1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kümbetler

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 9 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Kümbetler Hakkında

    [​IMG]
    Kümbetler, Selçuklular zamanında yapılan kendine özgü yapısı olan anıt mezarlardır. Müslümanların ölülerini gömdükleri binalara kümbet veya türbe denilmektedir. Kümbet daha ziyade kubbe ile değil de yuvarlak veya çokgen tabanlı ve tepesi sivri külah biçimindeki örtülü olan mezar anıtlarıdır. Kümbet mimari bir eserdir.
    En çok bulunduğu şehirler Kayseri, Erzurum ve Konya’dır.
    Kümbet Nedir?
    1. Kubbe.
    2. Koni, piramit biçiminde damı olan, yuvarlak veya köşeli yapı.
    Selçuklu mimarisinde cami ve medreselerin yanı sıra türbelerinde önemli bir yeri vardır. Bu yapıların dört duvarlı ve üzeri kubbeyle örtülü olanlarına türbe, silindir ya da çokgen biçimli olan üzeri koni biçiminde çatıyla örtülü olanlarına kümbet denir.
    [​IMG]
    Kümbet tipi yapılar: Amasya Hilafet Gazi, Kayseri’de Sivas yolu üzerinde Çifte Kümbet ve Huand Hatun Türbesi, Kayseri’de Döner Kümbet, Kırşehir Melikgazi Türbesi Anadolu Selçuklu dönemi türbelerine örnektir.
    Anadolu Selçukluları tarafından yapılan kümbetler Büyük Selçuklu mimarisinin bir uzantısı olarak kabul edilmektedir. Çok mütevazi ölçüde yapılmakla beraber mimarî bakımdan inanılmaz bir zenginliğe sahiptir. XII. yüzyılda inşa edilen ilk kümbetler önceleri sadece tuğladan daha sonra ise taştan yapılmaya başlanmıştır. Şekil olarak sekiz, on, oniki köşeli veya silindirik gövde üzerine piramit yahut külahlı kümbetler başta olmak üzere dilimli gövdeli kümbetler, kare planlı ve kubbeli, ya da dikdörtgen plan üzerine tonozlu türbeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dıştan bakıldığında bir kule şeklinde görünen kümbet genelde iki katlıdır. Birinci kata birkaç merdivenle çıkılır.
    [​IMG]
    Burada sanduka mezar bulunur. Asıl mezar ise alt katta yani toprak seviyesinin altında mumyalık denilen bölümdedir. Üst katta bulunan sanduka sembolik bir mezar şeklindedir. Burası daha çok bir ziyaretgâh veya mescit şeklinde düşünülebilir.
    [​IMG]
    Kümbetler çoğu zaman bağımsız bir mimarî eser olmakla beraber bazen de cami ve medreselere bağlı olarak inşa edilmiştir. Erzurum’da Yakutiye Medresesi’ne bağlı olarak inşa edilen kümbet (1310) taş isçiliğinin en güzel örneklerindendir. XII. yüzyılda yapılan Selçuklu kümbetlerinden sadece II. Kılıç Arslan kümbeti zamanımıza kadar kalmıştır. Kayseri’deki Çifte Medrese kümbeti (1206) en eski Anadolu Selçuklu eserlerinden biridir. I. İzzeddin Keykavus’un 1217 tarihinde Sivas’ta yaptırdığı Dâru’s-şifa’nın sağında bulunan türbenin üzerinde tuğla kubbenin örttüğü mekân üstünde dıştan on kenarlı bir kümbet yükselmektedir. Bu Anadolu Selçuklu tuğla, çini ve mozaik süslemelerin ilk abidevi eseri olup çini mozaik sanatının daha sonra ulaşacağı parlak gelişmenin ilk işaretleri olarak kabul edilebilir.
    [​IMG]Isparta Atabey’de Medreseye bağlı olarak yapılan Ertokuş Kümbeti (1223) sekizgen gövde üzerine içten kubbe, dıştan piramit külahla örtülü bir yapıdır. I. Alaeddin Keykubâd’in emirlerinden Ali Tusî’nin sağlığında Tokat’ta yaptırdığı türbe (1234)’de dıştan sekizgen bir kümbet biçiminde yükselmektedir. Kayseri’deki II. Giyaseddin Keyhüsrev’in annesi Mahperi Huand Hatun türbesi (1238) camiin medreseye bitişen köşesine sonradan eklenmiştir. Kayseri’deki Çifte Kümbet ise Alâeddin Keykubâd’ın hanımı Melike Adiliye için 1247′de yaptırılmıştır. Amasya’da Torumtay’ın 1266′da yaptırdığı Gök Medrese Camiine bitişik kümbet kesme 70 tastan kare şeklinde bir alt yapı üzerine tuğladan sekizgen bir gövde ve kıvrımlı bir piramit içindedir. Muzafferüddin Bürûcirdî’nin türbesi Sivas Bürûciyye Medresesi içerisindedir. Amasya’daki Torumtay türbesi (1278) diğerlerinden farklı bir özellik arz eder.
    Selçuk Türkleri, İslâm’dan evvel mumyalama tekniğine vâkıftılar. Mumyalar, mezar odasında doğu yönüne bakardı. Ölünün ‘kıble’ yönüne vaz edilmesi ve toprağa gömülmesi İslâmiyet’in kabulünden sonra başlamıştır. Buna karşın, İslâmiyet’in kabulünden sonra da Selçuk kümbetleri iki katlı olarak yapılmış, ölünün gömüldüğü alt kata ‘mumyalık’ denmeye devam edilmiştir. Mumyalık’a dışarıdan merdivenle inilir. Yine dışarıdan merdivenle çıkılan üst kat mescit olarak kullanılır. Birçoğunda mihrap da bulunur. Ana kitle, çokgen prizma veya silindir formundadır. Kubbe, iç mekânda küresel olabilmekte, ancak dış görünümü itibariyle çokgen piramit veya konik külâh şeklinde yapılmaktadır. Bazı sanat tarihçilerimiz, bu formun Orta Asya çadırlarından geldiğini, bazıları da ‘Budist strupaları’ndan geldiğini iddia ediyorlar. İran mimarlık üslûbu ürünü olan Bağdat’taki Zübeyde Hanım, Merv’deki Sultan Sencer türbelerinde sekizgen prizma kitle üzerinde sekizgen piramit kubbe bulunduğundan bahsetmiştim. Bu form Selçuklu kümbetlerinde de devam etmekle beraber koni veya piramit yükseklikleri kısalmakta, bu da Ermeni kiliselerinde kullanılan konik veya piramidal örtü formlarını çağrıştırmaktadır. Mimarlığın çevredeki eserlerden etkilenmiş olması çok doğaldır. Önemli olan aynen kopya etmek değil, esere yeni bir yorum getirebilmektir ki Selçuklu mimarlığı bunu başarmıştır.
    [​IMG]
    Kümbetlerin kubbe altındaki ana kitlelerinin çokgen prizma veya silindir formunda olabilmelerine karşın kare prizma formuna rastlanmıyor. Çokgen kitleli yapılar, 8’gen, 10’gen, 12’gen veya daire planlı olabiliyor.
    8’gen planlı kümbetler: Kırşehir Melik Gazi (1116), Divriği Sitte Melik (1166), Divriği Emir Kamerüddin (1196), Tokat-Niksar Kırk Kızlar (1220), Kayseri Huand Hatun (1238) (Alâeddin Keykubat’ın kızı), Konya Taç Veziri (1239), Niğde Hüdavend Hatun (1312) (1331’de gömüldü) kümbetleri.
    10’gen planlı kümbetler: Konya II. Kılıçaslan (1220) kümbeti (Alâeddin Camii haziresinde).
    12’gen planlı kümbetler: Sivas Keykâvus (1220) (Şifaiye Medresesi güneyinde), Erzurum Hundi Hatun (1253) (Çifte Minareli Medrese kenarında), Kayseri Döner (XIV. Yüzyıl ortası), Konya Döner (XIV. Yüzyıl ortası) kümbetleri.
    Daire planlı kümbetler: Ahlat Usta Şakird (1273), Ahlat Hasan Padişah (1275), Ahlat Buğatay Aka (1281), Kayseri Sırçalı (XIV. Yüzyıl ortası), Ahlat Ulu (XIV. Yüzyıl ortası) kümbetleri. (Daire planlı kümbetlerin Moğol istilâsı (1243) sonrasında uygulanmaya başladığını belirtelim.)
    Bu tip kümbetlerin dışında az da olsa, orijinal Türk üslubu olan ‘Eyvanlı’ kümbetler de vardır. Konya Gümeç Hatun, Tercan Mama Hatun kümbetleri bu tipe girer. Bunun dışında Konya’da ve Akşehir-Reis kasabasında birer kümbet, günümüze kadar gelebilmiştir.
    Bu kümbetlerde yatan bazı isimlerin ‘Hatun’, kadın olduğuna her halde dikkat etmişsinizdir. Kırk Kızlar, Huand Hatun, Hüdavend Hatun, Hundi Hatun, Gümeç Hatun, Mama Hatun, sadece benim belirtebildiğim isimler. Bunların dışında daha birçok ‘Hatun’ kümbeti bulunduğunu zannediyorum. İşte Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen Türk törelerinden biri de kadına verilen değerdir. Bu töre, Osmanlı İmparatorluğu’nda da devam eder.


    Kaynak
    Yılmaz Ergüvenç

    ALINTI: gerceklerimiz.com
     

Sayfayı Paylaş