1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kızamıkçık - Kızamıkçık nedir? nedenleri,belirtileri,tedavisi

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve yeşüLL tarafından 19 Aralık 2009 başlatılmıştır.

  1. yeşüLL

    yeşüLL limitsizsiniz...! Özel üye

    Katılım:
    21 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    4.343
    Beğenileri:
    47
    Ödül Puanları:
    2.880
    Banka:
    46 ÇTL
    KIZAMIKÇIK,BEŞİNCİ VE ALTINCI HASTALIK
    KIZAMIKÇIK
    Kızamıkçık farklı biçimlerde ortaya çıkabilir; kimi zaman kızamığa ya da kızıla benzer. Özellikle kulak arkası ve ensedeki lenf bezlerinin büyümesine neden olur. Belirtileri genellikle hafiftir; buna karşılık, gebeliğin Özellikle ilk aylarında ortaya çıktığında dölütte ağır oluşum bozukluklarına neden olur.
    NEDENLERİ
    Etkeni pek dirençli olmayan ve normal ortam koşullarında, 37°C’de etkinliğini hızla yitiren bir virüstür.
    NASIL BULAŞIR?
    Kızamıkçık virüsünü taşıyan kişi, hastalık belirtileri göstermese de hastalığı bulaştırır. Gebelik sırasında anneden dölüte geçen virüs de bebeğin hastalıklı doğmasına yol açar. Virüs konuşma, aksırma ve öksürme ile dış ortama saçılan tükürük damlacıklarıyla üst solunum yollarından girer, vücutta yayıldıktan sonra lenf düğümlerinde ürer. Kızamıkçık virüsü döküntülerin ortaya çıkmasından 7-10 gün önce çevreye yayılmaya başlar. Üst solunum yollarından vücuda girişinden 6 gün kadar sonra da kanla vücuda yayılır.
    Hastalık daha çok gençlerde ve çocuklarda en sık 5-14 yaşlar arasında görülürse de bağışıklığı olmayan herkes, her yaşta yakalanabilir. Genellikle kıza*mık salgınları ile birliktedir ya da hemen sonra ortaya çıkan salgmlara neden olur.
    BELİRTİLERİ
    5-21 gün arasında değişen ve hiç belirti görülmeyen kuluçka döneminin ardından, kısa süren yayûma döneminde hastalık belirtileri ortaya çıkar; bunu döküntülü dönem izler. Yayılma döneminde hafif ateş (38°C-38,5°C), baş ağ-nsı, hafif soğuk algınlığı, yutakta ve gözlerde kızarma ile hafif iltihap bulguları görülebilir. Özellikle ateşin pek yükselmediği olgularda bu belirtiler gözden kar acak kadar hafif olabilir. Tipik kızamıkçık olgulannda bu aşamada lenf bezlerinin şişmesi hekimin tanı koymasını kolaylaştırır. Başta boyun bölgesi olmak üzere çene altı, boyun çevresi ve ensedeki bütün lenf bezleri elle muayeneyle kolayca saptanacak kadar şişer. Bezelye ya da küçük bir ceviz büyüklüğünü bulan ağnlı ve yumuşak lenf bezleri erken dönemde de şişebilir. Bu şişlik çok yavaş iner; hastalık iyileştikten sonra bir-İki hafta varlığını sürdürür. En çok iki-üç gün rıiren hafif kırıklık döneminden sonra, döküntü dönemi başlar ve nezle hali şiddetlenir: Soğuk algınlığı artar ve gırtlak iltihabı (laren-jit) bronşlara yayılarak öksürüğe yol açar.
