1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kızılderili Mitolojisi

Konusu 'Mitoloji' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 23 Aralık 2009 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    KIZILDERiLi MiTOLOJiSi

    Gökteki yildizlar: Ayinin Pesinde!

    Avci, balikçi, çiftçi gibi, geçimlerinin topraktan ya da denizden saglayan bütün insanlar hava, yildizlar ve mevsimlere iliskin bir seyler bilmek zorundadir. Her çesit üretim çabasi dogrudan dogruya doga tarafindan yürütülür ve bunlarla ugrasan insanlar bu gerçekleri bilir. Kuzey Amerika Kizilderililerinin büyük törenleri mevsimden mevsime yapilir. Bazi törenler mevsimden mevsime yapilir.

    Bazi törenler mevsim dönenceleri ve gece-gündüz esitligi temeline dayanir,digerleri de gökyüzündeki bazi yildizlar ya da yildiz kümelerine iliskindir. Bazi nedenlerden dolayi,Kuzey Amerika Kizilderilerinin yildiz bilimleri kaybolmustur. Ilk neden törenler için karar verme yetkisinin,yalnizca rahiplerin açiklayabildigi gizli sirlara bagli kalmasi,rahiplerin de bu sirlari,yalnizca kendilerinden sonra rahip olmak üzere yetistirdikleri kimselere söylemesidir. Ikinci neden Kizilderilililerin bildigi bir çok burç ve takim yildizinin Avrupa bilgilerinde karsiliginin bulunmamasidir. Üçüncü neden de, Kizilderilileri inceleyip bilgi derleyen kimselerden birçogunun, kendi kültürlerinin astronomisine iliskin hiçbir sey bilmeyen, sehirli sade vatandas olmalaridir.

    [​IMG]

    Muskuakiler(Sari toprak insanlari), ya da Tilkiler, kendileriyle birlikte olan Saukalarla(Kizlil toprak insanlari) birlikte Avrupalilarin akinlari ve Irokian saldirilari sonucunda daha batiya dogru sürülen ve Algonkian, dilini konusan Kizilderili topluluklari arasindaydilar. Verimliligi ve nehirlere yakin olmasi nedeniyle seçtikleri asil topraklarinda Tilkiler, kemerli, hasir kapli çadirlardan ve yazlari kullanmak üzere, etrafi misir tarlalariyla çevrili, agaç kabuklarindan yapilmis evlerinden olusan bir köy kurdular.

    Misir ektikleri tepelerin arasina fasulye ve kabak ektiler ve hasat ettikleri ürünleri kurutup kisin kullanmak üzere depoladilar. Baska kabilelerde, özellikle Algoniakan Dili'ni konusan diger gruplarda da bu ayiya ve onu avlamaya çalisan avcilara iliskin, benzer öyküler bulunmaktadir. Bu öykü, "Derler ki, bir zamanlar…" gibi baslayan kaliplasmis öykü açilislarinin güzel bir örnegidir.

    Böyle bir baslangiç, anlatilacak olan öykünün içinde, öyküyü anlatan kimsenin kisisel gözlem ve deneyimlerinin bulunmadigi, belirtilmektedir. Bu öyküde,"küçük öyküler"den daha çok, büyük destanlarda daha sik kullanan kaliplasmis öykü kapanislarinin da iyi bir örnegi bulunmaktadir. Asagida sizlere sunacagim öykü,daha uzun ve büyük bir gerçek olusum öyküsünün,belki de yalnizca bir parçasidir ve asil uzun öykünün diger parçalari kaybolmus olabilir.

    ***
    Derler ki, bir zamanlar, çok eskiden, kisin ilk aylariymis. Bir gece önce kar yagmis ve bu ilk kar ertesi gün, yerde öylece taptaze duruyomus. Günün ilk isiklariyla birlikte, sabahleyin erkenden üç delikanli avlanmaya çikmislar. Delikanlilardan biri, adi SIKI TUT olan köpegini yanina almis.

    Nehir boyunca dolasip, küçük koruluklara girmisler ve sonra fundalik, çalilik ve agaçlarin daha bodur ama kalin oldugu bir tepenin yamacina gelmisler. Burada çaliliklarin arasinda dolasirken genç avcilar bir iz bulmuslar ve bu izi takip etmeye baslamislar. Izler onlari tepenin yamacindaki bir magaraya götürmüs. Böylece bir ayi ini bulmuslar.
    "Hangimiz içeri girsin de ayiyi sürüp disari çikarsin?" diye birbirlerine sormuslar genç avcilar. Sonunda en büyükleri "Ben girerim" demis, dizlerinin üzerinde emekleyerek ayinin inine girmis ve ayiyi sürüp disari çikarmak için yayiyla onu dürtmeye baslamis. Bir süre sonra magaradaki genç, arkadaslarina "Geliyor..Geliyor…"diye seslenmis. Ayi kendisini zorlayan avcidan kurtulmus ve kendisini magaranin disina atmis.
    Avcilar da onun pesinden gitmisler. "Bakin!" diye bagirmis en gençleri. "Bakin, ne kadar da hizli gidiyor. Kuzeye dogru, soguklarin geldigi yerlere gidiyor." Genç avci, ayiyi çevirip digerlerine dogru sürmek için hayvanin pesimden kosup uzaklasmis. Ortanca avci, "Dikkat!" diye bagirmis. "Iste geliyor ! Doguya, ögle zamaninin geldigi yere dogru gidiyor. Kosun kardesler. Gittigi yer iste orasi."

    O ve küçük köpegi de, ayiyi geri çevirmek için olanca hizlariyla batiya dogru kosmuslar. Genç avcilar ayiyi kovalarken en büyükleri egilip söyle bir bakinmis."Oooo!" diye haykirmis. "Altimizda Yeryüzü Büyükannemiz var. Bu ayi bizi gökyüzüne dogru götürüyor. Haydi kardesler, çok geç olmadan geri dönelim."
    Ama artik çok geç olmus, gökyüzü ayisi onlari çok, çok yükseklere götürmüs. Sonunda avcilar ayiyi yakalayip öldürmüsler. Akçaagaç ve somak dallarini üstüste yigmis ve bu dal yigininin üstünde de ayiyi parçalara ayirmislar. Akçaaagaç ve somakan sonbaharda kan kirmizisina dönüsmesi iste bu nedenledir. Daha sonra avcilar ayaga kalkip hep birlikte ayinin basini dogu yönüne atmislar.

    Simdi, kisin, sabahleyin erkenden, tanyeri agarmadan az önce ufkun hemen altindan ayi basini andiran bir takimyildizi kümesi belirir. Daha sonra da avcilar, ayinin omurga ve belkemigini uzaklara, kuzey yönüne atmislar. Kis ortasinda, gece yarisi eger kuzey yönüne bakarsaniz, orada yildizlarla sekillenmis olarak ayinin omurga ve belkemigini görürsünüz. Yilin herhangi bir zamaninda gökyüzüne bakacak olursaniz, kare seklini olusturan dört parlak yildiz ve onlarin arkasinda da üç büyük parlak yildiz ve bir de küçük donuk bir yildiz görürsünüz. Dört yildizdan olusan kare, ayi, bunlarin pesindeki üç yildiz, o üç delikanli ve belli belirsiz görebildiginiz o küçük yildiz da SIKI TUT adindaki o küçük köpektir.
    Bu sekiz yildiz, gökyüzü boyunca bütün sene birlikte dolasir durur ve öbür yildizlarin yaptigi gibi asla dinlenmeye çekilmezler. Avcilar ayiyi yakalayincaya kadar, kendileri ve küçük köpek, asla durup dinlenmezler. Öykü de burada biter……

