1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kitaplığımdan...

Konusu 'Edebiyat / Kitap' forumundadır ve sovalye tarafından 1 Haziran 2011 başlatılmıştır.

  1. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]


    Kutsal İsyan / Hasan İzzettin DİNAMO
    Tekin Yayınevi
    5 Cilt



    "Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları'na,
    Afyonkarahisar, Dumlupınar büyük meydan savaşında zâlim ve mağrur bir ordunun asıl unsurlarını inanılmayacak kadar az bir zamanda yok ederek büyük ve soylu ulusumuzun fedakârlıklarına değer olduğunuzu isbat ediyorsunuz. Sahibiniz olan büyük Türk ulusu, geleceğine güvenmekte haklıdır. Savaş meydanındaki beceriklilik ve fedakârlığınızı yakından gözlüyor ve izliyorum. Ulusumuzun, hakkınızdaki değerlendirmelerine aracılık etmek ödevini durmadan ve sürekli olarak yapacağım. Başkumandanlığı önerilerde bulunulmasını cephe kumandınına buyurdum. Bütün arkadaşlarımın Anadolu'da daha başka meydan savaşları verileceğini göz önüne alarak ilerlemesini ve herkesin us güçlerini, yiğitlik ve yurtseverlik kaynaklarını yarışma ile göstermeyi sürdürmesini isterim. İlk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!"


    “ Kutsal İsyan, gerek belgelere gerekse Kurtuluş Savaşı'nı yaşamış kişilerin anılarına dayanılarak yazıldığı için çok kapsamlı ve gerçeklere dayanan bir destandır. Atatürk’ün hayatını da kapsamlı şekilde ele alan, Tanzimat’tan Kurtuluş Savaşı'na ve Yunan ordusunun Ege’den denize dökülüşüne dek en ince ayrıntılarıyla anlatan kitap dizisidir. Kahramanları gerçek yaşamda yer almış, çoğu asker kişiler...Yazar sadece olayları aktarmıyor bize, roman kahramanı kişileri asker yanları ve yaptıkları kadar insan yanları, duygu ve düşünceleriyle de anlatıyor. Sıkı bir örgüyle olayları birbirine bağlarken bir roman anlatımıyla ilgiyi ve merak ögesini diri tutarak kitapların bir solukta okunmasını sağlıyor. Mutlaka okunması ve kitaplığımızda bulunması gereken görkemli bir yapıt..." (tanıtımdan)


    Hasan İzzettin Dinamo'nun Milli Kurtuluş Savaşı'nın gerçek hikayesini romanlaştırdığı bu dev eseri, ilk kez 1966-67 yılları arasında May Yayınları tarafından sekiz cilt olarak basıldı, günümüzde ise beş cilt olarak yeni baskısı yapıldı.






    **********
    Hasan İzzettin DİNAMO kimdir?


    [​IMG]

    - Yaşamı:
    1909 yılında Akçaabat/Trabzon'da doğdu.

    Ailece önce İstanbul'a sonra Samsun'a yerleştiler.
    Babasının I. Dünya Savaşı'nda şehit düşmesinden sonra Darüleytam'da (Yetimler Yurdu) büyüdü.

    Bir süre Malatya ve Adıyaman'da öğretmenlik yaptı.
    Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü son sınıfındayken örgüt kurmaktan yargılanıp hüküm giyince öğrenimini tamamlayamadı. Cezaevinden çıktıktan sonra askerlik hizmetini yaparken bu kez "Yeni Edebiyat" dergisinde yayınlanan şiirleri nedeniyle suçlandı. Sıkıyönetim mahkemesince 1 yıl hapse mahkum edildi.

    Yaşamını özel ders vererek, çevirmenlik, fotoğrafçılık ve yazarlık yaparak kazandı.
    6-7 Eylül olayları sırasında tutuklandıysa da bir süre sonra salıverildi.

    İlk şiiri 1925 yılında Giresun’da çıkan "İzler" dergisinde yayımlandı.
    Başlangıçta hece ölçüsü ile Faruk Nafiz Çamlıbel etkisinde bireysel şiirler yazan Dinamo, Nazım Hikmet şiirleriyle tanışınca kendisine toplumcu bir çizgi çizdi.

