1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kolesistografi

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 11 Nisan 2012 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.092
    Beğenileri:
    4.415
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    794 ÇTL
    Kolesistografi ve safrakesesi ultrasonografisi, safrakesesi taşlarının tanısını sağlayan iki temel inceleme yöntemidir. Birlikte kullanıldıklarında, safrakesesi taşlarının kesin tanısına olanak verirler.
    Safrakesesi hastalıkları, özellikle de safrakesesi taşlarıyla ilgili olaylar yakın zamana değin yalnızca ameliyatla tedavi edilebilen hastalıklar olarak görülürdü. Oysa günümüzde bazı olgularda cerrahi yöntemlere gerek kalmadan, bazı ilaçlarla ya da sesüstü dalgalarıyla kese içindeki taşlar parçalanabilmektedir.

    Safrakesesi taşı sık görülen hastalıklardandır. Batı toplumlarında kadınların yüzde 20’sinde, erkeklerin de yüzde 18′inde bu hastalığa rastlanır. Safrakesesi taşı tanısında temelde iki radyolojik yöntem kullanılır. Bunlar safrakesesi ultrasonografisi ve oral kolesistografıdir. Oral kolesistografide damar yerine, ağız yoluyla alınan kontrast madde kullanılır. İki yöntemin taşlan belirleme yeteneği yaklaşık olarak aynıdır. Ama birlikte kullanılmaları durumunda, doğru tanı olasılığı yüzde 100′dür.

    NASIL YAPILIR?

    Kolesistografi çekilirken hastaya ağız yoluyla tablet biçiminde iyotlu kontrast madde verilir. Tabletin bağırsaklarda çözünmesinden sonra emilen iyotlu bileşik kana karışarak karaciğere ulaşır ve karaciğerden de safraya geçerek atılır. Safra yollan ve safrakesesi X ışınlarını geçirmeyen, yani “opak” olan bu kontrast maddeyle dolduğunda görünür hale gelir. Tableti almadan önce hastanın hafif gıdalarla beslenmesi ve müshil ilacı kullanması gerekir. Dikkat edilecek bir başka nokta iyotlu maddeden sonra hastanın hiçbir şey yememesi ve içmemesi-dir.
    Filmler tabletin alınmasından 12-14 saat sonra çekilir. Safrakesesi yeterince görünür hale gelirse, yani iyot içeren madde bağırsaklardan emilip safra kanallarına ve safrakesesine iyice geçmişse, hastaya yağlı bir besin, genellikle yumurta sarısı ya da krema yedirerek safrakesesinin nasıl kasıldığı ve içindeki safrayı ne ölçüde boşalttığı da gözlenebilir.

    KULLANIM ALANLARI

    Hastanın kontrast madde almaşım ve ışınıma uğramasını gerektirmeyen ultraso-nografl yöntemine her zaman öncelik verilir. Ultrasonograflde safrakesesinde-ki taşların sesötesi dalgaların yönünü değiştirmesi sonucunda bir görüntü oluşur. Taşın arkasında ise ses gölgesi denen bir görüntü ortaya çıkar.

    Kolesistografi yönteminin de bazı üstünlükleri vardır. Kontrast maddenin karaciğer hücrelerince alınması, metabo-lize edilmesi, safra kanallarına geçmesi ve safrakesesinde birikmesi, karaciğerin, safra yollarının ve safrakesesinin işlevleri hakkında da kabaca bir fikir verebilir. Ama kolesistografi çekimlerinin yüzde 50’sinde verilen doz düşük olduğundan bu organlar görülemez. Bu durumlarda incelemenin daha yüksek dozda kontrast madde vererek yinelenmesi gerekir.

    Çekimi yapan radyoloji uzmanı, incelemeyi isteyen hekime taşların kesin sayısı, biçim ve boyutları ile ışınları geçirip geçirmedikleri konusunda ayrıntılı bilgi verebilir. Işınları geçiren taşlar en az yüzde 70 oranında kolesterol içerdiğinden, cerrahi olmayan bazı yöntemlerle, yani ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebilir. Radyolog aynca besinsel (yumurta) ya da hormonal (kolesistoki-nin vb) uyanlara karşı safrakesesinin kasılma biçiminde verdiği yanıtlar konusunda da bilgi verebilir.