    Dil bilimsel metin, William Jones tarafindan banda alinmis.Truman Michelsin tarafindan çevrilmis ve gözden geçirilmistir.Bknz.Boas,Amerika Kizilderilileri Dilleri El kitabi , Bölüm1, Amerikan Etnoloji Bürosu Bülten 40,Washington ,D.C.,Hükümet
    Basin Dairesi,1911.
    Kizilderililerde Burçlar ve Sifa Çemberi
    Doganin döngüleriyle içiçe geçmis bir burç sistemi...
    Bögürtlenin Olgunlasma Dönemi
    [23 Temmuz - 22 Agustos]
    Bu köseyi hazirlama amaci alisilagelmis burçlardan ve etkilerinden bahsetmek degil tersine dogayi gelismis bati medeniyetlerinden çok önceleri anlamis ve ona saygi göstererek yasamlarini sürdürmüs olan Kizilderililer'in "Dogaya Uyum" felsefesini anlamaktir. Bu yazilardan ögrenecekleriniz Kizilderililerin yazi kullanmadan olusturduklari takvimleri, aylari, günleri, doganin insan üzerindeki etkisiyle birlikte rüzgar ve mevsimlerin degisiminin insan yasami üzerine etkileridir. Öncelikle "Sifa Çemberi"nin Kizilderililere na ifade ettigini ve hayatimizi etkileyen totemlerden ve aylardan bahsedecegim.

    Kizilderililer tüm hayatin bir çember etrafinda döndügünü düsünürlerdi. Onlar bu çembere saygi duyarlar ve onu hatirlamak için günlük hayatlarinda sik sik ona basvururlardi. Çadirlarini, külübelerini daire seklinde insa edip, kamplarinin daire seklinde kurarlardi. Toplantilarinda herkes esit haklara sahip esit insanlar olarak bir daire olusturarak otururdu.

    Eglencelerinde, dualarinda, ayinlerinde daire saklinda dans ederler ve yuvarlak davullar çalarlardi. Dans ederken kollarini, ellerini gökyüzüne kaldirarak gögü ve yeri kapsayan daireler çizerlerdi.

    Yasami dogum - ölüm - yeniden dogumdan olusan bir çember olarak görürlerdi. Degisik yaslarda, degisen enerjilerinin akisini saglamak ve kendilerini gelistirmek için kendi yasam çemberlerini tanimayi ve saygi duymayi bilirlerdi. Böylece tüm yaratiklarin ve yeryüzünün bir parçasi oldugunu biliyorlardi.

    Bu çemberi anlamak için, hep onun üstünde yüründügünü düsünmek yeterlidir. Belirli bir noktada çembere girilir. Bu nokta insana bazi güçler sorumluluklar verir. Bu baslangiç noktasi insanin dogdugu ay tarafindan belirlenir. Degisik giris noktalari degisik kabilelerin etkisi altinda gerçeklesir.

    Bu kabileler alisilagelmis aile kabileleri degildir. Bunlar unsur kabileleridir, yanlizca insanin belli doga unsurlariyla olan iliskilerini belirler ve bunlar da duragan degildir. Çemberdeki hareket noktalari, gökyüzündeki Koruyucu Ruhlarin etkisi altindadir.

    Sifa Çemberinin özü devinim ve degisimdir. Bu bilgiyi kazanan insanlar yasam içindeki hareket alanlarini gelistirmek isteyeceklerdir. Yasam çemberinde daha da ilerlemek insan dogasinin degisik görüntüleriyle tanismak isteyeceklerdir. Insan kendi yaradilisi içinde tüm yönleri tasir, ama bunlari hissetmek için çemberdeki degisik noktalardan geçmesi gerekmektedir. Hiç kimse kendi baslangiç noktasini hayatindaki hatalari için bir özür olarak gösteremez. Bunun telafisi çember üzerinde ilerleyerek bilgisini gelistirmekle mümkün olabilir. Bazen bu bilgi ve güç insanin içinde vardir.