    Nazım'ın yanında, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz ve A. Kadir gibi şairlerle birlikte çalıştı.

    "Kutsal İsyan" ve "Savaş ve Açlar" gibi önemli yapıtlara imza attı.
    1977 yılında, "Kutsal Barış" adlı romanıyla, Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazandı.

    Genellikle savaş dönemini anlatan romanlarının yanında şiir kitapları ve bir de öykü kitabı bulunmaktadır.

    Hasan İzzettin Dinamo, 20 Haziran 1989 günü yaşama veda etti.

    - Yapıtlarından:
    Adsız Kitap 1931 Şiir
    Deniz Feneri 1937 Şiir
    Karacaahmet Senfonisi 1960 Şiir
    Kutsal Isyan 1966-1967 Roman
    Ateş Yılları 1968 Roman
    Savaş ve Açlar 1968 Roman
    Özgürlük Türküsü 1971 Şiir
    6/7 Eylül Kasırgası 1971 Anı
    Kutsal Barış 1973-1976 Roman
    Öksüz Musa 1973 Roman
    Mapusanemden Şiirler 1974 Şiir
    Musa'nın Mapusanesi 1974 Roman
    Sürgün Şiirleri 1975 Şiir
    Koyun Baba 1976 Roman
    Gecekondumdan Şiirler 1976 Şiir
    Musa'nın Gecekondusu 1976 Roman
    Kavga Şiirleri 1977 Şiir
    Açlık 1980 Roman
    Türk Kelebeği 1981 Roman
    Çoban Şiirleri 1982 Şiir
    Adalet Sıtması 1983 Roman
    2. Dünya Savasından,Edebiyat Anıları 1984 Anı
    Anadolu 'da Bir Yunan Askeri 1988 Roman
    Sübyan Koğuşu 1988
    TKP Aydınlar ve Anılar 1989 Anı
    Nazım'dan Meltemler 1989 Şiir
    Tuyuğlar 1990 Şiir

    (güven ankara tarafından tr.wikipedia.org, siir.gen.tr kaynakları kullanılarak hazırlanmıştır.)
     
  2. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]


    Gazap Üzümleri / John STEINBECK
    Özgün Adı: The Grapes Of Wrath
    Çeviri: Gülen AKTAŞ

    Oda Yayınları, 1994
    568 Sayfa



    - Tanıtımdan:
    "Pulitzer armağanını da kazanan bu dev romanda, topraklarından koparılan ve iş bulma umuduyla yollara dökülen tarım emekçilerinin, kendilerine bir lokma ekmeği bile çok gören bir sistemin kanlı sömürüsüne başkaldırışları anlatılır. Gazap Üzümleri, yerlerinden yurtlarından edilmiş Joad ailesinin milyonlarca benzerleri gibi sömürüye, zulme, baskıya ve açlığa karşı umutla direnişlerinin buruk öyküsüdür. Steinbeck, şiirsellikle gerçekçiliğin uyumlu estetik bileşimi sayesinde kapitalizmin bu tipik sosyal olgusunu hiç kuruluğa düşmeden verir. Onun ustalığı da buradadır zaten. Ölmekle yaşamak, açlıkla öfke, umutla umutsuzluk, boyun eğme ile başkaldırma arasında sürüklenen kişileri her yönüyle sıcak ve canlıdır. Milyonlarca Joad ailesi var günümüzde.. Joadlar savaşıyor, savaşacak. Ta ki kapitalizmin kanlı saltanatı son bulana dek..."

    - Roman hakkında:
    1930'lu yılların tüm dünyayı etkisi altına alan büyük ekonomik bunalımı, aslında Amerika'da başlamıştır. İnsanlar kuraklık, yoksulluk, zorbalık veya açlık yüzünden evlerini terk etmek zorunda kalmış; küçük toprak sahipleri bankalar ve tüccarlar tarafından aldatılmış; 3 milyon insanın yerlerinden göç etmiştir. Aynı dönemde bir yandan aileler parçalanırken diğer yandan bütün göçmenler tek bir aile haline gelmişlerdir.

    John Steinbeck, emekçi insanları konu aldığı "Gazap Üzümleri" (The Grapes of Wrath) adlı yapıtıyla işte o zor yıllarda tarımdaki hızlı kapitalistleşme sürecini anlatırken, yaşanan acıları da Joad ailesinin özelinden genele yansıyan bakış açısıyla vurgulamıştır.

    İlk kez ABD'de Viking Press (New York) tarafından 1939 yılında basılan ve aynı yıl Pulitzer ödülünü kazanan yapıt 1940 yılında, sinema tarihinin önemli adlarından olan yönetmen John Ford tarafından beyazperdeye uyarlandı.*

    Filmin sendika yanlısı duruşu, hem romanın yazarı John Steinbeck'in hem de yönetmen John Ford 'un McCarthy tarafından, komünizm yanlısı eğilimleri olduğu iddiası ile Kongre'de soruşturmaya uğramalarına yol açtı. Ayrıca film ve roman California'daki banka ve tarım şirketlerinin baskısı ile California dahil ABD'de birçok eyalette yasaklandı. Hatta 'Gazap Üzümleri ' romanı John Steinbeck'in memleketi olan Salinas, California'da bile 1990 yılına kadar halk kütüphanesine giremedi. Roman ve filmden dolayı hem Steinbeck hem de 20th Century-Fox film şirketi sayısız ölüm tehditleri aldılar.

    Yazarın en önemli romanı ve dünyanın önde gelen klasiklerinden biri olan "Gazap Üzümleri" tüm bu bağnazca karşı çıkışlara karşın halen ABD'de birçok okulda okunması zorunlu kitaplar listesinde yer alırken, kitabın ciltli ve şömizli ilk baskısı ortalama 3 000 ABD Doları'na alıcı bulmaktadır.

    - Romanın Türkçe baskıları:
    "Gazap Üzümleri", Türkiye'de ilk kez Remzi Kitabevi tarafından Rasim Gürhan'ın çevirisiyle 330'ar sayfalık iki cilt halinde yayımlanmıştı. Aynı yayınevi tarafından 1961'de ikinci, 1965'te de üçüncü baskısı yapılan roman günümüze kadar aralarında Altın Kitaplar, Can Yayınları, Cem Yayınevi ve Oda Yayınları'nın da olduğu birçok yayınevi tarafından defalarca yayımlanmıştır.

    Not: "Gazap Üzümleri"nin sinema uyarlamasını 'Benim Klasiklerim' başlığında bulabilirsiniz.






    **********
    John STEINBECK kimdir?


    [​IMG]

    Roman ve öykü yazarı.

    1902 yılında ABD'nin Kaliforniya eyaleti Salinas kentinde doğdu.
    Bir ırgat ailesinin çocuğudur. Babası Prusyalı, annesi ise İrlandalı göçmen bir aileye mensuptur.

    Yaşıtları gibi o da küçük yaşlarda çiftçilik yaptı.
    1920-1926 arasında aralıklarla Stanford Üniversitesi'ne devam etti.
    Öğrenimini sürdürebilmek için duvarcılık, boyacılık, kapıcılık, eczacılık gibi işlerde çalıştı. Ancak, okulu bitiremedi.

    Öğrencilik yıllarında başladığı yazmayı sürdüren John Steinbeck, 1929 yılında yazdığı ilk kitabı "Altın Kupa"'dan (Cup of Gold) başlayarak hep işçileri, yaşam koşullarını, ilişkilerini anlattı. Irgatlık ve işçilik yaparken edindiği deneyimler, eserlerinde işçilerin yaşamlarını gerçekçi bir dile anlatmasına büyük katkı sağladı.

    1936'da yayınlanan "Bitmeyen Kavga"da (To A God Unknown) tarım işçilerinin grevi ve bu greve önderlik eden iki Marksisti anlattı. Amerikan çalışma sistemine keskin eleştiriler yöneltti. Üçüncü kitabı "Fareler ve İnsanlar" (Of Mice And Men) 1937'de yayınlandı. Bu kez iki göçmen işçi arasındaki garip ve karmaşık ilişkinin öyküsünü anlatıyordu.

    Kendisine "Pulitzer Ödülü" getiren ünlü romanı "Gazap Üzümleri" (The Grapes Of Wrath) 1940'ta sinemaya aktarıldı.

