1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Klasik Psikolojide Çağrışım Düşüncesinin Evrimi

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 17 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Klasik Psikolojide Çağrışım Düşüncesinin Evrimi

    Rosenthal ve Yudin (1980,s.84), çağrışım kavramını “psyche’nin unsurları arasındaki bağlantı” olarak tanımlamaktadırlar. Onlara göre “bu unsurlardan birinin ortaya çıkması, belirli şartlar altında, ona bağlı öteki unsurların ortaya çıkmasına yol açar.”

    Çağrışım düşüncesi, modern psikolojinin, öğrenme ve hafıza gibi alanlarının temel kavramlarından biridir. Bu yönüyle çağrışım düşüncesi, düşünce tarihi boyunca gelişimi, psikolojinin gerek felsefe içinde, gerekse ondan bağımsız bir bilim dalı olarak gelişmesi açısından yadsınamaz bir önem taşımaktadır. Bu çalışma, çağrışım düşüncesinin modern psikoloji öncesindeki evrimini ele almaktadır.

    Çağrışım düşüncesinin evrimine geçmeden önce, başlıkta kullanılan “klasik psikoloji” ifadesinin açıklanması yararlı olacaktır. Her ne kadar psikolojinin kuruluşu Leipzig laboratuvarının kuruluş yılı olan 1879 olarak kabul edilse de, şüphesiz bu dönüm noktası, psikolojinin, Homeros ve Orfeus söylencelerinden bu yana süregelen macerasının niteliksel bir dönüşüme uğradığı tarihtir. Bu tarih, modern psikolojinin kuruluşunu yansıtır. Bununla birlikte “klasik psikoloji” terimiyle kastedilen, Sullivan’ın (1977,s.160) da belirttiği gibi “ açık bir felsefi gelenek içinde gelişmiş olan psikolojidir.” Sullivan’a göre, “bu klasik psikoloji deneysel olmayan, fizyolojik olmayan, içebakışçı verilere ya da anekdotal tipte nedensel gözlemlere dayalı ve bir felsefi sistemin tutarlı bir parçası olarak kurulmuş olan psikolojiydi.”

    1879 sonrası modern psikoloji ise, klasik olanından çok daha sistematik, deneysel ve fizyolojik bir çizgide ilerledi. Bu tarihle birlikte psikoloji, felsefe içindeki gelişiminin son evresine ulaşarak, kozasının içinden, sık kullanılan tabirle “bağımsız bir bilim dalı” olarak çıktı.

    Bu farklılıklardan dolayı, psikoloji tarihini, klasik psikoloji ve modern psikoloji tarihi olarak ayırmak bu çalışmanın yazarınca uygun görülmüştür.

    Bu çalışma, çağrışım düşüncesinin yalnız klasik psikoloji içindeki evrimini kapsamaktadır.
     

Sayfayı Paylaş