    Bazen de insan bu bilgiyi bir hayvani seyrederek ögrenebilir. Insan bilgiyi bir tasi, bitkiyi, rüzgari, varolan tüm varliklari ve dogayi izleyerek elde edebilir. Kizilderililerin bilgeligi de burdan gelir ve bizim de hersey için çok geç olmadan gözlerimizi dogaya ve onun düzenine dikmemiz gerekli. Ondan alacagimiz çok ders var.

    Dogdugu ay, insanin Sifa Çemberine giris noktasini belirler...


    Aylar ve Totemler

    Dogdugu ay, insanin Sifa Çemberine giris noktasini ve madenler - bitkiler - hayvanlar alemindeki baslangiç totemlerini belirler. Yilin ilk ayi olan "Topragin Yenilenme Dönemi"nde Günes Baba, güneyden dönüp gelir ve Toprak Ana ile çocuklarini yeniden canlandirmaya baslar. Bu dönem, 22 Aralik tarihine rastlayan kis - gündönümüne denk gelir. Bu ay Kuzey'in koruyucusu Waboose'nin ilk ayidir. Onu "Dinlenme ve Arinma dönemi" ile "Büyük Firtinalar Dönemi" izler. Waboose'nin bu aylarinda, geçmis yilin gelisimi gözden geçirilir ve gelecek yilin gelisimi için hazirlik yapilir.

    Bu aylari, Dogu'nun Koruyucu Ruhu Wabun'un aylari izler. Bu üç ay yeni gelismenin, Günes Baba'nin topragi isitmasiyla birlikte onlari meyveye hazirladigi dönemdir. Wabun'un ilk ayi "Agaçlarin Çiçeklenme Dönemi"dir, genellikle 21 Mart'ta gece gündüz esitligiyle baslar. Wabun'un diger aylari ise "Kurbagalarin Dönüs Dönemi" ve "Misir Ekimi Dönemi"dir. Bu aylar topragin çocuklarinin gelismeye basladigi aydinlanma ve bilgelik aylaridir.

    Daha sonra, Güney'in Koruyucu Ruhu Shawnodese'nin aylari gelir. Bunlar herseyin hizla gelistigi, topragin çiçeklendigi ve yeni yilin ilk meyvelerinin göründügü yildir. "Bol Günesli Günler Dönemi" Shawnodese'nin ilk ayidir. Bu 21 Haziran'da yaz - gündönümünde baslar. Ondan sonra "Bögürtlenlerin Olgunlasmasi" ve "Hasat" yalari gelir. Bu, gelisim ve güven mevsimidir. Bu mevsimde hizli bir gelisim vardir ve gelecek üzerine düsünmeye zaman yoktur.

    Sonbahar Bati'nin Koruyucu Ruhu Mudjekeewis'in mevsimidir. Bu mevsimin ilk ayi olan "Yaban Ördekleri Dönemi" ve "Karli Günler Dönemi" izler. Bu aylarda insan kendini dinler. Bu mevsimde insan içe dönerek geçmis yilin degerlendirmesini yapip yeniden güç toplar ve yenilenme mevsimine hazirlik yapar.

    Her ayin madenler, bitkiler ve hayvanlar aleminde belli bir totemi (simgesi) vardir. Baslangiç toteminden insan hem kendisi, hem de yeryüzündeki diger iliskileri hakkinda birçok sey ögrenebilir. Insanlar kendilerine yasam boyu bilgi ve enerji veren totemlerine ilgi ve saygi göstermelidir.

    Insan, baska ayin gölgesinde bulundugunda o totemin belirli özelliklerini kazanabilir ve yeni seyler ögrenebilir, tipki doganin her ayrintisindan ögrenebilecegi gibi…

    Insanlar, ayni ay ve totemden olsalar bile her zaman ayni özellikleri paylasmazlar. Herkes, çemberi kendi hizinda dolasir. Sifa Çemberinin en önemli özelligi: yola devam etmek ve hiçbir yerde sabit kalmamak, yoksa enerji akisi durur ve insan gelisemez…

    23 Temmuz-22 Agustos arasinda dünyaya gelen insanlarin, madenler alemindeki totemi demir ve gröna'dir.

    Bu dönemde dünyaya gelen insanlarin, madenler alemindeki totemi demir ve gröna, bitkiler alemindeki totemi ahududu, hayvanlar alemindeki totemi mersinbaligidir. Ugurlu renkleri kirmizi, kabileleri Firtina Kartalidir.

    Degerli taslardan gröna, oldukça sert, reçine gibi parlayan kristalize bir silikat olusumudur. Kirmizi, kahverengi, yesil, sari, siyah ve beyaz renklarda 6 degisik türü bulunur. Koyu kirmizi ve eflatun renklerdeki almandin, altin sarisi ve kirmizimtrak sari renk veren grosular, koyu kirmizidan siyaha kadar degisen pirop ve genellikle kirmizi veya kahverengi tonlarda spesartindir. Sarap kirmizisi, sari, yesil ya da siyah renkte olan demir - grönasina aplom veya melanit, cam parlakliginda ve açik yesil renkteki krom - grönasina uvarovit denir.

    Gröna kübik kristal seklindedir. Genellikle kireçtasi, serpentin, peridot ve granitle çesitli kristal bilesimi olusturur. Grönaya bu minerallerin bulundugu yerlerin yakinindaki irmak yataklarinda rastlanabilir. Karinca yuvalarinin yakininda da bu tasa çok sik rastlanir, çünkü karincalar grönaya antipati duyarlar ve gördükleri her yerde onu hemen yeryüzüne çikarip atarlar.

    Mersinbaligi - Insanlarinin ugurlu renkleri kirmizi oldugu için grönanin kirmiziya çalan renkleriyle bu ay arasinda özel bir iliski kurulur. Kar neol gibi grönanin da yürek ve kanla iliskisi olduguna inanilir. Eskiden gröna parçaciklarindan olusan bir muska tasindigi zaman, bunun kalp hastaliklarina iyi gelecegi söylenir, üzerine aslan islenmis grönanin insani tehlikelerden koruyacagina, iyi ve saygin bir yasam saglayacagina inanilirdi. Bazi halklar da grönadan yapilacak bir kursunun düsmani yüreginden vuracagi ve bu tasin cinsel gücü dengede tutacagina inanilirdi.

    Mersinbaligi - Insanlarinin ikinci totemi dünyanin en sert madenlerinden olan demirdir. Demir araciligiyla insanlik teknoloji çaginin esigine gelmeyi basarmistir. Keltler demir çaginin gelmesiyle perilerin ve büyülü varliklarin insanlara sirt çevirdigini söylerler. Demir baska madenlerle kolayca bilesim saglar ve degerli taslara kirmizi bir ton verir.

    Mersinbaligi - Insanlarina tipki madenleri gibi çok çesitli ve degisik görünümlerde rastlanabilir, ama hepsinin kolayca fark edilebilecek ortak özellikleri vardir.

    Mersinbaligi -Insanlari genellikle iyi yürekli, duyarli kisler oalrak dikkat çekerler. Eger içlerinde bulunan dostça duygulara kulak verirlerse dengeli ve mutlu kisiler olurlar. Kalplerinin sesini duyabildikleri sürece, sezgili ve keskin görüslü kisilerdir. Bu yetenekleriyle kendilerini ve dostlarini gelebilecek tehlikelerden önceden koruyabilirler. Grönanin da böyle bir özellik tasidigi söylenir.

    Bu kisiler güçlü sezgileri ile öyle sözler söylerler ki, söyledikleri seyler dostlarinin ve düsmanlarinin ta yüregine isler.

    Mersinbaligi - Insanlari iyi birer dost olduklari gibi sakinilmasi gereken birer düsmandirlar. Yanlisliklari fark ettikleri zaman tüm güçleriyle harekete geçer ve gerçekten yikici seyler yapabilirler. Iç dengeleri yerinde degilse kendilerine karsi da dikkatli olamalilardir. Bu güç beklenmedik öyle anlarda ortaya çikabilir ki sonunda kendilerinin de zarar görecegi sonuçlar dogurabilir.

    Mersinbaligi -Insanlarinin soylu, büyük bir düsünüs ve davranis biçimleri vardir. Bu özelliklerinden dolayi topluluk içersinde diger insanlardan kolayca ayirt edilebilirler. Bu insanlar çekicilikleri ve karizmalariyla çevrelerinde cinsel etkiye neden olurlar, cinsel enerjilerinin güçlü oldugu söylenir. Maden totemleri grönadan bu enerjilerini dengede tutmayi ögrenmelidirler.

    Bu ayda dogan insanlar, totemleri gibi çok yönlü ve faydali kisilerdir. Sorunlarin üstüne giden bir karakterleri vardir. En korkulu yollara bile yönelmekten hiç çekinmezler. Altindan kalkilamayacak bir is, kimsenin üstüne almak istemeyecegi zorlukta bir is varsa bunlarin üstesinden gelmek için öne atilacak kisi kesinlikle Mersinbaligi - Insanlaridir.

    Çok cesurdurlar ve bu özelliklerini her firsatta kanitlamaya hazirdirlar. Bu çok yönlü kisilikleriyle is yasaminda, kültür ve düsün yasaminin çesitli kollarinda oldukça basarili olabilirler. Tek yapmalari gereken isi inanarak yapmalaridir, o zaman üstesinden gelemeyecekleri hiçbir is yoktur.

    Bu insanlarin demir toteminden gelen dogustan bir sertlikleri vardir, bu sertlik hayatta kazandiklari tecrübelerle daha da kuvvetlenir. Bu madenle olan iliskileri kalp ve kanla olan iliskilerini güçlendirir. Bu burcun insanlarinin bitkiler alemindeki totemleri, çilekgillerin bir üyesi olan ahudududur. Aslinda çilek türü bir yemis degildir, 20 kadar içi özsu dolu tomurcugun birlesmesiyle olusur. Mayis ayinda beyaz çiçekler açar, haziran veya temmuzda meyve verir.

    Ahududu yapraklarinin vücutta iyilestirici arindirici bir etkisi vardir. Eskiden safrakesesi, böbrek taslarini düsürmek için kullanilirmis. Ahududu kökünde tanen özü bulundugu için antibiyotik etkisi vardir. Ahududu dallarindan hazirlanan bir çay sogukalginligina, gribe, nefes darligina da iyi gelir ve kan sekerini ayarlayip düzene sokar.

    Mersinbaligi -Insanlarinin topluluk içinde fark edilebilme ve sevilen kisi olma özellikleri bitki totemlerinin etkisiyle daha da güçlenir. Bu insanlardaki nese ve pozitif enerjiden dolayi diger insanlar onlarla yakinlasmak isterler fakat bu burcun insanlari her zaman göründükleri gibi degildirler.

    Mersinbaligi -Insanlarinin disari gösterdikleri ile iç dünyalarinda yasadiklari apayridir. Bu burçdaki bazi insanlar ilk karsilasmada saldirgan ve hirçin gözükebilirler oysa bu onlarin yumusak ve kirilgan duygu alemlerini korumak için kullandiklari bir kalkandir. Bazilari ise oldukça sicakkanli ve uysal gözükürler oysa onlara yaklastikça diken tarlasina girmis gibi olursunuz. Bu özellikleri tipik karakterlerini ortaya koyar: içlerinde kopan duygu firtinalarini disardaki insanlardan saklayabilme yetenegi. Çogu zaman iç dünyalarina ulasmaya çalisan insanlari engellemek için dikenlerini acimasizca çikartmaktan geri kalmazlar. Bu burcun insanlari çok duygusal kisilerdir. Baskalarinin duygulari üzerinde kuvvetli bir etki yarattiklari gibi, kendileri de baskalarinin duygularindan kolayca etkilenebilirler. Çok kirilgandirlar fakat disari karsi olusturduklari kalkani öyle iyi tasarlamislardir ki herseye ramen disardan en küçük bir çatlak görünemez. Ayni kirilganliklari gibi acilarini da çok büyük ustalikla saklarlar. Fakat kendilerine verilen acilari asla unutmazlar ve içten içe intikam planlari kurarlar.