    II. Dünya Savaşı yıllarında daha çok ideolojik eserler verdi.
    İzleyen yıllarda politikadan uzak, eğlendirici yanı ağır basan duygusal öğelerin de yer aldığı eserler ve senaryolar yazdı.

    1962'de edebiyata katkılarından dolayı Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.

    Yapıtları, imgelerden bolca yararlanan sanatsal yapıtlar olmaktan çok, yüzyılın başında önemli toplumsal değişimler yaşanan topraklarda, toplumsal gerçekliğin ayrıntılı bir gözleme dayanan tamamıyla gerçekci birer yansıtılışı idi.

    John Steinbeck, 20 Aralık 1968 günü New York'ta yaşama veda etti.

    - Romanlarından:
    Altın Kupa (Cup of Gold, 1929)
    Cennet Çayırları (The Pastures of Heaven, 1932)
    Bilinmeyen Bir Tanrıya (To A God Unknown, 1933)
    Yukarı Mahalle (Tortilla Flat, 1935)
    Bitmeyen Kavga (Dubious Battle, 1936)
    Fareler ve İnsanlar (Of Mice And Men, 1937)
    Al Midilli (The Red Pony, 1937)
    Uzun Vadi (Long Valley, 1938)
    Gazap Üzümleri (The Grapes Of Wrath, 1939)
    Ay Battı/Aysız Geceler (The Moon Is Down, 1942)
    Sardalya Sokağı (Cannery Row, 1944)
    İnci (The Pearl, 1947)
    Aşk Otobüsü (The Wayward Bus, 1947)
    Alev (Burning Bright, 1950)
    Cennetin Doğusu (East of Eden, 1952)
    Tatlı Perşembe (Sweet Thursday, 1954)
    Pippin 4'ün Kısa Süren Saltanatı (The Short Reign of Pippin IV, 1957)
    Acı Hayat/Mutsuzluğumuzun Kışı (The Winter of Our Discontent, 1961)

    - Öykülerinden:
    Kırmızı Midilli (1964)
    Amerika ve Amerikalılar (1966)

    - Senaryolarından:
    Unutulmuş Köy (1941)
    Viva Zapata (1952)

    (güven ankara tarafından tr.wikipedia.org, biyografi.net kaynakları kullanılarak hazırlanmıştır.)
     
  3. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]


    Yeşil Gece / Reşat Nuri GÜNTEKİN

    İnkılap Kitabevi, 1998
    222 Sayfa


    "Toplumsal yönü ağır basan ve o dönemde var olan -günümüzde yeniden filizlendirilmek istenen- çağ dışı görüş ve uygulamalara dikkat çeken yorumuyla roman, medresede yetişen, ancak sonra öğretmen okulunu bitirerek Anadolu'daki bir kasabada, gerici ve çıkarcı birtakım güçlerle savaşan, idealist bir gencin yaşadıklarını anlatıyor.Atatürk Devrimi'nin o coşkulu havası içinde, çok güçlü sezgi ve gözlemlerle kaleme alınmış bu kitapta, toplumumuzun o günkü bütün büyük sorunları, yürekli biçimde tartışılıyor. Romanın kahramanı Şahin Hoca'nın kişiliğini oluşturan nitelikler, mücadelesi ve uğradığı yenilgilerin öyküsü sayılabilir." (tanıtımdan)

    "...'Yeşil Gece’nin Şahin Hoca'sı edebiyat tarihimizin karakter olabilmeyi başarabilmiş ender roman kahramanlarından biridir. Reşat Nuri Güntekin, onun acısını, acısından çıkan olgunluğunu, kişisel dönüşümünü öyle başarıyla verir ki, bu 'Yeşil Gece'yi bir roman olarak da başarılı bir yapıt yapmaya yeter bir ölçüttür. Oysa materyalizmden, idealizme geçişin ışık hızıyla yaşandığı günümüzde ne kadar güzel bir karakterdir Şahin..." (Nihat Ateş)

    "Yeşil Gece", büyük ozan Nâzım Hikmetin değerlendirmesiyle en önemli on Türk romanından biridir.





