1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Küçük Kömürcü ve Hayvanları

Konusu 'Çocuk Masalları' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 28 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.175
    Beğenileri:
    4.759
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    334 ÇTL
    KÜÇÜK KÖMÜRCÜ VE HAYVANLARI

    Bir zamanlar bir küçük kömürcü varmış. Görevi köydeki kadınların yemek pişirmesi için kömür yapmakmış. Çünkü o yerlerde öyle gaz maz bulunmazmış.

    Onu bir an yalnız bırakmayan köpeği ile yaptığı kömürü taşıyan eşeciği yanında, her allahın günü dağa gidermiş.

    Kömür yapmak için birçok yeşil dal keser, tepe tepe yığar, kurutur, yanacak duruma getirirmiş.

    Her sekiz günde bir köye yeterince kömür taşır, yükünü satar, iyi para kazanırmış. Kömürü evlere tek tek dağıtırmış. Evlerdeki hanımların çoğu yemeği ya kömürle ya da kuru odunla pişirirmiş.

    Günler böyle geçip gidiyorken yağmur mevsimi gelmiş. Yağmur yağınca yollar çamur olur, eşeciğin yürümesi güçleşirmiş. Hele yokuşları tırmanırken çok sıkıntı çekermiş.

    Derken bir gün gelmiş, yolun kötülüğünden eşecik bir tek adım atamaz olmuş. Kömürcü onu saplandığı bataktan çıkarmak için sopayla vurmaktan başka çare bulamamış.

    Bu durum her gün böyle yineleniyormuş: Eşecik çamura bakıyor, sahibi de umarsız kalıp, bacağına kafasına her yerine vuruyormuş sopayı.

    Arada bir, hayvancağız çamurdan çıkmak için var gücüyle çabalarken, nereden geldiği belli olmayan bir ses işitiyormuş efendisi:

    “Bu hayvana böyle vurma, gün gelir şaşa kalırsın.”

    Ama kömürcü yine de çamurdan çıkana dek vurup dururmuş eşeğine.

    Derken gene böyle bir gün hayvan çamura batmış çıkamıyormuş. Yükü çok ağırmış.

    Sahibiyse vuruyor da vuruyormuş sopayı. Birden eşek dile gelip kalın bir sesle demiş ki:

    “Sahibim, n’olur bana vurma artık!”

    Bunu işiten kömürcü ok gibi fırlayıp ta tepeye dek seyirtmiş köpeğiyle birlikte.

    “Aman Allah” diye inlemiş, “Ömrümde duymamıştım eşeğin konuştuğunu.”

    Köpecik de ince sesiyle yanıtlamış:

    “Ben de duymamıştım.”

    Adam bunu işiter işitmez… pırrr.. soluğu evde almış. Yüzü kıpkırmızı ateş gibi yanıyormuş.

    “Ne var, ne oluyor” demiş karısı.

    Küçük kömürcü bin güçlükle olanları anlatmış.

    Karısı sezinlemiş işin aslını, eşeciğin yaralarını görmeye gitmiş hemen. Hayvanlarımıza iyilikle davranmamış gerekir. Onları hiçbir zaman dövmemeliyiz, onlara iyi yiyecekler vermeliyiz, hep güçlü, sağlıklı olsunlar diye.

    Kömürcü böylece yanlışını anlamış. Bir daha eşeğini hiç dövmemiş, ona kötü davranmamış. Ama bir soru hâlâ kafasında döner dururmuş: “Önceden işitip de aldırmadığım o ses, acaba kimin sesiydi?”
     

Sayfayı Paylaş