1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Komadayken Ahiretin Perdeleri Açılır

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve -araz- tarafından 22 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. -araz-
    Ayyaş

    -araz- EYVALLAH... V.I.P

    Katılım:
    24 Aralık 2011
    Mesajlar:
    4.727
    Beğenileri:
    368
    Ödül Puanları:
    3.980
    Banka:
    439 ÇTL
    NİHAT HATİPOĞLU

    İnsanın ölüme yakın olduğu anlarda, dünyaya ait kapıları kapanırken, ahiretin perdeleri açılır. Kişi, cennet ve cehennemden hangisine gideceğini görür. O anda her şey yavaş yavaş matlaşır.
    Hep merak etmişizdir. Sekerat, yani koma halindeyken kişi neler görür, neler yaşar? Ölüme yakın olan o anda, dünyaya ait kapılar yavaş yavaş kapanır ve ahiret alemine ait perdeler açılır. Kişi cennet veya cehennemden hangisine gideceğini görür. Bazı kişilerde görülen telaş hali, bazı kişilerde görülen rahatlık hali de bu gördüklerinden kaynaklanmaktadır. O anda her şey yavaş yavaş matlaşır. Kişi siyah veya beyaz bir ışık görür. Bir sahabe vefat ederken, Hz. Peygamber'e (s.a.v.), "Ey Allah'ın Resulü! Siyah bir ışık görüyorum" dediğinde, efendimiz dua etmiş ve siyah ışık uzaklaşmıştır. Kişi ölmek üzereyken ölüm meleğini görür. Mümin kişi ölüm meleğini güzel bir surette görür. Zalim ve imansız kişi ise ölüm meleğini en korkunç haliyle görür. Kişinin canı, boğazına yanaşınca (Nisa, 18) o anda bir şey yapamayacağını anlar ve elleriyle ayakları birbirine karışır.
    SON ANDAKİ TÖVBE
    Daha önce iman etmemiş kişinin son andaki tövbesi fayda sağlamaz. Bu hal bir Müslüman için geçerli değildir elbette. Bizler son andaki imansızın imanına, Firavun imanı deriz ki reddedilen bir imandır. Ölüm anının zor olması kötü bir işaret değildir. Hz. Aişe; "Resulullah (s.a.v.) vefat ederken, alnının nasıl terlediğini gördükten sonra sekeratın nasıl zor olduğunu anladım" derdi. Bazen Allah (c.c.) sekeratı zor yapar ki kişinin manevi derecesi yükselsin. Bu halle bazen günahlarını affettirir. Hz. Ömer, kişinin günahlarına tövbe yetmemişse Allah sekeratı zor yapar ki, 'ruhunu cennete uzatsın' der. Elbetteki bu tarifler Peygamberler için geçerli değildir. Bazen imansız insanın sekeratı son derece kolay olabilir. Bunu şöyle yorumlarlar; imansız insan iyi bir iş yapmışsa sekeratı kolay olur ki, yaptığı iyiliğin karşılığını dünyada alsın. Ahirette bekleyebileceği bir şey kalmasın. Bu nedenle Ömer bin Abdülaziz; "Sekeratın kolayını istemem, zira o günahları affettirir" derdi. Azrail ruhu, herhangi birimizin önümüzdeki sofradan yemeği alması gibi rahat alır. Denilir ki, Azrail daha önce birçok insana görünüp tedbirini al dermiş. Daha sonraları bu hal kaldırıldı. (Suyuti, Şerhu's-Sudur) Ruhu alan Azrail'in yanında rahmet ve azap melekleri vardır. Ruhun sahibi nereyi hak ediyorsa melekler ona göre onu alıp, berzah alemindeki o yere doğru onu götürür. Abdestli dolaşmak, bol bol Kuran okumak, cuma akşamı namaz sonrası iki rekat nafile namaz kılmak, beş vakit namaza devam etmek, bol bol salat ve selam vermek, kul hakkına dikkat etmek ölüm anını kolaylaştırır. Rabbim tümümüze o zor anda yardım etsin.
    AYIPLARI ÖRTMEKTE GECE GİBİ OLUNMALI
    Yüce Rabbimizin isimlerinden birisi de "Settar" ismidir. Örten ve örtücü olan anlamındadır "Settar". Ayıpları, kusurları, hataları örten. Aslında yüce Allah, hem dünyada, hem de ahirette kusur ve günahlarımızın çoğunu örtmektedir. Dünyada bunu birebir yaşıyorsunuz. Hiçbirimizin alnında işlediğimiz günahlar yazılmıyor. Şayet kusur ve günahlarımız alnımıza yazılsa ve her birimiz diğerimizin kusur ve günahlarını okuyabilseydik, birbirimizin yüzüne bakabilir miydik? Yüce Rabbimiz, merhametinin bir yansıması olarak bunu kapatıyor, örtüyor. Ahirette de Rabbimiz birçok kusur ve günahlarımızı örtecek. Amel defterimizi mahşerde elimize aldığımızda nokta ve virgülüne kadar her şeyin yazıldığını ama birçok günahın üstünün çizildiğini göreceğiz. Bir tövbe, bir iyi niyet, bir iyilik, bir merhamet bunların silinmesine vesile olabilecektir. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) yanına çenesinden şarap damlayan birisi getirilir. Getirilmekle yetinilmez, hemen ceza verilmesi arzu edilir. Bir Müslümanın karşısına işlediği günahla getirilmesinden rahatsız olan Allah'ın Resulü (s.a.v.) daralır. Ve şu unutulmaz dersi verir: "Biz, bir kusur ve kötülük kendiliğinden ortaya çıkarsa yapılması gerekeni yaparız." (Ebu Davud, Edeb, 37) Özel hayat setredilmesi gereken alanlardan birisidir. Bunu tespit edip yaymak, günaha karşı direnci azaltır. Günahı alenileştirir. Normal bir hadise haline getirir. Başkalarının da aynı günahı işlemelerine zemin oluşturur. Özel hayatı başkalarının deşifre etmesi kadar, kişinin kendisinin de deşifre etmesi bir o kadar günah ve çirkindir. Hz. Peygamber (s.a.v.) en büyük günahlardan birisi olarak kişinin geceleyin karısıyla mahreminde, yatak odasında, fısıldaştığı şeyi, ertesi gün başkalarıyla paylaşmasını gösterir. Bunu anlatamazsın buyurur. Bugün etrafımıza baktığımızda, boşanma haberlerinin hemen ardından birbirlerinin açığını, gizli hallerini medyaya ilan eden kişileri görebiliyoruz. Hiçbir ilke tanınmadan röportajla veriliyor ve karakterler, şahsiyetler rencide ediliyor. Kime faydası var! Topluma mı, boşayana mı, boşanana mı? Elbette hiçbirine. Bundan sadece ve sadece nefis ve şeytan nemalanır. Ayıpları örtmekte gece gibi olmak lazım. Çünkü bir Müslüman kardeşinin ayıbını örteni Allah da örtecektir. Hadislerde deniliyor ki; mahşerde Rabbimiz kulunu şefkatle yanına yaklaştırır. Sorar: "Sen şunu, şunu yaptığını hatırlıyor musun?" Kul; "Evet Ya Rabbi" der. Allah bütün günahlarını kuluna itiraf ettirir. Nihayet kul helak olmasına ramak kaldığını anlar. Kaçacak, gidecek, sığınacak yeri kalmamıştır. Mazereti de yoktur. Başını önüne eğer ve korku ile utanç içinde verilecek kararı bekler. İşte o anda, merhamet sahibi olan Allah (c.c.); "Hadi git. Dün seni örtmüştüm. Bugün de örtüyorum" buyurur. (Buhari, Edeb, 60; Müslim, Tevbe, 52)
    BÜYÜKLERİN DUALARI
    İmâm Şafiî'nin Duası: O'ndan başka ilah yoktur. O, üstündür, hikmet sahibidir. Muhakkak ki Allah katında din, İslâm'dır. Ben de Allah'ın tanık olduğu şeye tanıklık ederim ve bu tanıklığı, Allah'a emanet ederim, onu bana kıyamet gününde versin. Allah'ım her türlü âfet ve belâdan, gece ve gündüz gelecek musibetlerden, kutsallığının nuruna, kutluluğunun büyüklüğüne, temizliğinin azametine sığınırım. Hayırdan başka bizi her şeyden koru, bize yalnız hayır ver Allah'ım. Sığınacağım varlık sensin, sana sığınırım, sığınılacak yer sensin, sana iltica ederim, yalnız senden yardım dilerim, ey huzurunda zorbaların küçüldüğü, Firavunların boyunlarının eğildiği Rabbim. Senin yüzüstü bırakmandan, örttüğünü açmandan, senin zikrini unutmaktan, şükründen yüz çevirmekten sana sığınırım. Gece ve gündüz, uykuda ve uyanıkken, hazarda ve seferde, hayatta ve ölünce senin himayendeyim. Seni anmak benim şiarım, seni övmek benim örtümdür. Senden başka ilah yoktur. Azametini yüceltmek için, zâtının yüceliğini anmak için seni tesbih eder, sana hamd ederim. Ya Rabbi, beni yüz üstü bırakma, kullarının şerrinden beni koru.
    Soru-cevap
    1- Sabah namaz vakti ezanı duymasam da namaz kılabilir miyim?
    Sabah namazının vakti "imsak" vaktiyle girer. Takvim yapraklarındaki imsak vaktinin yazıldığı saat gelince, sabah namazını kılabilirsiniz. Ezanı duymanız veya beklemeniz gerekmez.
    2- Sperm bankacılığı sakıncalı mı?
    Aralarında evlilik bağı olan (yani karıkoca) eşler arasında tüp bebek için döllendirme caizdir. Ancak nikâh bağı olmayan herhangi bir kişiden sperm transferi caiz değildir. Bu nedenle de bazı ülkelerde görülen 'sperm bankacılığı' dinen meşru değildir.
    3- Peygamberimizin uyumadan önce vücudunu okuyup sıvazladığını duydum. Acaba ne okurdu?
    Peygamberimiz uyumadan önce Kuran-ı Kerim'den birçok sure okurdu. Ama sizin kastettiğiniz olay şudur: O, uyumadan evvel ihlas, felak ve nas surelerini okur, ellerine üfler ve vücudunu sıvazlardı.
     

Sayfayı Paylaş