1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kırklareli Efsaneleri

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve Suskun tarafından 14 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Kırklareli Efsaneleri


    [​IMG]

    KIRKLARELI ve KIRKKILISE OLAYI


    Türkler, Kirklareli 'ni Bizanslilardan 1368 de ikinci kez aldiklari zaman adi Rumca 'da "yurttaslar toplulugu" anlamina gelen SARANTA ECCLESIA idi; yani KIRKKILISE. Ilimiz Kirkkilise ismini muhtemelen Hiristiyaligin 313. yilinda Imparator Konstantinus tarafindan serbest birakilip varliginin Roma Devleti tarafindan resmen kabul edilmesinden sonra almistir.
    Yunancada "yurttaslar toplulugu " kelimesinden alinan kilise ismi " Dindarlar Birligini" olusturdu. Bundan sonra kilise eyalet yöntemlerine uygun olarak dinsel bölgeler olusturmaya basladilar. Kirklareli bu dönemde yurttaslar toplulugunun yeriydi. Kirklareli ayni zamanda "Ilk Hiristiyan Yeri" olmasi dolayisiyla da "Kutsanmis Kent" olarak geçmektedir tarihe. Sonraki yillarda Dindarlar Toplulugu tarafindan "Ruhlarin Kurdugu Kent" olmustur.

    1603 yilinda ilimize gelen gelmis olan Polonyali yazar Simeon, Kirklareli 'nin kayalik bir arazi üzerine kuruldugunu ve kilise çoklugundan dolayi Greklerin buraya Dessera Kondi Eklesiai denildigini yazmaktadir.

    Türkler, Kirkilise adinin Hiristiyanlik inanci ile yakin ilgisi oldugundan sehri aldiktan sonra buna saygi göstermisler ve geleneklere uygun olarak adini degistirme çabasina girmemislerdir. Cumhuriyetin gelmesi ile "Kirkazizler" olarak ifade edilen sehrin adi Kirklareli olarak degistirilmistir.


    Kirklar Olayi;
    Peygamberimizin gece yolculugu sirasinda Ars'da (gögün dokuzuncu katinda) meydana gelmistir. " Kirk Hatun Ziyareti " ve " Kirk Kizlar " da bu " Kirk Olaylari " ndan belli baslilaridir. Görülüyor ki; Kirklar Olayi tarih içerisinde Trakyayi ve Balkanlari derinden etkilemis, özgün bir kültürün ve efsanenin yaratilmasina neden olmustur.

    ZANGOÇ-kilisede çan çalmakla görevli kimse. Her kilisede bir zangoç vardır .


    [​IMG]
    Kaynarca deresi Efsanesi
    Bir zamanlar Tuna boyunda sürüsünü yayan bir çoban,başkalarının tarlasına kaçan mor koçu çevirmek ister.Tarla ırmağa çok yakınıdır.Seslenir,çağırır,koçu döndüremez.Kırlarda kendi bıçağı ile nakışladığı .özenle işlediği hiç elinden bırakmadığı bir değneği vardır.Kızgınlıkla onu koça fırlatır.Hayvan döner ama değnekte Tuna 'ya düşer,düşer düşmez de yitip gider.Çok üzülen çoban arar tarar bir türlü değneğini bulamaz.
    Aradan yıllar geçer.Göçmen olarak Türkiye'ye gelen çoban ,bir gün Kaynarca'dan geçerken Kaynarca Deresi'nin gözesine yakın kahve kapısında asılı bir değnek görür.Gözlerine inanamaz.Yaklaşır evire çevire bakar.Değnek yıllar önce Tuna'da yiten değneğidir.Merakla kendisini izleyenlere bunu söylerse de kimseyi inandıramaz."Biz onu suyun gözesinde bulduk,nasıl olur?" derler.Çoban da değneğin bir ucundaki burgulu boşluğa ağasından aldığı hakları altına çevirerek yerleştirdiğini söyler.Burgulu yeri açar ve altınlarına kavuşur.
    Böylece yöre insanı ,doğası,yaşamıyla göçtüğü yerlerle bağlantı kurmakta Kaynarca Deresi'ne "Tuna Kızı" gözüyle bakmaktadır.


    [​IMG]
    Şeyh Hafız Mustafa Efendi'ye ilişkin efsane
    Çorum tekkesi şeyhi Bahri Efendi 'yi ziyaret etmek ister.Yolda Şeyh'e soracağı kimi sorular aklından geçmektedir.Şeyh'i yazı yazarken bulur.Selamlayıp yanına varır.Mustafa efendi ona yazdıklarını gösterir.Bunlar yolda aklından geçirdiği soruların cevaplarıdır.
    Hafız mustafa Efendi'nin ölümünde dinsel gerekleri yerine getirenlerden biri , daha önce onun ardından konuşmuştur.Ölüyle yalnız kaldığında,Mustafa Efendi adamın bileğini sıkıca kavrar.Adam çok korkar,Dışarıya fırlayıp ,"Babanız yaşıyor" ,diye oğlunu çağırır.İçeri giren oğul,babasının ölü olduğunu görür.Adama korkmadan görevini yapmasını söyler.Mustafa efendi yaşarken ardından konuşana gereken dersi vermiştir.
     

Sayfayı Paylaş