1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kitos Savaşı

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 12 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Kitos Savaşı

    Kitos Savaşı (115–117) (İbranice: מרד הגלויות‎: mered ha'galuyot veya mered ha'tfutzot (מרד התפוצות), tercüme: Sürgün ayaklanması) Yahudi-Roma savaşlarının ikincisine verilen isimdir. Sirenayka, Kıbrıs, Mezopotamya ve Mısır'da diaspora Yahudileri tarafından başlatılıp kontrolden çıkan bu ayaklanmada genel çapta Roma vatandaşları ve Yahudi asileri katledilmiştir. Ayaklanma en sonunda, savaşa adını veren Lusius Quietus komutanlığındaki Roma lejyoner kuvvetlerince bastırıldı; Quietus adı zamanla bozulup "Kitos" halini aldı.

    Ayaklanma

    115'te, İmparator Trajan, Part İmparatorluğu'nda karşı doğu seferinin başındaydı. Roma seferinin gerekçesi, Partlar tarafından işgal edilen Ermeni Krallığı'nın başına Part yanlısı bir kral atanmasıydı. Bu durum, yarımküredeki Roma İmparatorluğu etkisine tecavüz etmek demekti - 50 yıl öncesine kadar, Nero zamanından beri Ermenistan bu iki imparatorluğun hegemonyasındaydı - bu da savaşı kaçınılmaz kıldı.

    Trajan'ın ordusu Mezopotamya'da zaferler kazanıp ilerlerken arkasında bıraktığı küçük garnizonlar Yahudi asiler tarafından saldırılara uğruyordu. Sirenayka'daki ayaklanma önce Mısır'a ardından Kıbrıs'a sıçradı ve Yahudiye'deki ayaklanmayı fitilledi. Lod merkezli ayaklanma, Mısır'dan cepheye getirilen tahılları tehlikeye atmaktaydı. Yahudi ayaklanması hızla yeni işgal edilen eyaletlere yayıldı. Önemli ölçüde Yahudi nüfusu barındıran Nusaybin, Edessa, Selevkos ve Erbil gibi şehirler ayaklanmalara katılıp küçük Roma garnizonlarını katlettiler.

    Sirenayka

    Kayserya'lı Eusebius'a göre, Sirenayka'daki asilerin başını, kendisine "kral" diyen Lukuas veya Andreas çekmekteydi. Buradaki asiler, içinde Hekate, Jüpiter, Apollon, Artemis ve İsis tapınaklarının da bulunduğu birçok tapınağı ve Kayseryum, bazilika ve Roma hamamı gibi Roma'nın simgesi olan devlet yapılarını yıktı.

    4.yy'da Hristiyan tarihçi Paulus Orosius'a göre, Sirenayka'daki nüfus vahşet yüzünden o kadar azalmıştı ki, Hadrian tarafından yeni sömürgeler kurulmak zorunda kalındı.

    Cassius Dio, Yahudi ayaklanmalarını şöyle aktarır:

    "'Bu sırada Sirene'deki Yahudiler başlarına Andreas'ı getirdi ve Romalılar ile Yunanlıları yok ettiler. Etlerini yaktılar, bağırsaklarından kemer yaptılar, kendilerini onların kanlarıyla meshettiler, derilerini giyecek olarak kullandılar. Çoğunu baştan aşağı ikiye yardılar. Diğerlerini canavarların önüne gladyatör olarak attılar. Sonuçta 220,000 kişi helak oldu. Mısır'da ve Artemio liderliğinde Kıbrıs'ta benzer şeyler yaptılar. Orada da, benzer şerkilde 240,000 kişi yok oldu. Bu sebeple hiçbir Yahudi bu topraklara ayak basamaz; onu adaya bir rüzgar atmış olsa bile öldürülür. Birçok kişi Yahudileri zaptetmek için gönderildi, bunlardan biri Trajan tarafından gönderilen Lusius'tu"

    Yahudi Ansiklopedisi Sirene'deki katliamlar için şunu aktarır:

    "Libya'daki isyanın ardından nüfus o kadar azaldı ki birkaç yıl sonra burada yeni sömürgeler kuruldu... 5.yy'ın başlarında Sirene yerlisi Piskopos Sunesyos, Yahudilerin eseri olan tahribattan bahseder.("Do Regno," p. 2)."[3]

    Yahudi Ansiklopedisi, Cassius Dio'nun sunduğu bilgiler için "Trajan ve Hadrion Dios hakimiyeti altında gerçekleşen Yahudi savaşları açısından en önemli kaynak olduğunu (lxviii. 32, lxix. 12-14), fakat vahşet tanımlarının ve rakamların büyük ihtimalle abartıldığını" belirtir.[4]

    Mısır

    Yahudi asilerin lideri Lukuas, Markus Rutilyus Lupus valiliğindeki İskenderiye'nin Roma birlikleri tarafından terkedilmesinin ardından şehre doğru hareket etti ve şehri yaktı. Pompey'in mezarı ve pagan tapınaklar haraboldu. Trajan, praefectus praetorio Marcius Turbo komutanlığı altında yeni bir bölüğü savaşması için gönderdi ancak Mısır ve Sirenayka'da ki durumun pasifize edilmesi 117'nin sonbaharını buldu.

    Kıbrıs

    Kıbrıs'taki Yahudi çetesini lideri Artemion, binlerce sivili öldürdükten sonra adanın hakimiyetini ele geçirdi. "Artemion liderliği altında, Kıbrıs Yahudileri, Trajan idaresindeki Roma'ya karşı büyük bir ayaklanma gerçekleştirdi (117) ve bilgilere göre 240,000 Yunanlı katledildi (Dio Cassius, lxviii. 32)."[5] Küçük bir Roma ordusu adaya gönderildi ve başkent tekrar fethedildi. Ayaklanma tam anlamıyla bastırıldıktan sonra Yahudilerin adada yaşaması yasaklandı.

    Mezopotamya

    Trajan, Basra Körfezi'ndeyken Mezopotamya'da yeni bir ayaklanma baş gösterdi. Trajan, büyük Yahudi cemaatlerinin bulunduğu Nusaybin, Osroene'nin başkenti Edessa ve Dicle'deki Selevkos'u tekrar fethetti.

    Part Kralı I. Osroes'in Roma yanlısı oğlu Parthamaspatas, imparatorun arkadaşı olarak seferlere katıldı. Trajan, onu Ctesiphon'da Partların kralı olarak tahta geçirdi. "Trajan, Partların da ayaklanmasından korkutuğu için onlara kendilerinden bir kral verdi. Ctesiphon'a vardıklarında, orada bulunan bütün Romalı ve Partlıları topladı; yüksek bir platform inşa ettirdi, ağdalı söylevinin ardından Parthamaspates'i Partların kralı olarak atadı ve başına tacı taktı." (Dio Cassius). Bunun ardından Hatra'da devam etmekte olan kuşatmayı devralmak için kuzeye doğru hareket etti.

    Kuşatma 117 yazı sırasında da devam etti fakat doğunun yakıcı sıcakları altında Trajan'a güneş çarptı. İyileşmek için, uzun bir yolculuk olacak olan Roma'ya gitmeye karar verdi. Selevkos'tan yelkenliyle yola çıktıktan sonra imparatorun sağlığı daha da kötüye gitmeye başladı. Kilikya'nın Selinus şehrinde karaya çıkarılan imparator burada öldü ve yerine varisi Hadrianus 118'de tahta geçti.

    Trajan sonrası

    Yahudi lider Lukuas, Yahudiye'ye kaçtı.[6] Marcius Turbo onu takip edip, ayaklanmada kilit rol oynayan Julian ve Pappus'u ölümle cezalandırdı. Mezopotamya'daki Yahudileri fetheden Lusius Quietus şimdi Yahudiye'deki Roma ordusunun başındaydı ve Julian ve Pappus liderliğindeki Yahudi asilerin bulunduğu Lod'u kuşattı. Sıkıntılı dönem o kadar artmıştı ki kısa bir süre sonra ölen Rabban II. Gamaliel, Hanuka'da dahi oruç tutulmasına izin vermişti. Diğer hahamlar ise bunu kınadı.[7] Ardından Lod ele geçirildi ve birçok Yahudi idam edildi; Talmud'da geçen "Lod maktülleri" genelde saygısal övgü olarak kullanılır.[8] Aynı yılda Romalılar tarafından idam edilen Yahudiler içinde Pappus ve Julian de bulunmaktaydı.[9]

    İmparator Trajan tarafından el üstünde tutulan ve Roma'ya faydalı hizmetleri bulunan Lusius Quietus'un yetkileri, Hadrianus imparator olunca sessizce alındı. Hadrianus'un emriyle olduğu düşünülen bir gerekçeyle, bilinmeyen sebeplerle 118 yazında öldürüldü.

    Hadrianus, popüler olmayan fakat uzun vadeli bir karar alıp, Trajan'ın doğu seferlerini terkedip doğu sınırlarını sağlamlaştırdı. Bir zamanlar Mezopotamya'nın vilayeti olan Osroene'yi tekretmesine rağmen başa Parthamaspates'i geçirdi. Bir asır boyunca Osroene, iki imparatorluk arasında bağımsız olarak bir tampon bölge oluşturmuş oldu.

    Romalılar için Yahudiye'deki gerginlik devam etti ve Legio VI Ferrata birliği kalıcı olarak Yahudiye'deki Kasarya Maritima'ya konuşlandırıldı.
     

Sayfayı Paylaş