yapılmalıdır.
    Hastalarda genellikle trombositopeni (Trombosit sayısının normalin altına inmesi) vardır. Lökopeni (Akyuvar sayısının normalin altına inmesi) de sıklıkla görülmekte, kanamaya bağlı olarak da anemi(kansızlık) görülebilmektedir.

    2)Biyokimya ve koagulasyon(pıhtılaşma) testeri de ihmal edilmemelidir. Karaciğer tutulumuna bağlı olarak karaciğer testlerinde yükselme(SGOT , SGPT) bilirübin değerinin yükselmesi ve Protrombin ve APTT testlerinde yükseklik görülebilir. Ayrıca LDH testi de yükselebilir.İleri vakalarda fibrinojen değeri düşer. Böbrek tutulumuna varsa üre ve kreatin değerlerinde yükselme olabilir.

    3)Hastalığın kesin tanısı ise, virüs kültürü, moleküler yöntemler (PCR ile virus RNA’sının gösterilmesi), serolojik yöntemler (antijen ve antikor aranması ) ile olur.

    Ülkemizde tanı Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi Başkanlığı Viroloji Laboratuvarında ELISA yöntemi ile IgM ve IgG antikorlarının aranması ve PCR ile virüs RNA’sının gösterilmesiyle tanı konmaktadır. Ayrıca Gülhane Askeri Tıp Akademisi Mikrobiyoloji laboratuarında da RT-PCR ile tanı konmaktadır.Kanda virüse karşı oluşan antikorların taranması tanı için en sık kullanılan yöntemdir. Bu göstergeler hastalığın başlangıcından sonra 6. günden itibaren belirlenebilir.
     

Sayfayı Paylaş