    **********
    Reşat Nuri GÜNTEKİN kimdir?


    [​IMG]


    - Yaşamı:1889 yılında İstanbul’da doğdu.
    Annesi, Erzincan valisi Yaver Paşa'nın kızı Lütfiye Hanım, babası ise askeri tabip Nuri Bey'dir.

    İlköğrenimine Çanakkale'de başladı.
    Babasının, mesleği gereği değişik illerde bulunması nedeniyle Reşat Nuri öğrenim yaşamını değişik okullarda tamamladı.

    1912 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi ve Bursa’da öğretmenliğe başladı. Değişik okullarda öğretmenlik yaptı. Milli Eğitim müfettişiliği, Çanakkale milletvekillliği (1933-43), Paris Kültür Ateşe'liğinde bulundu. 1954 yılında emekli oldu.

    Yazı yaşamına 1917 yılında başladı.
    İlk yapıtı, uzun öykü türündeki "Eski Ahbap" aynı yıl basıldı.
    Daha sonra tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayınlarken bir yandan da Şair Dergisi, Nedim Dergisi, Büyük Mecmua'da öyküler yazdı.

    "Çalıkuşu"nun 1922 yılında Vakit gazetesinde yayınıyla büyük bir ün kazandı.
    İdealist ve aydın Feride’ yi anlatan roman, az okumuş ve aydın iki sınıfı doğal ve canlı diliyle etkiledi.

    Kahramanları genelde tek yönlü olan yazar, olay kahramanlarını çevreyle birlikte verir. Anadolu insanını iyi tanıdığı, eserlerinden anlaşılır. Hemen hemen bütün romanlarında dekor olarak taşra kasaba veya kentleri ve sorunlarıyla Anadolu ortamı görülür. Bazı eserlerinde genç cumhuriyetin toplumsal ideallerini işlemiştir.Yapıtlarına konuşma dilinin zenginliğini zorlanmadan yansıtır. Romanlarında sosyal ve duygusal konuları işleyen yazar, küçük öykülerinde bunların yanına gülmeceyi(mizah) de eklemiştir.

    Reşat Nuri Güntekin, tedavi için gittiği Londra’da 7 Aralık 1956 günü yaşama veda etti.

    - Kendi dilinden:
    Öykü, roman ve oyunlarıyla edebiyatımızda önemli bir yere sahip olan ve yapıtlarının tümü ölümünden sonra, eşi Hadiya Hanım tarafından bir külliyat halinde yeniden bastırılan Güntekin, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini şöyle açıklar:
    "Roman ve hikâye yazarken konunun evvela asıl canlı noktası, amudi fıkarisi (belkemiği) gelir. Bu amudi fıkaridir ki bana yazmak arzusunu verir. Bu bazen bir vak'a olur, beni alâkadar eden bir vak'a.. Fakat çok kere pek alakadar olduğum insan tipi. (Şu vak'ayı veya şu insanı, şu tipi yazayım) derim. Bu suretle eserin iki adımı atılmış olur. Mevzuu pek iptidai bir şekilde fikrime gelir. Hiçbir zaman hemen derhal bu mevzunun planını yapıp da yazmağa başladığım vaki değildir. Bulduğum mevzuu zihnimde bir köşeye atarım. Onun francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senelerin geçtiği de vakidir. Bu müddet zarfında mevzua bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını tayyederim, atarım, çıkarırım. Vakaları retuş ederim. Tipleri develope ederim (geliştiririm).. Yazma işine başladığım zaman da çok muntazam çalışırım. Romanın sonunu nasıl bitireceğimi tayin etmeden yazıya başlamam. Evvela umumi bir şema yaparım. Fakat eser henüz definitif (kesin, belirli) olmamıştır. Ortada şahıslar vardır, vakalar vardır, eserin ana hatları vardır. Fakat yazmaya başladıktan sonra şahıslar ekseriyetle hüviyetlerini değiştirirler, evvelce hiç düşünmediğim vak'alar, yeni şahıslar gelir. (Muhit dergisi, 1933; anan: Muzaffer Uyguner, Reşat Nuri Güntekin, Ağustos 1967) Kişilerine sevgiyle sokulan bir romancıdır Reşat Nuri. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Gözlem yeteneği yaşama çok geniş bir perspektiften bakma olanağını sağladığı için romanları geçiş dönemi yaşayan ülkemizden "insan manzaraları" çizme başarısına ulaşmıştır."

