1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kronik Yorgunluk Sendromu

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 31 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.183
    Beğenileri:
    4.778
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    375 ÇTL
    Kronik Yorgunluk Sendromu

    Özellikle eğitimli, gelir seviyesi yüksek, çalışan kesimde ve beyaz ırkta daha sık görülüyor.
    - Kronik yorgunluk sendromunu yaklaşık % 70 oranında kadınları ve özellikle 30-50 yaş grubunu etkiliyor...
    Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları ünitesinin verdiği bilgiler çerçevesinde; Kronik yorgunluk sendromu çok yaygın bir sağlık sorunu olmasa da bir çok kişiyi etkiliyor. Hastalık, henüz çok iyi tanınmayan, bu sebeple de çoğu kez tanısı konulamayan ve gözden kaçan bir problem. Bununla birlikte Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da uzun yıllardır bilinen kronik yorgunluk sendromu, son yıllarda Türkiye’de de tanınmaya başlandı.
    Kronik yorgunluk sendromu nedeni ve başlangıç tarihi tam olarak bilinmeyen ancak çok da uzun süreli olmayan bir yorgunluğun en az 6 ay veya daha uzun bir süre devam etmesiyle ortaya çıkan bir durum olarak tanımlanır. Kronik yorgunluk sendromu tanısı koymak için tıbbi hikaye, fizik muayene, ruhsal durumun ve laboratuar bulgularının değerlendirilmesi gerekir.

    HASTALIĞIN TANISI
    Kronik yorgunluk sendromu tanısı için aşağıdaki iki kriterin olması gerekmekir:
    Klinik olarak değerlendirilmiş, tanımlanamayan devamlı veya tekrarlayan yorgunluğun yeni veya bilinen bir zamanda başlaması (örneğin yaşam boyunca olmaması), devam eden bir hareketlilik sonucu olmaması, esas olarak dinlenmekle hafiflememesi ve mevcut iş, eğitim, sosyal ve özel yaşam aktivitelerinde belirgin azalmaya yol açması, kronik yorgunluk sendromunu akla getirir.
    Aynı zamanda aşağıdaki semptomlardan 4 veya daha fazlasının bulunması ve bunların ardışık 6 ay veya daha uzun süre boyunca devam etmesi ve yorgunluktan daha önce başlamaması gerekir.
    1. Kısa süreli bellekte veya konsantrasyonda önemli bozulma
    2. Boğaz ağrısı
    3. Lenf bezlerinde hassasiyet
    4. Kas ağrısı
    5. Çeşitli eklemlerde kızarıklık veya şişlik olmaksızın ağrı olması
    6. Yeni oluşan, şekil değiştiren veya ciddileşen baş ağrısı
    7. Sabah uyanınca kendine gelememe (uykulu olma halinin devam etmesi)
    8. Yapılan bir iş sonrası 24 saatten fazla sürede geçen kırıklık

    Bu esas semptomların yanı sıra karın ağrısı, alkol intoleransı, şişkinlik, göğüs ağrısı, kronik öksürük, diare, sersemlik, ağız ve göz kuruluğu, kulak ağrısı, çarpıntı, çene ağrısı, sabah katılığı, bulantı, gece terlemesi, psikolojik problemler (depresyon, sinirlilik, anksiyete, panik atak), nefes darlığı, deri duyarlılığı, karıncalanma hissi ve kilo kaybı gibi semptomların varlığı da ifade edilir.

    Kronik yorgunluk sendromunun olası nedenleri 5 başlık altında toplanır:
    1. İnfeksiyöz ajanlar (özellikle bazı virüsler suçlanmıştır)
    2. İmmunolojik nedenler (bağışıklık sistemi ile ilgili)
    3. Hormonal nedenler (hipotalamus-hipofiz-adrenal döngü ile ilgili)
    4. Nöral nedenli hipotansiyon
    5. Beslenme bozukluğu

    Stres yaşamın bir parçasıdır. Ancak kontrol edilemeyen stres başka hastalıkların yanı sıra kronik yorgunluk sendromunun da en önemli nedeni olarak görülür. Bunun yanısıra diğer nedenlerin de etken olabileceğine dair yayınlar bulunuyor ancak beslenme bozukluğunun tek başına bir neden olmayacağı fakat dengeli bir beslenmenin uygulanması gerektiği düşünülüyor.
    Kronik yorgunluk sendromu tanısını koyduracak özel bir test yok. Yorgunluk sebebi olabilecek diğer klinik durumlar dışlandıktan sonra tanı konulur. Özellikle depresyonla kronik yorgunluk sendromunun karıştırılmaması gerekir. Bununla birlikte hastalarda zamanla ruhsal bozukluklar ve özellikle depresyon oluşabilir. Ancak bu depresyonu olan herkeste kronik yorgunluk sendromu var anlamına gelmez.

    KRONİK YORGUNLUKLA BAŞETMEK

    Öncelikle stresi kontrol etmeyi bilmeliyiz. Herkesin bir stres eşiği vardır ve bu eşiği aşmamak gerekir. Düzenli hayat tarzı, hafif fiziksel egzersizler, sağlıklı beslenmek ve ideal kiloyu korumak da kronik yorgunluk sendromu ve benzeri rahatsızlıklardan korunmak için uygulanması gereken temel kurallardır. Ayrıca uyku ritmine dikkat etmek gereklir. Rahat bir uyku için yatağa girmeden önce günlük bütün stres nedenlerinizi aklınızdan uzaklaştırmak, hoşa giden konuları düşünmek veya hoşlandığınız bir filmi seyretmek, düzenli bir uykuyu sağlayabilir. Alkol ve sigarayı azaltmak da yorgunluktan kurtulmada en önemli etkenlerden birisidir.
    Mümkünse iş yoğunluğunu azaltmak, sorumlulukları paylaşmak veya kısa süreli iş ortamından uzaklaşmak faydalı olabilir. Hatta iş yerinde küçük fiziksel değişikliklerin bile faydası olabilir. Yoga ve meditasyonun da yararlı olduğu ifade ediliyor. Ayrıca mutlaka doktor kontrolünde olmak kaydıyla belirli süre için vitamin ve mineral takviyesi önerilir.
     
  2. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.254
    Beğenileri:
    5.753
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    4.885 ÇTL

    Kronik yorgunluk sendromu, en az 6 ay süren ve sebebi bilinmeyen aşırı yorgunluğa yaygın kas eklem ağrısı, uyku bozukluğu, dikkat dağınıklığı ve baş ağrısının eşlik ettiği tedavisi zor bir hastalıktır. Yorgunluk, hastanın günlük yaşam aktivitelerini ve iş performansını kısıtlamaktadır.

    Ayrıca, beceri isteyen işlerde yavaşlama, planlama, organizasyon ve problem çözme gibi yeteneklerde gerilemenin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Tüm bu özellikleri nedeniyle kronik yorgunluk sendromu, birçok ülkede iş gücü kaybına neden olan hastalıklar arasında yer almaktadır.

    Kronik yorgunluk sendromu sıklıkla 40-50 yaş arası kadınlarda görülmektedir. Tek bir nedene bağlı olmayan bu sendromun ortaya çıkmasını tetikleyicileri; bağışıklık sistemini etkileyen faktörler, nörolojik faktörler, hormon bozuklukları ve bazı enfeksiyon hastalıklarıdır" dedi.

    Kayalar, belirtilerden 4'ünün bir arada bulunmasına dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizerek şunları kaydetti:

    "Kronik yorgunluk sendromunda görülen yorgunluk fiziksel bir aktivite sonucu olmaksızın istirahat halindeyken de ortaya çıkmaktadır. Bu durum hastanın iş, eğitim, sosyal ve özel yaşam aktivitelerinde belirgin bir azalma yaratır.