    Mersinbaligi -Insanlari çevrelerine huzurlu bir hava yayarlar ve bu sayede diger insanlarin kendilerini toparlamalarina yardimci olurlar. Dostça ve biraz alayci tutumlariyla, diger insanlarin kati düsüncelerini kirarak duygu dünyalarinda yumusak bir etki birakirlar.

    Bu burcun insanlari Shawnodese'nin ikinci ayi olan "Bögürtlenlerin Olgunlasma Dönemi"nde dünyaya geldikleri için oldukça sicakkanli insanlardir. Içlerinde bulunan güven duygusu bu özelliklerini güçlendirir. Firtina Kartali kabilesinden olduklari için çevrelerine sicak ve güçlü bir etki yayarlar, enerjileri coskundur,
    ayni anda birçok isle ugrasabilirler. Fakat bu kabileyle olan baglari ayni
    zamanda kendilerini gereksiz yere tüketmemeleri, sagliklarini ve enerjilerini tehlikeye atmamalari konusunda bir uyaridir.

    Mersinbaligi-Insanlarinin ugurlu rengi ve ayni zamanda ahududu ve gröna tasinin rengi olan kirmizidir.

    Bu renk büyük bir fiziksel enerjinin, yasamla dolup tasmanin ve dogal güçlerin simgesidir. Kalbin ve kanin kirmizi rengi, bu burcun insanlarinin bunlarla olan iliskisinin bir göstergesidir. Bu burcun insanlari eger renklerini, varliklarinin gelismemis yönlerinde göstermeye kalkarlarsa, bu kirmizi, hesapsizligin, gururun, açgözlülügün, hirsin ve kendini begenmisligin simgesi olur. Bu renk bu burcun insanlarina hem güç hem de bir uyaridir. Ne yazik ki dinginlik dogal yapilarinda yoktur ve bu gelistirmeleri ve ögrenmeleri gereken bir seydir.

    "Bögürtlenlerin Olgunlasma Dönemi"nde dünyaya gelenlerin hayvan totemi, baliklar dünyasinin krali sayilan mersinbaligidir. Mersinbaligi dinazorlarin yeryüzünden kaybolmaya basladigi çaglardan beri yasayan çok eski bir baliktir. Bulundugu yere ve türe göre çok degisik büyüklüklerde olabilir. En büyükleri 4 metre uzunlugunda ve 150 kilo agirligindadir. Mersinbaliginin hortum benzeri uzun bir agzi vardir ve agzinin iki yaninda 4 duyargasi vardir. Kuyruklarindaki çatalin üst kismi büyük, alttaki küçüktür. Iskeleti nerdeyse tamamen kikirdaktan olusur.

    Mersinbaligi, eskiden büyük göllerin yakininda yasiyan Kizilderililer tarafindan "Baliklarin Krali" olarak adlandirilirdi. Hiawatha'ya bir ölüm - kalim savasi verdiren de bir mersinbaligiydi. Longfellow "Hiawatha Destani"nda bu baligin basarilarini, cesaretini kusaktan kusaga anlatilacak sekilde ölümsüzlestirmistir. Kizilderililer mersinbaligina büyük saygi beslerlerdi. Ojibwa soyunda, bir Mersinbaligi kabilesi vardir ve öncü kabilelerden sayilir. Ojibwalar için mersinbaligi ruhsal derinligin ve gücün simgesiydi.

    Ne yazik ki Avrupalilar herseyde oldugu gibi bu baliga da Kizilderililer kadar saygi göstermediler. Önceleri sik sik aglarina takildigi için bu baligi bir basbelasi olarak görüyorlardi, daha sonralari etinin ve yumurtasi olan havyarin lezzetini anladiktan sonra neredeyse soylarini tükettiler. Günümüzde mersinbaligina eskisi kadar sik rastlanmiyor.

    Hayvan totemleri gibi Mersinbaligi - Insanlari da bulunduklari her suda egemenlik kurmak isterler. Dogal güçleriyle zorluk çekmeden bunu basarirlar. Sanki lider olarak dünyaya gelmis kisilerdir ve enerjileri düzenli aktigi sürece, haksever, iyi niyetli birer yönetici olabilirler. Yasamla uyum sagladiklari sürece, içlerinde tükenmez bir güç kaynagi ve ruhsar derinlik yatar. Ancak baska insanlar üzerinda egemenlik kurmaktan zevk alan kötü bir yönlerinin oldugunu unutmamakgerekir, çok havali ve herkese yukardan bakan bir tavirla davranmaktan hiç çekinmezler.

    Mersinbaligi gibi bu insanlar da çok saglam bir korunma zirhi tasirlar. Yönetici durumda olduklari zaman, bu zirha gereksinimleri vardir, ancak insanlar arasindaki iliskilerinde bu zirhi atmasini bilmelidirler. Bunu ögrenmezlerse, çok kendini begenmis kisiler olurlar ve varliklarini gelistirecek insani duygulardan yoksun kalirlar. Bu zirhi kendileri çikartmalari gerekir, çünkü zirhlari baskalarinin duygusal darbelerle bile parçalayamayacaklari kadar saglamdir.

    Bu burcun insanlarinin cinsel enerjilerini dogru ve mantikli bir biçimde kullanicak olgunluga erismeleri için yillarin geçmesi gerekmektedir. Bu noktaya gelmeden önce, yasam güçlarini cinselliklerini yanlis bir sekilde kullandiklari olur. Bu da, çözülmesi gereken önamli bir sorundur, çünkü Mersinbaligi - Insanlari yasam güçlariyle cinsel güçlerini birbirine karistirmaya, bu iki enerjiyi de kötü biçimde kullanmaya egilimlidir. Bu tür bir davranis, sonunda önceden görünmeyen bir yikinti ve çözülme dönemini getirir.

    Mersinbaligi -Insanlari sevgi dolu yürekleri ve sevecenlikleriyle iyi birer ana - babadirlar, ancak çocuklarini denetleyip sinirlayarak, onlara gelisebilmeleri için yeterli özgürlügü tanimamak egilimindedirler. Onun için mersinbaligi Çocuklarinin ögrenmesi gereken seyi bu burcun yetiskinlerinin de ögrenmesi gerekir.

    Mersinbaligi -Insanlari zaten bir süre sonra ana - baba olarak kendilerinin de sürekli sinirlanmasindan sikilip yorulurlar. Mersinbaligi - Insanlari çocuklarinin korunmasi konusunda gerçek birer sanatçi gibidirler ve en küçük bir tehlikeye karsi onlarin haklarini sonuna kadar korurlar. Ancak bu davranis zaman zaman çocuklarinin cesaretinin ve kendilerine güvenlerinin gelismesine zarar verebilir. Diger insanlar Sifa Çemberinde bu bölgeden geçerken içlerindeki yasam gücünün çok hizli aktigini görürler. Kendi cesaretlerinin ve güçlerinin derinligini kavrar ve o sirada ugrastiklari islerde önderligi ele almayi deneyebilirler. Ayni zamanda bu dönemde içlerinde uyanan derin dugulari ve cinsel güçleri de deneyip bunlari dengelemeyi ögrenebilir.

    Mersinbaligi -Insanlari, susamuru - Insanlariyla bütünlesirler. En iyi anlastiklari burçlar, kendi kabilelerinden olan Aladogan ve Wapiti - insanlaridir. Kelebek kabilesinden olan Karga ve Geyik - Insanlariyla iyi anlasirlar.
     

Sayfayı Paylaş