1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Komşuluk mu? Komşuculuk mu...

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve alemdar tarafından 16 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. alemdar
    Cesur

    alemdar Öyle bir geçer zaman ki! V.I.P

    Katılım:
    27 Haziran 2010
    Mesajlar:
    2.866
    Beğenileri:
    2.544
    Ödül Puanları:
    6.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    ATAMIZIN ŞEHRİNDEN
    Banka:
    3.934 ÇTL
    Nereden başlasam bilemedim. Öyle bir durum ki bu, hepimizi ilgilendiriyor...
    Bir derdin olsa, herhangi bir ihtiyaç, hemen komşuya koşar insan... Birbirinin tozunu, gürültüsünü
    çeker... Çekmelide...(İnatlaşmalar hariç) Ayrı ayrı konutlarda otursak ta, aynı evin farklı odalarından bakarız
    hayata... Aynı beton yığınının içinde farklı farklı yürekler... Elbet her komşunla iyi veya kötü olacaksın
    diye bir kural yok. Sevmesek de saygı duymalıyız, durumu tam da burada cuk oturuyor... Her şeyden önce
    insan olduğumuz için, sonra aynı çatı altında olduğumuz için, iyi veya kötü bir selamlaşma, paylaşma
    dertleşme, yardımlaşma, eğlenme, üzülme, vesaire... Tüm bu durumları yaşıyamıyorsak bile en azından
    tebessüm etmeyi becerelim. Birbirini görünce bir selamı esirgemeyelim. İnsanlığın öldüğü yerde komşuluk
    da yaşamaz elbet... Şu kısa ömrümüz de birbirimizin ahını alana kadar, duasını alsak ya!...
    Komşuluk mu? Komşuculuk mu? O da ayrı mesele. Çıkarlar uğruna, ya da neme lazımcılık
    uğruna yüze gülüp arkadan atıp tutmak ta ayrıca hüzün verici... Bencilik kavramının bittiği bizcilik
    kavramının başladığı bir yaşam hayal ediyorum. Hayal ediyorum maalesef, çünkü o kadar çok bencilik
    ve bencillik var ki!...
    Komşuculuk, evcilik oynar gibi değil... Gerçek bir komşu olabilme gibi...
    Ekşimiş suratlar, kinayeli bakışlar, çekememezlikler, dedikodular, vesaire... Eskiden bir çorba pişerken
    yayılan koku hangi komşuya gidiyorsa, o komşunun kapısında belirir di çorbayı pişirenler... Şimdilerde
    arkalarını dönüp tıkınıyorlar... Eskiden kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez, olayı yoktu. Tavuk gelen yere
    Kazla gitmeler vardı. Şimdilerde, hep kaz bekliyorlar... En yakın akraban dan en yakın dostundan bile
    yakın, oysa komşular, bir adım ötede... Her ne kadar samimi olunmasa da... Ama ben bir komşuma bir şey
    olsa koşup gidiyorum ve giderim bunu yaşıyorum ve öyle düşünüyorum. Ama maalesef, nedeni bilinmez
    fesatlık larla onlar öylece bakakalıyor...Ben komşuculuk oynamak değil, adam gibi komşuluk yapmak isterim. Öyle dudağının ucuyla mırıl mırıl değil, taaa içinden gelen samimiyetle gürül gürül konuşmak isterim... Kimseleri değiştirecek değiliz elbet, hayat bize öylece kabullenmeyi de öğretti, gerektiğinde
    gerekeni yapmayı da... Bizler yiyilecek pastaların, içilecek çayların değil, komşuluk ilişkilerinin güzel olmasından yanayız önce... Ama maalesef, maalesef... Aynı çatı altında komşuluk yapamıyorsak, o da bizlerin sorunu yine... Komşu komşunun külüne muhtaç dır. Nede güzel söylenmiş... Ama maalesef
    bizler birbirimizi küle çeviriyoruz...
    Komşuculuk değil... Gerçek komşuluk yapmamız / yapmanız, dileğiyle...
    Gerçek komşulara...
     
    Çağlayağmur bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş