1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kral kızı ile Dadaloğlu..

Konusu 'Türkü/Hikayeleri' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 22 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL



    Kral kızı ile Dadaloğlu - Doğu Anadolu yöresi

    Dadaloğlu'nun hayatı hakkında bilgiler tahminlere dayalıdır. Bazı bilgilere şiirlerindeki ipuçlarından ulaşılmıştır. Dadaloğlu'nun konar göçer olması bazı bilgilere ulaşmamıza engel olmuştur. Dadaloğlu Avşar boyuna mensuptur. Ailesi hakkında bazı bilgileri Mene-mencioğlu Ahmet Beyin kendi aşireti tarihinde buluyoruz. Dadaloğlu bir şiirinde soyunu Nadir Şah'a kadar uzatır. Dadaloğlu'nun doğum tarihi bilinmemektedir. Tahmini doğum tarihi 1785-1790 yılları arasıdır. Dadaloğlu'nun babası da âşıktır. Şiirlerinden yola çıkarak Dadaloğlu'nun belli bir eğitimden geçmediğini anlıyoruz. Âşığın adı da tam olarak bilinmemektedir, kaynaklarda Mustafa, Ali, Veli adları geçmektedir. Dadaloğlu'nun hayatı gibi ölümü de bilinmezliklerle doludur. Çeşitli kaynaklarda verilen tarihler tahminidir. Âşığın ölüm tarihi yaklaşık 19. yy.'ın ikinci yarısı olmalıdır.(25) 19. yy.'da Çukurova'da Fırka-i İslahiye birliğinin göçebe zümreleri yerleşik hayata mecbur etmesiyle konar göçerlerle yer yer çatışmalar olmuş, yeni yaşama biçimine geçmek istemeyen aşiretlerin direnmeleri âşıkların şiirlerine konu olmuştur

    Dadaloğlu'nun yaklaşık olarak 130 şiiri tesbit edilmiştir. Pek çoğu ağızdan derlenen bu şiirlerin kaçının âşığın olduğunu bilemiyoruz. Âşıkların yazıya geçmeyen şiirlerinin başka bir âşığa bağlanmasını Dadaloğlu şiirlerinde de görüyoruz. Bunların sağlıklı tespiti dönemine yakın yazılı kaynak olmadığı için zordur. Dadaloğlu'nun şiirleri sanat endişesinden uzak şiirlerdir. Şiirlerindeki yalınlık içtenlik onu büyük bir âşık yapmıştır. Dadaloğlu'nun aruzla yazılmış şiiri yoktur. Koşma, varsağı, destan türünde şiirler söylemiştir. Onun şiirleri konu ve içerik bakımından üç bölümde incelenebilir.

    1) Kavga, Kahramanlık ve İskân İle İlgili Şiirleri, Dadaloğlu'nun bu tür şiirlerinde temel konu kavga ve kahramanlıktır. O aşireti adına şiir söyler. İskân şiirlerindeki duyguları Avşar'larm duygularıdır. Bu şiirlerindeki söyleyiş, korkusuz ve yiğitçedir. Dadaloğlu'nun koçaklamalarında epik bir söyleyiş göze çarpar. O, 19 yy. âşıkları içinde konar göçer Türkmen aşiretlerinin geleneksel dünyasını, törelerini yansıtan şiirleriyle etkinlesin Âşık, yiğitlik, soyluluk, dayanışma gibi değerlerin değişmeğe başladığı bir çağda bu değerleri savunan bir aşiret âşığı olarak öne çıkar. Dadaloğlu'nun şiirlerinde zorunlu iskânı kabullenememe ve toprağa bağlı yaşama uyum gösterememe iki önemli olgudur. Kavga şiirlerindeki epik söyleyiş, iskân sonrası şiirlerde yerini lirizme ve bazen de duygusal bir içlenmeye bırakır.

    2) Yurt Güzellemeleri ve Sosyal Konulan İçeren Şiirleri
    Dadaloğlu'nun yurdu konup göçtüğü yerlerdir. Yaşadığı olayları ve gezip gördüğü yerleri içten duygularla anlatır.

