1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kıyame - Meali

Konusu 'KURAN-I KERİM' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 28 Şubat 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.783
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.063 ÇTL
    Kıyame - Meali

    Mekke'de nâzil olan bu sûre, 40 (kırk) âyettir. Adını, ilk âyetinde geçen "el-kıyâme" kelimesinden almıştır.

    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

    1. Kıyamet gününe yemin ederim.

    2. Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim (diriltilip hesaba çekileceksiniz).

    3. İnsan, kendisinin kemiklerini biraraya toplayamayacağımızı mı sanır?

    4. Evet, bizim, onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.

    5. Fakat insan önündekini (kıyameti) yalanlamak ister.

    6. "Kıyamet günü ne zamanmış?" diye sorar.

    7. İşte, göz kamaştığı,

    8. Ay tutulduğu,

    9. Güneşle ay biraraya getirildiği zaman!

    10. O gün insan, "Kaçacak yer neresi!" diyecektir.

    11. Hayır, hayır! (Kaçıp) sığınacak yer yoktur!

    12. O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.

    13. O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.

    14. Artık insan, kendi kendinin şahididir.

    15. İsterse özürlerini sayıp döksün.

    16. (Resûlüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

    17. Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir.

    18. O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et.

    19. Sonra şüphen olmasınki, onu açıklamak da bize aittir.

    20. Hayır! Doğrusu siz, çarçabuk geçeni (dünya hayatını ve nimetlerini) seviyorsunuz da,

    21. Ahireti bırakıyorsunuz.

    22. Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.

    23. Rablerine bakacaklardır (O'nu göreceklerdir).

    24. Yüzler de vardır ki, o gün buruşacaktır;

    25. Kendilerinin, bel kemiklerini kıran bir felâkete uğratılacağını sezeceklerdir.

    26. Artık gözünüzü açın! Ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır,

    27. "Tedavi edebilecek kimdir?" denir.

    28. (Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar.

    29. Ve bacak bacağa dolaşır.

    30. İşte o gün sevkedilecek yer, sadece Rabbinin huzurudur.

    31. İşte o, (Peygamber'in getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı.

    32. Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti.

    33. Sonra da çalım sata sata yürüyerek kendi ehline (taraftarlarına) gitmişti.

    34. Lâyıktır (o azap) sana, lâyık!

    35. Evet, lâyıktır sana (o azap) lâyık!

    36. İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!

    37. O, (döl yatağına) akıtılan meninin içinden bir nutfe (sperm) değil miydi?

    38. Sonra bu, alaka (aşılanmış yumurta) olmuş, derken Allah onu (insan biçiminde) yaratıp şekillendirmişti.

    39. Ondan da iki eşi, yani erkek ve dişiyi var etmişti.

    40. Peki (bunları yapan) Allah'ın, ölüleri tekrar diriltmeye gücü yetmez mi?
     

Sayfayı Paylaş