1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Klasik Gerekirciliğin Tarihçesi

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 17 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.783
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.063 ÇTL
    KLASİK GEREKİRCİLİĞİN TARİHÇESİ

    Gerekircilik kavramı Eflatun'dan, Aristoteles'ten, hattâ onlardan çok daha önceki metafiziklerden gelir. Laplace, 1814'te, Essai Philosophiqııe sur les Probabilites (Olasılıklar Üstüne Felsefi Deneme) adlı eserinde şöyle yazıyordu: «Evrenin şimdiki durumunu, önceki durumunun sonucu ve daha sonra meydana gelecek olanın sebebi olarak görmeliyiz. Belli bir anda, tabiatı harekete getiren bütün kuvvetleri ve tabiatı meydana getiren bütün varlıkların karşılıklı durumlarını kavrayabilecek ve bu verileri çözünmeyebilecek kadar geniş bir zekâ olabilseydi, evrenin en büyük cisimleriyle en küçük atom hareketlerini aynı formül içinde toplayabilirdi; böyle bir zekâ için hiç bir kararsızlık taşımaz, geçmiş gibi gelecek de gözlerinin önüne serilmiş olurdu.»

    Bilginler ve filozoflar, âdeta yarışırcasına Laplace'in bu varsayımında, gerekirciliğin en iyi örneğini ve timsalini görmeye çalıştılar. Oysa, Laplace'in bu sözlerinde, ancak birinci cümle, gerekirciliğin bir taslağını verir. Geri kalan bölüm, ne kadar ustalıkla söylenmiş olursa olsun, bir zihin burgusundan başka bir şey değildir.

    Laplace'in gerekirciliği, ideal, soyut ve masalımsı bir gerekirciliği yansıtır; öznel, soyut ve peygamberce bir düşüncedir. Laplace, bir matematikçi olarak düşünüyordu. Oysa, gerekircilik, kendini, ancak sonradan ve olgularla ortaya koyar; olguların tabii oluşumundan ayırt edilemez.

    Claude Bernard ise, «gerekircilik» kelimesiyle, bilimsel deneyleme yönteminin yolunu belirtmek istedi. Denetleme yöntemi, tabiat olgularının, belirme, gelişme ve tekrarlanma şartlarını yeniden kurmayı amaç edinmişti. Claude Bernard, Le Cahier Roııge (Kırmızı Defter) adlı eserinde, şöyle yazıyordu: «Gerekircilik ve gerekirci kelimeleri, Bouillet'nin Felsefe Sözlüğü'nde vardır. Ama, Bouillet, gerekirciliği kadercilikle eşanlamlı tutar; oysa bu. tamamen yanlıştır.» «Deneysel tenkit, bilimsel gerekircilik ilkesi dışında, her şeyden şüphe eder».

    Bu büyük fizyoloji bilgini, açık ve seçik görüşlülüğüne rağmen, gerekirciliği bazen sınır'ının ötesine kaydırmış, kimi zaman bir «yakın neden», kimi zaman iradeye dayanan bir belirleme olarak ele almış ve hattâ kimi zaman da hürriyet unsurunu katarak bu kavramın erekliğe yakın bir anlam kazanmasına yolaçmıştı. Şu halde, bilgi teorisi bakımından, gerekircilik, iki açıdan ele alınabilir: etkililik kavramına dayanan olguların gerekirciliği ve istatistik olasılığı veya düzenliliği gerekli kılan kanunların gerekirciliği.
     

Sayfayı Paylaş