    3) Sevda Şiirleri
    Dadaloğlu'nun güzelleri düşsel değil içimizden biridir.
    Dadaloğlu şehir kültüründen ve divan edebiyatından etkilenmemiştir. Dadaloğlu, Karacaoğlan'm li-rizmiyle, Köroğlu'nun yiğit edayla epik söyleyişini kaynaştırmıştır. Konar göçer yaşama biçiminin kuvvetli izleri şiirinde görülür. Tabiat ve sevgi şiirlerinde güzelliğe tutkusunu, kavga şiirlerinde göçerlikten yerleşik düzene geçerken yaşanan acıları, duyulan tepkileri yalın duygulu ve vurgulu bir dille anlatır. Özellikle kavga şiirleriyle ün salmıştır.


    Kral kızı:
    Sefa geldin civan yiğit
    Söyleşelim heman yiğit
    Yenemezsen beni eğer
    Vermem sana aman yiğit

    Dadaloğlu:
    Sen ne dersin ey güzel peri
    Kolay vermem seri
    Ya alırım seni burdan
    Yahut dönüp gitmem geri

    Kral kızı:
    Kral kızı derler bana
    Bir gelmişim bu cihana
    Kıydığımı duymadın mı
    Tamam otuz dokuz cana

    Dadaloğlu:
    Babam Musa adım veli
    Memleketim Avşareli
    Aklımdan yok hiçbir zorum
    Kırkıncıyı sanma deli

    Kral kızı:
    Beni dedin geldin ise
    Hak nuruna kandın ise
    Eğer aşık oldun ise
    Bil de cevap ver bana
    Gönül suyu akar mı
    Yerli taş yerinden kalkar mı?

    Dadaloğlu:
    Kız o sual öyle söylenmez
    İnip aşkın deryası boylanmaz
    Poyrazın döneğinde duman eylenmez
    Eloğlu vazgeçerse serinden
    Yerli taşı kaldırır yerinden

    Kral kızı:
    O nedir ki gökyüzünde hellenir
    O nedir ki yeryüzünde göllenir
    O nedir ki yel vurmadan sallanır
    Usta isen ver cevabın dadaloğlu?

    Dadaloğlu:
    O buluttur gökyüzünde hellenir
    O yağmurdur yeryüzünde göllenir
    O dünyadır yel değmeden sallanır
    Zelzeleyi öğren de gel kralın kızı

    Kral kızı:
    O nedir ki yok ediyor denizi
    O nedir ki gösteriyor benizi
    O nedir ki uyuz eder domuzu
    Şimdi seni bunalttım mı dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    O kayıktır yol ediyor denizi
    O aynadır gösteriyor benizi
    O küncüdür uyuz eder domuzu
    Sen de kaşın uyuz olup kralın kızı

    Kral kızı:
    O nedir ki yere düşüp çürümez
    O nedir ki ölür gider farımaz
    O nedir ki yolda kendi yürümez
    Var mı verecek cevabın dadaloğlu

    Dadaloğlu
    O cevherdir yere düşüp çürümez
    O gönüldür ölür gider farımaz
    O gölgedir yolda kendi yürümez
    Sen de benden farıma kralın kızı

    Kral kızı:
    Bugün aman verdim iyi bilesin
    Yarın yine huzuruma gelesin
    Ya belani ya mevlanı bulasın
    Zorlu aşıkmışsın ey dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    Selam olsun benden yavuz kırklara
    Kırkının da çıktı yüzleri kara
    Bana satır kılıç eylemez para
    Meydan benim olur elbet yarın da

    Kral kızı
    Bir kral kızıyım gökte uçarım
    Mert hasım üstüne kanat açarım
    Dost da olsa vermem namerde aman
    Başına semadan ateş saçarım

    Dadaloğlu:
    Bir Dadaloğluyum gökte uçamam
    Kimsenin üstüne kanat açamam
    Varsa bir kusurum o da şu benim
    Namert kapısından çıkıp kaçamam



    Kral Kızı:
    O nedir ki yere düşüp paslanmaz
    O nedir ki suya düşüp ıslanmaz
    O nedir ki etin kessen seslenmez
    Üçünden birini de bilsen kabulüm

    Dadaloğlu:
    O güneştir suya düşüp ıslanmaz
    O altındır yere düşüp paslanmaz
    O ölüdür etin kessen seslenmez
    Var mı başka sözün kralın kızı

    Kral kızı:
    O nedir ki bir çıkanda pir çıkar
    Hak yapısı koca binayı yıkar
    Ardından niceler ağlayıp bakar
    Bil de yırt kefeni ey dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    Hak yapısı koca bina bedendir
    Onu yıkan ondan çıkıp gidendir
    Can çıkanda herkes ağlar nedendir
    Sen de bunu anlat kralın kızı

    Yerinme de kral kızı yerinme
    Hakkın bir de yarını var yarını
    Tatlı dilden alınma hem yerinme
    Kem kelamdır delen senin bağrını

    Hakka şükür bulabildin dengini
    Yine de et dengin ile cengini
    Mert rakibin at başına sengini
    Gül döşeme çakıl dök de yap yollarını

    Kral kızı:
    Karadır da kaşlarımın arası
    İnci mercan dişlerimin arası
    Sarı öküzün tırnağının arası
    Kaç bin yıllık yoldur bil dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    Karadır da kaşlarının arası
    İnci mercan dişlerinin arası
    Sarı öküzün tırnağının arası
    Yüzbin yıllık yoldur kralın kızı

    Kral kızı:
    Denizin yarısı mildir de mildir
    Akar gider suyu güldür de güldür
    Gökyüzünde olan yıldızlar kaçtır
    Say da ver cevabın ey dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    Denizin yarısı kildir de kildir
    Akar gider suyu güldür de güldür
    Sen göğe yedi kat merdiven kurdur
    Ben çıkıp sayayım kralın kızı

    Kral kızı:
    Gökten kara kuş da kimlere indi
    Ali'nin kandili nerede yandı
    Dünyanın binası ne gün kuruldu
    Söyle ki bileyim ey dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    Gökten kara kuş da Yusuf'a indi
    Ali'nin kandili havada yandı
    Dünyanın binası bugün kuruldu
    Bugün de pazardır kralın kızı

    Kral kızı:
    Şol ağacın kökü aşağı döndü
    Onun kokusuna her kimler kandı
    Kabe'nin eşiğini kim yapıp yondu
    Ol kurbanlık kimdi ey dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    Şol ağacın kökü aşağı döndü
    Onun kokusuna mumcular kandı
    Kabe'nin eşiğine İbrahim yondu
    İsmail'di kurban kralın kızı

    Kral kızı:
    O nedir ki minareyi sallıyor
    O nedir ki Zülfikar'ı telliyor
    O nedir ki hocasız dil belliyor
    Bil de mevlanı bul ey dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    O zelzele minareyi sallıyor
    O Ali'dir Zülfikar'ı telliyor
    O bebektir hocasız dil belliyor
    Var mı sözün soyle kralın kızı

    Kral kızı:
    Gerde dadaloğlu gerde
    Sen uğrattın beni derde
    Yüzceğizin görsem gayrı
    Kalksın da şu kara perde

    Dadaloğlu:
    Yücesine çıktım baktım engine
    Ovasının köpüklenmiş selleri
    Yiğit olan düşmez ise dengine
    Kendisine güldürür hep elleri

    Yücesinden bakıp gördüm uzağı
    Kahpe düşman kurar m'ola tuzağı
    Seçemedim kırgız ile kaçağı
    Daha kimler tuttu acep yolları

    Çok geçmeden nice atlı sokulur
    Cümlesi de yolumuza dökülür
    Yenilirsem boyuncuğum bükülür
    Eller derer has bahçenin gülleri

    Beri gel de kral kızı beri gel
    Kollarımı kemer yapsın ince bel
    Saçların omuza dökülsün tel tel
    Koklayıp öpeyim beyaz elleri

    Dadaloğlu der ki halim yamandır
    Dağ başları yine tozdur dumandır
    Hak bilir ya bugün hodri meydandır
    Tutmak gerek geçtikleri belleri

    Şu yalan dünyaya geldim geleli
    Severim kır atı bir de güzeli
    Değip on beşime kendim bileli
    Severim kır atı bir de güzeli

    Atın beli kısa boynu uzunu
    Kuru suratlısı elma gözünü
    Kızın lik iplik süt beyazını
    Severim kır atı bir de güzeli

    Atın büyük sağrı kalkan döşlüsü
    Kalem kulaklısı çekik kaşlısı
    Güzelin de dal boylu samur saçlısı
    Severim kır atı bir de güzeli

    At koşu tutmasın çıktığı zaman
    Yalı kaval gibi yıktığı zaman
    At dört kız on beşe yettiği zaman
    Severim kır atı bir de güzeli

    Dadaloğlu hile yoktur işimde
    Yiğit olan yiğit görür düşünde
    At dördünde güzel on beş yaşında
    Severim kır atı bir de güzeli



    Kral kızı:
    Yüce Haktan bir dileğim var benim
    Yaşadıkça yarden cüda etmesin
    Yar yanında geçer olsun her günüm
    Kem rakibin bağında gül bitmesin

    Aradım da en son buldum dengimi
    Yar hasmıylan çıkıp ettim cengimi
    Sen söyle ben dolduram çöngümü
    Muhabbetlik aramızdan gitmesin

    Kara meşe üzerinde mazı var
    Aramızda nice nice tazı var
    Şah Suna’nın verilmiş bir sözü var
    Olur mu hiç ikrarın gütmesin

    Beri gel de aslan yarim beri gel
    Niceleyin sarılırız görsün el
    Zülüflerim dökem yüzüne tel tel
    Binbir buse az gelsin de yetmesin

    Dadaloğlu:
    Dostun bahçesinden yad el geçmesin
    Kurutur ha nazlı dilber kurutur
    Senin sevdan yüreğimde yağ komaz
    Eritir ha nazlı dilber eritir

    Yüksek olur Arap atın kaltağı
    Korkarım bir kötü tutar eteği
    Eşsiz kalmaz hiç yiğitin yatağı
    Geri dur da nazlı dilber geri dur

    Arap at üstünde olsa postumuz
    İkrarından dönmez yine dostumuz
    Bir gün kara toprak örter üstümüz
    Çürütür ha nazlı dilber çürütür

    Dadaloğlum der ki ben ne yapayım
    Hangi din hak ise ona tapayım
    Eğil de bir al yanaktan öpeyim
    Beri dur da nazlı dilber beri dur



    Dadaloğlu:
    Ölürüz de kömür gözlüm ölürüz
    Dost ağlasın zalim felek utansın
    Kıyamette kavuşmak var biliriz
    Dost ağlasın kahpe felek utansın

    Bir çıkmaza girdi bugün yolumuz
    Geçit vermez sağımızla solumuz
    Kalır gayri bizim burda ölümüz
    Mert ağlasın namert olan utansın

    Avşareli yaylasına göçmedik
    Aşın yeyip sularını içmedik
    Tenhalarda kendimizden geçmedik
    Can ağlasın hain felek utansın

    Dadaloğluyum yine coştu çağladı
    Ak üstüne karaları bağladı
    Fırkat odu yüreciğim dağladı
    Ben ölende Çapanoğlu utansın




    Kral kızı:
    N'olaydı da civan yarım n'olaydı
    Sen gelmeden bana ecel geleydi
    Bir çıkımlık cancağızım alaydı
    Böyle rüsva olmayaydım cihanda

    Neyledim de Hakka büyük söyledim
    Ne akılla kırkıncıyı diledim
    Cahil idim nettiğimi bilmedim
    Zalim diye çıktı adım her yanda

    Babam gelir arkasında yüz atlı
    Cümlesi de sanki kuştur kanatlı
    Sen ölürsen derdim olur bin katlı
    Yar yetimi kalırım ben meydanda

    Deli Osman gayri kına yakınsın
    Böbür böbür dört bir yana bakınsın
    Emme benden gece gündüz sakınsın
    Öldürürüm ilk fırsatı bulanda

    Kral kızı söyler sana andını
    Şimdiden yok bilsin derim kendini
    Bağlasalar parçalarım bendimi
    Yatacağım bilsem bile zindanda

    Dadaloğlu:
    Can evimden vurdu felek neyleyim
    Ben ağlarım çelik teller iniler
    Ben almadım toprak aldı koynuna
    Yarim diye bülbül diller iniler

    Doya doya mah cemalin görmedim
    Saçlarını çözüp çözüp örmedim
    Bir gececik sefasını sürmedim
    Saramadığım ince beller iniler

    Kara olur Okçular'ın yoncası
    Görülmemiş kainatta buncası
    Açılmadan kopup düştü goncası
    Bahar ağlar açan güller iniler

    Gider oldum Avşareli yoluna
    Bakamam gayri bu diyarın gülüne
    Karaları taksın Çapan koluna
    Yağız atlı ince kullar iniler

    Göremedim baharını yazını
    Çalamadım santurunu sazını
    Özge yarin nice çekem nazını
    Gözlerimden akan seller iniler

    Varayım da mezarına varayım
    Başucunda el kavuşup durayım
    Bıktın mıydın benden deyip sorayım
    Mezarına giden yollar iniler

    Yürü bire Dadaloğlu yürü git
    Dertli dertli Çukurova yolun tut
    Bunda suçun varsa Hakk'a tövbe et
    De ki gayri bizim iller iniler
     

Sayfayı Paylaş