1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kozmik Takvimde Yılan

Konusu 'Efsanevi Yaratıklar' forumundadır ve dderya tarafından 13 Temmuz 2014 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.320
    Beğenileri:
    7.513
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    216 ÇTL
    KOZMİK TAKVİMDE YILAN / BİLGELİK DÖNEMİ YAKLAŞIRKEN ;Hint- Vedik takvime göre; Kozmik yılan; Temmuz -Ağustos aylarında kutlanır.

    Kozmik Sembollerden 7 Başlı ve Kuyruğunu Issıran Yılan:

    Hindu yaratılış efsanesine göre;

    Hindistan mitolojisindeki "Ananta" kozmik serpent-yılan dişidir. Basit bir yaklaşımla başlangıcı ve bitişi bünyesinde içerir. Alfadan, Omegaya yaklaşımı ile benzerdir.

    Hint- Vedik takvime göre; Kozmik yılan; Temmuz -Ağustos aylarında kutlanır.

    Kozmik okyanus üzerinde, yatarken Vişnu – Narayana’ya destek olan ve yaratılan dünyanın yükünü çeken Sesha (yada Ananta), kozmik süt okyanusunu çalkalamak için yayık ipi olarak kullanılan Vasuki ve yılanların kabile reisi Takshaka.


    Çağdaş Hindu dininde;

    Kozmik Yılan /Naga/ Evrensel Bilginin / Bilgeliğin koruyucusu olarak çeşitli ruhani kültürlerde simgeselleşmişti

    Modern bakış açısından, insan DNA sında kodlu, saklı ruhsal bilginin aktivatörü/ harekete geçiricisi olarak kabül edilir.İnsanın özünde saklı olan ilahi Öz'ün, ilahi yaradılışın, Ruhani bilginin, sonsuz ışığa yükselecek ruhların seçilmesinde eşik bekçisi, kozmik geçidin kapısındaki ışık ve genel olarak ruhların koruycusu / gardiyanı olarak sembolleşmiştir.

    Hindistan’da insiye bilgelere ve kâhinlere, ‘akıllı yılanlar’ anlamına gelen ‘Nagalar’ denirdi. Alnın tam ortasına sembolün konması, yılan gibi akıllı olmak için iç psişik melekelerin kullanılmasını ifade ederdi.

    Yılanların doğuşu, Sravana (temmuz – ağustos) ayındaki Nagapançami bayramında kutlanır. Nagi’ler olağanüstü güzellikte yılan prenseslerdir. Kuzeydoğu Hindistan’ın Manipur hanedanları, Güney Hindistan’daki Pallavalar ve Funari (eski Çinhindi) kraliyet ailesi, kökenlerini bir insanla bir naga’nın birleşmesine dayandırılır.



    Kundalini yılanı ;

    Sembolik olarak halka şeklinde kıvrılmış bir yılan olarak temsil edilmektedir. Ruhsallığa yöneltilmiş çalışmaların sonucu olarak, örneğin Hatha Yoga gibi; yılan kıvrımlarını çözer ve bedenin çeşitli pleksuslarına denk gelen çarklara, şakralara doğru uzanır; ta ki alın bölgesindeki Şiva’nın üçüncü gözüne denk gelen noktaya kadar. İşte o zaman, Hindu inancına göre insan ebediyet hissini yeniden kazanır. Buradaki sembolizm muhtemelen cinsel organın yönettiği bir alandan düşünce bölgesine kadar yükselen bir güce işaret ediyor. Başka bir deyişle sembol varlığın yükselmesine işaret ediyor.

    İnsanın içindeki ateşi göstermek üzere Kundalini kelimesi kullanılır. Bireysel uyanışın, aydınlanmanın ve bilgeliğe ulaşmanın sembolüdür.

    Budacılıkta;

    Naga’lar genellikle kapı bekçileri yada Tibet’te o lduğu gibi ikincil tanrılar olarak düşünülür. Buda’yı yağmurdan koruyan yılan kralı Muçalinda, Siyam ve Kampaçya’da 9 – 13 yüzyılda yapılmış Mon – Khemer Buda heykellerinde ayrıntılarıyla betimlenir. Caynacılığın kurucularından 23. Trithankara Parşavantha, başının üzerinde yılanların oluşturduğu bir kubbeyle betimlenir.

    Babilde;

    Baal and Lotan olarak karşılık bulur.

    Tevrattaki öyküde;

    Havvayı kandıran yılandır. Tevrattaki bu öykünün daha eski versiyonlarında ise yılan yerine, vücudunun alt kısmı yılan şeklinde çizilen bir başka kadın, Ademin ilk eşi olan Lilith vardır.