    Yüz, kulak arkası, baş ve boyundan tüm vücuda yayılan açık kırmızı renkli, hafif kabarık, kasıntısız, kimi zaman kızıl hastalığındaki gibi çok küçük ve birbiriyle birleşmeyen, kimi zaman da kızamıktaki gibi sağlam deri ile birbirinden ayrılan daha büyük döküntüler belirir. Döküntü bir günde baştan gövdeye, kol ve bacaklara yayılarak hızla solar ve rengi koyulaşmadan ya da pullanıp dökülmeden kaybolur. Döküntülü dönemde parmak ucundan alman bir damla kan lam üzerine yayılıp boyanarak mikroskopta incelenirse, yaygın lenfositler ve sayılan biraz azalmış olan öteki akyuvarların yanı sıra plazma hücreleri de görülür. Bu hücreler normal olarak çevrel damarlardan alınan kanda hemen hiç görülmediğinden, bu tablo kızamıkçık tanısını güçlendirir. Hastalık kısa sürede komplikasyonsuz iyileşir ve yaşam boyu süren bağışıklık bırakır. Kuluçka döneminde başlayan bula-şıcılık özelliği döküntülü dönemin sonunda biter; çocuk döküntülerin kaybolmasından 4-5 gün sonra yuvaya ya da okula dönebilir. Ama döküntünün başlangıcından 14 gün sonrasına değin yutakta virüsün bulunabileceği unutulmamalıdır.
    TANI
    Kızamıkçık, sıradan bir çocukluk hastalığıdır her zaman kolay iyileşir, tanınması kolaydır. Genellikle kızamığın hafif biçimleri ile karışır; her iki hastalıkta da tipik belirtiler görülmediğinden ayırt edilmesi iyice güçleşir. Doğru konması için lenf bezlerinin şişmesi çevrel damarlardan alınan kanda pla ma hücrelerinin görülmesi yeterlidir1 akut nezle belirtileri, Koplik lekeleri konjunktivitin bulunmaması ile hasanın ışıktan rahatsız olmaması kızamtj olasılığını ortadan kaldırır. Ateş, le bezlerinde şişme ve kimi zaman döl tü görünen enfeksiyonlu mononükle dan ve kızıldan da ayırt edilmesi gerekebilir.
    Kızamıkçığın özel bir tedavis yoktur. Genellikle hafif ve kısa suret olası rahatsızlıkları gidermek için bazı önlemler alınabilir. Baş ağrısını gidermek için ve ateşin çıktığı durumlardı hastaya aspirin vermek yeterlidir.
    GEBE KADINLAR İÇİN BÜYÜK BİR TEHLİKE
    Kızamıkçık bu kadar hafif geçen ve özel tedavi gerektirmeyen bir hastahk olduğu halde doğru tanı koymak için neden bu kadar uğraşılır?
    Gerçekten de, kızamıkçık çocuklar ve erişkinlerde hiçbir zaman ağır geçmez; öte yandan, kadınlarda gebeliğir özellikle ilk üç ayında bu hastalığr görülmesi, dolütün büyük olasılıkl. anormal gelişmesine yol açacaktır Avustralyalı göz hekimi Dr. Gregg ık kez 1941′de, anneleri gebeliğin ilk ablarında kızamıkçık geçiren çocuklarda doğuştan gelen katarakt, göz yuvarlarının aşın küçük oluşu (mikroftalmi) g bi oluşum bozukluklanna dikkati çekerek bu bozukluklar ile hastalık arasında bir ilişki olduğunu ortaya koydu.
    Günümüzde kızamıkçığın embriyonda sıklıkla göz, kulak (doğuştan gelen sağırlık, dışkulak sayvanında oluşum bozukluğu) ve kalple (morarmasL: [siyanozsuz] doğumsal kalp hastalıkla-n) ilgili oluşum bozukluklanna yol açtığı bilimsel olarak kabul edilmiştir Kadın gebeliğin ilk iki ayı içinde hastalanırsa göz ve kalple ilgili bozukluk*lar, gebeliğin üçüncü ayına değin hastalanırsa kulakla ilgili olanlar görülebilir, Gebeliğin ikinci yansında hastalığa yakalanan kadınlarda dölüt genellikle hastalıktan etkilenmez.
    Hastalık embriyonda vücudun baskı bölümlerini de etkileyebilir ve genellikle ağır oluşum bozukluklanna yol açar; şitli organların oluşum aşamasında anaya çıkarak ve tek bir hücreyi etkileyerek tüm vücutta ağır zarara neden aabılir.