    - Öykü kitaplarından:
    Tanrı Misafiri (1927)
    Sönmüş Yıldızlar (1927)
    Leyla ile Mecnun (1928)
    Olağan İşler (1930)

    - Gezi yazılarından:
    Anadolu Notları (1936 ve 1966)

    - Oyunlarından:
    Balıkesir Muhasebecisi (1953)
    Tanrıdağı Ziyafeti (1955)

    - Romanlarından:
    Gizli El (1922)
    Çalıkuşu (1922)
    Damga (1924)
    Dudaktan Kalbe (1925)
    Akşam Güneşi (1926)
    Bir Kadın Düşmanı (1927)
    Yeşil Gece (1928)
    Acımak (1928)
    Yaprak Dökümü (1930)
    Kızılcık Dalları (1932)
    Değirmen (1944)
    Miskinler Tekkesi (1946)
    Kavak Yelleri (1950)
    Kan Davası (1955)

    (biyografi.net, tr.wikipedia.org)
     
  4. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]



    Sophie'nin Seçimi (Sophie's Choice)
    Yazan: William STYRON
    Çeviri: Gülten SUVEREN

    Altın Kitaplar, 1983
    416 Sayfa


    İkinci el için: eylülkitabevi

    "...Sophie'nin Polonya'da küçük bir kasabada başlayan dramı Nazi kamplarında sürdü.
    Bir toplama kampında ondan akıl almaz bir şey istendi; iki çocuğundan birini ölüme göndermesi...
    Aksi halde her iki çocuğu da ölecekti.
    Sophie, seçimini yaptı ve çocuklarından birisini ölüme gönderdi.
    Ve yaşamının geri kalan bölümünde kendisini asla bağışlamadı.
    Bu acılı yaşam ABD'de trajik bir biçimde noktalandı..."

    "İkinci Dünya Savaşı’nda bir annenin çaresizlik nedeniyle, bir Yahudi toplama kampında iki çocuğundan birini ölüme göndermesini sarsıcı biçimde anlatan "Sophie’nin Seçimi", yönetmen Alan J.Pakula tarafından yine aynı adla beyaz perdeye aktarıldı. Daha sonra ise Nicholas Maw tarafından operaya uyarlandı..."

    Not: Romanın sinema uyarlamasını 'Benim Klasiklerim' başlığında bulabilirsiniz.





    **********
    William STYRON kimdir?


    [​IMG]

    1925 yılında ABD'nin Virginia eyaletine bağlı Newport News kentinde doğdu.

    Güney’in köklü ailelerinden birine mensup olan Styron, 13 yaşındayken annesini kaybetti.
    Daha sonraki yıllarda, hayatına ve romanlarına hakim olan ağır ve kasvetli havanın nedenlerinden birinin bu kaybın yarattığı suçluluk duygusu olduğunu söyleyecektir.

    İkinci Dünya Savaşı'nda deniz piyadesi olarak orduya katılan Styron orduda üsteğmen rütbesine kadar yükseldi.

    İlk romanı “Lie Down in Darkness”ı (Karanlıkta Uzan) 1951'de 26 yaşında yazan Styron, 1957'de “The Long March” (Uzun Yürüyüş) ve 1958'de “Set this House on Fire” (Bu Evi Ateşe Ver) romanlarını yazdı.

    1967 yılında yazdığı, ABD iç savaşından önce kanlı bir köle ayaklanmasına neden olan bir kölenin hikayesini anlatan “The Confessions of Nat Turner” (Nat Turner'ın İtirafları) adlı romanıyla Pulitzer Ödülü'ne layık görülen Styron en çok, 1979 yılında yazdığı, “Sophie'nin Seçimi” adlı romanıyla tanındı.

    Kurt Vonnegut ve Norman Mailer ile birlikte döneminin önde gelen yazarları arasında yer alırken kasvetli üslûbuyla da William Faulkner’ın vârisi olarak kabul edildi.