    Yahudilik’te yılan kötülüğün, günahın, cinsel tutkunun ve aynı zamanda Sheol’ün lanetlenen ruhlarının sembolüdür. Musa’nın pirinçten yılanı homeopatiktir; benzer benzeri iyileştirir. Leviathan derinlerin yılanıdır. Yahve Çöreklenmiş yılanı şimşek olarak gökten indirir. Kabalizm Adam Kadmon’u dikilmiş bir yılanı boynundan tutmuş vaziyette tasvir eder. Tevrat’ta Harun’un asası firavunun büyücülerinin asalarını yutabilen bir asaya dönüşür. Aden Bahçesi’ndeki yılan Havva’nın Tanrı’nın Bilgi Ağacı’nın meyvesinden yememeleri için verdiği emre karşı gelmelerine neden olmuştur, buna Ortaçağ Yahudi Mitleri’nde samael denir ve bu aynı zamanda karanlığın prensi Lucifer’le ilişkilendirilir.

    Yılanla birlikte anılan figürler: Yaşam, ölüm, bilgi ve gizem.

    İslami gelenekte;

    Yaşamla yakından ilişkilidir. Yılan El-Hayyah’tır ve hayat ise El-Hyat ve El-Hay’dır; bunlar Tanrı’nın en iyi bilinen isimlerindendir ve hayat bahşeden yaratmayı, sadece yaşamaktan çok, hem hayat veren hem de hayatın sürekliliğini sağlayan ve hem hayatı uygulayan ve de hayatın kendisi olan yaşam prensibini ifade eder.

    Ben de cansız varlıkken öldüm, yetişip gelişen bitki oldum; bitkiyken öldüm, hayvan biçiminde tezahür ettim. Hayvanlıktan geçip öldüm, insan oldum; öyleyse ölmekten korkmak niye?
    ( Mevlana Celaleddin )


    Japon Tradisyonunda;

    Yılan gökgürültüsünün ve fırtınaların tanrısı olan Susanoo’nun kişileştirmesi ve simgesidir.
    Japon Şinto tradisyonunda üç başlı yılanla çarpışan Herkül, Perseus ve Aziz George tradisyonlarına benzer bir mitle karşılaşırız.
    Fırtına tanrısı Susano en sonunda dev sekiz başlı yılan Yamata-no-orochi’yi yenilgiye uğratmış, kuyruğunda bir kutsal kılıç keşfetmiş ve yılanın tutsağı olan prenses Inadahime’i özgür bırakmıştır.



    Türk geleneği anlatılarında ise yılan farklı formlarda görülmüştür.

    Örneğin Selçuklu kabartmalarındaki çift yılan. Altay Şamanı giysisindeki tek başlı üç yılan, kanatlı yılan, Ön türklerdeki tüylü yılan ve beyaz kraliçe yılan sembollerine de rastlanmaktadır.

    Şahmeranın bilgeliği olarak da geçer:
    Ölmeden önce ona aşık olan Hasibe şu sözleri sarf eder.
    "Bilgi, hava su ve güneş gibi insanlığa bahşedilmiş güzelliklerdir. Yalanlar doğruyu yok etmez sadece doğrunun görülmesini geciktirir. Süphesiz ki gerçekler ona ihanet edenlerden intikamını er yada geç alacaktır."

    Mısır geleneğinde;

    Yılan Mısır’da çok yaygın bir semboldü; ses olarak Z harfine denk gelen hiyeroglif yılanın hareket ediş şeklinin simgesidir. Tıpkı boynuzlu yılanın işareti gibi bu hiyeroglif de ilksel ve kozmik güçlere tekabül eder. Genel olarak bahsedilecek olursa, tanrıçaların isimleri yılanı temsil eden işaretlerle belirlenir, bu da şu anlama geliyor, ruhun maddenin ve kötülüğün içine düşme nedeni kadındır. Ölüler Kitabı’nda sürüngenler Ra Nu’nun sularının yüzeyinde belirdiğinde onu ilk alkışlayanlar olmuşlardır. Güneş Diski’nin tarafındaki yılanlar, kraliyet yılanları olarak Güneş Tanrı Ra’nın düşmanlarını kovan tanrıçaları temsil ederler. İki yılan Nous ve Logos’tur. Aslan başlı yılan kötülüğe karşı korumadır. Yılan tanrıça Buto, bir kobranın formundadır. Boynuzlu engerek, yılan tanrıça boynuzlu yılan Cerastes’in simgesidir. Mısır dilindeki tchet hiyeroglifi yılan şeklinde olup hem yılan hem de “beden” anlamına gelir. Kobra hiyeroglifi ara da hem yılan hem de tanrıça anlamına gelir.

    Eusebius, Mısırlıların Knep olarak adandırdıkları Yaratıcının yılanla simgelendiğini anlatır. Dolayısıyla Yaratıcı’nın sembolü olması yılana verilen değerin nedenini de ortaya koymaktadır.

    Kadim Mısırlılara göre yılan Uraeus krallığı temsil etmekteydi ve firavunun düşmanlarına zehrini akıtmaktaydı; bu sembol çeşitli güneş tanrılarla ilişkilendirilen güneş diskinin etrafına dolanmış halde de sembolize edilmekteydi. Uraeus, yüce ilahiliktir ve kraliyet bilgeliği ve gücüdür, bilgeliktir, altının sembolüdür.


    21. Sülale, Anana papirüsü; kuyruğunu ıssıran yılanı şöyel tarif eder: "Okuyun! Siz, okuma becerisine sahip insanlar okuyun!... İnsanlar yalnızca bir kere doğmaz ve ölünce de burayı sonsuzca terk etmezler. Hep bu dünyada olmasa da birçok kere birçok yerde yaşarlar... İnsan birçok kere doğar ama, geçmiş yaşamları hakkında her şeyi doğunca unutur. Bazen bir gündüz düşü ya da aniden zihnine gelen bir düşünce onu geçmiş yaşamlarındaki bir sahneye götürebilir. Ama bu sahne ona tanıdık gelse de bunun ne zaman ya da nerede yaşandığını zihninde belirleyemez. Ebediyette son yoktur, dolayısıyla başlangıç da yoktur; bunun sonucu olarak ebediyet bir dairedir.


    Azteklerde;

    Yılan tüm yağmur ve rüzgar tanrılarına eşlik eder, ebedi yaratılış, bitmeyen zaman, Tanrı ile insan arasındaki aracıdır. Yılan, siyah bağırsaklarından yağmurun indiği Beyaz Tanrı ve aynı zamanda tüylü yılanın (Quetzalcoatl) amblemi olup aynı zamanda güneşle ilişkili olduğunda da Zodyağın Gök Tanrısı’dır, yılan Toprak Ana’yı temsil ettiğinde ise ay ile ilişkilidir ve bu durumda o yılanlardan örülü bir etek giyen Coatlicue (7) olmaktadır. Av kuşu, kanından insanlığın doğduğu yılan tanrısını yakalar ve bu gerçek birlikten ayrılışın ve tezahür etmiş dünyanın çokluğuna gelişin sembolüdür.

    Kelt Tradisyonunda

    Yılan iyileştirici sularla ve kaynakla ilişkilendirilir. Boynuzlu ya da koç başlı yılan genellikle Kelt ve Galya ikonografisinde ortaya çıkar, bereket ve mertlik tanrısı Cerunnos’u temsil eder. Yılan, bir Anne Tanrıça olan Bridgit’in amblemidir. Yılan kaplı bir baş bereketin simgesidir ve kötülüklerden korur.


    Yılan sembolü ile; anlatılmak istenen bir başka konu ‘Esneklik ve Uyum Yasası'nın ifadesidir. İncil’de de "Yılanlar gibi zeki, güvercinler kadar saf olacaksınız." denmiştir. Burada çok güzel bir ahlaki düstur veriliyor: Burada yılanın, eğilip bükülerek yaptığı uyum sağlama niteliğine değiniliyor. Siz de zekanızla aklınızIa tabiata insanlara uyum sağlayın, ama güvercinler kadar da saf olun. İç varlığınızı asla kirletmeyin...Zekanızı, aklınızı hile yolunda kullanmayın. Uyum sağla ama hiç bir zaman kötü niyetle değil denmek isteniyor.

    NAGA / KOZMİK YILAN SEMBOLÜ;

    Kozmik Yılan /Naga/ Evrensel Bilginin / Bilgeliğin koruyucusu olarak çeşitli ruhani kültürlerde simgeselleşmiştir. Hint kültüründe temmuz ağustos aylarında kutlanır. Modern bakış açısından, insan DNA sında kodlu, saklı ruhsal bilginin aktivatörü/ harekete geçiricisi olarak kabül edilir.İnsanın özünde saklı olan ilahi Öz'ün, ilahi yaradılışın, Ruhani bilginin, sonsuz ışığa yükselecek ruhların seçilmesinde eşik bekçisi, kozmik geçidin kapısındaki ışık ve genel olarak ruhların koruycusu / gardiyanı olarak sembolleşmiştir.

    Geçmişimizde ne kadar çok yılan hikâyesi vardır; mitolojide, destanlarda, tarihi eserlerde, hikâyelerde ve kutsal kitaplarda… Havva’yı baştan çıkarıp cennetten kovduran yılandır. Ama insanları iyileştirip şifalandıran Tıp Biliminin sembolü de yılandır. Yılan bir sürü yerde karşımıza farklı isimlerle çıkar: Naga, Nagual, Nacaal, Adder, Djedhi, Amarus, Levites, Ejderha, Ejder, Quetzlcoatl (Kukulkan), Şahmeran, Serpent, Snake, Typoon, Nahaş… Mısır firavunları Kobrayı başlarında taşırdı. Tevrat’taki Nahaş kelimesi hem yılan, hem sırları bilen anlamına gelirdi. Sümer’de Tanrı Enki’nin sembolü yılandır. Tufanda Utnapiştim’i uyandırıp uyaran yılandır. Zeus ve Maia’nın oğlu ve habercisi Hermes, yılan dolalı bir asa ile düşmanını yenmiştir. Güney Amerika’daki kadim Meksika, Aztek, Toltek, Maya uygarlıklarının gökten gelen tanrıları yılandır. Eski Türk inanışlarında Ejderha; kutsal, göksel ve iyi bir varlıktır. üç buçuk kez (yedinin yarısı) kıvrılıp uyuyan spiral bir yılan demektir. İnsanın içindeki ateşi göstermek üzere Kundalini kelimesi kullanılır. Bireysel uyanışın, aydınlanmanın ve bilgeliğe ulaşmanın sembolüdür. Mısır’da Roma’da resmedilen kanatlı yılan Kundalinidir. Uyuyan spiral bir yılan…Kundalini; Bütün bu mitsel kalıtlara göre yılan; bugünkü kötü imajına inat, aslında yaşamın öz ateşi ve bilgelik sembolüdür. Işıktan dünyaya, yani maddeye inişin başlangıç noktasında bir yılan; çöreklenmiş ve kıvrılmış oturuyor sanki. Etimolojik açıdan Evren sözcüğü ‘eviren’, ‘çeviren’ anlamına gelir. Eski Türkler ve Çinliler’de gök çarkının/çarklarının döndüğü kabul etmekte ve onlar gök kubbenin en alttaki çemberini bir çift gök ejderinin çevirdiğine inanmaktaydı. Ejder gök çarkını ve buna bağlı olarak da ‘yaşam çarkı’nı çevirmekteydi. Böylece Eski Türklerde ‘ejder’ de evren olarak adlandırılmıştır. Eski Anadolu antik edebiyat el yazmacıları tarafından anlatılanlara göre, bir zamanlar Anadolu’da tanrısal bilgeleri doğuran kadın, yılan olarak görülüyordu. Ve oturduğu kentin adı Piytion’du. Pi sözcüğünün anlamı ‘baba’dır. Sözcüğün to eki ise ‘sen’ demektir. Pito yani senin baban, senin atan anlamındadır. Piyton kenti ise senin babanın, senin atanın oturduğu kent anlamındadır. Mitolojide Tanrıça Gaia’nın da yılanları vardır. Kadın Tanrıçaların elindeki bu yılanları Zeus ele geçirmiştir. Apollon ve Zeus’la süreç, artık erkek egemen duruma geçiştir. En baştan beri Babil, Mısır, Girit, Anadolu’da da eski inançlar içerisinde kadın tanrıçalar yılanla bir tutulmuştur. Bilgelik ve bilicilikle yılan, ilişki halindedir. Hindistan’da insiye bilgelere ve kâhinlere, ‘akıllı yılanlar’ anlamına gelen ‘Nagalar’ denirdi. Alnın tam ortasına sembolün konması, yılan gibi akıllı olmak için iç psişik melekelerin kullanılmasını ifade ederdi. Mister Okulu’nun sadece en yüksek inisiyelerine yılan başlığı takma izni veriliyordu. Başını kaldırmış yılan, aşağıdan yükselen kundalini, Yılan Ateşi’ni sembolize ederdi. Kundalinin yükselmesi ve üçüncü göz’ün açılmasıyla kişi büyük bilgeliğe ve spiritüel yaratıcı güce ulaşır; her şeyin sonsuzluğu bilinir olurdu. Hint yazmalarında ve efsanelerinde Naga ırkı, yeraltında yaşayan ve yüzeyde insanlarla irtibata geçen bir yılansı ırktır. Bu yılanların kimilerinin insana dönüştüğü yazar. Hint yazmalarında bunlardan başka Sarpa denen bir başka yılansı ırktan daha söz edilir. Ayrıca Hint okyanusu civarında ve sonradan denizin dibine batmış bir ülkede var olduğu söylenen bir yılan krallığının bahsi geçer. Antik Kolombiya mitolojisinde de ilksel kadın olan Bachue; büyük bir yılana dönüşür ve bazen ‘ilahi yılan’ olarak adlandırılır. Tevrat’ın içinde adı geçse de kendisi ortada olmayan kayıp kitaplarından Yaşer’in Kitabı’nda Masonik dinin kurucusu sayılan Nemrut’tan ve insanlığın yaratımında söz sahibi olan bir yılan-ırkından söz edildiği iddia edilir. Aborjinlerde pek çok tanrı yılan isimleriyle tanımlanır. Ungud bazen dişi bazen erkek olan bir yılan tanrıdır. Wollunqua (yağmur ve bolluk) bir yılan tanrıdır. Atina’nın ilk kralı olan efsanevi Cecrops yarı insan yarı yılan olarak bilinir. Yunan mitolojisindeki birçok Titan ve dev kanatlı insansılar şeklinde karşımıza çıkarlar. Tek farkları bacak yerine yılansı gövdelere sahip olmalarıdır; ejderha şeklindedirler. Örneğin Boreas, kuzeyin soğuk rüzgârını getiren ve yılan gövdesine sahip olan kanatlı bir Yunan tanrısıdır. Afrika’daki bazı geleneklerde şamanların, derin ezoterik bilgi öğreten biryılan-ırk olarak tanımladıkları Chitauri’lerden ders aldıklarına inanılmaktadır. Güney Amerika Uygarlıklarında Yılan Afrika’daki bu inanç, Amerikan yerlilerinin dimethyltryptamine içerenayahuasca uyuşturucusuyla yaptıkları çalışmaların içeriğine benzerdir. Bu bitkiyi kullanan yerli Amerikan şamanların çoğu, yılansı ve uzaylı benzeri varlıklarla iletişime geçtiklerine ve onlardan ders aldıklarına inanmaktadırlar. Mixcouatl, Aztek Savaş ve avcılık tanrısıdır. Bulut yılanı anlamına gelir. Tezcatlipoca’nın aldığı isimlerden biridir. Toltek, Aztek, Maya tanrılarının birçoğu yılanla sembolize edilmiştir. Mark Amaru Pinkham’a göre; Nagual kelimesi yılan demektir. (Bilgelik Yılanlarının Dönüşü adlı kitabın yazarıdır) Toltek bilgeliği öğretilerine göre; ( Carlos Castaneda Kitapları) Nagual kelimesi, doğaüstü güçlere ve bilgeliğe sahip olan büyücü anlamında kullanılır. ( Nahuatl dilinde Nagual kelimesinin tıpkı Mason kelimesi gibi,İnşaatçı Ustalar anlamına gelmesi ilginç bir benzerliktir) Kendi dünyasal âlemimiz dışında başka dünyalarda yaşama yeteneğine ise, Nagual’a geçmek denir. Evrenden akan enerjiyi aktığı gibi görebilmek ve dünya dışı güç alanında yaşamak olarak tanımlanan Nagual olma durumu, insan biçiminden çıkıp farklı varlıklara dönüşebilme yeteneğidir. Yaqui kızılderilisi Don Juan Matus’a göre eski şaman kadim atalardan kalan bu öğretinin sırları, insanbilimci Carlos Castaneda tarafından bir kitap diziniyle anlatılmıştır. İlk kitap Don Juan Öğretileri, sanrılandırıcı bitkilerin kullanımıyla geçilen olağandışı zihin hallerini ayrıntılı olarak anlatır. Toltek başkenti olarak kabul edilen Tula'daki en çarpıcı eserlerden biri, Atlant denilen dev taş heykellerdir. Bunlar alçak bir piramit platformunda duran, muhtemelen vaktiyle bir tapınağın çatısını taşımakta olan, yani sütun görevi gören heykellerdir. 4.6 metre yüksekliğinde, tüylü saç modeli olan ve mızrak taşıyan bu heykeller, eski Amerika uygarlıklarında genel bir ilah olan ve bu kentte bazen Toltek hükümdarlarıyla, bazen de sabahyıldızı özdeşleştirilen Quetzalcoatl'ı(tüylü yılan) temsil eder. Bu ad, Toltekler ve Aztekler'de ‘sakallı yılan’ anlamına gelir. Buradaki sütunlardan bazılarına, mimari örnek ve damgalara, Yucatan'daki Chichen Itza bölgesinde de rastlanır. Azteklerin anası Coatlicue, Tula kenti yakınındaYılandağ (Coatepek) tepesinde bir tapınağı süpürürken gökten bir tüy topu düşmüş ve onu bağrında saklayınca Huitzilopochtli’ye hamile kalmıştır. (Tula kenti için bir not: Astrolojik çembere göre 3 derece boğa burcu, Krittika denilen bizim Pleiades (Süreyya) diye tanıdığımız takımyıldıza karşılık gelmektedir ve akrep burcunun (Vishakha) 3 derecesi ise Sanskrit dilinde Tula diye adlandırılan bizlerin terazi burcunun kuzey ve güney ucu diye bildiğimiz noktaya denk gelmektedir.) Tüylü yılan Quetzalcoatl birçok efsanede yer almış, hatta İspanyollar kıtayı işgale geldiklerinde Quetzalcoatl ile ilgili efsanelerden ötürü yerliler bu istilacıları saygı ile karşılamışlardı. Çin Mitolojisinde Yılan Çin Mitolojisinde de ilginç göksel ve yılan hükümdarlar vardır. Amerikalı mitoloji uzmanı Joseph Campbell ‘Kahramanın Sonsuz Yolculuğu’ adlı kitabında ‘Ulu Üçler’ diye adlandırılan ve M.Ö. yaklaşık 3000 - 2500 yılları arasında yaşadıkları söylenen üç imparatordan bahsetmektedir. Üçü de bazı olağanüstü özelliklere sahiptir. Fu Xi "Göksel İmparator" diye bilinmektedir. Rahme düşüş hikâyesi mucizevî nitelikler göstermektedir. 12 yıllık bir gebelik döneminden sonra doğmuştur. İnsan kolları ve öküz başı taşıyan bir yılan vücuduna sahiptir. Fu Xi'den sonra insanları onun halefi ‘yersel imparator’ Shen Nong yönetmeye başlamış. Shen Nong boğa başlı, insan vücutluymuş. Mucizevî bir ejderin etkisiyle meydana gelmiş. Bundan utanan annesi, bebeği bir dağ kenarına bırakmış fakat vahşi hayvanların onu besleyip koruduğunu öğrenince eve götürmüş. Çin tıbbının temeli de bu imparatora dayanmaktadır. Shen Nong, yetmiş zehirli bitki ile panzehirlerini keşfetmiştir. Karnına bir cam dayayıp her bitkinin sindirilişini oradan izleyebiliyormuş! Shen Nong'dan sonra Huang Di, yani ‘sarı imparator’ yönetime geçmiştir. ‘sarı imparator’ denmesinin nedeni şudur: Annesi Chao Tian eyaleti prensinin bir metresiymiş. Büyük Ayı takımyıldızı çevresinde göz alıcı altın bir ışığa rastlayınca gebe kalmış. Huang Di'nin de olağanüstü özellikleri vardır. Yetmiş günlükken konuşmaya başlamış, on bir yaşında tahta çıkmış. Fakat en ayırt edici özelliği düş görme gücüymüş. Ona " düşler imparatoru " denmesi daha uygun olurdu! Huang Di, uykuda, en uzak bölgeleri ziyaret edebilir ve doğaüstü dünyadaki ölümsüzlerle konuşabilirmiş (Toltek bilgeliğindeki en önemli bilgilerden birisi de rüyaların başka dünyalara gitmek için kullanıldığıdır). Tahta çıktıktan sonra tam üç ay süren ve kalbini denetleme dersi aldığı bir düş görmüş. Bir üç ay daha süren bir düş gördükten sonra, insanlara ‘öğretme gücü’yle geri dönmüş. Onlara, doğanın güçlerini kalplerinde denetlemeyi öğretmiş. Hermetik Bilgilerde Yılan ve Yedi Irk Hermetik bilgilere göre fiziksel âlem, süptil âlemin aynasıdır ve ruhlar bir zaman sonra büyük ışığa doğru çekilirler, onlara yol gösterilir. Evrende kozmik yasalar işlemektedir. Hermetizme göre eski insanların kökeni Dünya-dışı’dır. Hermetika adı verilen bilgilerin, eski Yunanca ve Latince yazılmış eldeki parçaları bütününe verilen ad; Zümrüt Tabletler’dir. Hermes-Thot’un öğretisine ait kimi metinler - İskenderiye yangınından ve bağnazların ellerinden kurtulabilmiş bilgiler - bir miktar anlam kaybına uğrasa da,Kilise’nin tüm çabalarına rağmen Avrupa’da yayılmayı başarmıştır. (Resimdeki Hermes önlüğü Mason önlüğüyle çok benzerdir!) Hermes’in (Hermes’in Toth ile aynı kişi olduğu söylenir) Zümrüt tabletlerinin bilgilerine göre; meditasyon ve duaya yönelen Hermes’e bir ejderha görünmüştür. Anlatılanlar şöyledir: Bu suret kanatları gökyüzünü kaplayan, bedeninden her yöne ışıklar saçan Yüce Ejderha’ydı. Yüce Ejderha, Hermes’e adıyla seslendi ve ona Dünyanın Gizemi hakkında neden düşündüğünü sordu. Gördüğü şeyle dehşete kapılan Hermes ejderhanın önünde kendini yere attı ve kim olduğunu açıklaması için ona yalvardı. Yüce Varlık, kendisinin Poimandres, Evrenin Aklı, Yaratıcı Zekâ, her şeyin Mutlak Hâkimi olduğunu bildirdi. Bunun ardından Poimandres hemen şekil değiştirir. Durduğu yerde göz kamaştıran, nabız gibi atan bir Nur vardır. Bu Işık, bizatihi Yüce Ejderha’nın ruhani doğasıdır. Hermes görkemin ortasında ‘yükseltilir’ ve maddi evren onun bilincinden silinir. Hızla koyu bir karanlık çöker ve karanlık genişleyerek Işık’ı yutar. Her şey sarsılır. Etrafında suya benzer bir töz girdap halinde döner ve ondan dumana benzeyen bir buhar çıkar. Etraf dile gelmez iç çekişlerle ve acı haykırışlarla dolar, bu sesler sanki karanlık tarafından yutulan Işık’tan gelmektedir. Aklı Hermes’e ışık’ın spiritüel evrenin şekli olduğunu ve dönen karanlığın onu yutan maddi töz olduğunu söyler. Yine Hermetik bilgilere göre: “Doğanın Semavi İnsan ile evliliğinden, hepsi iki cinsiyetli, hem erkek hem kadın olan ve iki ayağı üzerinde duran ve her biri Yedi Yöneticiden birinin doğasına sahip yedi insan doğurdu. Bunlar, yedi ırk, yedi tür ve yedi çarktır. Yedi insan bu şekilde yaratılmıştır. Toprak dişil element ve su eril elementtir; ateş ve esîrden ruhlarını aldılar ve Doğa insan türünde ve suretinde bedenler yarattı. Ve insan Yüce Ejderha’nın Hayat ve Işık’ını aldı. Ruhu Hayat’tan ve Aklı Işık’tan yapıldı. İçinde ölümsüzlük olan ama ölümlülükten de pay alan bütün bu birleşik yaratıklar, bir süre bu hal içinde devam etti. Kendilerinden kendilerini yarattılar, çünkü onlar hem dişi hem erkekti. Fakat dönemin sonunda Kaderin düğümü Tanrı tarafından çözüldü ve her şey serbestleşti. Ve Tanrı bunu söylediğinde, Takdiri İlahi Yedi Yöneticinin yardımıyla cinsiyetleri bir araya getirdi, onları birbirine karıştırdı, kuşakları yarattı ve her şey kendi türüne göre çoğaldı. Bedeni severek bağlanma hatasına düşenler ölüme ait şeyleri hissederek ve onlardan acı duyarak karanlıkta dolaştı, fakat bedenin ruhun tabutundan başka bir şey olmadığını kavrayanlar ölümsüzlüğe yükseldi.” (Hermes’in Zümrüt Tabletlerinin, yani Toth’un Ölüler Kitabı’nın masonların elinde olduğu iddia ediliyor. 33 sayısı Masonlukta, üstatlığı temsil eder. Alcyone, Pleiades’teki en parlak yıldızdır ve böylece Alcyone 33 derecedir – mistik temel rakam. Master ikiye bölününce Ma / Ster olur ve anlamı Ana Yıldız (Mother Star) demektir. Böylece Alcyone Ana Yıldızın sayısıdır – 33 derece) Bu kadar çok yılan sembolü ve tanrısının özellikle insanın yaratılışı ve bilgeliği ile ilgili mitlerde yer alması sadece tesadüf olabilir mi? Medusa, gözlerine bakanı taşa çevirdiğine inanılan yılan saçlı, keskin dişli, dişi canavardır. Perseus, Medusa’nın başını kestiğinde Poseidon'dan olan çocukları Pegasus ve Chrysaor dışarı fırlamıştır. Kandamlaları Libya çöllerinde birer yılana dönüşmüşlerdir. Daha sonraları bu yılanlardan biri Mopsus'u öldürmüştür. Bütün yaratılış efsanelerinde ve kutsal kitaplarda göklerden inen yılan biçimli tanrıların üstün özellikleri vardır. Yılan tanrılar yeryüzündeki insanlara, bilginin yolunu, teknolojiyi, inşaatçılığı, alfabeyi, astronomiyi öğretmiş, hatta tufandan kurtarmıştır. Bu yılan tanrıların mitsel hikâyelerinin hemen hepsinde, gökten inen bir ışıkla gebe kalan dünyalı dişilerden bahseder. Yılan Tanrılarla Pleiades Bağlantısı Bütün eski efsanelerdeki mitsel yılanlar, göklerle bağlantılıdır ve uzaydan gelip uygarlık kuran (Extra-terrestrial) varlıklardır. Atlantis’teki yıldızlararası yılanlardan bazılarının Pleiades’ten geldiği söylenir. Bu androjen (çift cinsiyetli) yılanlar, kutsanmış yedili diye bilinir (Yılan söz konusu olduğunda ilginç bir şekilde yedi sayısı gündemdedir). Pleiades’lilerin insanoğlunun zihnine kıvılcım aşılamak için dünyaya yolculuk yapmış oldukları iddia edilir. Bu konuda özellikle Cherokee yerlilerin kayıtlarında bulunan söylemler anlamlıdır. Pleiades görevlilerin yeryüzü üzerinde İnsan topluluğu ile eşleştikleri ve onların soyunun Atlantis’te devam ettiği söylenir. Benzer bir şekilde Yunanlı tarihçi Diodorus; Pleiadesli yedi kız kardeşten ikisi olan Celoene ve Alcyone’un, Atlantis kralı Poseidon ile çiftleştiği ve onların çocuklarının da Atlantis sakinleri olduklarını anlatmıştır. Pleiades yıldız sistemi, Ülker, Süreyya, Pervin olarak da anılır. Bir açık yıldız kümesidir. Boğa takımyıldızında (Taurus) bulunur.Ülker'in görünen yıldızları Yedi Kızkardeşler olarak da bilinir. Güneş sistemimiz her 25.860 yılda bir Pleiades çevresinde bir tur dönmektedir. Pleiades üzerinde yapılan astronomi çalışmalarına göre Güneş sistemimiz ve başka birtakım sistemler, Pleiades sisteminin bir parçasıdır. Bu sistemin döngüsüne göre on binlerce yıl Galaktik gece denilen karanlık çağı yaşadığımız, 2000 yıl kadar da ışık çağını yaşayacağımız iddia ediliyor. Bazı bilim adamları tarafından kıyamet zamanı ya da Maya takvimindeki zamanın sonu diye tanımlanan döneme girmek üzere olduğumuz söylenmektedir Foton kuşağı diye adlandırılan bu iddialara göre; bu süreç 2012 yılında başlayacak ve dünyamız büyük bir enerji kuşağının içine girecek ve uyanış çağı başlayacaktır. Bir önceki foton çağı döneminin Atlantis zamanına rastladığı iddia edilmektedir. Işık bölgesine geçiş sırasında tüm teknolojinin duracağı, buna karşın insanların özel yetenekler kazanacağı, DNA sarmalının değişerek, uyuyan hurda genlerin devreye gireceği iddia edilmektedir. Yıldız aktivasyonu, Güneş Sistemimizin Pleiades (Alcyone yıldızı), Sirius, Arcturus, Orion ve Andromeda ile aynı sıraya dizilmesi ile başlayacaktır. Bu kuşağa girildiğinde, şu anda bulunduğumuz 3. boyuttan 5. boyuta yükseleceğimiz iddia edilmektedir. Bütün kültürler boyunca tarih şiir ve mitolojide kozmik objelerden en çok vurgulanan Pleiades: Yedi Kızkardeşler, Krittika, Kimah, Güvercinlerin Sürüsü, Tavuklar, Bahar Bakireleri, Denizcinin Yıldızları ve Atlantisli Kızkardeşler gibi isimler; Pleiades’in görünür yedi yıldızlarının adlarıdır. Pleiades, Kuzey Amerika’daki Sibirya’daki ve Avustralya’daki insanlar tarafından Yedi Kızkardeşler olarak bilinir ve bu onların 40.000 yıl daha önceden anlatıldığı demektir. M.Ö. 2357 yılı Çin yargılarında beliren astronomik edebiyatta adı ilk geçen yıldızlar arasında Pleiades görünmektedir. Alcyone, ilkbahar gündönümüne en yakın olmasıyla en parlak yıldızdır. Yaklaşık 25.900 yıllık uzun dönem dönüşü için Pleiades Yüce Yılı, onları yılı başlatma konusuna kadar yükseltmiştir. Giza Büyük Piramidinin yedi odasının bu yedi kız kardeşleri anımsattığını, 19.Yüzyılın sonlarında Profesör Charles Piazzi Smyth önermiştir. Büyük Piramidin bitirilme tarihi, kış gündönümünün gece ortasında Pleiades, Alcyone ile tam aynı çizgide bu piramidin boylamı üzerinde yayıldığı dönemdir. Alcyone, Araplar tarafından Al Wasat, yani merkezi olan ve Babilliler tarafından ise Temennu, yani kuruluş taşı olarak adlandırılmaktaydı. Musevilerin kutsal şehri Sion- Zion ismi, sadece tesadüf müdür? Mezo-Amerikanın Mayaları, uygarlıklarının tohum yatağı ve ışığın kodlarını çocuğuna veren kozmik yıldız ana olduğu için Pleiadesi cranary (anlamı yüksek nitelikte tohum üreten bölge) diye adlandırmaktaydılar. 10 Merovenjler, ( Troyanın Kralı Priamın oğlu) Prens Paris’ten sonra Parisi kurdular ve kente onun adını verdiler. İlyada’daki Elektra (Pleiades takımyıldızındaki 7 kız kardeşten biri) Troya soyunu kuran Dardanosun anasıydı (bir başka Pleiades bağlantısı). Gizemli Yılan Bilgeliğinin kaynağı gerçekten Pleiades midir emin olmak çok zor. Bilim kabul etmeden söylenenler iddiadan ve düşlerden ibaret olacak. Pleiades yıldız sisteminin evrensel mirasın odağı olduğu konusunda efsaneler, mitler ve kutsal kaynaklardaki şifreli ifadelerin bu kadar benzer olması şaşırtıcıdır. Yılan sembolünün bilgelik ve aydınlanma ile ilişkisi, ustalığı ve İlahi bilgiyi bu kadar içermesi, yıldızlarla bağlantısı araştırmaya, düşünmeye gerçekten değer kanımca…

    Alıntı.

     

Sayfayı Paylaş