    En çok kabul gören varsayıma göre, JEnenin vücudundaki virüs eteneyi aşacak embriyona geçer, hücrelere girer ve etkin gelişen organ taslağma yerle-şr Dokulara nasıl zarar verdiği kesin [aıarak bilinmemektedir. Hastalık kalıcı [tağışıklık sağladığmdan ve yalnız bir tez geçirildiğinden çocukluk dönemin-kızamıkçık geçiren kadınların endişelenmesi gereksizdir.
    KORUNMA
    Çevresinde gebe bir kadın varsa, hastasın uzaklaştırılması gerekebilir. Doğuştan
    gelen kızamıkçıkta çocuk 18 aya in hastalığı bulaştırabilir; bu yüzden
    karantinaya alınması oldukça zordur. Sıradan kızamıkçık olgularında :
    İaşma döküntülerin başlangıcından I mra genellikle 4-5 gün sürer, ama 14 süne değin uzayabilir. Virüs dış ortam oldukça dayanıksız olduğundan de zenfeksiyon önlemleri de pek yararlı ieğildir. Bu nedenle kızamıkçıktan yalnız gebe kadınların korunması gerekir. Kız çocukların 15 aylık olduklarında aşılanması uzun süreli bağışıklık sağlar. Bütün kız çocukları her zaman aşı-lanamadığından, doğurgan dönemdeki birçok kadına kızamıkçık virüsü bulaşabilir. Aşağıdaki noktalara dikkat edildiği sürece erişkin kadınlara da aşı yapılabilir:
    • Aşılanacak kadının gerçekten bağışıklığa sahip olmaması;
    • kadının gebe olmaması;
    • aşılandıktan sonra üç ay kadar kesinlikle gebe kalınmaması.
    Kişinin hastalığa karşı bağışık olup olmadığını anlamak için bağışıklık testleri yapılabilir; özellikle üni*versite çağındaki kızlar evlenip gebe kalmadan önce bu açıdan incelenmelidir.
    İlk gebelik muayenesinde bağışık olduğu saptanan kadın, önceden kızamıkçık geçirmiş olabilir; kimi zaman da antikorlar, yeni bir enfeksiyona ya da gebeliğin başlangıcında geçirilen ve farkına varılmayan bir enfeksiyona bağlı olabilir. Bu olasılık nedeniyle ilkinden üç hafta sonra bir bağışıklık testi daha yapılmalıdır. Antikor değeri dört kat ya da daha fazla artmışsa, araştırmaları derinleştirerek kızamıkçığa özgü başka antikorların varlığım araştırmak gerekir.
    Testlerin olumlu sonuçlanması gebeliği sonlandırmayı gündeme getirir. Enfeksiyon gebeliğin ilk ayında geçirilirse dölütte oluşum bozukluğu olasılığı’ yüzde 50, ikinci, üçüncü ve dördüncü aylarda geçirilirse, bu olasılık yaklaşık yüzde 20, 10 ve 5′tir. İlk bağışıklık testleri olumlu sonuç vermediği halde bulaşma kuşkusu sürüyorsa, testler dört ay boyunca ayda bir kez yinelenmeli–dir. Hastalığın bulaştığı gebe kadma, hastayla yakın ilişkide bulunduktan sonraki ilk altı gün içinde, virüs henüz lenf bezlerindeyken immünoglobülin verilirse, virüsün yayılması önlenebilir. Ama hasta, virüsü hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasından 7-10 gün önce bulaştırdığından bu önlemin uygulanması çok zordur.
    BEŞİNCİ HASTALIK
    Beşinci hastalık (ya da enfeksiyonlu eritem) virüs kökenli bir hastalıktır; sınırlı ya da yaygın salgınlara neden olur.
    Özellikle 5-12 yaşlar arasında kimi zaman erişkinlerde de görülür. Yılın her döneminde, özellikle yaz ve sonbahar aylarında ortaya çıkar.
    Kuluçka dönemi 5-15 gün arasındadır. Bazı olgularda üst solunum yolu rahatsızlıkları, kırıklık ve iştahsızlıkla beliren bir hastalık öncesi dönem görülür; genellikle hastalığın ilk ve tek belirtisi deri döküntüleridir. Döküntü yüzde başlar, yanaklar ve burun köküne bakışımlı olarak yayılır (kelebek görünümü), kırmızı, bazı bölgelerde de morumsudur. Deri sıcak, kırmızı lekelerin kenarları düzensiz ve genellikle kabarık, kızartılarla sağlam deri arasındaki sınır belirgindir.
