1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Köroğlu- Hayatı ve Eserleri

Konusu 'Yazar / Şair' forumundadır ve jeriko tarafından 24 Şubat 2009 başlatılmıştır.

Etiketler:
  1. jeriko

    jeriko Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    4 Kasım 2008
    Mesajlar:
    5.268
    Beğenileri:
    49
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    657
    Yer:
    Anadolu (bu kadar ayrıntı iyi)
    Banka:
    314 ÇTL
    Ünlü bir destana konu olmuş bir halk kahramanıdır. Bu isimde XVI. yüzyılda yaşamış bir halk şairi de vardır. Ama tarihî kişiliği bilinemeyen, asıl Köroğlu, XVII. yüzyılda Bolu havalisinde yaşamış, sonradan ünü bütün Anadolu'ya yayılmıştır. Babası da Bolu beyi tarafından gözlerine mil çektirilerek cezalandırıldığı için Köroğlu diye tanınmıştır. Zulme karşı ayaklanarak halkın hakkını koruması, onu destansı bir kahraman haline getirir.
    XVII. yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu tarihinde merkeze bağlı olmayan teşkilâtın iyice meydana çıktığı, buna karşılık, saraya bağlı, sadrâzama bağlı beylerin, valilerin de yer yer başlarına buyruk olarak halka zulmedebildikleri bir devirdir. İşte böyle bir devirde Bolu Beyi Süleyman Bey, kendisine bunca yıl hizmet etmiş seyislerinden birine fena halde kızarak gözlerine mil çekilmesini emretmişti. Bolu Bey'i son derece katı yürekli, zalim bir adamdı. Her ne kadar kendisini sevenler araya girdilerse de dediğinden dönmedi. Buyruğunu vaktinde yerine getirmemiş olan zavallı seyisin gözleri kör edildi ve sıska bir ata bindirilerek kaleden dışarı atıldı.
    Yaralı seyis at sırtında yolda kalınca sesini çok iyi tanıyan atının kulağına eğildi ve:
    – Dünya bana zindan oldu, beni köyüme götür... dedi.
    Az gittiler, uz gittiler, dere tepe düz gittiler, sonunda seyisin köyüne vardılar. Uzaktan at sırtında yığılı babacığının geldiğini gören on beş yaşındaki oğlu, ermiş yetmiş bir insan gibi onun ıstırabını anladı, koşup attan indirdi, anasının yanına getirdi. Seyis olanları “Hal ve keyfiyet böyle böyle” diye bir bir anlattı, oğulcuğundan öcünün alınmasını vasiyet ederek oracıkta ruhunu teslim etti.
    Köroğlu, on beş yaşında ata bindi. Babasına verilen kır at canlandı, sıskalığı gitti, şahbaz bir hayvan oldu. Köroğlu, atına atladığı gibi dağlara çıktı. Kılıç kuşandı. Babasının intikamını almak üzere ant içti. Yolda rastladığı bir çobanın sazını alarak terkisine asmıştı. Kime rastlasa hayvanını durdurur, sazını eline alır, tıngırdatarak Bolu Beyinin zulmünü anlatırdı.
    Her yerde aradığı bu zâlim adama günün birinde rastlayacağını biliyordu. Giderek hayvanı rüzgâr kesildi. Nerede bir yolsuzluk olsa köylü Köroğlu'na haber salardı. O da gelir, ortalığı düzene kordu.
    Bir gün Çamlıbel'de konaklamıştı. Bir kervancının, yolcularından bir genç adamı soyup döverek uçuruma attığını gördü. Bir kılıçta kervancının başını uçurdu. Öteki adamlar kendisine hayır dua ettiler. Uçurumdan çıkardığı genç yolcu ise:
    “Hayatımı kurtardın, gayri ben senin kulun kölenim” dedi. Köroğlu onun adının Ayvaz olduğunu, kervanın da Bolu, Beyine yük götürdüğünü öğrenince Ayvaz'ı yanına aldı. Beraber yola çıktılar.
    Bir Köroğlu, bir Ayvaz, etrafı kasıp kavuran, fakir köylüyü haraca kesen zâlim Bolu Bey'ini bulmaya çıktılar. Şehre yaklaştıkları sırada bir kale vardı. Sabahın bir vaktinde kale mazgallarından hazin bir şarkı duydular. Bu şarkıyla bir genç kız kendisinin Bolu Beyi'nin kızı olduğunu, babasının sırf kimseyi sevmesin diye kendisini oraya kapadığını göz yaşları içinde anlatıyordu. Köroğlu sazı eline aldı, kıza sabırlı olmasını, dönüşte kendisini kurtaracağını söyledi.
    Bolu'ya vardıklarında büyük bir alana halk toplanmıştı. Şenlikler yapılıyordu. Köroğlu elbise değiştirerek pehlivanlar arasına katıldı. Bir bir hepsini alt etti. Sonunda Bolu Bey'i huzuruna çağırttı onu ve:
    –Bre pehlivan, sen kimsin? Seni muhafızlarıma bey yaptım...dedi.
    Köroğlu da: “İşte ben o gözlerini kör ettirdiğin seyisin oğluyum” diyerek kılıcını çaldığı gibi herkesin dehşet dolu bakışları önünde Bolu beyinin kellesini uçurdu ve halkı bir zâlimden kurtardı.
    Ondan sonra hemen Ayvaz'ı gönderip kaleden Beyin kızını getirdi. Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle kendine nikâhladı. O tarihten sonra Bolu Bey'i olarak halka adaletle muamele etti.

     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    KÖROĞLU

    Köroğlu, ünlü bir halk hikayesi, daha doğrusu bir halk romanıdır. En az dört yüzyıldan, beri sanat susuzluğunu gidermekte, kahramanlık duygularım beslemektedir.

    Yiğit ve mert bir kahraman tipi olan Köroğlu, her Türk gencinin ruhunda onun gibi karakterli olma ülküsünü, besledi. Halk şiirinin koçaklamalarında hep onun örnek alındığı görülür.

    Köroğlu, bir kanun kaçağı, devlete karşı gelmiş bir dağ adamıdır.Yollar keser, kervanlar vurur. Babasının gözlerine mil çektiren zalim Bolu Beyi'nin ordularını bozar, dağıtır. Sık sık Bolu'yu basar, şehrin altım üstüne getirir.

    Bu yaptıkları, örnek alınacak davranışlar değildir elbet. Ama, Köroğlu'nu haklı gösterecek yönleri vardır. Bir defa haksızlığa, zulme karşı ayaklanmıştır. Bu arada kendisi hiç bir zaman haksızlığa sapmamıştır. Onun, hikayesinin en yaygın olduğu yüzyıllar, Osmanlı Devleti de büyük iç ve dış sarsıntılar geçirmektedir. Ortalıkta, bundan yararlanan derebeyi tipleri türemiştir. Vilayetlerde valiler halkı ezmekte, çifte vergiler almakta, zulmün her çeşidini yapmaktadır.

    Namuslu valiler haklı ya da haksız, devlete karşı büyük ayaklanmalar düzenlemekte, bu arada üzerlerine gönderilen ordular karşısında halk ezilmekte, canından bezmektedir. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, Osmanlı tarihinde Celali diye anılan ve yurdun her yanını sarmış, küçük büyük eşkıyalar türemiştir.

    Arada ne oluyorsa yine halka, köylüye olmaktadır. İşte, bu son derece korkulu ve tehlikeli ortam için de, gerçek olmasa bile, ona avuntu veren bir hayali kahraman çıkıyor. Bu, Köroğlu'dur. O'nun sevimli, şövalye varlığında halk kendini buluyor onda avuntuya
    kavuşuyor. İşte, bu ruhsal yaratı nedeniyle halk onu seviyor.

    Yalnız bu kadar da değil. Ayrıca, sanat isteklerini de onda buluyor halk. Gerçekten, Köroğlu'nun sanatı gerek konu olarak, gerek işleniş bakımından kusursuzdur. Konuda olaylar çok ustalıkla birbirine bağlanır, düğümlenir, heyecan artar; sonuç beklenmedik biçimde ortaya çıkar.Usta sanatçıların anlatma başarısıyla orta zaman şövalye tipinin en mükemmeli oluşur.

    Yer yer ve sık sık araya türküler girer. Böylece, dinleyicinin müzik istekleri de karşılanmış olur. Türküler, kalıp ve ruh bakımından pek başarılıdır. Bunlar, asıl konuyla yakından ilgili olmakla beraber, Köroğlu'nun mert karakterini de yansıtır. Yerine göre çok içli, lirik şiirlere de rastlarız.

    İşte, gerek konu, gerek estetik yönün bu kadar güçlü oluşu nedeniyle, Köroğlu hikayesi her çevrede büyük ilgi toplamış büyük ve ölmez bir eser olarak edebiyatımızda yerini almıştır. Bu bakımdan edebiyat tarihçilerinin uzun süreden beri üzerinde çalıştıkları bir konu olmuştur Köroğlu.




    KÖROĞLU HİKAYESİ

    Bolu beyi, at meraklısı bir beydir. Atçılıkta usta olan seyisi Yusuf'u, güzel ve cins 'at aramak üzere başka yerlere gönderir. Yusuf günlerce gezdikten sonra, obanın birinde istediği gibi bir tay bulur. Bu tayı doğuran kısrak, Fırat kıyısında otlarken, ırmaktan çıkan bir aygır kısrağa aşmış, tay ondan olmuştur. Irmak ve göllerin dibinde yaşayan aygırlardan olan taylar çok makbuldür, iyi cins at olur.

    Yusuf, tayı sahiplerinden satın alır. Yavrunun şimdilik gösterişi yoktur. Hatta, çirkindir bile. Ama ileride mükemmel bir küheylan olacaktır. Yusuf bunu biliyor. Sevinerek geri döner. Bey, bu çirkin ve sevimsiz tayı görünce çok kızar, kendisiyle alay edildiğini sanır. Yusuf'un gözlerine mil çektirir. Tayı da ona verir, yanından kovar. Kör Yusuf köyüne döner. Olanı biteni oğluna anlatır. Bolu Beyi'nden öc alacağını söyler.

    Baba Qğul, başlarlar tayı terbiye etmeye. Yıllar geçer. Tay artık mükemmel bir küheylan olmuştur. Rüzgar gibi koşmakta, ceylan gibi sıçramakta, türlü savaş oyunu bilmektedir. Bu arada Kör Yusuf'un oğlu Ruşen Ali de büyümüş, güçlü kuvvetli bir delikanlı olmuştur .O da her türlü şövalyelik oyunlarım öğrenmiş pir babayiğittir.

    Bir gece Yusuf, düşünde Hızır'ı götür. Hızır ona yapacağı işi söyler. Hızır'ın önerisiyle baba oğul yola çıkarlar. Bingöl dağlarından gelecek üç sihirli köpüğü Aras ırmağında beklerler. Bu üç sihirli köpükle Yusuf' un hem gözleri açılacak, hem intikam almak için gereken kuvvet ve gençliği elde edecektir.

    Bunu bilen oğlu Ruşen Ali, köpükler gelince, babasına haber vermeden, kendisi içer. Yusuf, durumu öğrenince üzülür, ama bir yandan, da sevinir. Kendi yerine oğlu, öcünü alacak bir bahadır olacaktır. Bu sihirli köpüklerden biri körün oğluna sonsuz yaşama gücü, biri yiğitlik, öteki de şairlik bağışlamıştır. Bir süre sonra Yusuf, oğluna öç almasını vasiyet ederek ölür.

    Körün oğlu Ruşen Ali d:ağa çıkar .Gelen geçeni soyar. Ünü yayılmaya başlar .Kendisi gibi kanun kaçakları yanında toplanmaya başlarlar. Artık adı Köroğlu olmuştur. Bolu şehrinin karşısında, Çamlıbel'de, bir kale yaptırır. Küçük bir ordusu vardır. Çamlıbel'de geçen kervanlardan bac alır. Vermeyen kervanları soyar. Üzerine gönderilen orduları bozguna uğratır.

    Bir gün, güzelliğini duyduğu Üsküdar Kasapbaşı'sının oğlu Ayvaz'ı kaçırır, Çamlıbel'e getirir, evlat edinir. Başka bir gün, Bolu Beyi'nin bacısı Döne Hanım'ı kaçır'ır, evlenirler. Aradan yıllar geçer, Bolu'yu basar, yakar, yıkar. Bolu Beyi'nden babasının öcünü alır. Bolu Beyi de Köroğlu'na karşı düzenler kurar. Bir defasında Köroğlu'nu, başka bir seferde de Ayvaz'ı yakalatır. Zindana atar. Ama, Köroğlu ve adamları her zaman hile ve cenkle kurtulurlar.

    Köroğlu, ara sıra Gürcistan, Çin gibi uzak ülkelere de seferler açar. Yeni yeni serüvenlere atılır, büyük vurgunlar yapar. Bu arada küçük, fakat heyecanı birçok olay da geçer. Sonunda delikli demir (tüfek) ortaya çıkınca eski bahadırlık geleneği bozulur, dünyanın tadı kalmaz. Ve bir gün Köroğlu, beylerine dağılmalarını söyleyerek Kırklara karışır, kaybolur. Daha önceden Kır-At da sır olmuştur. O Kır-At ki, nice yıllar, olağanüstü bir güçle Köroğlu'na hizmet etmiştir.

    Başka bir söylentiye göre, bir Yahudi bezirganın getirdiği tüfekle oynayan beyler, birbirlerini öldürürler. Köroğlu, buna üzülerek kayıplara karışır. Yine bir başka sôylentiye göre de, Köroğlu dağda rastladığı çobanda tüfeği görür. Sorar, ne olduğunu. Aldığı karşılığa inanmaz. Denemek için kendine çevirir, tetiğe dokunur. Ve yaralanarak ölür. Sonra beyleri de dağılırlar.

    Yaşlı bir çınar gibi devrilen Köroğlu'nun hikayesi sona erer.




    Eserleri...

    BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİNE

    Benden selam olsun Bolu beyine
    Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
    Ok gıcırtısından gürzün sesinden
    Dağlar seda verip seslenmelidir

    Düşman geldi tabur tabur dizildi
    Alnımıza kara yazı yazıldı
    Tüfek icad oldu mertlik bozuldu
    Eğri kılıç kında paslanmalıdır

    Köroğlu düşer mi yine şanından
    Ayırır çoğunu er meydanından
    Kır-At köpüğünden düşman kanından
    Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır





    1
    Kır atım meydan yerinde
    Gezer horlayı horlayı
    Bir kötü az bin kavgadan
    Kaçar zorlayı zorlayı

    Kır ata yakışır bunlar
    Yiğit geyer demir donlar
    Ak gövdeden kızıl kanlar
    Akar şorlayı şorlayı

    Köroğlu der al kanları
    Yere serer çok canları
    Eğri kılıç düşmanları
    Kırar parlayı parlayı

    2
    Mert dayanır namert kaçar
    Meydan gümbür gümbürlenir.
    Şahlar şahı divan açar.
    Divan gümbür gümbürlenir.

    Yiğit kendini övende
    Oklar menzili döğende
    Kılıç kalkana değende
    Kalkan gümbür gümbürlenir.

    Ok atılır kalasından
    Hak saklasın belasından
    Köroğlu'nun narasından
    Dağlar gümbür gümbürlenir.

    3
    Benden selam olsun Bolu Bey'ine
    Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
    Ok gıcırtısından kalkan sesinden
    Dağlar seda verip seslenmelidir.

    Düşman geldi tabur tabur dizildi
    Alnımıza kara yazı yazıldı
    Tüfek icad oldu mertlik bozuldu
    Eğri kılıç kında paslanmalıdır.

    Köroğlu düşer mi yine şanından
    Ayırır çoğunu er meydanından
    Kır at köpüğünden düşman kanından
    Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır

    4
    Muhanetlik etmek değil karımız
    Şehriyar sözüne uyanlardanız
    Meydana girende yoktur korkumuz
    Kazaya ırıza diyenlerdeniz.

    Ödleklerle hoş değidir aramız
    Teke tek düşmana varmak töremiz
    Muhanete sardırmayız yaramız
    Yarayı kendimiz saranlardanız

    Bineyidim kır atımın üstüne
    Alıyıdım hançerimi destime
    Gafili varmayız düşman üstüne
    Vakte hazır olun diyenlerdeniz.

    Köroğlu'm çıkalım dağlar salına
    At sürelim mal yemezin malına
    Başım koydum arkadaşın yoluna
    Başı dost yoluna koyanlardanız

    5
    Karşıdan gelen piyade
    Bizim eller yerinde mi?
    Etekleri çemen olmuş
    Karlı dağlar yerinde mi?

    Çamlıbel'in koyağında
    Sular akar ayağında
    Şirin döne yanağında
    Siyah benler yerindemi?

    Köroğlu der öğündüğüm
    Taşlar alıp döğündüğüm
    Arka verip sığındığım
    Koca çamlar yerinde mi?

    6
    Kimisi pınar başında
    Kimisi yolun dışında
    Al giyen onbeş yaşında
    İlle mavili mavili

    Kimisi dağlarda gezer
    Kimisi incisin dizer
    Al giyen bağrımı ezer
    İlle mavili mavili

    Kimisi odun devşirir
    Kimisi kahvesini pişirir
    Al giyen aklım şaşırır
    İlle mavili mavili

    Köroğluyum derki’n olacak
    Mavili benim olacak
    Takdir yerini bulacak
    İlle mavili mavili


    7
    Hemen mevla ile sana dayandım
    Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey
    Yoktur senden gayri kolum kanadım
    Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey

    Yüce yüce tepesinden yol aşan
    Gitmez oldu gönlümüzden endişen
    Mürüvvetsiz beyden yeğdir dört köşen
    Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey

    Hep sınadım Osmanlı'nın alını
    Bulamadım hergiz gönlüm alanı
    Anıcağız sevdiğimin halini
    Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey

    Köroğlu der tepelerden bakarım
    Gözlerimden kanlı yaşlar dökerim
    Bunca yıldır hasretini çekerim
    Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey

    8
    Yurun aslanlarim savas edelim
    Buna kavga derler bey ne pasa ne
    Haykirip haykirip kelle keselim
    Seyreyleyin eli ayagi sasana

    Yuru beyler cenge harbi calinir
    Iyi kotu bu meydanda bilinir
    Kilic deger adam iki bolunur
    Nusret bizim beyler neci pasa ne

    Gurzun kostegini kola takmali
    Arap ati saga sola yikmali
    Kargilar mizraklar birden kalkmali
    Firsat vermen Arap atlar kacana

    Koroglu der durun edek cengimiz
    Bundan belli olsun yigit hangimiz
    Uc saat surmeli burda hengimiz
    Tarih yazin su daglara nisane


    9
    Eğer kendilerinde erlik var ise
    Gelsin doguselim Bolu Beyleri
    Kanından susayip candan geçerse
    Gelsin doguselim Bolu Beyleri

    Atina bindi de eyledi dizgin
    Alaylari catip etti mi bozgun
    Lesine kondurmak isterse kuzgun
    Gelsin doguselim Bolu Beyleri

    Kocyigitleri de aldim yanima
    Keskin kilicimi taktim belime
    Serimden gecmisim bakmam olume
    Gelsin doguselim Bolu Beyleri

    Karsida durana kalmaz kararim
    Dogrulup gelene yoktur zararim
    Ya sehitlik ya gazilik dilerim
    Gelsin doguselim Bolu Beyleri

    Ala sadagimi sundum ozume
    Hezaran kalkanim aldim dizime
    Koroglu der kan gorundu gozume
    Gelsin doguselim Bolu Beyleri

    10
    Dinle sözlerimi han oğlum Ayvaz
    Yükletin kervanı dengine bakın
    Erlik meydanına girdiğin zaman
    Kuşanın kılıcı gencine bakın

    Düşmanın üstüne eyledim akın
    Dönüşüm yok zamanın yakın
    Fakir fukarayı incitmen sakın
    Mal yemez tamahkar zengine bakın

    Köroğlu her zaman kurdu meydanı
    Ben bilirim yahşi ile yamanı
    Aman dileyenden kesmen amanı
    Dertli olanların derdine bakın

    11
    Bağdat'a sefer edenler
    Hoylu'm nic'oldu gelmedi?
    Turna teline gidenler
    Hoylu'm nic'oldu gelmedi?

    Bagdat'a sefer eyledim
    Hoylu'm da kaldi gelmedi
    Acem ile ceng eyledim
    Hoylu'm da kaldı gelmedi

    Düğünü bozup gidenler
    Badeyi süzüp gidenler
    Acem ile ceng edenler
    Hoylu'm nic'oldu gelmedi

    N'olsam koç Köroğlu n'olsam
    Hoylu'yu düşümde görsem
    N'olaydı da ben de ölsem
    Hoylu'm da kaldı gelmedi

     

Sayfayı Paylaş