    Kısa süreli hafıza ve konsantrasyon kaybı, boğaz ağrısı, lenf bezlerinde hassasiyet, kas ağrısı, yeni oluşan baş ağrısı, uyku bozukluğu ve yapılan bir iş sonrası 24 saatten fazla süren kırgınlık hissi duyulması gibi belirtilerden en az dört tanesinin bir arada bulunması kronik yorgunluk sendromuna işaret ediyor olabilir.

    Kronik ağrılı hastalarda bu belirtilere; depresif duygu durumu nedeniyle umutsuzluk, sıkıntı hali, çaresizlik duygusu, dikkat azlığı, konsantrasyon güçlüğü ve iştah-kilo kaybı gibi belirtiler de eşlik edebilmektedir."

    Kayalar, her 3 hastadan 2’sinde sürekli ve şiddetli seyrettiğini ifade ederek, "Hastalığın erken döneminde kendiliğinden iyileşme görülebilmektedir.

    Her 3 hastadan 2’sinde hastalık sürekli ve şiddetli seyreder. Bu hastalarda uzun süre yatakta kalmaya bağlı olarak kas erimesi ve postüral kan basıncı düşüklüğü görülebilmektedir. Kronik yorgunluk sendromlu hastalarda, fizik muayene sonuçları genelde normaldir. Bu sendrom diğer birçok hastalıkla benzer belirtileri gösterdiği için teşhiste kullanılan tek bir laboratuvar bulgusu yoktur.

    Hastalığın teşhisi kronik yorgunluğa sebep olan tıbbi durumlar ve psikiyatrik hastalıklar dışlandıktan sonra konulmaktadır" diye konuştu.

    Kayalar, kronik yorgunluk sendromuyla baş etmek için alınması gereken önlemleri ise şöyle açıkladı:

    "Stres azaltılmalı, uyku alışkanlığı iyileştirilmeli ve düzenli egzersiz alışkanlığı edinilmelidir. Sıcak yaz günlerinde ağır yiyecekler yerine zeytinyağlı hafif yiyecekler tercih edilmelidir. Susuz kalmanın metabolizmayı yavaşlatarak yorgunluğa yol açtığı unutulmamalı ve su tüketimi artırılmalıdır.

    Uyku ritminin düzene sokulması ve uyku kalitesinin artırılması için 'uyku hijyeni' uygulanmalıdır. Uyku öncesinde kafeinli, alkollü içeceklerden, nikotinden, aşırı yağlı yiyeceklerden ve aşırı aktiviteden kaçınılmalıdır. Her gece aynı saatte uyumak alışkanlık haline getirilmelidir. Her gün güneş ışınlarının dik gelmediği saatlerde 20 dakika boyunca güneş koruyucu olmadan güneşlenilmelidir.

    Düzenli egzersizlere kısa süreli, düşük yoğunluklu ve hafif şiddetli programlarla başlanmalıdır. Başlangıçta günde 5 dakika eklem hareket açıklığı egzersizleri ve nazik germe egzersizleri yapılmalı, hastanın kas gücü dayanıklılığı artıkça egzersizlerin süresi ve şiddeti artırılmalıdır. Alınan tüm önlemlere rağmen yorgunluğun uzun süre geçmediği durumlarda vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır."

    Kronik yorgunluk sendromunun tedavisinin kişiye özel olması gerektiğini vurgulayan Kayalar, "Tedavide amaç hastalık semptomlarını iyileştirmektir. Kişiye özel belirlenen egzersiz uygulamalarının düzenli olarak yapılmasının yanı sıra hastaya psikolojik destek vermek de çok önemlidir. Tedavide esas, hasta ve ailesi ile düzenli bir iletişim sürdürmektir.


    Bu görüşmelerle ve düşük dozlu ilaç tedavisiyle hasta yakın izleme alınmaktadır. Tedavi süresince hasta her aşamada iyileşeceği yolunda cesaretlendirilmeli ve hasta, aile ve hekim yakın işbirliği içinde olmalıdır" dedi.

    Milliyet

     

Sayfayı Paylaş