    Ağız çevresi ve burnun tabanında hiç döküntü görülmez. Bir-iki gün sonra kol ve bacaklara, biraz da gövdeye dağılan döküntü tümüyle değişik bir görünüm kazanabilir. Derideki küçük lekeler düz ya da kabartılı olabilir ve yüzdekinden farklı olarak bnieşme-yip birbirinden ayrı kalır. Lekenin çevresi canlı kırmızı, merkezi soluk pembedir.
    Yüzdeki döküntüler 2-3 gün içinde, kol ve bacaklardakiler bundan 6-7 gün soma solmaya başlar; döküntülerin kaybolma süresi 2-39 gün arasında değişir; kaşıntı ve pul pul dökülme görülmez. Hafif ya da yüksekçe ateş görülebilirse de, olguların çoğunda ateş yükselmez.
    ALTINCI HASTALIK
    Altıncı hastalık (yalancı kızamıkçık ya da rozeola infantum), virüs kökenli dö-küntülü bir enfeksiyon hastalığıdır; etkeni Herpes virüs tip VTdır.
    Altıncı hastalık genellikle sütçocuk-lannda, olguların yüzde 95′inde 2 yaşından önce görülür, tki yaşın üstündeki çocuklarda genellikle yanlışlıkla altıncı hastalık tanısı konur. Hastalık çok sık, her iki cinste de, daha çok ilkbahar ve sonbaharda ortaya çıkar.
    Tükürük ve solunum salgılarıyla bulaştığı sanılırsa da, virüsün bulaşıcılığı azdır; genellikle sütçocuklannda görüldüğünden ve aym ailede birden fazla sutçocuğu olamayacağından sıklıkla ailenin tek bir bireyinde ortaya çıkar; kaynak genellikle belirti vermeyen erişkinlerdir. Yuva ve kreşlerde sık sık küçük salgınlar görülür.
    Kuluçka dönemi genellikle 9-12 gündür. Hastalık yüksek ateş, uykusuzluk, huzursuzluk, boğaz ve konjunktiva-da kızarıklık ve bademciklerde şişmeyle başlayabilir. Bazen de hiçbir belirti yoktur. Üç gün sonra ateş birden düşer, genel durum düzelir ve Özellikle gövde, boyun ve kalçalarda yaygınlaşan döküntü ortaya çıkar. Soluk pembe renkli döküntü kızamıkçıktakine benzer.
    Döküntüler en fazla bir-iki gün sürer, iz bırakmadan kaybolur; deri kimi zaman hafif pullanarak dökülür.
    Döküntünün kısa sürmesi hastalığın kolayca gözden kaçırılmasına neden olur. Hekime genellikle ateş yükseldi*ğinde başvurulur; bu dönemde henüz döküntü başlamamıştır, başladığında da kısa sürdüğünden hastalıkla bağdaştırlmayabilir.
    Bazı olgularda kendine özgü belirtiler de olabilir; tunların en Önemlıle-sindirim güçlüğü ve nörolojik belırt.-lerdir. Sindirim güçlüğü akut ateşli bir ishale benzeyebilir; başlıca nörolojik belirti ateşli dönemde havale nöbetlen-dir.
    Altıncı hastalık döküntülerin geneî-likle yüzde görülmemesi ve kendine özgü ateşi ile kızamık, kızıl ve kızamıkçıktan, kolayca ayrılır. Başka ateşli hastalıklarda verilen ilaçların (Örneğin su}-fonamitler ya da antibiyotikler) nede-olduğu deri döküntüleri ile karışabilir Sindirim güçlüğü ve nörolojik belirtilerin ortaya çıktığı olgularda bile hızla iyileşme görülür.
    Tedavi belirtilerin giderilmesine yöneliktir; ilk günlerde ateş düşürü-lür ve hastanın döküntüler kaybolanı değin dinlenmesi önerilir. Aşısı yoktur.
     

Sayfayı Paylaş