    Akut belirtiler üzerine hekime başvuran bir hastada oral kolesistografi yapılmasının pek yararı yoktur. Safra kanalı koliği (spazm biçimindeki kasılma) genellikle bir taşın safra kanallarından birini aniden bütünüyle tıkaması sonucunda gelişir. Tıkanıklık çözülmezse, yani taş kanalda kalırsa ve ana safra kanalını aşarak onikiparmakbağırsağına düşmezse, akut kolesistit (safrakesesi iltihabı) ortaya çıkar. Bu durumda kese duvarlarında gelişen iltihap kesenin kasılma özelliğini engellediğinden kolesis-tografiyle hiçbir şey saptanamaz. Dolayısıyla ultrasonografiye başvurulur. Burada ultrasonografiden daha yararlı bir yöntem safrayollan sintigrafîsidir.

    Hiperplastik kolesistoz denen durumlarda, kese dokusunda kötü huylu ya da iltihabi olmayan bir doku kalınlaşması görülür. Adenomiyomatöz değişim olgularında ise safrakesesinin salgı ve kas dokusunda bir artış ortaya çıkar. Kolesterolozda ise safrakesesinin duvar dokularında kolesterol birikimi görülür. Safrakesesinin tümünü ilgilendiren hastalıkların, yerel etki gösteren adenom (iyi huylu tümör), adenomiyom, kolesterol polipi gibi biçimleri de gözlenebilir. Kolesistozlann görülme sıklığı yüzde 5 kadardır; bu olguların yansında safrakesesi taşma rastlanır. Safrakesesi duvarı hastalıkları çok ender belirti verir ve genellikle rastlantı sonucu saptanır. Tedavi ancak bu hastalıkların taşla birlikte bulunması durumunda gerekebilir. Ultrasonografide duvar kalınlığının düzensiz bir biçimde arttığının belirlenmesiyle tanı konabilir. Ama bu tarımın kesinlikle oral kolesistografıyle desteklenmesi gerekir.
    Safra yollarında tıkanmaya bağlı sanlığın temelinde yatan nedenin en kısa zamanda doğru olarak belirlenmesi gerekir. Günümüzde sarılık olgularında seçilen ilk tanı yöntemi ultrasonografidir. Ultrasonografide Önce safra yollarının çaplan incelenir. Safra yollannda bir genişleme yoksa, sanlık nedeni çoğunlukla karaciğerdedir. Karaciğerin içinde farklı yoğunluk veren, yani karaciğerden farklı koyulukta görünen bir tümör olasılığı dikkatle araştırılır. Ultrasonografide bir neden saptanmamışsa, bilgisayarlı tomografi yapılır. Bu incelemede safra yollarının genişlemediği görülürse, genellikle ultrasonografide saptanamamış bir tümöral yapı ortaya çıkacaktır.

    Ultrasonografide safra yollarının genişlediği görülürse, safra yollarının tıkanmasına ve sanlığa neden olan olayın, taş gibi mekanik bir engel olduğu sonucuna vanlır. Ultrasonografiyi deneyimli bir hekim gelişmiş bir aygıtla çekiyorsa, tıkanıklığın safra yollarının hangi bölümünde ve hangi düzeyde olduğunu belirleyebilir. Genişleme ana safra kanalı ile safrakesesine de ulaş-mışsa, tıkanıklığın karaciğerden uzakta, onikiparmakbağırsağına yakın bir yerde olduğu sonucuna vanlabilir. Bu tip tıkanıklıklar pankreasın baş bölümüne yerleşmiş bir tümör kütlesinin safra yollan-na dışandan baskı yapması gibi nedenlerle gelişebilir. Büyük safra kanallan genişlememişse tıkanıklığın karaciğere yalan bir yerde olduğu düşünülmelidir. Bu duruma genellikle karaciğerin Jbirin-cil ya da ikincil tümörleri yol açar.
    Ultrasonografi lezyonun yapısı hakkında yeterli bilgi veremez. Ama pankreasın normalden büyük görünmesi gibi bir olguda pankreas kanseri ya da pankreas iltihabı tanışma yöneltir. Bu durumda kesin tam bilgisayarlı tomografi kesitlerinde, farklı yoğunluktaki tümör kütlelerinin belirlenmesiyle konur. Sanlık bir ana safra kanalı taşma bağlıysa, bilgisayarlı tomografi çok sayıda kesit alındığında bile tanıya götürücü bilgileri veremeyebilir.
     

Sayfayı Paylaş