    Romanlarıyla ABD’nin güney eyaletlerinin sesi olan ancak yaşamının son onbeş yılında çok fazla ürün vermeyen William Styron, 1 Kasım 2006 günü Martha's Vineyard'da yaşama veda etti.

    (hurarsiv.hurriyet.com.tr)
     
  5. sovalye

    sovalye Aktif

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    320
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    5 ÇTL
    [​IMG]


    Ankara, Mon Amour! / Şükran YİĞİT

    İletişim Yayınları, 2003
    167 Sayfa



    "Ankara, Mon Amour! /
    üst üste asılınca ertesi gün daha iyi ısıtan paltoların /
    cepli basma elbiselerin /
    dualarla ekilen simit ağaçlarının /
    üç tam bir paso’nun /
    troleybüs hızında giden bir hayatın /
    Zümrüt Pastanesi’nin ve Alemdar Sineması’nın /
    sabahtan öğlene bir yağmurla değişiveren dünyaların /
    ikindi sessizliklerinin /
    'bir hatırası olmanın' /
    'bir çay koyalımın' /
    mavi ODTÜ otobüslerinin /
    ciddiyetle Grundrisse okumaların /
    Nisan Tezleri’nde aranan şiirin /
    yirmi yaşında olmanın /
    tiril tiril yeşil elbiseler giyen bir hayalin /
    kaplumbağa soyunun /
    en zor geçen o ilk altı ayın /
    elinden kavuşanların sevinci,
    ayrılanların hüznü alınan Ankara Garı’nın /
    yani çocukluğun /
    arkadaşlığın /
    aşkın öyküsü... /
    Bize vaat edilenler de bunlar değil miydi zaten?" (tanıtımdan)

    İzmir'de başlayıp Ankara'ya kadar uzanan ve bir yasak aşkla sarsılan mutsuz bir yaşamın, sonu hüzünlü biten öyküsü...Şükran Yiğit'in etkileyici kalemi, yoğun kederi hissettirmeyi başarıyor.





    **********
    Şükran YİĞİT kimdir?


    [​IMG]

    - Yaşamı:
    1961’de İstanbul’da doğdu.
    Ankara’da büyüdü.

    ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü'nü bitirdi.
    Romanları Ankara Mon Amour 2003, Bir Akdeniz Kedisinin Hatıraları 2004, Çatıkatı Aşıkları 2008 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı.

    Yazmasının nedeni, kendi anlatımıyla, yazma takıntısı olduğundan değil, anlatmak istediği öyküler olduğunu sanmasıdır.

    Yazar, halen Frankfurt’ta yaşamaktadır.

    - Kendi kaleminden Şükran Yiğit:
    "Frankfurt’a gelene kadar hayatımda iki önemli şehir vardı. İstanbul ve Ankara. İstanbul sokakların, Ankara evlerin şehriydi. İstanbul güzelliğin ve ihtişamın Ankara ise sadeliğin, mütevaziliğin şehriydi. İstanbul nereden geldiği belirsiz, aniden bastıran bir melankolinin, Ankara ise huzurun şehriydi. İstanbul’da hayat sokaklarda insanın karşısına çıkar, insanın başına gelir, Ankara’da ise hayat evden içeri kabul edilirdi. İstanbul’da ay Boğaz’ın üzerinde beklenen bir şenlikti, Ankara’da ise evinin penceresinden aniden görünüverirdi. İstanbul Led Zeppelin ise Ankara Jethro Tull’dı. İstanbul Polanski ise Ankara Godard’dı. İstanbul aşkın, Ankara arkadaşlığın şehriydi ve Frankfurt Westbahnof’taki o otelin balkonunda şehrin tüm hücrelerine kadar işlemiş yoğun sessizliği dinlerken, buraya gelmeden önce son yıllarımı geçirdiğim İstanbul’u değil, çocukluğumu geçirdiğim Ankara’yı düşünüyordum." (Wittgenstein'ın Yalnızlığı)

    - Yapıtlarından:
    Çatıkatı Aşıkları
    Bir Akdeniz Kedisinin Hatıraları
    Ankara, Mon Amour!

    (sukranyigit.net)
     
Benzer Konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş