1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kronolojik Sancılar..

Konusu 'Şiir' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 1 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL





    detone bir sesin hıçkırığında çağıldıyordu ayrılık
    vakit bizi "biz" geçiyordu

    bun/öncesi bun/sonrası
    anımsamıyorum günlerden neydi
    her yaprak müntehir bir lahitti söz yaşlarıma
    ve şehlaydı yazgımın gözleri
    ne zaman bir şiirin dizlerine koysam başımı
    annem ölüyordu sonra
    kekre soluyordu babam
    gri bir toz bulutundan artakalmışlığımıza
    ölüyordu ellerimde pejmürde bez bebekler
    ağzı kusmuk kokan bir katil emiyordu dudaklarımı
    anımsamıyorum günlerden neydi
    ben/öncesi sen/sonrası
    ne fark ederdi

    -II-

    alabora olmuş bir geminin lombozunda buğulanıyordu ayrılık
    vakit bizi "(g)iz" geçiyordu

    dün/öncesi gün/sonrası
    hatırlamıyorum hangi mevsimdi
    konur bir denizin haki göğünden kopan yaprak
    toz nefi baktığım her çerçeve
    mai bir salgın hastalık
    laciverte çalan beklenmedik ölüm
    sahi gözlerin ne renkti
    (g)izler ifşa ediyordu lamekan mabedimizi
    servi gölgesinde soyunuyordu acılarım
    bulutlar öperken çocukluğumun gözlerini
    yıldızlar emziriyordu münzevi sızılarımı
    hatırlamıyorum hangi mevsimdi
    (c)an öncesi (k)an sonrası
    kim bilebilirdi

    -III-

    bir deprem sonrasının kanlı enkazında gülümsüyordu ayrılık
    vakit bizi "hep" geçiyordu

    dem/öncesi dem/sonrası
    bilmiyorum kaç hazan geçti
    toprak aromalı tenler üzerinden
    varsındı
    geçsindi
    silinsindi aşıklar kronolojisinden iki maktul beden
    söyle
    tanıklık eder miydi tarihe ölümsüz seviler;
    kavuşsaydı baki aşka ölümlü sevgililer
    oysa tenlerde kırılıyordu sayhalardan sızan bir utanç
    gurbet yüzlü bir çocuk silueti tinlerde dirilirken...
    bilmiyorum kaç bahar geçti erik ağaçlarının terkisinden
    sem/öncesi sem/sonrası
    sen radha ve krishna'ya
    bindi'den halhal'a uzanan adanmış bir şiirdin bende
    kim anlayabilirdi


    -IV-

    şarktan kopan bir zılgıt mahremiyetinde kutsanıyordu ayrılık
    vakit bizi "güz" geçiyordu

    har/öncesi kar/sonrası
    söyle izdüşümden başka neydi
    garba yollanmış şimendiferlerin coğrafyamdaki soluk esareti
    salıncak zincirine tutunmuş bir masumiyet
    savaş meydanında matara ılgınlığı
    her nefer irin kokan elleriyle dağladı gözkapaklarımı
    hamuşandım ben
    gözlerimde kabir, gözbebeklerimde murt yoldaşlığı
    bağrımda kundağa belenmiş akça bebekler
    izdüşümden başka neydi
    nazarımın menzilindeki cenaze resmi geçidi
    har/öncesi kar/sonrası
    kim görebilirdi


    -V-

    çukurova'da beyaz gelinciğin safiyaneliğinde
    gökova'da mercan avaneliğinde
    ve şehirlerarası bir otogarın izbe amiyaneliğinde
    yosma edasıyla salınıyordu ayrılık

    vakit seni "ben" geçiyordu
    bana "hiç" vardı

    durdu zaman

    kim geri alabilirdi


    a n k a r a / i k i b i n d o k u z


    Ayşe Yılmaz
     

Sayfayı Paylaş