Küçük Kalan Kız

Katılım
26 Şbt 2010
Mesajlar
35
Beğeniler
2
#1


Bir Perşembe günüydü, baba küçük kızını okula yolcu etti, eşiyle kahvaltı yaptı ve onu da işine uğurladı.. Büyük kızı da o gün evdeydi. Öğleye doğru baba, ceplerinden çıkardığı paraları sehpanın üzerine koydu ve gidiyorum ben, dedi kızına… Kız için babasının nereye gittiği pek de önemli değildi, değil mi ki babası nereye gitse elbet dönecekti, neden soracaktı ki.. Arkadaşına mı gideceksin, diye sordu o da dedi, evet, gidiyorum…

Gitmişti baba, o gün akşam oldu, o gün gün karardı, saatler geçtikçe merak arttı, küçük kız geldi, her şey normaldi, anne geldi, baba hala nerdeydi, neden hala dönmüyordu.. Eller telefona yapıştı, babanın arkadaşları, önce uzak, sonra uzak akrabalar aranmaya başladı, acaba bir yerde kalmaya mı gitmişti; ama baba hiç böyle yapmazdı ki… Gece çöktü eve, kızlar üzgün üzgün yataklarına girdi, uyudu; ama anne dayanamıyordu, ters giden bir şeyler vardı, ah nerdeydi baba, nerdeydi, neden dönmüyordu hala… Sabah oldu, anne uyku görmedi.. Küçük kız uyandı, sordu anne, babam?.. Anneden ses çıkmadı, ah…

Küçük kız okula gitti, lise hazırlık sınıfındaydı o sene, babası aklına arada geliyordu o gün; ama yine o mutlu, espirili hali devam ediyordu, arkadaşlarıyla eğlenmeye koyuldu.. Son ders ingilizce hocaları 5 dk serbest bırakmıştı onları ki sınıfın kapısında müdür yardımcısı göründü, hocayı çağırdı, hocaya bir şey söyledi, hoca üzüldü, kızı çağırdı, hazırlanabilirsin dedi, kız hazırlandı ve sınıftan çıktı.. Müdür yardımcısı müdür beyin yanına götürdü onu, müdür bey çok ciddi ve üzgün görünüyordu.. Karşısına oturdu kız, kıza:

Bak kızım, diyordu müdür elinde bir tv kumandası ile, ben bunu yere atsam ve parça parça olsa, onu eski haline getirebilir miyim..?

Kız dinliyordu, titriyordu, müdür:

Kızım sana kötü bir haberim var.. dedi.

Kız, meraklandı, ne olmuştu ki.. Acaba bacağındaki hastalık nedeniyle eğitiminde bir aksaklık felan mı olacaktı, ama yok bu çok saçmaydı, ya neydi bu kötü haber, evet ya.. Babası eve gelmemişti… Ya ona bir şey olmuşsa, hayır… Buna nasıl dayanırdı.. Ağlamaya başladı kız, titriyordu:

Babama mı bir şey oldu? diyebildi sonunda.

Müdür üzgündü, evet kızım dedi, babanı kaybettik, trafik kazası… dedi..

Kız inanamıyordu, ya nasıl olurdu, babası ölmüş müydü şimdi…

Müdür bey uzun uzun anlattı ona, sabredeceksin dedi, ailene sen destek olacaksın dedi…

Kız ağlıyordu, tamam diyordu, inşallah, diyordu.. Odadan çıkacakken kız, müdür dedi ki baban intihar etmiş.. Kız ağlıyor ve soruyordu nasıl, nasıl, nasıl….

Çıktı kız odadan kolu kanadı kırık çıktı, babasının başının ağrıdığı bir gün gelip de onu okuldan aldığı o günü hatırladı, şimdi ise komşusuyla babasının bir arkadaşı gelmişti onu evlerine götürmeye.. “Babasız” evlerine götüreceklerdi yetim kalan kızı…

Kız evlerine gittiğinde kapının önünü kalabalık gördü, herkes eve doluşmuştu, dayısı yüzüne bakamadı yeğeninin.. Evde feryat figan ağlaşanlar vardı.. Anne nasıl da sarsıla sarsıla ağlıyordu, kızını öptü, kız içeri gitti okul kıyafetlerinden sıyrıldı, anne ne diyordu sahi.. Anlayamıyordu kız, babası ölü müydü şimdi, nerde nasıl ölmüştü.. Hiçbir şey bilmiyordu.. Anne kapıyı açmasaydım, sıkı sıkı kapatmıştı açamayalım diye… gibi bir şeyler söylüyordu ya ne olmuştu, soramıyordu bir türlü, gelirken kömürlüklerinin kapısının açık olduğunu fark etmişti, o aklına geldi.. Annesi o sabah çamaşır asarken oraya bakmak aklına gelmiş, kilidi olmayan o kapının açılmadığını fark edince içine bir kor düşmüştü, kapıyı zorlayıp açtığında …..Yakında oturan bir akrabalarına haber vermiş o da polisle gelmiş.. İşte gidiş o gidiş, gitmiş baba… Cebinden bir not çıkmış, içinde:

Ben bu gemiyi yürütemedim, …. çocuklara iyi bak… yazıyormuş, o halini bazı tanıdıklar anlatmışlar kızların yanında.. Kızlar çok üzülmüş babalarının o haline, ölüsünü bile görememişler canlarının, cenaze arabası gelmiş, küçük kız çökmüş, arabaya bakamamış, babası nereye gidiyormuş.. Ya neden tek gidiyormuş.. Ah.. Ah..

Beni bırakma diyememiş kız, ya sen büyürsen ben kimi severim, diyen babasına:

Beni kim sevecek artık baba, diyememiş..

Ağlamış, ağlamış, ağlamış…

Hayat ne zormuş, ya bu dünya, ne kadar boşmuş, ne kadar yalanmış..

Kız ağlamış, günlerce gecelerce ağlamış, yalvarmış Rabbine,

Yakarmış, canından can giden kız, yetim kalan kız, yalvarmış…

Ve anlamış..

Hayat zormuş, bu dünya boşmuş, yalanmış..



Küçük kalan kız..

Alintidir.
 

İLkİm*

MaviKuş ~
Özel üye
Katılım
22 Ksm 2009
Mesajlar
5,176
Beğeniler
168
#2
çok duygu yüklü ve güzel .. gerçekten hüzünlendim hatta artık gözlerim bile dolmuştu diyebilirim..
 
Katılım
12 Şbt 2010
Mesajlar
445
Beğeniler
9
#5
Okurken insanın gözlerinin buğulanmaması mümkünmü helede az dertliyse göz pinarlar boşalır habersizce
Hocam etkileyici eklemeydi bende ilk okuyorum :(
 

Benzer konular

Top