1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kocaeli Efsaneleri

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve Suskun tarafından 14 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kocaeli Efsaneleri

    [​IMG]

    İZMİT´İN EFSANELERİ

    Zamanımızdan binlerce ve binlerce yıl önce, bir şehir kurmak üzere Anadolu'ya göçen bir avuç insan, döne dolaşa, İzmit körfezinin karşısındaki Baş iskeleye gelir, burada konaklar. Karınlarını doyurmak için olta atarlar denize. Avladıkları ilk canlı irice bir ıstakoz olur. Oturup yerler, hoşlarına gider, burada yerleşmeye karar verirler. Kurdukları şehre de ıstakoz anlamına gelen "Astakos" derler. Tarihçiler bu olayın, Milât'tan önce, 712 yılında olduğunu, paralarının üzerinde, şehri temsil eden ıstakoz resmi bulunduğunu yazarlar.

    Başka bir efsaneye göre, bu bölgenin güzelliği dillere destan perisi Olbia deniz ilâhı Poseidonla evlenir. Bundan nur topu gibi bir oğlan doğurur. Adına Astakoz derler. Devrin bileği bükülmez, sayılı bir kahramanı olan Astakoz, körfezin ucunda bir şehir kurar ve şehre kendi adını verir.
    [​IMG]
    Bir zaman sonra, Bitinya Kralı Nikomedos, buraya gelir. Yeniden bir şehir kurmak ister, önce bir kurban keser, keser ama kurbanı, bir kartal kaptığı gibi havaya kaldırır, götürür karşı tarafta, bugünkü İzmit şehrinin yerleştiği dağın yamacına bırakır. Kral, bunu, şehrin orada kurulacağına işaret sayar. Oraya gelir bir şehir kurar, kendi adını şehre verir, kısa bir süre sonra da başkent yapar.

    Nikomedia şehrini, Selçuklu Türkleri fethederek "Nisemedi" şeklinde söylenen adını önce "İznikmid" e, daha sonra da "İzmit" e çevirirler. Osman Gazi devrinde bu bölgeyi, büyük Türk mücahiti Akçakoca, Bizanslılardan kılıcının hakkıyla alır. Bu yüzden İzmit ve çevresine Akçakoca eyaleti anlamına gelen "Kocaeli" adı verilir.
    [​IMG]
    Nikomedeia´yı Doğu Roma İmparatorluğu´nun başkenti yapan Diocletianus ve selefi Galerius´un adı uyguladıkları baskı ve katliamlar nedeniyle Hıristiyanlık dünyasında on binlerce şehit ve bir çok önemli aziz ile birlikte anılır. Bunlardan en önemlileri şunlardır:

    [​IMG]
    Azize Barbara Efsanesi
    Barbara Hıristiyanlığı kabul eden ilk dört azizeden biridir. Yaşamının büyük bölümünün MS 2. ve 3. yüzyılda Bitinya´nın merkezi Nikomedeia´da geçtiği sanılır. Putperest babası Hırıstiyanlığı seçmesi üzerine cezalandırmak için onu üç pencereli bir kuleye kapattı. Ancak kızının hapsedilmesine rağmen dininden vazgeçmediğini gören baba Dioskoros, mahkeme kararıyla Barbara´yı kendi elleriyle öldürdü. Kızını öldürdükten sonra yolda giderken Dioskoros´u yıldırım çarpar ve yanarak can verir. 4 Aralık 235´te gerçekleştiği rivayet edilen bu olayın anısına çeşitli törenler yapılır. Madenciler, duvarcılar ile topçu birlikleri gibi bazı meslek grupları Azize Barbara´yı koruyucu olarak kabul eder. Barutun maden ocaklarında kullanımıyla patlamanın çıkardığı sesin gök gürültüsü hatırlatması nedeniyle, 4 aralık Avrupa´da madenciler günü olarak kutlanmaktadır.
    Roma döneminde Nikomedeia dünyanın dört büyük kentinden biridir. Ancak geçirdiği depremlerle kent büyük ölçüde tahrip olduğundan bazı kaynaklara göre Azize Barbara´nın hapsedildiği söylenen kulenin yıkılmış olduğu düşünülmektedir. Gerçekten yaşayıp yaşamadığı kuşkulu olduğundan Azize Barbara 1969´da kilise takviminden çıkarıldı.
    [​IMG]
    Aziz Adrian ve Azize Natalia
    Adrian 4. yüzyılda Nikomedeia´da (Geç Roma döneminde Nikomedeia´nın adı Nicomedia ya da Nikomedia olarak yazılırdı) yaşadı ve tahminen 4 Mart 304´te öldü. Pagan bir imparatorluk askeri olmasına rağmen Hıristiyan mahkümlarla arkadaştı, Diocletianus´un Hıristiyanlara uyguladığı sert zulümden etkilenerek Hıristiyan oldu ve bunu halk içinde ilan etti. Romalı askerlerce hapse atıldı. Hırıstiyan olan karısı Natalia erkek çocuk kılığına girerek onu hapishanede ziyaret ederek ilişkisini kesmedi. Ancak Adrian ölüme mahküm edilince kimsenin ziyaretine izin verilmedi. Natalia rüşvet vererek içeri girdi ve Adrian´dan cennete gittiğinde onun için dua etmesini istedi. Vücudu parçalanarak diğer bazı Hıristiyanlarla birlikte ateşe atıldıktan sonra çıkan bir fırtınada yağmur ateşi söndürdü ve vücudundan kalan parçalar Hıristiyanlarca toplanarak daha önce Natalia´yla evlenmek isteyen bir imparatorluk subayının yardımı ile kaçtığı İstanbul Boğazı yakınındaki Argyropolis (muhtemelen Üsküdar) kentine gömüldü ( Daha sonra Roma´ya götürüldü). Natalia daha sonra kocasının bir eli ile bu kente gitti. Natalia Argyropolis´te 1 Aralık günü ( tahminen 311 yılında ) huzur içinde öldü. Sanat eserlerinde Natalia kocasının elini taşırken gösterilir. Adrian askerlerin ve kasapların koruyucu azizidir.
    Aziz George
    Hıristiyanlık tarihindeki en ünlü azizlerden biridir. Aziz George askerlerin, dünyadaki birçok kentin, kilisenin ve İngiltere´nin koruyucu azizidir. Yaşamı hakkındaki kaynaklar kısıtlıdır. Hakkındaki en yaygın hikayelerden birine göre Diocletianus´un Hıristiyanlara uyguladığı zulüm sırasında Nikomedeia´da işkence görmüş ve şehit edilmiş bir askerdir. Hakkında anlatılanlar Doğuda o kadar çok popüler olmuştur ki, özellikle Kapadokya´daki kilise duvarları onu konu alan efsanenin resimleriyle doludur. Efsaneye göre Libya´daki Silene´de insanları yiyen bir ejderha vardır. George oraya gider ve ejderhayı öldürerek kralın kızını kurtarır.
    Aziz Pantaleon
    Adı “merhametli” anlamına gelem Pantaleon 3. yüzyılda yaşadı. Öğretisi hem Doğu´da hem Batı´da yaygındı ve bugüne kadar ulaştı. Nikomedeia´da başarılı bir hekimdi; hem imparatorlara, hem de yoksullara hizmet verirdi. Hıristiyanlığın yerleşmesiyle birlikte tüm tehlikelere rağmen annesinin etkisi altında Hıristiyan oldu.
    Sonuç olarak imparator Maximianus´u kızdıraraktutuklandı, inancını yıkmak için işkence edildi. İmparator sonunda genç hekimi vahşi hayvanların önünü atılmaya mahkum etti. Tiyatro dolmuştu ve Pantaleon´un bir çok hayranı vardı. İmparator hayvanların salınması emrini verdiğinde sonucunu düşünen herkes ürperdi. Pantaleon´un yüzünde korkudan eser yoktu.
    Vücudunun duruşu kesin bir inancı ifade ediyordu. Hayvanlar hızla yaklaştı ancak onun önüne gelince donup kaldılar. Pantaleon´u bir süre kokladıktan sonra her biri onun tarafından kutsanıncaya kadar sakince ayaklarının dibinde durdu. Tiyatrodakilerin önlenemez çığlıkları imparatorun kızgınlığını bir kat daha artırdı.
    Böylece imparator ile genç hekim arasında bir güç düellosu başladı. Efsaneye göre Pantaleon´u katletmek üzere beş çeşit deneme yapıldı: Yakmak, eritilmiş kurşun dökmek, boğmak, tekerleğe bağlamak ve kılıçla öldürmek. Bu denemeler sonuçsuz kaldı. Sonunda kafasının kesilmesini kabul etti. Damarlarından kan yerine süt aktı, bağlandığı zeytin ağacı meyve verdi.
     

Sayfayı Paylaş